GeriAysun KABA Sofralar da stil olmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sofralar da stil olmalı

Kadınlar, her sektörde olduğu gibi yemek sektöründe de başarılı işler ortaya koyuyorlar. İpek Develi de başarılı işler ortaya koyan isimlerden biri.

Sofralar da stil olmalıİpek Develi İle 5 Soru 5 Cevap

Mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra, kendisi gibi yemeğe meraklı arkadaşı Özlem hanım ile İstanbul’da bir restoran açtı. “Hayalinizi gerçekleştirmeniz her zaman mümkün” diyen İpek Develi, sofra lezzetlerinin yanı sıra mekânlarının da stil olmasına özen gösteriyor. Stilin sadece iyi giyinmek olmadığını, mekanların da stil olması ve stil sofralar kurulması gerektiğinin altını çizen İpek Develi, Gaziantepli olmanın verdiği avantajı da kullanmış. “Bölgemizin mutfak kültürü malum, yemek yapma, misafir ağırlama kültürü, hamurumuzda var” diyen sevgili İpekle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
1- İpek Develi neler yapıyor?
Elbette önceliğim ikizlerim ve ailem. 3 yıl önce evlenip, Erhan ve Arif’in hayatımıza girmesi ile birlikte çok yoğun olduğum iş hayatım doğal olarak ikinci sıraya gerilemiş oldu. Ancak, ‘Sırçacı 14’ yaklaşık 7 yıldır emek verdiğim ve tabiri yerinde ise neredeyse birbirimizi büyüttüğümüz çok şirin ve insanların huzur bulduğu bir mekân oldu. Mesleğimi çok seviyorum. Mekânımı çok seviyorum. Tabiyatıyla başarılı olmak için çok zaman ve çok emek veriyorum ve çok severek çalışıyorum.
Burası her ne kadar butik bir işletme gibi görünsede, görünmeyen çok önemli bir yönü daha var catering hizmetimiz. Bu alanda geniş lokasyonlara çok kapsamlı ve çok zengin hizmet verebiliyoruz. Doğal olarak beklentilerin yükselmesi ile birlikte büyüyen ve sorumlulukları genişleyen bir hizmet sektöründeyiz. Biz de, yükselen bekletilere karşı hem kendimizi geliştiriyor hem de heyecanla işimize devam ediyoruz.
2- Markanız nasıl oluştu?
Mimarlık eğitimimi tamamladıktan sonra İtalya’da Hospitality Management master yaparak İstanbul’a döndüğümde, 2 yıl özel sektörde çalıştım. İtalya’da aynı okulda okuduğum cok yakın arkadaşım Özlem ile kafa kafaya verdik ve dedik ki ‘kendi cafe-restaurant’ımızı açalım. Kurumsal hayatı bırakıp 2012’de öyle yola çıktık, ‘Sırçacı 14’ markası ise arkadaş gruplarınca çok ziyaret edilip çok brownie-çok yemek sipariş verilince arkadaşım Özlem’in ev adresi sokak adı Sırçacı, kapı numarası 14 bizim mekânın ismi oldu doğal olarak.
3- Sofralarımızında bir stili olmalı mı? Nasıl sofralar daha trend?
Kesinlikle sofraların bir tarzı, işletmecilerin hayal gücü olmalı, çünkü insanların beklentisi bu yönde. Özel olmak, özel hissetmek hepimizin içinde var. Belki kendi ev sofralarımızda düzenli olarak bunu uygulama şansımız olmuyor ama dışarı yemeğe çıktığımızda canlı çiçeklerden, ışıklandırmaya servis takımlarından, kadehlere varan samimi bir gece ve özel hissedeceğimiz tadlar eşliğinde farklı bir tarz, farklı bir stil bekliyoruz.
Trend sofra derken herkes gibi benim de dikkatimi çeken Gaziantep ve Hatay mutfağının ciddi bir şekilde yükseliyor olması. UNESCO’nun bu iki şehrimizin neredeyse 500’er civarında tahmin edilen yemek ve tatlı çeşitleri ile görülecek şehirler listesine alınması, gerek tarih dolu lokasyonları gerekse eşsiz mutfakları için evrensel bir fırsat yarattı.
4- Siz modayı nasıl yorumlarsınız?
Modayı mümkün olduğunca takip etmeye çalışırım ama olmazsa olmazım değildir. Çünkü giyim tarzı olarak rahat hissettiğim şık ama uyumlu renkleri tercih ederim. Ayrıca, hareket kabiliyetimi kısıtlamayacak bir giyim ve aksesuar tarzını tercih ederim.
5- Mottonuz?
Güzel gül sevdiği toprakta bitermiş misali, her zaman ‘işini severek yaparsan çalıştığını hissetmezsin’ modundayım.

Sofralar da stil olmalı

MEVSİMSİZ KOLEKSİYONLAR

Rivus, günden güne değişen trendleri takip etmeye önem veren ama trendlere bağımlı olmamak gerektiğine inanan bir marka. “Mevsimsiz koleksiyonlara yatırım zamanı” diyen markanın kurucusu Dicle İpek Öztaşkın şu bilgileri paylaştı:
“Gerçekten sade olabilmenin çok zor olduğunu keşfeden Rivus için çabasız şıklığı temsil eden, kimlik sahibi tasarımlar sunmak en önemlisi. Aynı zamanda marka bu yolda bazı sosyal değerlere de sahip çıkmayı amaçlıyor. Başta cinsiyet ayrımcılığı olmak üzere her türlü ayrımcılığa ‘hayır!’ diyen marka, tasarımlarına da bu misyonu yansıtmaya özen gösteriyor. Zamansız, mevsimsiz koleksiyonlar hazırlayan Rivus için kullanıcıların kendilerini, tasarımlarının içinde konforlu ve fit hissetmeleri çok önemli. Ayrıca tasarımların herkes tarafından ulaşılabilir olması da, markanın öncelikli hedeflerinden. Markanın tasarımlarının her zevke, her stile ve her bütçeye uygun olması gerekiyor. Markanın tasarımcısı olarak ancak bu şekilde gerçek bir marka olunabileceğine inanıyorum. Bu yüzden mevcut Rivus tasarımlarının üretimi her sezon devam ederken, aralarına daima yeni parçalar da ekliyoruz. Şıklık, konfor, ulaşabilirlik bizim için olmazsa olmazımız. Mevsimsiz, zamansız tasarımlara yatırım zamanı.”

