Modaya küçük bir mola gidiyoruz Moldova’ya

Sevgili okurlar... Bu haftalık ‘modaya’ sizden küçük bir ‘mola’ istiyorum. Çünkü sizi bu defa futbolun yeşil sahalarına götürüp, Türkiye için ‘gurur’ duyulması gereken biriyle tanıştıracağım. Evet, o isim Engin Fırat...

ENGİN FIRAT’LA 5 SORU 5 CEVAP

“Nereden çıktı bu futbol aşkı şimdi?” diye düşünenlerdenseniz eğer, öncelikle şunu söylemeliyim:
Engin Fırat, Moldova Milli Takım Teknik Direktörü.
Şurası ise çok önemli:
Avrupa’da ilk defa bir Türk teknik direktör bir yabancı milli takımı çalıştırıyor.
İşte ilk dikkatimi çeken bu oldu.
Sonra baktım ki böylesine kıymetli bir isim hakkında maalesef ülkemizde çok az sayıda haber var.
Tabii bir de saha kenarındaki ‘stil’ görüntüsü de buna eklenince, “Mutlaka bir röportaj yapmalıyım” diye düşündüm.
* * *
Engin Fırat ismine Fenerbahçe taraftarları dahi bir aşikâr.
Çünkü 2002-2003 sezonunda Werner Lorant’ın yardımcısı olarak Fenerbahçe’de görev yapmış.
Daha sonra birçok takımda görev almış.
Öncesinde Google’ladığım bu bilgilerden sonra, asıl merak ettiklerimi yine her zaman olduğu gibi 5 soruda kendisine yönelttim.
İşte sorularım ve verdiği yanıtlar:

Modaya küçük bir mola gidiyoruz Moldova’ya

1- Kısaca Engin Fırat kimdir, neler yapar?

Kariyerinin büyük bir bölümünü yurt dışında mücadele ederek geçirmiş ve Türkiye’yi gururla temsil etmiş biri. Şu anda Moldova Milli Takımı’nın teknik direktörü. Avrupa’da ilk defa bir Türk teknik direktör, bir yabancı milli takımı çalıştırıyor. Dünya futbol tarihinde de yine ilk defa bir müslüman, bir hristiyan ülkenin milli takımının başında. Yani benimkisi normal bir teknik direktör yaşantısının dışında. Birçok tabuyu yıkan bir Engin Fırat var.

2- Şimdi siz işiniz gereği birçok ülke görüyorsunuz. En çok etkilendiğiniz ülke ve şehirler neresi? Tabii bir de nedenleri...

Tabii ki teknik direktör olduğum için herkes çok gezdiğimi düşünüyor ama böyle bir şey yok. Hayatım; havalimanları, oteller, statlar ve geri dönüşlerle geçiyor. Futbolla yani iş sırasında gittiğiniz ülkelerde pek fazla şey göremiyorsunuz. Zaten buna zaman da yok. Ancak tatil zamanında gezme şansımız oluyor. Özel hayatımda biraz nostalji ve romantik takılan bir insanım. Küçüklüğümde bir Dallas dizisi hayranı olarak sırf Southfork Ranch ve müzesini görmek için Dallas şehrine gitmiş biriyim. Onun dışında Dallas çok etkileyici değil. Paris’in Christmas(Noel) dönemi çok güzel. Şehir muhteşem süsleniyor ve çok etkileyici bir ortam oluşuyor. Maleyza’nın doğal güzelliği müthiş. Endoneyza ve Bali’de muhteşem tatil yerleri var. Dubai de çok organize bir şehir, yapılacak o kadar çok eğlenceler ve organizasyonlar var ki hiç sıkılmazsınız.

3- Saha kenarında bir hayli stil sahibisiniz. Peki sizin Türkiye’de ya da dünyada stilini beğendiğiniz teknik direktörler var mı?

Türkiye’de teknik direktörler çok fazla giyime önem vermiyor. Yani daha çok eşofman giymeyi tercih ediyor gibiler. Ben klasik ve sadeliği sevdiğim için
Zinédine Zidane ve Gareth Southgate’in giyim tarzlarını beğeniyorum.

4- Fenerbahçeliler sizi daha yakından tanıyor. Sonradan öğrendim ki 2002-2003 sezonunda Werner Lorant’ın yardımcısı olarak Fenerbahçe’de görev yapmışsınız. Fenerbahçe hakkında neler söylersiniz?

Fenerbahçe çok değişik ve büyük bir kulüp. Her şeyi yapabilecek kapasitede çok büyük bir camia. Hem çok karışık ve aynı anda çok çabuk birleşen bir büyük aile. Ben orada çalışmaktan keyif aldım. Oradaki baskı bile bana tatlı geldi, motive etti. Allah’ın izniyle mutlaka bir gün Türkiye’ye dönüp büyük bir kulübün başında olacağım.

5- Ve son soru... Genç futbolcu adaylarına neler tavsiye edersiniz?

