Paylaş
Hiçbirimiz abartıldığımız gibi değiliz... Yavaş ol bakalım... Bodoslama daldın hemen, dediniz. Haklı olabilirsiniz ancak bazen hayatımıza ayar verecek, soğuk duş etkisi kıvamında dalışlar gerekiyor... Zira kendimizce her şeyimiz 10 numara 5 yıldız. Bu tabiri de hiç sevmem ancak ikinci bir şok etkisi için kullanmaya gerek duydum. Bu arada bilmiyor olabilirsiniz, “Bodoslama: Gemi omurgasının baş tarafından yukarıya uzanan ağaç veya demir direklerden her birine” deniyor... Titanik’in en meşhur ve romantik sahnesi gözünüzün önüne gelsin. Fırsat bulduğunuzda sevgiliniz veya eşinizle denediğinizi biliyorum. Ve hatta telefonunuzdan hemen “Céline Dion-My Heart Will Go On” açın... Kızla oğlanın kollarını açarak okyanusu kucaklamaya çalıştıkları an’ı hatırladınız mı? Rüzgârın merhametiyle ayakta durdukları, okyanusu derinden hissettikleri o an işte. Okyanusu kucaklayabildiler mi, ne dersiniz? Filmi izleyenler hatırlar... 1912 yılında gerçekleşen faciayı hâlen konuşuyor olmanın arkasındaki gizemi, bizi en çok etkileyen duyguyu biliyor musunuz? Bence evet... İtiraf etmiyorsunuz. Titanik’in farkına varamadığı buzdağının görünmeyen kısmıydı... İç dünyanızı bir düşünün isterseniz... Dışarıya algı vermek adına, gizlediğiniz, yapamadığınız, söyleyemediğiniz ne varsa... Biriktirdiğiniz her şey içinizde büyüdü. Konu dağıldı mı dersiniz... Bence tam da böyle bir şeye ihtiyacımız var... Kendi iç dünyamıza sorgusuz sualsiz bodoslama dalmalı ve görmediğimiz tarafımızla yüzleşmeliyiz. Her ne kadar dünya etrafımızda dönüyor sansak da... Evrende sadece “hiç” olduğumuz gerçeğini kabul edip rahatlamalı...
BİRBİRİMİZE DOYAMADIK ‘NOVA VERA’

Yıllardır bu duyguya kapılmamıştım... Siz de belki kapılmadınız. Duyguyu merak ettiğinizin farkındayım. İçinizden de geçti biliyorum. Hadi itiraf edin lütfen. Sizler de benim gibi epeydir karşılıklı aşk yaşamadınız. Aşk yaşamak bir yana... Aşk kelimesini okuyunca nasıl da heyecanlandınız... Hayatımıza anlam katan en önemli duygunun aşk olduğu konusunda hem fikir olmalıyız; aksi halde yaptığımız hiçbir şeyden keyif alamayız. Geçen yıl bu zamanlar tanışmıştık Nova Vera’yla... Güzelliğine ve tadına hayran kalmıştım. Dünya 1 numarası ünvanı olmasına rağmen o mütevazı, saf ve naif lezzeti çok etkileyiciydi. Bu yıl ikinci kez dünyanın en iyisi: Evrensel tabirle “Number 1” olunca yine buluştuk (Date)... Aşkım yeniden depreşti... Göz göze geldik... Onun da bana karşı boş olmadığını hissettim... Tadına doyamadım... Yakında Ayvalık’taki evine gidip açılmayı düşünüyorum...
ARUNİ’DE AŞK BAŞKADIR

Nova Vera’nın ikinci kez dünya birincisi olması nedeniyle bir kutlama yemeği düzenlendi. Sevgili Elif Erol, Ankara’nın en şık restoranlarından Kavaklıdere Lugal Hotel’in içindeki “Aruni”de verilen yemeğe beni de çağırdı. Nova Vera ismini duyunca kalbim duracaktı, gitmemek olmazdı zaten. Masa epey kalabalıktı... Nova Vera’nın yaratıcısı Bahar Alan’la tanışmak benim için hoş bir sürpriz oldu. Bahar Hanım en az Nova Vera kadar etkileyici bir kadın, hayran kaldığımı belirtmeliyim. Biz hayranları yan yana dizildik Nova Vera ile pişirilen yiyecekleri heyecanla beklerken sabırsızdık. Aşçı Başı Zeki Açıköz Usta’nın yemekleri tanıtırken Nova Vera’ya kur yapmasını kıskandım elbette... Bir an masadaki bütün şişeleri alıp gitmek istedim. Yemekleri yedikten sonra herkes Nova Vera’ya methiyeler düzdü. Zeytinyağlı mezelerin hepsi nefisti, ıspanak kökü şahaneydi. Kars’tan gelen ve odun fırınında altı saat piştikten sonra acı biber zeytinyağı dökülerek servis edilen “Dana Kaburga” efsaneydi.
SONSUZLUĞUN SANATI ‘KAZAZİYE’

Kazaziye sanatına ben “Sonsuzluğun Sanatı” demeyi daha uygun görüyorum. Esasen “El emeği göz nuru” deyiminin hakkını veren tükenmeye yüz tutmuş el sanatlarımızın başında geliyor. Anadolu’da sadece Trabzon’a has bir el sanatı olarak bilinse de; M.Ö 3000 yılına kadar dayanan, Urartular ve Lidyalılardan bu yana yaklaşık 5000 yıllık geçmişiyle antik bir el sanatı da denebilir. İnsan saçından daha ince altın veya gümüş tellerle örülerek takıya dönüşmesi sonsuzluk değildir de nedir? Sevgili arkadaşım Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim üyesi Sevinç Köseoğlu Ulubatlı; öğrencilerin seramik işlerken vizyonu genişlesin diye Kazaziye atölyesi düşüncesine bayıldım. Kaçırmadım elbette... Kazaziye sanatı ustası mücevher ve takı tasarımcısı “Nuran Taçyıldız” anlattı biz gençler dinledik... Duyduklarımla hakikaten zenginleştiğimi fark ettim. Kazaziye ile çok çok önceden tanışmalıymışım diye hayıflandım. İlgilenmenizi tavsiye ederim.
Paylaş