X

Değişime ayna tutan koleksiyon

Kadın girişimci ve tasarımcı Dicle İpek Öztaşkın tarafından kurulan Rivus, moda sektöründe yarattığı zamansız ve ikonik tarzıyla, özgünlüğe önem veren kadınların favorisi olarak öne çıkıyor. Her koleksiyonu ve tasarımında önemli mesajlar da veren Rivus, yeni sonbahar–kış 2021/2022 koleksiyonunda New Reset temasıyla tüm dünyayı saran pandeminin hayatlarımızda yarattığı değişimlere ayna tutuyor.



Zamansız tasarım anlayışı, üretim kalitesi, fark yaratan marka dünyası ile kadınlara sadece moda alanında değil, yaşam felsefesi olarak da ilham veren, Rivus, yeni koleksiyonuyla yine iddiasını ortaya koyuyor. Sadelikten ve özgünlükten ilhamını alan tasarımlarıyla gayet kimlikli bir marka olarak kendini gösterdiği andan itibaren moda dünyasında farkını belli eden Rivus, yeni koleksiyonunda da zamansız, mevsimsiz, çabasız ve tamamlayıcı parçalara yer veriyor. Dış giyimden bir kadının dolabında ihtiyaç duyduğu gömleğe, eteğe, elbiseye, spor giyime, pantolona ve hatta aksesuarlara kadar oldukça geniş bir yelpaze sunan Rivus, kumaş kalitesinden, işçiliğine, kalıplarından renklerine kadar asla modası geçmeyen tasarımlar yaratıyor.


İLHAM VEREN RENKLER

Koleksiyondaki ana teması New Reset olan Rivus, ilhamını pandemi dönemiyle birlikte yaşadığımız tüm değişimlerden, hayatımızdaki etkisi daha da çok artan sosyal dijitalizmden ve değişen alışkanlıklarımızdan alıyor. COVID-19 ile birlikte gündelik yaşantımızdaki yeni değişimleri, yeni tasarımlarında resmeden koleksiyonda, deri montlar, deri pantolonlar, şortlar ve etekler, baskılı supersize vatkalı tracksuitler, deri tulumlar, renkli oversize trikolarla kombinli pantolonlar, triksuitler, tshirtler ve bodyler olmak üzere toplam 60 parça yer alıyor.

Yazının Devamını Oku

Görkemli kış gelinleri

Özlem Süer, birbirinden şık ve başarılı tasarımlarıyla Türkiye’nin ismini dünyaya duyuran başarılı bir tasarımcı.

Tasarımları Londra, Milano ve Paris başta olmak üzere birçok ülkede satılıyor. Uzun yıllar birbirinden güzel ve dikkat çeken işlere imza atan Özlem Süer, moda ve tasarım serüveninde 30 yılı geride bırakırken, sonbahar–kış gelinlik koleksiyonunu hazırladı. Jakar, ipek saten doubleface kumaş, brokar, dantel, ipek mikado ve ziberlin kumaşlardan hazırlanan Özlem Süer White gelinliklerinde ihtişamlı kollar, derin V sırt dekolteleri, uzanan kuyruk etkileri ve drapajlar öne çıkıyor. Pelerin ve kaftan gibi gelinlik tamamlayıcıları da bu sezonun karakteristik detayları arasında yer alıyor. Renk tonlarında ise uzun süredir hakim olan beyaz yer yer pudramsı, mavi, bebek pembesi gibi tonlara yerini bırakıyor.

RETROYA ÇAĞDAŞ YAKLAŞIM

Özlem Süer yeni koleksiyonu ile ilgili olarak, “Pandemi sonrası gelen bu sezon ertelenen zamanların yaşamlarımıza yeni perspektifler kattığı ve böylece beklentilerimizin de farklılaştığı bir dönem oldu. Bizim için romantizm artık ertelediğimiz değil öncelediğimiz bir yere sahip. Bu sezon ki koleksiyon, yeni dünyanın yeni konseptlerinden ilham alıyor. Parlak beyazdan inci beje uzanan ton geçişleri, ışık yansımaları ve parıltılarla zenginleşen yarı transparan bir his başını usulca kaldırıyor. Çağdaş bir yaklaşımla retro, romantik, tutkulu, yalın ama yine de görkemli olan sürreal bir masalsılıkta gelinler göreceğiz” diyor.

DİOR ATÖLYELERİNDEN YEŞİL SAHALARA

Dior, Paris Saint-Germain futbol takımının resmi giyim sponsoru oldu. Erkek Koleksiyonları Artistik Direktörü Kim Jones, önümüzdeki iki sezon için Paris Saint-Germain futbol takımının kıyafetlerini tasarladı. Günlük ve resmi giyim için hazırlanan gardıropta yer alan görünümler, siyah ve lacivertin tonlarıyla çalışıldı. Günlük giyim için tasarlanan görünüm, tümü Paris Saint-Germain logosunu ve “CD” baş haflerini taşıyan Harrington ceket, triko kazak ve polo yaka tişört ile birlikte, ikonik Dior Oblique motifinin vurgulandığı siyah deri Dior Explorer ayakkabılardan oluşuyor. Formal giyim için tasarlanan görünümde ise kaşmir palto, ceket, gömlek ve pantolonun yanında Dior Timeless siyah deri ayakkabılar yer alıyor. Tüm parçalar, Dior atölyelerinde çalışılan kusursuz işçiliği yansıtan incelikli detaylarla dikkat çekiyor. Aralarında siyah damarlı deriden üretilen Saddle çanta, Paris Saint-Germain logosuyla uyumlu jakar kravat, çift taraflı kullanılabilen siyah ve lacivert renklerdeki kaşmir atkı ve kemerin yer aldığı; rafineliğin sembolü olarak ikonikleşen aksesuarlar ise takım için çalışılan her iki görünümü de kusursuz bir biçimde tamamlıyor. Ayakkabıların iç tabanında, oyuncuların gümüş tonda işlenmiş forma numaraları yer alıyor.

Yazının Devamını Oku

Kiralanabilir moda

Kadın girişimciler Ayşe Kefli ve Gözde Atasoy, Türkiye’de lüks kiralık kıyafet aboneliği modelini başlatan iki isim. Kurdukları UnoMoi isimli platformla, lüks kıyafetleri satın almadan kısa süre kullanmaya imkân sağlıyorlar.

Envanterinde bulunan dört kıyafeti sabit ücret karşılığı bir ay boyunca kiralıyor ve sınırsız kullanım hakkı veriyor. Bir ay sonunda ürünler kuryeyle platforma üye olan kişiden alınıyor ve kullanıcıya seçtiği dört yeni ürün teslim ediliyor. Paylaşım ekonomisini destekleyen platform, kullanıcılarına lüks kıyafetlerden oluşan bir dolap sunuyor.