Genç oyunculara ancak şunu söyleyebilirim. Birçok star oyuncuyla çalıştım ve hepsinde bu özelikler var: Bahane aramazlar, özeleştiri yaparlar, hep kendini geliştirmeye çalışırlar, yaşları kaç olursa olsun herkesten daha fazla çalışırlar. O kadar basit. Bunları yapmazsan çabuk kaybolup gidersin.

Modaya küçük bir mola gidiyoruz Moldova’yaEngin Fırat, görev yaptığı ülke Moldava için ise “Moldova çok güzel bir ülke. Her yer yeşillik. Tatil için kesinlikle öneririm” diyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Haydi detoksa var mısınız?

Ne abartının, ne israfın, nede doyumsuzluğun olmadığı vakitler! Ah eski günler...

Yani günümüz yaşantısının tam tersi, eskiden herşeyin kıymeti başkaydı ama huzur, mutluluk ve şükür de vardı. Eğer siz de hayatın sizi yorduğunu düşünüyor, bir şeylere yetişmek için bin parçaya bölünüyor, minimalist yaşamla gelen mutlulukla tanışmak istiyorsanız, bunun için harekete geçmeniz gerektiğini bilmelisiniz. İşte ‘ne kadar az, o kadar çok’ felsefesini benimseyebilmek için yapmanız gerekenler:
*Fazlalıklarınızı düşünerek başlayın. Ve tabii ki burada fazlalıklardan kastım; evinizdeki gereksiz eşyalar. Hani “Bir gün giyerim, bir gün mutlaka kullanırım, zayıflayınca giyerim, fiyatı çok düşmüş mutlaka bir yerlerde değerlendiririm” diye satın aldığınız eşyalar. Neden hiç kullanmadığınız ya da hiç kullanmayacağınız eşyaların size yük olmasına izin veresiniz ki? Onları saklamak, temizlemek, düzenlemek için boş yere zaman ve para harcamanıza ne gerek var? İşte bunun farkına varmalı ve hemen şimdi bütün eşyalarınızı gözden geçirerek kökten temizlik yapmaya başlamalısınız.
*‘Ne kadar az, o kadar çok’ felsefesini benimseyebilmek için yapmanız gereken bir diğer şey de yerine koyma prensibine göre hareket etmeniz. Yani yeni bir şey aldığınızda bir diğerinden kurtulmanız gerekiyor. Çünkü minimalizm felsefesinin kurallarından bir tanesi de bu. Gelen bir şey, gitmesi gereken bir şey anlamına geliyor.

BERRİN PEHLİVAN İLE 5 SORU 5 CEVAP

HER YILIN DEĞİŞEN FARKLI BİR MODASI VAR

Berrin Pehlivan...Belçika doğumlu, Almanya’nın Köln şehrinde uzun süre sağlık sektöründe çalıştıktan sonra İzmir Alaçatı’ya yerleşerek butik otel işletmeciliğine başladı. Başarılı bir işletmeci olan Berrin Pehlivan, aynı zamanda modayı yakından takip eden ama yormadan, çabalamadan stil yaratmayı seven birisi. İşletmeleride gittiğinizde sizi özel hissettirmeyi seven, konforunuz, hijyeniniz, içtiğiniz kahvenizin sunumu, otellerinde bir stili olması gerektiğini savunan tam bir girişimci, aynı zamanda bir iş insanı. Sevgili Berrin Pehlivan ile işini ve modayı konuştuk.

Yazının Devamını Oku

Çanta kıyafete neşe katar

Hayatımızdaki vazgeçilmezlerimizden biri de hiç kuşkusuz çantadır. Taşınması ve saklanması gerekli eşyalarımızı koyduğumuz, yanımızdan hiç ayırmadığımız aksesuarımızdır. Giyimi tamamlayan aksesuarlar içinde oldukça önemli bir yeri olan çantanın insan yaşamındaki önemi tartışılamaz. Blinq markasının kurucuları Aslı İlkbahar ve Burcu İsmailoğlu İpek kardeşler, bir seyahat aşığı, gezdikleri, gördükleri, etkilendikleri her şeyden ilham alarak o güzel, sade ve konforlu çantaları ortaya çıkıyor. Çantalarında, bizlerle bir seyahat zevkini paylaşıyor, çantaları bizi Akdeniz sahillerine götürüyor. Başarılı iki kardeşle ile moda yolculuklarını konuştuk.

ASLI İLKBAHAR VE BURCU İSMAİLOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP1- İki başarılı kız kardeş Aslı İlkbahar ve Burcu İsmailoğlu İpek, moda yolculuğuna nasıl başladı?

Seyahat yolculuğu ve yeni yerler, kültürler keşfetme tutkusu diyebiliriz aslında. Seyahatlerden aldığımız ilhamla ve bunu bir şekilde paylaşabilme aşkıyla başladı. Ve tabi her gittiğimiz yerden oraya ait, bir şeyle döndüğümüzü fark edince. Tasarımcı değiliz, öyle bir iddiamız yok ama müthiş bir seyahat zevki ve gözümüz var. Bunu paylaşmak istedik açıkçası.



