Hoşgeldin sonbahar

“Hoş geldin sonbahar, geçmişin korkularından ve eskilerden kurtulmanın, yenilere yer açmanın mevsimi...” (Paulo Coelho)

Haberin Devamı

Sonbahar hep hüzün mevsimi olarak tasvir edilmesine rağmen, Coelho’nun dediği gibi ‘geçmiş korkulardan arınmanın, değişimin, yenilenmenin de ilk mevsimi.’ Yaprakların döküldüğü mevsim olarak görünse de, esas sebebini Necip Fazıl, “Yaprak sıkılmıştı ağaçtan, bahaneydi sonbahar” deyişiyle sonbaharı da, yaprağı da incitmeden şairane tarif ediyor. Sonbahar, her yaprağın çiçeğe dönüştüğü bir mevsimdir aslında, görebilene... Aşkın, sonbaharın serin havalarında kendi sıcaklığını iyice belirginleştirdiği, kalpleri ısıtan renklerinin asalet, sadelik ve zarafeti ortaya çıkardığı en güzel mevsim. Sonbahar, yenilenmek için, kendinizi yeniden sevmek için, sevilmek ve duyguların en zarifi, en asili, ‘aşk’ için en uygun mevsim. Kime veya neye oluyorsanız olun ama olabiliyorsanız sonbaharda mutlaka aşık olun!

Hoşgeldin sonbahar

‘KAKULE’ ARTİZAN FIRIN

Sıra dışı bir mekân ‘Kakule Fırın’. Sıra dışı dememin sebebini Büklüm Sokak’taki yerine gittiğinizde yakından göreceksiniz. Tadacağınız ürünlerin lezzeti sizi heyecanlandırdığında sıra dışılığın anlamını da yeniden keşfedeceksiniz. İlk gittiğimde benim ezberim bozuldu mesela. Genelde rastladığım hepsi birbirinin kopyası kafe ve fırın ismiyle açılmış mekânlardan sonra, ‘Kakule Fırın’ın verdiği duygu bambaşkaydı. Girdiğiniz bembeyaz mekândaki diğer renkler içinizi ferahlatırken, tezgâhtaki ürünlerin estetiği zarafet, kokusu da doğallığı çağrıştırıyordu. Paris’in, belki de dünyanın en iyileri, Café de Flore ya da Les Deux Magots değildi bana bu duyguları veren. Ankara’nın gelecekteki sembolü olmaya aday ‘Kakule Fırın’ ve kurucuları sevgili Esra ve Atalay’ın ‘aşk’ tadındaki tutkularıydı. Her şey olması gerektiği gibi yapılmıştı. Göz boyama, aromatik dokunuşlar yoktu, doğallığın ve aşkın vitrine yansımasını hemen fark ediyorsunuz. Esra ve Atalay’ın birbirlerine ve yaptıkları işe karşı besledikleri sevgiyi ifade ediş yönteminin dışa vurumu olmuş ‘Kakule Fırın’. Sevgili Şef Hûma’nın aşkını da unutmamak gerek, pişirdiği her tatlının, tuzlunun içine baharat olarak mutlaka koymuş, tadacaksınız. Hazır sonbahar gelmişken, ‘Kakule Fırın’a gidin, aşk da olsun! Fransızların dediği gibi “état amoureux”, zihnin mutluluktan uçma ve aşırı duyarlılık duygusuna yol açan özel bir halini yaşayacaksınız.

Hoşgeldin sonbahar

AH MUALLA...

Birlik Mahallesi’ndeki Pone Tatlı’nın meşhur kavanoz tatlısı ‘Mualla’ bana hep Orhan Veli’nin dedikodu şiirindeki “Ya o Mualla’yı sandala atıp, ruhunda hicranını söyletme hikâyesi...” dizesini anımsatsa da, sevgili Banu Nakas, ‘Mualla’ tatlısının içindeki damla sakızından esinlenerek, “Herkes sakız çiğner ama kimse Mualla gibi patlatamaz” anonim deyimini daha uygun bulmuş. Bence mahsuru yok! İki durumda da ‘Mualla’ varsa, vişne sosu da var, Banu hanımın kendi elleriyle havanda dövdüğü damla sakızı da var. Muhtemelen ‘Mualla’yla yaşayacağınız yeni aşk da olacaktır. İyisi mi siz Banu hanıma uğrayın, hem yeni hazırlamaya başladığı nefis mozzarellalı sandviçlerinin tadına bakın hem de ‘Mualla’yı sandala mı atarsınız yoksa sakız gibi patlatır mısınız, ya da Orhan Veli gibi “Geç bunları anam babam geç bir kalemde, bilirim ben yaptığımı” diyecekseniz de, yedikten sonra karar verin.

Hoşgeldin sonbahar

İNCEK ‘LINE COFFEE SHOP’

Ankara’nın yeni göz bebeği olma yolunda ilerleyen İncek, gittikçe güzelleşirken, bana göre o bölgede büyük eksikliği hissedilen iyi kahve içilebilecek düzgün bir mekânın olmaması güzelliğini gölgeliyordu. İncek Bulvar Loft’da açılan ‘Line Cafe’de bilgisayar mühendisi barista Batuhan’ın ‘kalita’ ile demlediği ‘Ruanda shanga’yı içerken, şehirde rastlamadığım bir keyfe de rastladığımı fark ettim. İncek’teki iyi kahve eksiğini gideren tecrübeli kahveci Semih Özer ve iç mimar eşinin birlikte çalıştıkları yeni nesil kahve dükkânın tezgâhında en kaliteli ürünleri görmek beni ayrıca etkiledi. Tatlılarını ve çizgilerini çok beğendiğim ‘İnput ve Pone’nin, ‘Line Cafe’nin vitrininde olması benim için kalitenin de simgesiydi, hoşuma gitti. Kullandığı kahve kalitesini anlatmama gerek yok, tecrübeli kahveci unvanına sahip sevgili Semih bu anlamda çok titiz. ‘Afagato’ (dondurmalı espresso) nefisti, mutlaka denemelisiniz. Sonbaharda İncek güzel olur, aşk da varsa meşk de olur, uğrarsanız hoş olur.

Yazarın Tüm Yazıları