ORTAK BİR GARDIROP HAYALİ



Ayşe Kefli, “İstediğimiz zaman istediğimiz kıyafeti giyip, sonrasında da yerine koyduğumuz, kıyafetlerimizle kendimizi özgürce ifade edebildiğimiz ortak bir gardırop hayaliyle çıktık yola. Çoğu kadın sokağa çıkarken dolabın karşısına geçer ve genelde giyecek bir şey bulamaz. Alışverişe çıktığında da fiyatından dolayı ya da ‘Bunu kaç kere giyeceğim ki?’ diye düşünerek satın almaktan vaz geçiyor. Kadınlara daha az para harcayarak, daha fazla kıyafete ulaşma ve her sabah dolabın karşısında geçip ‘Giyecek hiçbir şeyim yok’ diye düşünmeme imkânı sunuyoruz. Günümüzde, paylaşım ekonomisi önem kazanırken özellikle lüks kıyafet kiralamanın modanın geleceği olacağını düşünüyoruz” diyor.

Yazının Devamını Oku

İndirim sezonunda star parçalara yatırım yapın

Güzel ve doğru giyinmek; çok çeşit giyinmek demek değildir. Doğru zamanlarda, doğru parçalara yatırım yaparak şık görünüme sahip olabilirsiniz. Kıyafet zevkinizin iyi olması, sizin iyi ve güzel giyinmeniz için büyük bir artıdır.

Stil sahibi olabilmek, her an güzel kıyafetler içerisinde olmak için pahalı harcamalar yapmanıza da gerek yok. Az ama star parçalara para harcarsanız uzun seneler birlikte olursunuz. İndirim sezonunu kaçırmayın, yok gibi ürünleri tercih edin. Sabah giyindiğinizde eve gidip çıkarma hissi uyandırmayan dokulara yatırım yapın. İlk önce evde bir liste yapın, kıyafetinizi kombinlerken en çok neye ihtiyaç duyuyorsanız onları listeye dahil edin...
İndirimde almanız gereken ve doğru giyinmenizi sağlayacak 8 parçayı şöyle sıralayabiliriz.



1-Beyaz gömlek (Her sezon, her yaşın, her mevsim ve her bedenin dolabında olmalı)
2-Trençkot (Her yaş, her beden zamansız, sonsuz)

Yazının Devamını Oku

Louis Vuitton’dan 200.doğum günü kutlaması

Maıson’un arkasında her zaman bir adam, Louis Vuitton vardı. Doğum günü, 4 Ağustos 1821.

Doğumundan tam iki yüz yıl sonra, dünya genelinde gerçekleştirilecek bir dizi kreatif oluşumla, Louis’in hâlâ yaşamakta olan vizyoner ruhu kutlanıyor. Önümüzdeki birkaç ayda; maceracı, girişimci, tasarımcı ve yenilikçi bir kimlik olan Louis’in yaşamı ile mirası, Louis 200 ile dünyadaki farklı kolaborasyon ve medyalar aracılığıyla kutlanacak. NFT içerikli bir video oyunu; 200 farklı kimlik tarafından ikonik sandığın yorumlandığı vitrinler, Alex Katz’ın devasa Louis triptych’ı, Caroline Bongrand’ın Louis’in hayatı ve amaçlarını kaleme aldığı, ekim ayında Fransızca ve İngilizce olarak Gallimard tarafından yayınlanacak bir roman ve bu genç girişimcinin yaşamını konu alan “Looking for Louis” belgeseli kutlamalara dahil olacak.

GELENEKSEL ANMALARIN ÖTESİNDE

Louis 200, geleneksel anmaların ötesine geçiyor. Louis’in yolculuğunun toplumun gözleri önüne serildiği kolektif bir tecrübe ve sonsuz ilham kaynağı oluyor. Louis 200, bizi tekrardan Louis’in efsanevi başlangıçlarıyla buluşturuyor. İster kader ister adanmışlık diye tanımlansın; Fransa’nın Jura bölgesindeki Anchay’daki evinden 14 yaşında ayrılan ve Paris’e yürüyerek iki yılda ulaşan bir gencin, tanınmış bir sandık yapımcısı ve düzenleyicisi Romain Marechal ile çalışmaya başlaması, 1854 yılında kendine ait ilk Maison’u, Paris’te Place Vendome’a yakın 4 Rue Nueuve-Des-Capucines’de, büyük modaevlerine konsantre olarak açması.

ALTERNATİF VE EĞLENCELİ FORMAT

Çok meşhur bir couturier olan Charles Frederick Worth ile yakın ilişkileri, İmparatoriçe Eugenie’nin sandık yapımcısı ve düzenleyicisi olarak atanması, ulaşımda yaşanan gelişmelerle birlikte valizlerle devrim yapması. Sonsuz yetenek ve vizyonuyla su geçirmez kanvası üretmesi, üzeri düz sandıkları tasarlaması, böylece fonksiyonelliğin radikal olarak değişmesi. Louis 200; öncü sandık üreticisi ve düzenleyicisiyle, yaptıkları işlerle sınırları aşan günümüzün vizyonerleri arasında bir köprü kuruyor. Özel bir ürün sunulmadan gerçekleştirilen bu kutlama; yaratıcılığın, aydınlanmanın ve farklı nesillerin saf bir yansıması niteliği taşıyor. Geleneksel bir sergileme yerine, bu alternatif ve eğlenceli formatla Louis Vuitton kitlesi Maison’un tarihini güncel bir bakış açısıyla keşfedebiliyor.

10 MADDEDE STİL OLMANIN İPUÇLARI

Yazının Devamını Oku

Yorgan zaanatından çağdaş tasarımlar

Başarılı tasarımcılar Güneş Mutlu Mavituncalılar ve Ayca Sarc iş birliğinde, geleneksel Türk yorgan zanaatı çağdaş çanta tasarımlarına dönüşüyor. Mehry Mu’nun tasarımcısı Güneş Mutlu Mavituncalılar ve koleksiyoner-tasarımcı Ayca Sarc’ın çantaları, benim el işi yorganlara duyduğum tutkudan dolayı en çok etkilendiğim tasarımlar arasında yer alıyor. Aynı dili konuşan iki yaratıcı kadın, hızla bu kültürel mirası çağdaş bir el işi çanta koleksiyonunda canlandırmaya ve böylece gelir gücü tehlike altındaki zanaat ustalarına destek çıkmaya karar veriyor.Güneş Mutlu Mavituncalılar’ın çantaları her bütçeye, her mevsime, her yaşa uygun ve zamansız diyorum. Markanın ilk kurulduğu yıllarda ilk müşterilerindenim ve her zaman keyifle kullandım. Kendisiyle samimi, içten bir sohbet gerçekleştirdik. Mavituncalılar ile tasarımlarının hikâyesini konuştuk:

GÜNEŞ MUTLU MAVİTUNCALILAR İLE 5 SORU 5 CEVAP1-El emeği göz nuru yün ve pamuk yorganlar, yüzyıllar boyu çeyizlerin en önemli parçası oldu. Sizin yorgan çantaların hikayesi nasıl başladı? Nasıl bir araya geldiniz?

