Paylaş
Geçenlerde Anadolu’nun kalbinde, kısa ama akılda kalan bir otobüs yolculuğum oldu... Ankara’dan Kayseri’ye giderken yolda gördüklerimin beni etkilemesi normal değildi; önceden defalarca görmüştüm çünkü... Taaa çocukluğuma geri döndüm... Hem de “Resim-iş” dersine... Tek katlı, kiremit çatılı... Önünde verandası, etrafı duvar örülü... Bahçesinde, servi, vişne, erik, çam ve kavak ağaçları olan bir ev çizmiştim. Çatıyı kırmızı, duvarların üst tarafını beyaz, alt tarafına taş desenler yapmıştım. Verandadaki divanda büyükanne örgü örüyor, abla sofrayı hazırlıyor, anne elindeki çaydanlığı masanın kenarına bırakıyor. Çocuklar dedeyle birlikte bahçede çanak çömlek oynarken, baba elindeki sepete topladığı vişne ile erikleri dolduruyor. Öğretmen yanı başımdaydı o sırada... “Ne güzelmiş... Resmine bir isim koymalısın” deyince şaşırmıştım... “Resimde ne görüyorsun” sorusuna aklıma ilk gelen yanıt “sevgi” olmuştu. İsmimle birlikte, resmin üzerine yazmamı istedi. Götürüp okulun panosuna astı... Çok hoşuma gitmişti... Otobüsten dışarı bakarken ara ara resimde çizdiğim evin aynısını gördüm; sevinçten yüreğim kabardı. Gördüğüm evlerin çoğunda kimsecikler yoktu... Bu sefer de hüzün bastı. Bir araya gelmeyi ne ara unuttuk biz... Neden dağıldık? Hatırlasak ya yeniden... Sevdiklerimizi özleyip, bir araya gelmek istediğimizde, kuracağımız cümleyi de mi unuttuk yoksa? “Çay koydum gel hadi...” anlamı “gel çay içelim”den ziyade... “Seni özledim...” “Seninle birlikte vakit geçirmek istiyorum...” “Sen benim için özelsin...” En yalın ve naif hali ise; “Seni seviyorum...”
EDEBİYAT TADIMI


KAYSERİ Kültür Yolu Festivali için geçtiğimiz hafta şair ve yazar ağabeyim Adnan Özer’le birlikte Kayseri’deydik... Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürlüğü’nün (KYGM); ismi aslında “Edebiyatın Mutfağı, Mutfağın Edebiyatı” olan etkinliğimizi “Edebiyat Tadımı” olarak duyurması çok hoşumuza gitti... Kültür ve Turizm Bakanlığı, KYGM Genel Müdürü Taner Beyoğlu ile Kütüp-Anne kurucusu Merve Yavuzdemir’in yaratıcılıkları ile hazırlandığımız “Edebiyat Tadımı” söyleşimiz nefis bir atmosferde geçti. Bu yıl açılan yeni binasına hayran kaldığımız Kayseri İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleşen söyleşideki katılımcıların çoğunlukla Kayserili kadınlardan oluşması; mutfağın edebiyatına ve tadımını yaptığımız yiyeceklere hem lezzet hem de fazlasıyla neşe kattı. Neler mi tattık? Çoğunlukla düğün, bayram ve yas zamanları hazırlanan yemeklerden oluşan bir menümüz vardı. Bayram yahnisi, pıtpıt pilavı, üzümlü yemeği, Nevzine tatlısı ile olmazsa sofraların tadı da olmayacak hoşaf... Hepsi şahane ve çok lezizdi. Kuru siyah üzüm, nohut, et, tereyağı ve pekmezle pişirilen “Üzümlü” bana göre günün yıldızıydı, çok sevdik...
GÖKKUŞAĞINDAN GELEN KADIN ‘GÖKSU KARACA’

“NE güzelsiniz... Gökkuşağından mı geldiniz?” sorusu dilimin ucuna kadar geldi ki; Kütüp-Anne Merve Yavuzdemir araya girdi ve “Ankara’dan gelen illüstrasyon sanatçısı Göksu Karaca” dedi. “Ben de oradan geldim” demek isterdim ancak soruyu yutkundum... Tanıştığıma elbette ki memnun olmuştum. Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürlüğü’nün (KYGM), Kayseri Kültür Yolu kapsamında düzenlediği “Okur Yolu Şenliği”nde, minik okurlar için; Okuma Kültürü Mekânları kitap setinde yer alan kütüphane, yazar evi ve kitabevi kitaplarının illüstrasyonlarını duvarlara işleyen sanatçılardan biriymiş sevgili Göksu. Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra çocuk kitapları için canlandırmalar yapmış. Kitaplar yoluyla miniklerin kalbine girmeyi başaran Göksu Karaca; Kayseri’deki etkinlikte İstanbul Rami Kütüphanesi’ni çizerek bu seferde Kayserili çocukların gönlüne girdiğine hiç şüphem yok. Başta KYGM ve Kütüp-Anne olmak üzere; kitapların çocukların kalbine girmesi için uğraş veren herkese minnettar olmalıyız.
KAYSERİ ‘MERAM LOKANTASI’

KAYSERİ’ye kadar gidip esnaf lokantasına gitmemek olmazdı... Otelin önünden tramvaya binip Cumhuriyet Meydanı’nda indim... Genişçe bir meydan ve kalbinde Tarihi Kapalı Çarşı adeta geçmişi yaşatıyor. Biraz dolaştıktan sonra asıl hedefim olan; çarşı esnafının da severek önereceği leziz ve temiz yemekler pişiren geleneksel bir esnaf lokantasıydı. Nasıl bir yer aradığımı biliyordum ama henüz nerede bilmiyordum. Neyse ki birkaç dükkâna sorduktan sonra Kaleiçi, Kapı Mahallesi, Bankalar Caddesi’ndeki Meram Lokantası’nı buldum. Kapıda 1950 yazıyordu, iştahım daha da açıldı. Kayseri tava, pilav ve cacık yedim. Son zamanlarda yediğim en lezzetli esnaf yemeğiydi adeta kendimden geçtim. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın...
Paylaş