Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Gelecek kimin

“Gün, insanın içindeki aydınlığı fark ettiği anda başlar.” (Virginia Woolf, Bir Yazarın Günlüğü)

Haberin Devamı

Renk körü insanlar var... Geceyi, gündüzü, mevsimleri görmeyenler. Gün ışığında aydınlığı; ay karanlığında parlak yıldızları fark etmeyenler. Ağaç gölgesini, kuş cıvıltılarını, denizin mavisini; daha da önemlisi kalben huzuru bilmeyenler var. Hem duygu arsızı hem yaşam hırsızları... Önce bizi insan yapan duygularımızı yürüttüler, sonra da yaşamımızı. İçinizden “Abartma... Bunlar kesinlikle insan değildir” diye geçirdiniz. İnsanlık onuruna toz kondurmak istemediğiniz için mi, yoksa ucu size dokunabileceği endişesiyle mi? Bu soruya da kaçamak cevaplar verme ihtimaliniz yüksek. Zira biz insanların en iyi becerdiği şey, duygu sahtekârlığı değil midir? “Kendi adına konuş” dediniz. Ama biraz düşünseniz, belki de defalarca yaptığınız duygu sahtekârlıkları bir bir gözünüzün önüne gelir. Off tamam... Kim bunlar o zaman? Sızlanmayın lütfen. Kim olduklarını gayet iyi biliyorsunuz. Söyletmeyin bana... Onlarla iç içesiniz. Onların tasarladığı sistemin bir parçası olduğunuzu hâlâ anlayamadınız mı allasen? Siz onu külahıma anlatın... Her sabah gittiğiniz gökdelen ya da plazada, uluslararası markası olan kartınıza İngilizce yazılmış havalı ünvanınız. Buzdolabınızı açtığınızda iştahla baktığınız, albenisi bol, paketli yiyecek ve içecekleriniz. Gardırobunuzda, teninize temas ederken aynada hayranlıkla seyrettiğiniz markalı kıyafetleriniz. Kapının önüne park ettiğiniz ve arada bir pencereden bakıp gururlandığınız göz kamaştıran arabanız... Bu konforun içine sıkıştırdığınız çocuklarınıza bakarken ne düşünüyorsunuz? “Tabii ki geleceklerini...” dediğinizi biliyorum. O halde soralım; Gelecek kimin? Çocukların mı, onların mı?

Haberin Devamı

PÜFÜR PÜFÜR DENİZ HAVASI ‘SCALLOP’

Gelecek kimin
Gelecek kimin

ŞAŞKINIZ... Kızgınız, kısacası gündem yorgunuyuz. Nasıl çıkarız diye düşünürken benim aklıma deniz kokusu geliyor. Malum Ankara’dayız... Gözlerimi yumuyorum dalgaların kıyıya vuran zarif uğultusu kokuya karışıyor, yüzüme sürtünüyor havası denizin... Ohh bee diyorum kendime... Yumduğum gözlerimi açıyorum. Atakule’nin vale katında birkaç hafta önce açılan deniz lokantası (Türkçe anlamı deniztarağı) “Scallop”ta; ufuktaki Ankara manzarasına bakıyorum. Yanımda Scallop’un kurucusu ve denizkızı olmaya karar vermiş Pınar Ece Kaleli’yle birlikte denizden yeni çıkmış balıkların lezzetiyle kendimizden geçiyoruz. Öylesine mest olmuşum ki neredeyse sevgili Ece’den rüyada olmadığımı anlamak için çimdiklemesini isteyecektim.

Haberin Devamı

BALIĞIN SANATÇISI ‘ZAFER ESER’

Gelecek kimin

Gelecek kimin

NEYSE ki, balık sanatçısı şef Zafer Eser’in gür ve kendinden emin ses tonu ile söylediği “daha iyisi yok” cümlesini duyarken ağız tadımdan da onay alıyor. Yediğim her şeyin lezzetini anlatabilmek isterdim ancak bu mümkün değil... Tadını bilmeden, yazdıklarımın tamamını muhtemelen abartı olarak değerlendireceksiniz. Gittiğinizde çorbayla başlayın “kalamar tuzlama” sadece Scallop’ta var, bayılacaksınız. Deniztarağı ve ılıtılmış jumbo karidesle, Zafer ustaya has sosun zaferini her lokmada hissedeceğiniz, yediğim en iyi Sezar salatayı mutlaka denemelisiniz. Akya pastırma, yılan balığı, lakerda... Lezzeti isminden kat kat güzel jelibon... Çupra’nın ızgarası nefes kesici... Humus, karides tartar, enginar tempura, patlıcan ve üç farklı yoğurtla yapılan atom. Un helvası, çıtır kabak ve ev yapımı ice (earl grey) tea. Bizimki ancak rüya... Çimdiklenmek isteriz ama sorunumuz “tamamen duygusal” dediğinizi duydum. Püfür püfür deniz havasına ihtiyacınız var, biliyorum... Düşünmeden gidin... Hem maddi hem manevi duygularınızın incinmeyeceğini... Ve hatta “Ohh be, dünya varmış” diyeceğinizi garanti ederim.

Haberin Devamı

AĞIT’TAN JAZZ’A ‘ALEGRIA KOROSU’

Gelecek kimin

KOLLARINIZI sıvayın, ziyafet var ziyafet... Ağzınız sulandı ama yemek değil müzik ziyafeti bu... 2000 yılında amatör müzikseverlerin katılımıyla şef M. İnci Tığlı Ayağ öncülüğünde kurulmuş; madrigallerden, pop, caz, rock eserlerine, ilahilerden türkülere kadar çok sesli olarak icra edilebilen bir koro topluluğu “Alegria Korosu”nu dinleyeceksiniz. Yemek yemeden önce ruhunuzu doyurun ki; yediklerinizin tadını alabilesiniz. Müziğe, güzel sanatlara iştah açıcı olarak baktığınızda kendi içsel samimiyetinizi sınamak zorunda kalmayacaksınız. Öncelikle; 28 Şubat Cumartesi günü, saat 18.00 için kimseye söz vermeyin... İncek’teki Müzeevliyagil’e gideceksiniz. Bence biraz erken gidip müzeyi dolaşın, zihniniz dinginleşsin. Alegria Korosu başladığında duyduklarınızla daha da keyifleneceksiniz. Rezervasyon ve bilet için 0549 792 64 67 numaralı telefonla iletişime geçmekten tereddüt etmeyiniz. Değecek bir etkinlik... Kaçırmayın.

Yazarın Tüm Yazıları