Ayca’nın ‘Yorganlar Fora’ sergisini hem sosyal medyada görüyordum hem de arkadaşlarım ‘Güneş, bir sergi var, mutlaka görmelisin’ diyorlardı. Çok da yoğun bir dönemimdi ama sonunda ne yaptım ne ettim son gününe yetiştim. Tabii ki nutkum tutuldu, aşık oldum, içimde bir şeyler uyandı. ‘Bu serginin sahibi ile tanışıp bir şeyler yapmalıyım’ diye düşünürken Ayca’yı gördüm ve kendimi tanıttım. Kahveye sözleştik ve hemen iş birliğimizi konuşmaya başladık. Kıymet bilen, tutku dolu iki insan bir karar verince yolun yarısı gidilmiş oluyor, başarı kaçınılmaz oluyor.



2-Yorganlar Fora iş birliği sizdeki yeri ayrı mı?

Yazının Devamını Oku

Gardıropta yaz temizliği

Kendi vücudunuza göre giyinin. Eski vücudunuza ya da sahip olmak istediğiniz vücuda göre değil...

Bu sıcak günlerde gelin gardırop temizliği yapmaya ne dersiniz? Sıcak günlerde giyim odalarımız da hava alsın ve serinlesin, fazlalıklardan kurtulsun. Arkadaşlıklarımızda olduğu gibi mesafeli, bir o kadar da yakınımızda uzun ömürlü dostluklar gibi olsun. Bizi yoran arkadaşlıklar gibi değil az ama güzel dostluklar gibi. Saklıyorsak da sakladığımıza değsin. Giysilerimiz de arkadaşlarımız da ev eşyalarımız da... ‘Az çoktur.’ Ne kadar az o kadar mis.
Her şeyi ilk seferde temizlemeye hazır olmayabilirsiniz. Tamam. Artık istemediğinizi bildiğiniz parçaları ayırdıktan sonra, başka bir odadaki dolapta veya garajda yer tasarrufu çantalarında, kutu içinde 30 giysiyi saklamayı öneririm. Sadece onları görüş alanınızın dışına çıkarın. Kendimize aşağıdaki soruları sorarak cevaplarımıza göre gardırobumuzda temizliğe başlayabiliriz...




-Hâlâ bu kıyafetten hoşlanıyor muyum?

Birçok durumda, bu kıyafet için çok fazla para ödediğimden o parçayı tutuyordum, gerçekte onu sevmiyordum.

-Herhangi bir zamanda bunu giyer miyim?

Yazının Devamını Oku

Zeynep Tanrıkul ve Zuhal Çınar Elmasulu ile 5 Soru 5 Cevap

İki başarılı mimar, sevgili Zeynep Tanrıkul ve Zuhal Çınar Elmasulu ile mimari tasarım ofislerinde bir araya geldik. Dönemsel olmaktan çok zamansız olana karşı ilgileri ortak dilleri olmuş. Çok keyifli, içerisinde kendinizi kaybedeceğiniz bir tasarım mağazaları var. Sizi alıp çok uzak yerlere götürüyor, zamansızlığı hissettiriyor ve en önemlisi birçok tasarımın el işciliği olması ise ayrı hoşluk katıyor. Zeynep ve Zuhal hanım eski iki arkadaş. Aynı yöne bakmaları, aynı zarafette olmaları ise başarının bir göstergesi dedirtiyor...

1-İki başarılı iş ortağını tanıyabilir miyiz?

Zeynep Tanrıkul: Mimarlık eğitimi almış iki ortak, 10’ar yıllık tecrübelerimiz sonrası, 2000’de mimari tasarım ofisi olarak yola çıktık. 2015’de kendi tasarımlarımızla Z mix’i kurduk. Zaman içinde çok sayıda sevdiğimiz tasarımcının işlerini çatımız altında topladık. Hep gönlümüzde yeri olan, ruhumuza dokunan işleri seçtik. Aynı duyguları paylaştığımız müşterilerimizle Nişantaşı mağazamızda ve zmix.com.tr adresinde buluşmaktan mutluyuz.

2-Markanızın hikâyesi nasıl oluştu?

Zuhal Çınar Elmasulu: Farklı tarzları ortak bir dilde buluşturmak bizim mimari projelere yaklaşımımız. Dönemsel olmaktan çok zamansız olana karşı ilgimiz. Markamız da bu hikâyenin bir parçası.

3- Evlerimizi dekore ederken neleri dikkate alalım? Neler tavsiye edersiniz?

Yazının Devamını Oku

Moda kendinize yakışandır

Sevsen Sümer, başarılı bir girişimci, birçok projeye imzasını atan ve ticareti seven çalışkan, vizyoner birisi. Yıllarca hayali, çalışan kadınlar için konforlu iş kıyafetleri üretmekti. Konforlu ve iyi dokuları arayan Sümer, hayalini gerçekleştirerek kendi markasını kurdu. Üretime başladıktan kısa süre tasarımlarını birçok ünlü ismin üzerinde görünce işini büyüttü, kendi atölyesini kurdu. Güzel bir sohbet gerçekleştirdiğim sevgili Sevsen Sümer’le, başarının ip uçlarını ve modayı konuştuk.

SEVSEN SÜMER İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Sevsen Sümer neler yapıyor?

Uzun yıllar yönetim alanında önemli projelerde çalıştım ve hâlâ bir girişimci olarak çalışmaktayım. Tekstil alanına hep ilgim vardı ve ticareti çok sevdiğimden, farklı bir alanda da çalışmak, üretim yapmak istedim. Çalışan bir kadın olarak alışverişe çıktığımda hep konforlu ve iyi dokuları arardım. Bu konuda bazı eksikler görünce, kendim tasarlayıp üretmeye karar verdiğimde C For You hikâyem başlamış oldu. Tasarımlarını beğendiğim bir tasarımcı ile sektöre adım attım, şimdi ise kendi atölyemi kurdum.

2- Markanızı nerede görmek istiyorsunuz?

Markamı ileride birçok şehirde ve yurt dışında şubeleşmiş olarak görmek hedeflerimin başında geliyor.

3- Kişiye özel tasarımlar yapıyor musunuz?

