Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Hayal’in gücü

“Belki de hayatımızdaki bütün ejderhalar, bir gün güzel bir şeye dönüşmeyi bekliyordur.” (Rainer Maria Rilke)

Haberin Devamı

Ben hiç ejderha görmedim... Kanlı, canlı, yarasa kanatlı, dikenli kuyruklu, derisi pullu... Ağzından ateş saçarak uçan; devasa kertenkelelerden dönüşen, canavarlaşmış destansı ejderhalar. Hemen cevabı yapıştırdınız... Biz de canlı görmedik ama biliyoruz herhalde. Evet, evet bayağı bildiğiniz ejderha işte. Bizim ejderha yani... Türkçe’de Yelbeğen veya Celbeğen deniyor. Türk-Altay mitolojisinde 7 başlı dev diye anılıyor. Hah o işte. Bizimkisi en çok bilinen Balerion ejderhanın emmoğlu sayılır. Elbette biliyorsunuz hem de farklı cinslerini bile sayacağınıza eminim. Gerçekte görmüş gibisiniz yani. Ve hatta gibisi az bile, birebir komşuluk etmiş birlikte sabah kahvesine gitmişliğiniz, mahalle dedikodusu yapmışlığınız da olmuştur. Kahvenizi yudumlarken izlediğiniz Game of Thrones dizisinde ejderhaların annesi Daenerys Targaryen’den hatırladınız. Ahh tabii yaaa unutur muyum hiç... Ejderhanı nasıl eğitirsin filminde de görmüş olabilirsiniz... Kuyruklusu, kuyruksuzu, boynuzlusu, binek olanı, olmayanı... Hayal gücünüzü kullanıp şekilden şekle bile soktunuz kimbilir. Kiminiz gerçeğinden bile daha iyisini yapmaya gönüllüdür mutlaka. Yeni teknolojiye uyumlu olanlardan... Uzaktan kumandalısı, kışın bedavadan ısınmak için dönüşümlü model, uzun süreli seyahat için birebir olanı, karbon ayak izi bırakmayan organik cinsi. Ne heyecan verici değil mi? Ama bana sorarsanız, aslen Türk olan yedi başlı Yelbeğen ejderhası hepsini üter. Ne de olsa yedi tane başı var. Nasıl yaratıcılık ama? Bir kertenkeleyi canavara dönüştüren hayal gücü, sizi nelere dönüştürmez ki?

CUMHURİYET’İN LOKANTASI ‘GÖKSU’

Haberin Devamı

Hayal’in gücü

ŞEFİKA Onur Batmaca’nın kaleme aldığı, “Bir Geleneğin Son Temsilcisi” kitabında Göksu Lokantası şöyle tarif edilmiş: “Burada müşteri değil konuk vardır. Garson değil, zamanla şekillenmiş bir servis terbiyesi, yemek değil, mutfakta yoğrulmuş bir kültür aktarımı sunulur.” Anlayacağınız, bir gelenektir “Göksu Lokantası...” Bir Ankara geleneği... Ankaralı tutkusu... Kent hafızası. Hem yemeğe, hem yiyene, hem pişirene ve elbette üreticinin de emeğine saygının mekânı. Ulus Taşhan’da Rus asıllı Juri Georges Karpovitch (Karpiç Baba) tarafından açılarak Ankara’ya yeme içme ve restoran adabını yerleştiren Karpiç Lokantası ile devamında Vaşington Restoran’ın da hafızası oldu Göksu. Kapıdan içeri girdiğiniz anda geleneksel Ankara zarafetini hissediyorsunuz. Ne şatafat, ne nostalji kokar... Her şey sükûnet içinde bir dönemi yaşatmak üzerinedir (Kitaptan alıntı)... Zaten lezzet dediğimiz ruhu rayiha, tüm bunların tamamının armonisi ile elde edilmiyor mu? Sevgi ile saygı yüreğin gerçek niyeti olduğunda aşk kaçınılmaz olur.

Haberin Devamı

AŞK’IN GERÇEK LEZZETİ

Hayal’in gücü
Hayal’in gücü

Geleneksel bir sanattır yemek. Klasik yani... Çağdaş sanat değildir. Olmamalıdır da zaten. Şimdilerde ayaküstü, hızlandırılmış, dondurulmuş az emekli bol soslu yiyeceklerin çoğu güya çağdaş sayılıyor. Yemeği yiyor muyuz, gömüyor muyuz anlaşılmıyor artık. Göksu’da yemek yemeye gelen şık gençleri görünce umutlandım. Ellerinde telefon yoktu... Çatal, bıçakla yemeğin gerçek tadını duyumsamış bir mutluluk ifadesi gördüm. Aynı ifade bizde de vardı... Tekmilli Fava Ege’dekilerden kat kat iyiydi. İşkembe Kavurmayı bir kez tadarsanız asla bırakmayacaksınız. Patlıcan söğürme üzeri dövme kuzu şiş ile yıllardır yemediğim için rüyalarıma giren tırnak pide, salata, kuzu şiş birlikteliğine tereyağı dokunuşlu Halep İşi efsaneydi. Hatırladığımdan daha iyiydi. Finaldeki çikolatalı sufle beni benden aldı. Daha lezizi yok... Şıkır şıkır değil, şık giyinerek gidin. Kendinize geleceksiniz.

FIRÇANIN TANIKLIĞINDA MEMLEKET BELLEĞİ ‘GÜVEN BAYKAN’

Haberin Devamı

Hayal’in gücü

GÖKSU’daki yemekte kendimizden geçmişken, bir de Güven Baykan’ın yeni kitabını kutlayarak keyfimizi katladık. Cumhuriyet’in erken döneminde kültür-sanat temelini sağlamlaştırmak ve Anadolu taşrasını hareketlendirmek amacıyla “Yurt Gezileri, Yurt Resimleri” isminde devlet tarafından bir proje hazırlanmış. 1938-1943 yılları arasında her yıl 10 sanatçı tespit edilen bölgelerde resim yaparak “Karanlığa karşı aydınlık” görevini üstlenmişler. Sevgili Güven Baykan da bu projeyi bu güne taşıyarak hem ressamları hem resimleri ve emeği geçenleri biz okurlara anlatarak bence şahane bir iş yapmış. Sanat ve kültürün bir toplumun omurgasını oluşturduğunun bir kanıtı olarak okunmalı. Masada kimler mi vardı... Ben, Güven Baykan... Güya bizi Doğanbey’e götürecekti ya... Faruk ağayı hatırlarsınız... Faruk ağa; sabahın köründe arayıp yemeğe gidelim demişti. İyi ki de gitmişim. Nefis bir akşamdı.

Yazarın Tüm Yazıları