Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Ah û fizar

“Yükselmek güzel... Ama asıl mesele; düşeceğini bile bile yükselmek. Zira o düşüşte kendinle karşılaşıyorsun.” (Aziz Devrimci/Aşk Pişirmek)

Haberin Devamı

Geleneksel yaklaşımın; günümüz bakış açısına göre daha akılcı ve etkileyici olduğuna inananlardanım... Başlıkta kullandığım “ah û fizar”ı eskiler bir inleme ve sızlanma halinde kullanmış. Kalpteki sızının sese, nefese ve kelimeye dökülmüş, biraz da melankolik hali yani... Bir nevi “eyvah” olarak anlayın siz. Doğrudan ruha hitap eden yaşam felsefesinde, anlayana veya anlamak isteyene ne çok şey anlatıyor. Günümüz hedonist, haz odaklı insanının anlayabilmesi için önce kendi ruhuyla temasa geçmesi ve anlaması gerekiyor. Yaşamın, ruhla güzelleştiği veya çirkinleştiği gerçeğini göz ardı ettiğinizde; kendi ruhunuzun varlığıyla da bir iletişiminiz kalmıyor. Her şeyi elde edip tüketmenin uslanmaz hazzı ile yaşayan ve bu yaşamı tetikleyen günümüz insanı, doğal yapısının yanı sıra kendi varlığını da tükettiğinin farkında değil. Statüsü yükseldikçe kendini güvende sanıyor olması, yukarıdan aşağı bakışındaki boşlukta kanatlanıp uçabileceği sanrısından kaynaklanıyor. Ruhuna karşı mutlak hâkimiyetini hesap hatasıyla kaybedecek olması, hazin sonunu hazırlarken, sonsuzluğu, diğerlerini yok etmekle mümkün kılacağını düşünmesi apayrı bir cehalet örneği olmalı. Eskilerin ferahlamak için yükselmek yerine sıkça kullandığı “Her gecenin bir sabahı... Her yokuşun bir inişi vardır.” deyimleri halen ferahlatıyor. “Gözü kara” diyorlardı düşünmeden yükselenlere. Gözü kararıyor, başı dönüyor... Sonrası malum... “Vay halimize”mi desem, yoksa Pir Sultan Abdal’ın türkülere giren“ah û fizar”ı “Vay bana vaylar bana...” Daha mı uygun? Eyvah ki ne eyvah...

Haberin Devamı

İKİ MEKÂN TEK ANLATI ‘GÜNEŞ HİÇ GÖLGE GÖRMEDİ’

Ah û fizar

 zamanlı iki farklı mekânda açılan bir sergiyle ilk kez karşılaştım dersem beni mazur görün lütfen. Gördükçe öğreniyorum. Şili Meydanı’ndaki Siyah Beyaz Galeri'ye sergiyi gezmeye gittiğimde öğrendim. “Cinnah’ın hemen başındaki binanın altında Ka Galeri’de serginin devamı var” dediler. Siyah Beyaz’daki eserler nefisti, devamı için meraklandım haliyle. Ka’ya ilk kez gittim... Oradaki eserler de müthişti. Küratörler Oğuz Karakütük ile Umut Sur’un hazırladığı sergide; fotoğraf ve resim alanında çalışan 38 sanatçının eserleri yer alıyor. Serginin en can alıcı tarafı; izleyiciyi görsel tatminden ziyade mutlak düşünsel alana zorluyor olması. Düşün çeşitliliğiyle zihinsel varyasyonların algı zenginliği yarattığı bu sergi 2 Mayıs’a kadar devam edecek. Gidip ruhsal zenginliğinize katkıda bulunun.

Haberin Devamı

BİR YUDUM SANAT ‘TORTU 2’

Ah û fizar

ÇOK merak ettiğim bir projeydi ancak memlekete geldiğim için açılışında olamayacağım. Sevgili Elif ve Faruk Pehlivanlı ilkini anlattıklarında 25 Nisan Cumartesi günü saat 18.00’de Taurus AVM’deki Platform A’da açılacak ikincisi için bayağı heyecanlanmıştım. Tamamı kullanılmış 31 fıçı, 31 sanatçı ile kader birliği yapmış ve evlerine, atölyelerine misafir olmuş. Her birinin geçmişiyle oluşturduğu zaman tortusunun belirgin gözlenebildiği fıçılar, deneyimli sanatçıların elinde yepyeni bir çehreye bürünmüş. Yıllarca kendi içinde demlediği anıları sanat eserine dönüştüren sanatçılarla konuştuğu dili anlamak için içinde demlenen anılardan yudumlamak gerek. 10 Mayıs’a kadar sürecek sergiye döndüğümde gidip kaldıysa resimlenen anılardan yudumlayacağım. Bence siz de hem aşka hem de sanata susamış gibisiniz... Yudumlamaya gidin.

Haberin Devamı

BİR TOPRAK HİKÂYESİ ‘KEMELİ KEBAP’

Ah û fizar

Ah û fizar

GEÇENLERDE efsane kebapçı Selçuk Usta aradı... Aradığında keyifleniyorum, zira, ya mezra patlıcanı çıkınca ya da keme zamanı arıyor. “Keme çıktı... Unutmayasın, gelesin.” Gelmem mi usta... Masal kahramanı Muammer abiyle soluğu Çukurambar’daki “Efsane Kebapçı” Selçuk Usta’nın yanında aldık. Urfa civarında hem baharın hem ağız tadının habercisidir “keme...” Keme zamanıdır bahar. Tadı yağmurdan, kokusu topraktan, lezzeti şimşeklerden gelir. Yedin mi kendinden geçer yüreğin, varlığının keyfine kapılır, hafiflersin. Ruhun göklere havalanır bulutlarla hasbihâle gidersin. Edebi bir mantar türüdür, Avrupai trüf mantarı yanında yaya kalır. Tadına bakanlar şanslı, bakmayanlar yok diye hüzünlü. Mayıs sonuna kadar vakti var diyorlar... Bence gidip baharı tadın.

Yazarın Tüm Yazıları