Kişiye özel tasarımlar yapıyorum. Kendi beğendiğimden ziyade kişinin ne istediğini anlayarak, karşılıklı fikirleri paslaşarak ortaya çıkarıyoruz.

4- Başarı denildiğinde ne dersiniz?

Yazının Devamını Oku

Stil kişinin kendini yansıtma biçimidir

Gülsüm Tanyıldız, başarılı bir girişimci ve tasarımcı. Hayal etmeyi ve tasarlamayı çok seven, çocukluğundan beri sanata, modaya karşı tutkusu olan Tanyıldız, finans sektöründeki kariyerinin ardından hayallerinin peşinden gitmeye karar verdi. Moda tasarımı eğitimi aldıktan sonra kurduğu marka ile sanatı modada kullanılabilir hale getirdi. İş birliği yaptığı sanatçıların eserlerini moda ile birleştirdiği tasarımlarıyla, sanatı gündelik yaşamımızın bir parçası yaptı. Gardırobunu ve evini sanatla tanıştırmak isteyenlerin aradığı isimlerden olan Gülsüm Tanyıldız, “Kendimiz için doğru seçilmiş kıyafetlerle sadece fiziksel olarak iyi görünmez aynı zamanda kendimizi iyi hissederiz, enerjimiz yükselir ve bu güzel enerji çevremize de yansır” diyor. Sevgili Gülsüm Tanyıldız’la keyifli bir söyleşi yaptık.

GÜLSÜM TANYILDIZ İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Gülsüm Tanyıldız’ı tanıyabilir miyiz?

Uzun yıllar finans sektöründe çalıştım. Bir kızım var. Çocukluğumdan beri sanat ve modaya karşı hep bir tutkum var. Kendi çapımda sanat koleksiyonu yapmaya çalışıyorum. Dünyaca ünlü takip ettiğim tasarımcı ve markalar var. Kaliteli ve zamansız giyinmeyi tercih ediyorum. Kumaşları, renkleri, desenleri, vücut hatlarına uygun farklı kesimleri seviyorum. Çevremdeki her şey bana bir fikir veriyor hemen kafamda bir şeyler tasarlıyorum. Hayal etmeyi ve hayata geçirmeyi, tasarım yapmayı seviyorum.

2- Markanızın oluşumu nasıl oldu?

Profesyonel iş hayatındayken kızımla daha fazla ilgilenebilmek için zamanımı kendim yönetebileceğim ve severek yapacağım bir iş yapmak istiyordum. Bu tabi ki sanat ve moda ile ilgili bir iş olmalıydı ve sanatı modada kullanılabilir hale getirmek üzere kafamda iş planı yapmaya başlamıştım. İşi bıraktıktan sonra moda tasarımı eğitimi alarak ilk adımı atmış oldum. Wagonist markası olarak Ali Elmacı, Ekrem Yalçındağ ve Ebru Uygun gibi çok değerli sanatçımızla iş birliğimiz var. Sanatçılarımızın eserlerinden ilham alarak, kadın-erkek giyim, aksesuar, dekorasyon ürünleri tasarlıyoruz.

Yazının Devamını Oku

TV ekranında sade olmaktan yanayım

Elçin Ateş Ersoy...Genç, güzel, başarılı bir sunucu ve spiker. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Elçin Ateş Ersoy, yüksek lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi’nde tamamladı. Annelik Sanatı Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini sürdüren Ersoy, birçok kanalda sunuculuk yaptı. Şimdi ise FOX TV’de başarılı kadınların başarı hikâyelerine yer verdiği güzel bir programla izleyicilerin karşısında. Televizyon programlarını beğeniyle, dikkatle takip ettiğim sevgili Elçin ile modaya ve hayata dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

ELÇİN ATEŞ ERSOY İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Neler yapıyorsunuz?

Yeni bir heyecan içindeyim son zamanlarda. FOX’ta, Kadının Eseri adlı bir programa başladım. Türkiye’nin başarılı kadınlarının ilham veren hikâyelerini ekranlara getiriyoruz. Çok iyi bir başlangıç yaptık, çok şükür. Tepkiler harika, o yüzden ayaklarım yerden kesik bu aralar. 3.5 yıllık Habertürk macerasının ardından, yine kendimi ilk andan itibaren yuvamda gibi hissettiğim bir kanalda olmaktan dolayı mutluyum.

2-Programınıza hazırlanırken nelere dikkat edersiniz? Stil danışmanıyla çalışıyor musunuz?

Programa hazırlanırken genellikle her ayrıntıya hâkim olmaya çalışıyorum. Harika bir ekibe sahibim, bu da benim en büyük şansım. Sevgili Derya Balkan ile çalışıyorum. İlk andan itibaren enerjimiz tuttu Derya ile. Benim için önemli bir detay bu. Genellikle yalın bir şıklık yakalamaya çalışıyoruz, abartıdan uzak ve tabii rahat bir stil.

Yazının Devamını Oku

Bu yaz tek parça elbiseler şıklığın sembolü olacak

Sultan Sönmez, başarılı bir tasarımcı ve girişimci. Modanın ve trendlerin içerisinde kendi stilini tamamlayacak eksiklikler görmeye başlayan Sultan Sönmez, ilk olarak güzel kumaşlardan kendisi için gömlek tasarladı ve bu tasarımlar çok beğenildi. Simple&Classy markasını kuran Sultan Sönmez, beğenileri paylaşmaya ve işe dönüştürmeye karar verdi. Bugün ise tasarımlarını birçok ünlü ismin üzerinde görmek mümkün. Kendi stilini tasarımlarına yansıtan, çalışmaktan büyük bir keyif alan sevgili Sultan Sönmez, “Bu yaz tek parça elbiseler çabasız şıklığın sembolü olacak” diyor.

SULTAN SÖNMEZ İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Sultan Sönmez neler yapıyor?

Sultan Sönmez, harika bir aile hayatı olan ve geldiği noktada hayattan ne istediğini bilen bir kadın. İçinde bulunduğumuz zor zamanlarda bile tarzını stile dönüştüren ve sürekli işine yatırım yaparak çalışan çünkü çalışmaktan ve üretmekten çok büyük keyif alan biri.

2- Markanızın oluşumu nasıl oldu?

