Paylaş
Düşler ülkesinde yaşar mısınız? Aslında herkes, kendi serveti ve imkânı ölçüsünde bir düşler ülkesinde yaşamıyor mu? Peki, bir adım daha ileri gidip hayalin de ötesinde bir dünyaya uzansak... “Biz tatile bile gidemiyoruz, sen hayal ötesi dünya diyorsun... Ağam bizle eğlenir!” diyeceksiniz belki. Ama hayır, eğlenmiyorum. Şaka da değil... Gerçekten, öyle bir dünya olsa yaşamak istemez miyiz? Tasavvur edemediğimiz bir resim gelse göz perdemizin ardında beklese bizi mesela... Gözlerimizi açtığımızda gördüğümüz güzelliği tarif edecek söz, mukayese edecek bir dünya bulamasak... Kokladığımız kokunun içimize doldurduğu huzurun da ötesindeki bu duyuyu ve kaynağını bilemesek... Zihnimize işleyen bu şahanelikten ezberimiz bozulsa ve hatta nefesimiz kesilse... Olabilir mi, gözünüzde canlandırabildiniz mi? Ürkütücü mü geldi yoksa... Korkmayın... Fiziki olarak dünya değiştirmekten söz etmiyorum...Gözümüzü yumduğumuzda ayağımız yerden kesilmeden farklı bir boyuta ulaşsak... “Haydaa... İyice saçmaladın” demeden önce biraz düşünün lütfen. Peki, “nasıl olacak” sorusunun cevabı kolay... Bu durum tamamen size ve zenginliğinize bağlı dersem... Ne anlarsınız? “Ne kaa ekmek o kaa köfte mi yani?” klişesini düşünmeden yapıştırdınız. Ama evet... Aynen o dediğinizden... Nasıl yani cebimizdeki para oranında mı boyutlar arası seyahat ediyoruz... Aslında cebinizdeki para değil, zihninizdeki resimler, duygu çeşitliliği sizin asıl servetiniz... Müzik dinleyin, kitap okuyun, çiçekleri koklayın, sanatı takip edin... Velhasıl, “Hayatı süsleyin!”, boyutunuz değişecektir.
YEMEĞİN YANINDA EDEBİYAT TATTINIZ MI?

TAM tersi de olabilir... Edebiyatın yanında yemek tattınız mı? İkisinin de mutfağı var çünkü... İkisinde de yutkunurken damağa verdiği lezzet, yüreğe değiyor. Cümleyi kurarken veya yemeği kurgularken ikisinin de hayalini kuruyoruz... Edebiyat; kurulan içeriğin ruhuna yansıyan yazıdan, yemekse içine konan malzemenin uyumundan kokusunu veriyor. 7 Eylül Pazar günü saat 16.00’da Adnan Özer’le birlikte Kayseri’deyiz. Hem edebiyat hem Kayseri’nin düğün ve yas yemeklerinin tadımını yapacağız. Bekleriz.
BİR ANKARA KLASİĞİ ‘ADANA SOFRASI’

GEREK kebaplarının lezzet ve kalitesi gerekse de hizmeti açısından Ankara’nın klasiği sayılan değerli siyasetçi Halit Dağlı ağabeyin 1984 yılında Necatibey Caddesi’nde kurduğu Adana Sofrası, 41 yılını devirdi. Hem Halit ağabeye hem de Adana Sofrası’na 41 kere maşallah diyelim. Geçenlerde Güven Baykan’la bendenizin de katıldığı ve artık klasikleşen “Faruk Pehlivanlı Vaatleri” toplantısı için Adana Sofrası’nı tercih ettik. Faruk ağabeyin “Doğanbey’in ağasıyım sizi orada ağırlarım” sözü havadayken bu sefer de bizi Abant’ta ağırlama vaadinde bulunarak “Bolu Beyliği”ne soyundu... Masanın hesabını ödeyeceği için inanır gibi yaptık tabi. Allah’tan Adana Sofrası’ndaydık ve boş vaatlere karnımız toktu... Havasına da girmedik... Şahane Gavurdağı salatası, patlıcan söğürme ile çiğ köftesinden aldığımız Adana Toroslar’ın havası bize fazlasıyla yetti. Coğrafi işaretli Adana kebabı ile yanında çöp şiş ve kaburganın sadeliğinin ihtişamını ben anlatmayayım siz Hilal Mahallesi’ndeki Adana Sofrası’na gidip içten yaşayın. Finalde boş vaatlere değil de coğrafi işaretli Hatay künefesine gömülmenizi öneririm.
YENİ NESLE ‘KUMPİR’ SEVDİREN KADIN 'FİLİZ IŞIK'

90’lı yılların başında Yugoslav göçmenlerle birlikte ülkemize giren “kumpir”in ismi de haliyle Balkanlar’da büyük patates manasındaki “krumpir”den türemiş. 2000’li yıllarla birlikte popülaritesini burger ve pizzaya kaptıran kumpiri yapanlar tadını da kaçırınca uzun bir süre için gönüllerden de uzaklaştı. Taa ki Ankara Atakule’deki ilk kumpircilerle birlikte işe başlayan; çekirdekten yetişme 30 yıllık kumpir ustası Filiz Işık, eşi Seyit Işık’la birlikte kolları yeniden sıvayana dek sürdü ayrılık. Yukarı Bahçelievler 70. Sokak’taki “Filiz Kumpir”in dükkânına girdiğim anda aldığım kumpir kokusu adeta 90’lardan kalma hislerimi uyandırdı... Oh bee dedim içimden... Evime gelmiş gibiydim. Sevgili Filiz’in kumpiri hazırlarken patatese bakışları; ilk aşkın ilk heyecanını yansıtıyordu. Rus salatasından, soslara, İtalyan salatasına kadar her şey, işine aşık bu kadının elinden çıkıyor. Ünü ülke sınırlarını aşmış olması beni şaşırtmadı. Çok zengin bir kumpir menüsü var ve hepsini Filiz yaratıyor... Kavurmalı kumpir denedim... Tadı halen damağımda..
Paylaş