Paylaş
Amma yorulduk yahu... Al benden de o kadar... Öldüm, öldüm vallahi. Abartma... Esasen bildiğimiz yorgunluk yani. Dinlenirsin geçer. Yorgunluktan ölünür mü hiç? Ölünmez de, ne bileyim işte... Çocukların masumane ağlayarak yaptığı gürültü gibi bir şeye benziyor... Ve neticede memeye ulaşması: Zafer ve alışkanlığa dönüşüyor. İlgi çekmek istiyoruz aslında; istediğini elde etmek için alışılmışın dışında bir yola ve ifade şekline başvuruyoruz. İnsan bazen anlaşılmak için abartılı kalıplara giriyor. Ve hatta çok ileri gidiyor, kırıp döküyor, zarar veriyor. Sadelik tek başına kâr etmiyor, kimse sadeliği kale almadığı gibi “Sadece yorgunluk mu” diyerek sorguluyor üstelik. Market raflarına konan ambalajlı, albenili ürünler gibi... Saf ve organik hislerini de illaki süslemen gerekiyor. O an hissettiğin her neyse, sade bir cümleye sığmıyor. Bilerek ya da bilmeyerek “Mübalağa” sanatı devreye giriyor sonra da. Konuşmaya bile dermanım yok diyorsun, elimi kaldıracak halim yok ya da belim kırıldı yorgunluktan. Örnekleri çoğaltmak mümkün, herkesin bir ara muhakkak denediği bir ilgi, ihtimam ve anlaşılma yolu... Halk dilinde “Cilve” yani... Marifetin varsa kestiğin rol ve yarattığın algıyla karşındakini ikna ediyorsun. Yoksa marifetin geçmiş olsun... Alelade birisin ama kendini güvene alman gerek. Bunun için de; insanların ne dediği ve aslında neyi kastettiği, esasen nereye varmaya çalıştığı... Yarattığı algı, gizlediği gerçekler, gizlemediği yalanları anlamak zorundasın. Savaş gibi bir şey yani... Ah bir bilseniz... Ne yoruldum.
CEVAPİ, PLESKAVİTSA VE ‘ZELİHA’


İNANIN bana abartmıyorum ama Boşnak köftesi “Cevapi”nin lezzeti çok yoruyor. Haydaa... Böyle bir şey nasıl oluyor sorusuna cevapi: Doymuyorsunuz... Yedikçe daha da lezzetleniyor. Yanındaki tuzlu “Kajmak” (Kaymak), biber ve patlıcandan yapılan “Ajvar” iştah açıyor... İster “Lepinja”ya (Pide) sarın ister öylesine löp löp gömün, yine de doymuyorsunuz. Off ya... Sabah sabah bile yemek istedim... Ramazan Usta “ismini söyleyemezsin biraz zor” dediği yarım ay şeklinde mozarella dolgulu köftenin adı “Pleskavitsa...” Tadına baktınız mı, beyninize kazınıyor, ismini unutamayacağınızı garanti ederim. Yanında bir de içi köftesi gibi peynirle doldurulmuş kapya biber var ki... Yerken nefes almak dahi istemiyorsunuz.
BUREK, SİRNİCA, ZELJANİCA, KROMPİRUSA ‘BOŞNAK BÖREĞİ’

Hâlen “Zeliha”dayız. Ramazan ve Raşit ustaların A’dan Z’ye Boşnak mutfağıyla ilgili her şeyi öğrendikleri sevgili analarının adı “Zeliha.” Her sabah anamın hayır duasıyla dükkâna girmek büyük mutluluk dedi Ramazan Usta. “Annem Altındağ Mahallesi’ndeki evimizin avlusunda bulunan kuzine sobada pişirirdi böreklerini. Mahallenin çocukları kokuyu alır almaz toplanırlardı” derken gözleri de nemlendi ustamın. Şimdi dükkânda Bosna’da piştiği gibi saç altında pişiriyorlar. Biz tamamına Boşnak böreği diyoruz ama Boşnaklar kıymalıya “Burek”, peynirliye “Sirnica”, sebzeliye “Zeljanica”, patatesliye “Krompirusa” diyorlar. Sade tereyağı ile pişiyor yanında yine tuzlu kajmak var. Börek, köy tavuğu, kavurma ve süt helvası da köz ateşinde ve saç altında pişiyor. Pilav ömrünüzde yediğiniz en lezizi olur... Siparişle hazırlanan dana kaburga saç altında 7-8 saatte pişiyor. Lezzeti siz tahmin edin. Abarttığımı düşünüyorsanız “Zeliha Ananın” çocukları ve torunları, Balgat, Ziyabey Caddesi’nde. İftara gidin.
ALEGRİA KOROSU

NEFİS bir müzik ziyafetiydi. Şubat’ın 28’inde Müze Evliyagil’de bir konser vereceklerini birkaç hafta önce yine köşemden duyurmuştum. Koro şefi, zarif hanımefendi, İnci Tığlı Ayağ ve sevgili dostum Sarp Evliyagil birlikte davet ettiler. İcabet etmemek olmazdı. Nefis bir ziyafet, şahane şarkılar ve koroyu izlemeye gelen kalabalık bir dinleyici topluluğu vardı. Duygulu şarkılar da vardı, neşelisi de. Tango yapan dansçılara hepimiz eşlik etmek istedik dersem abartmış olmam. Sarp Evliyagil kaçırdı ama sevgili kızı Serra Evliyagil geldi. Ben koroyu çok sevdim. Hem Ankaralı hem de Ankara’yı çook seviyorlar. Bir dahaki konseri yine duyururum. Bu sefer unutmayın... Siz de gelin.
Paylaş