Eşim çok uzun yıllardır tekstil işinde. Bu sebeple bende kumaşlara, üretime ve modaya çok hakimdim. Evimizde sohbetlerimiz bu konu üzerinde olurdu. Zaman içerisinde oturttuğum giyim tarzım ve stilim etrafımdaki dostlarım tarafından hep olumlu övgüler alırdı. Aslında aklımda hiç marka kurma fikri yoktu. Fakat bir noktada, modanın ve trendlerin içerisinde kendi stilimi tamamlayacak eksiklikler görmeye başladım. İyi bir kumaştan güzel bir kalıpla dikilmiş bir gömlek vazgeçilmezimdi ve ilk önce kendim için kapsül bir gömlek koleksiyonu tasarladım. Arkadaşlarım üzerimde tasarımlarımı görmeye başlayınca beğeniler de geldi. Bende bu beğenileri paylaşmaya ve işe dönüştürmeye karar verdim. Kaliteli bir dikim, güzel bir kumaş ve fiyat performansıyla herkesin ulaşabileceği tasarımlar oluşturdum.

Yazının Devamını Oku

Şık bir giyim davranışlarımızı olumlu etkiler

Esma Bitirim, başarılı bir reklamcı. Reklam stratejileriyle birçok markanın büyümesinde tanınmasında etkin oldu. Reklamcılık sektöründen tekstil sektörüne geçen sevgili Esma Bitirim, birbirinden güzel pijama, sabahlık modelleri tasarlamaya başladı. Ve tasarımlarıyla da pandemi sürecinde evlerimizde şık ve konforlu olmamızı sağladı. Evde rahat ve şık olmayı sevdiğini belirten, “Ve tüm kadınlarında evlerinde aynı hissi yaşamasını istedim. Kadınların kendini iyi hissetmesinin büyük başarılar getireceğini düşünüyorum” diyen Esma Bitirim’le başladığı tasarım yolculuğunu konuştuk.

ESMA BİTİRİM İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Esma Bitirim neler yapıyor?

Esma Bitirim bir iş insanı. Aslında mesleğim reklamcılık. 10 yıldır 25 kişilik ekibimle kendi reklam ajansımı yönetiyorum. 23 yıldır iletişim dünyasının içerisinde yer alıyorum. Birçok markanın doğuşunda, ilerlemesine büyümesine katkılarımız oldu ve olmaya devam ediyorum. Dolayısıyla marka yaratma konusunda biraz tecrübem oluştu diye düşünüyorum. Son 1 yıldır da var olan işimle birlikte tekstil sektörü ile ilgilenmeye başladım. İyi bir tüketiciydim şimdi iyi bir üretici olmaya çalışıyorum.

2- Markanızın hikâyesi nasıl başladı?

Markamın hikâyesi tamamen kendi beklentilerimden doğdu diyebilirim. Türkiye gerek moda tasarımcıları gerek tekstil üretimi konusunda en başarılı ülkelerden biri. Ancak biz evde rahat ve şık olmaktan maalesef oldukça uzağız. Pandemi ile birlikte “evde şıklık” kavramı dünyamıza girdi ve homewear koleksiyonlar ardı arkasına geldi. Tabii hızlıca üretilen bu koleksiyonları birbirinden ayırt etmek zordu. Hepsi birbirine benzeyen seri üretimler geldi. Bizim marka olarak olmak istediğimiz yer popülerin peşinden giderek o akıma kapılmak değil. Sakin adımlarla doğru hedef kitle ile ürünlerimizi buluşturmak. Benim Meresleep’e tasarlarken eksikliğini en çok hissettiğim konu kumaşlar oldu. Dünyanın geleceğinden kendimi sorumlu bir vatandaş hissettiğim için kesinlikle sürdürülebilir kaynaklara hizmet eden bir kumaş istiyordum. Sonunda vegan cupro kumaş ile tanıştım. Sıfır karbon ayak izi hedeflenerek üretilen bir kumaş, aynı zamanda insan cildiyle oluşabilecek herhangi hayvansal protein temasını önlüyor.

3- Neden sabahlık ve pijama?

Yazının Devamını Oku

Hayatın kendisi bize ilham veriyor

İpek Ötügen Dinçer... Uzun yıllar kurumsal hayatta önemli görevlerde bulunmuş, önemli ve başarılı işlere imzasını atmış tam bir girişimci. Kurumsal hayatta yükselen ve başarılı bir iş grafiği çizen Dinçer’e moda sektörü hep heyecan vermiş ve ailesinin uzun yıllar tekstil sektöründe olması da işine daha sıkı sarılmasını sağlamış. Modayı, ürünü, kumaşı ve içinde olmayı sevdiğini söyleyen sevgili İpek, “Bana modası geçmeyen, zamansız olan, her insan, her ürün, her eser ve her yer ilham veriyor” diyor. İpek Ötüken Dinçer’le girişimciliğini, markasını ve modayı konuştuk.

Bugün günlerden annelerimiz. Ne güzel bir gün... Bizi bugünlere getiren, hiçbir şey beklemeden hep veren, hep seven, hep dokunan, hep sarılan, hep bekleyen, hep sabreden vefakâr annelerimiz iyi ki varsınız... İlk önce kendi annemin, kayınvalidemin Anneler gününü kutluyor ve tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum...İPEK ÖTÜGEN DİNÇER İLE 5 SORU 5 CEVAP



1-Sizi tanıyabilir miyiz? Projeler var mı?

Liseyi İstanbul’da okuduktan sonra Kaliforniya Üniversitesi’nde İletişim Bölümü’nden mezun olup Türkiye’ye döndüm. Koç Üniversitesi’nde iki sene asistan olarak çalışıp kurumsal hayata atıldım. McDonalds’da iki sene İnsan Kaynakları’nda çalıştıktan sonra 2002’de Zara Türkiye’de çalışmaya başladım. 14 sene boyunca yedi markanın (Massimo Dutti, Bershka, Pull&Bear, Stradivarius, Oysho, Zara Home, Uterque, Inditex TR Tedarik Ofisi) Türkiye’de kurulumunda ve büyümesinde üst düzey rol oynadım. Kurumsal hayatımın son 4 senesinde de özel bir güvenlik şirketinde Satış ve İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştım. 2020’de kurumsal hayatta daha fazla kalmak istemediğime karar verip ayrıldım. Durmayı sevmiyor, üretmek gerektiğine inanıyorum. İlk etapta, hedefim bu yeni markayı geliştirmek ve ürün gamını çeşitlendirmek, tanıtmak. Yakın bir gelecekte sadece online değil, fiziki mağazalarda da müşterilerin ürünlerimize dokunabilmesini ve deneyimleyerek almasını hedefliyorum.

Yazının Devamını Oku

Baharın yıldızı triko hırkalar

Sokağa çıkamadığımız bu günleri hafif dokular, canlı renkler ve pozitif enerjiyle karşılayalım. Baharın en güzeli trikolar. Triko hırkalarınızı, askılı tril tril ipek elbiselerin üzerine, isterseniz triko hırkanızı jean pantolon, tişört ikilisinin üzerine giyebilirsiniz. Mevsim triko diyoruz. Uzun triko elbiseler ve ince trençkotla iyi bir ikili olabilir. Ne kadar hafif o kadar iyidir.İşte sizi trikonun başarılı ismi ile buluşturuyorum. Trikonun sihirli eli, Regino markasının kurucusu Selin Güven’in, hazırladığı yeni koleksiyonları, oversize, daha formsuz hırkaları çok beğenildi. Aile şirketi olması ve aileden gelen yetenekle işine aşık ve trikoyu iyi tanıyan Sevgili Selin’le güzel bir röportaj gerçekleştirdik.

SELİN GÜVEN İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Selin Güven neler yapıyor?

Yoğun bir çalışma temposu içindeyim. Kış Koleksiyonunu hazırlıyorum. Tabi işimiz zaten triko olduğu için çok geniş bir model, desen ve bilgi birikimim var. Kendi markamla beraber aynı zamanda üretimini yaptığımız yerli ve yabancı firmaların da koleksiyon ve model aşamaları, ev çocuklar derken gerçekten 24 saati dolu dolu yaşadığım bir dönem. İşimi her geçen gün daha da severek yapıyor olmam sanırım başarıyı da beraberinde getiriyor.

2-Regino’nun hikâyesi nasıl oluştu?

Çok klişe olacak özellikle ailem ve arkadaşlarım yıllardır kendi markamı kurmam gerektiğini söylüyordu. Şu an hem ülkemizde hem yurt dışında çok çok fazla yeni marka ve birbirinin tekrarı ürünler olduğunu düşünüyorum, triko artık hem fiyat hem model olarak en kolay ulaşılabilen şeylerden biri haline geldi. O kadar çok çeşit model yapılıyor ki farklı olanı yapmak ve kaliteli ürün sunmak yaptığım şeyleri kendimde keyifle giymek benim için çok önemliydi. Çok güzel geri dönüşler alıyorum bu beni hem çok mutlu ediyor hem çok gururlandırıyor.



Yazının Devamını Oku

Çocukların kıyafet seçiminde tercihlerinin önemi yadsınamaz

Çocuk modası denilince akla gelen ilk isim tasarımcı Melis Kaptanoğlu. 2008 yılından bu yana ‘Melis Kaptanoglu Kids’ isimli markasıyla kız çocukları için couture tasarımlar hazırlıyor. Sevgili Melis, Londra Çocuk Moda Haftası’nda olmak üzere toplam dört defileye imza atmış, dünyada pek çok kırmızı halı organizasyonunda star çocukları giydirmiş, çocukların hayallerini gerçeğe taşımayı tutku haline getirmiş ve her dönem yaptığı işe aşık biri. “Çocukların rengarenk ruhlarına tasarımlarımızla nefes vermek en büyük keyfim” diyen Melis Kaptanoğlu ile girişimciliğini, tasarımlarını, başarısının sırlarını ve çocuk modasını konuştuk.

MELİS KAPTANOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Melis Kaptanoğlu neler yapıyor? Sizi tanıyabilir miyiz?

Melis Kaptanoğlu, denize aşık bir baba ile doğaya aşık bir annenin üç kızından en küçüğü olarak dünyaya geldi. Doğma büyüme İstanbullu. Oldukça başarılı, sosyal ve faal öğrencilik yıllarının ardından 21 yaşında çok sevgili eşi Cenk Kaptanoğlu ile hayatlarını birleştirip, Alara, Leyla ve Melisa adında üç pırlanta kız çocuğuna sahip oluyor. 2008’de kızlarından ilham alarak kurduğu ve özenle büyüttüğü ‘Melis Kaptanoglu Kids’ markasının kurucusu, tasarımcısı ve yaratıcı direktörü oluyor. En öncelikli bağlılığı ailesine. Spora, sanata, seyahat etmeye ve sağlıklı yaşama tutkun; titiz, detaycı, düzenli ve hareketli biri. İkisi Londra Çocuk Moda Haftası’nda olmak üzere toplam dört defileye imza atmış, dünyada pek çok kırmızı halı organizasyonunda star çocukları giydirmiş, çocukların hayallerini gerçeğe taşımayı tutku haline getirmiş ve her dönem yaptığı işe aşık biri.

2- Neden çocuk kıyafetleri?

Üç kız annesi olmam en büyük motivasyon sebebimdi. Bu girişimim zamanla çocuklarımla beraber büyüdü ve markaya dönüştü. Çocuklara, onların dünyalarına, hayal güçlerine olan saygım ve hayranlığım da bu işe yönelmemi sağladı. Özellikle kızlarım için alışveriş yaparken hep daha kaliteli, farklı, yaratıcı ürünler arama çabası içindeydim. Tasarım, moda ve sanatın hayatımda hep çok önemli bir yeri vardı. Özellikle anne olduktan sonra yurt içinde ve dışında pek çok marka ve çocuk giyim sektörü hakkında bilgi sahibi olmuştum. Tüm bu süreç sonucunda kendi markamı yaratmaya, kaliteden ödün vermeden kendi zevkimi ve vizyonumu yansıtan, çocukların hayal güçlerine hitap eden ürünler üretmeye karar verdim.


Yazının Devamını Oku

Çevre dostu koleksiyon

Lug Von Siga, SS 2021 koleksiyonunu dijital platformlar üzerinden gerçekleşen Fashion Week Istanbul kapsamında geçen salı günü sundu.



Lug Von Siga’nın kurucusu ve kreatif direktörü Gül Ağış’ın karantinadan sonraki ilk koleksiyonu; Analog Diaries. Bu nedenle koleksiyon, bu üç aylık dönemde keşfedilen yeni duyguların bir tür özeti olarak karşımıza çıkıyor. Hayatımızda bir belirsizlik olduğunda, korku, umut, minnettarlık, öfke ve hayal kırıklığı duyguları birbirine karışır. Ağış, arka plandaki bu ruh halini ve psikolojik ikilemleri yansıtmak için LVS SS 2021 film ve lookbook görüntüleri için fotoğrafçı ve mimar Can Dağarslanı ile ‘Identities Series’ kitabının devamı niteliğinde bir işbirliği yaptı. Analog Diaries koleksiyon çekimleri, LVS ve sanatçı Can Dağarslanı’nın yalnızca analog kamera kullanarak gerçekleştirdiği, adeta yeni dijital çağa ve arkasındaki hıza karşı muhalefet oluşturan bir işbirliği niteliğinde.



DOĞADA ÇÖZÜLEBİLİR KUMAŞLAR

Yazının Devamını Oku

Stil kimliğinizin ipucudur

Antika, vintage eşyalar hayatımızda giyimden aksesuara gittikçe yerini almaya başladı. Günümüzde bu tarz ürünlere olan ilgi her geçen gün artıyor. Geçmişe, eskiye özlemi yansıtan eski eşyalar, bizlere tarihe yolculuk yaptırıyor. Sanatçı Deniz Doğruyol da antikacılardan, eskicilerden, sahaflardan topladığı materyallerle asamblaj ve mixed media kolaj tablolar yapıyor. Bu çalışmalarını ise dünyanın birçok sanat merkezine taşıyor. Eski eşyalar onun elinde bir esere dönüşüyor ve her eseri yaşanmışlığın hikâyesini anlatıyor. Uzun yıllar Los Angeles’ta yaşayan ve resim üzerine eğitim alan Deniz Doğruyol, Amerika ile Avrupa’da birçok sergi açtı. 2018’de İstanbul’a döndü ve çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürüyor. Sevgili Deniz ile, projelerini, modayı konuştuk.

DENİZ DOĞRUYOL İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Deniz Doğruyol’u tanıyabilir miyiz?

Deniz Doğruyol sanat ve tasarım üzerine işler üreten biri. Ekolojik ve sürdürebilir tasarım anlayışı ile upcycle, recycle ev eşyaları, projeler üreten bir atölye olan Dadaistudio’nun kurucusuyum. Aynı zamanda da senede iki kere, sınırlı sayıda ürettiğimiz retro ev eşyaları koleksiyonunu da satışa sunuyoruz.

2-Yeni projeler geliyor mu?

Yeni bir kişisel sergim geliyor, Carnival. İnsanın söylediği ‘hayır’lar kadar özgür olduğu üzerine kurguladığım bir sergi ve ‘kendine evet’in bir kutlaması. Mayıs ayında izleyici ile buluşacak. Bir de sadece upcyle ürettiğim yeni bir koleksiyon geliyor, ağırlık ev eşyası üzerine.

Yazının Devamını Oku

Genç girişimciler yarının ihtiyaçlarını belirlemeli

Evde en çok vakit geçirdiğimiz kış ayları bitti, bahar aylarındayız. Baharda her evde detaylı temizlik başlar. Bu temizlik sadece evin temizlenmesi anlamına gelmez, yeni eşyalar da alınır, çünkü bahar ayı yenilenme ayıdır. Bahar ayı, yeni ve güzel enerjilerin evlere dolmasını da sağlar. Küçük dokunuşlarla nokta atışlara ne dersiniz? Evlerinizde ilk koltuk kumaşlarıyla, sonra koltuklarınızın üzerine koyduğunuz kırlentlerle abajur, vazo, çerçeve gibi objelerle enerji getirebilirsiniz. Bitkileri unutmayalım, rengarenk güzel yaz bitkileriyle evlerini canlandırabilirsiniz. Nasıl kıyafetlerimizi aksesuarlarla güncelliyorsak, eşyalarımızı da yenileyebiliriz. İster satın alarak isterseniz de kiralayarak eşyalarınızı yenileyebiliyorsunuz. Girişimci Ayla Şahanoğlu Ceyhan, Türkiye’ye mobilya kiralama sistemini getirerek ulaşılabilir fiyatlarla evlere, ofislere enerji getiriyor. Sevgili Ayla ile ufak dokunuşlarla şık evin sırları, girişimcilik yolculuğu ve genç girişimcilere önerilerini konuştuk.

AYLA ŞAHANOĞLU CEYHAN İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Evlerde ulaşılabilir fiyatlara konforlu, şık mobilyalar ve objelerle yenilik getirebilir miyiz? Ne gibi önerilerde bulunursunuz?

Elbette ulaşılabilir fiyatlara konforlu şık mobilyalar ve objelerle yenilikler getirebiliriz. Örneğin aynı renkte yastıklar yerine zıt renklerde yastıklarla kanepeniz daha çok dikkat çeker. Beyaz duvarlarla evinize hem lüks hem de daha geniş bir görünüm verebilirsiniz. Zarif ve özel tasarım aydınlatmalarla evin havasını değiştirebilirsiniz. Parlak objelerle, mesela renkli bir vazoyla evinizin bir köşesini süsleyebilirsiniz. Gramofon gibi eski eşyalarla retro dokunuşlar yapabilirsiniz.

2-İş hayatına atılmak isteyen genç girişimcilere ve özellikle kadın girişimcilere neler söylemek istersiniz?

Gençlerimiz bugünün değil yarının talep ve ihtiyaçlarını doğru belirlemeli, yapılmamış olanları yapmaya çalışmalılar. Yeniliklere açık, yılmadan sabırla bu yolda ilerlerlerse başarı kesin olacaktır. Kadın girişimcilerimiz inandıkları yolda ilerleyebilmek için düşündüklerini hayata geçirebileceklerine güvenmeliler. İzleyecekleri yolda önlerine çıkabilecek engelleri aşabilmek için disiplinli ve planlı bir şekilde çalışarak işlerine tutkuyla bağlansınlar. Kadın girişimcilere sunulmakta olan destek ve teşvikleri çok iyi araştırmalılar.

Yazının Devamını Oku

Ceketler kıyafetin en güçlü kalemidir

Ceket her kadının gardırobunun olmazlarındandır. Zamansız stilin vazgeçilmezidir, modası geçmez. Genç, yaş almış, kilolu, kilosuz farketmeksizin tüm kadınların kurtarıcısıdır. Giydiğinizde bir anda sizi yukarı çeken, daha dinamik, daha elegan bir görüntü verme gücü vardır. Ceket güçtür, duruştur.

Ceketler yılın her mevsimi giyilebildiği için kadınların severek kullandığı bir kıyafettir. Ceket denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Başak Barlas’tır. Sevgili Başak Barlas’ın tasarımları, ince detayları, hoş kesimleriyle dikkatleri çekiyor. Sorbe markasıyla kaliteli kumaşlar eşliğinde kadınlara hem spor hem de şık bir tarz sağlayan Başak Barlas, “Kıyafetin en güçlü kalemi ceketlerdir” diyor. Genç girişimci ve başarılı tasarımcı Başak Barlas ile ceket modasını konuştuk. Dahası mı sohbetimizde...BAŞAK BARLAS İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Başak Barlas neler yapıyor?

Hem çalışıyor hem annelik yapıyor. Aslında hayatından daha çok tatmin bir döneminde olup, hayatını kendi beklentisi doğrultusunda yönlendiriyor.



Yazının Devamını Oku