2- Neden çanta?

Yazının Devamını Oku

Stil sakin şıklıktan doğan uyumdur

Denizli’nin Buldan ilçesi, dokumacılığıyla geçmişten günümüze adını duyuran bir yer.

Bizlere bağımsızlığımızı armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ile anıyor, tüm ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.SEREN DÖNMEZ İLE 5 SORU 5 CEVAP

Kent tarihi kadar eski olan dokumacılığın kökleri M.Ö. 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Buldan dokumaları evimizin her köşesinde yer aldığı gibi kıyafetlerde de kullanılıyor. Buldan’da birçok işletme geçmişinden aldığı dokuma kültürünü modernize ederek ürünlerini bizlere sunuyor. Seren Dönmez de bu alanda faaliyet gösteren isimlerden biri. Ailesinin kurduğu Buldan’s markası ile ilçenin geçmişten gelen dokularını kendi gustosuyla harmanlıyor. Koleksiyon yelpazeleri ise oldukça geniş, nevresim takımları, yatak örtüleri, koltuk şalları, havlu, bornoz, şal, fular, plaj kıyafetleri... “Stil sahibi olmak detaylarda gizlidir” diyen Sevgili Seren ile Denizli’yi, Buldan’ı, dokumacılığı ve modayı konuştuk...



1- Her başarılı işlerin bir hikâyesi vardır. Sizin hikâyeniz nasıl başladı?

Biz ikinci kuşak bir aile şirketiyiz. Markamız 1998’den beri var. Babam İhsan Dönmez markamızın kurucusu, tırnağıyla kazıyarak buralara gelmiş, vizyoner ve kabuğuna sığmayan bir insan. Ev tekstili alanında tasarım ve konforu bir arada sunan bizim deyimimizle, ‘ruhu olan’ niş ürünler üretiyoruz. En kaliteli kumaşları, tasarımsal dokunuşlarla ev tekstili, banyo tekstili, ev giyimi, plaj tekstili ürünlerine dönüştürüp yurt içi ve yurt dışında birçok özel noktada tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Bunların içinde hayatımızda en çok vakti içinde geçirdiğimiz nevresim takımlarından, plajlarda şıklığımızı tamamlayan plaj peştemallerine, plaj elbiselerine kadar geniş bir ürün gamımız var. Hâlâ markamıza adını veren Denizli’nin Buldan ilçesinde yaşıyoruz ve üretim yerimiz burada. Buldan’da dokuma kültürü M.Ö 2000’li yıllara dayanıyor. Buldan’s markası, Buldan’ın geçmişten gelen dokularını modernize ederek kendi gustosuyla harmanlıyor. Şu an yurt içinde 40 noktada corner ve bayiilerimiz var. Yurt dışında 15 ülkeye ihracatımız gerçekleşiyor.

Yazının Devamını Oku

Ayakkabı bir kıyafetin en büyük tamamlayıcısı

Serena Uziyel... Onun için bir ayakkabı koçu diyebilirim. Sınır tanımayan hayal gücünün yanı sıra mesleki tecrübesiyle tasarladığı ayakkabı ve çantaları, dünyada da ses getiriyor, trend oluşturuyor.

SERENA UZİYEL İLE 5 SORU 5 CEVAP

Calvin Klein, Donna Karan, Alberta Ferretti gibi markalarda çalışarak deneyim kazanan Uziyel’in tasarımları, uluslararası markalarla yarışıyor ve yüksek zevkleri olan birçok kişi hatta dünya starları tarafından tercih ediliyor. Sevgili Serena Uziyel’in bu başarısı Türkiye için de gurur verici. Kendi adını verdiği markasıyla tasarımlarını beğeniye sunan Serena, “Ayakkabı, bütün duruşunuzu değiştirir ve sizin özelikleriniz hakkında çok fazlı ipucu verir” diyor.
1-Serena Uziyel’i kurma hikâyenizden bahseder misiniz?

New York’ta Parsons School of Design’da moda ve iletişim tasarımı dalları üzerinde eğitim aldıktan sonra, sadece kıyafet tasarlamak istemediğimi ama modaya dokunmak ve detaylarla oynamak istediğimi keşfettim. Bu süreçte stajlarımı Calvin Klein, Donna Karan, Alberta Ferretti, Moschino gibi markaların çanta ve ayakkabı bölümlerinde yaptım, bunu çok sevdiğimi anladım. Özellikle ayakkabıyla kurduğum bağ, iki yıl önce kaybettiğimiz Floransa’da ayakkabı sektöründeki herkesin bildiği ve benim de mentorum olan Guiseppe adındaki zanaatkara dayanıyor. Floransa’da karşılaşıp benimle ayakkabı dünyasına ait eşsiz bilgilerini paylaşmasıyla başlayan yolculuğumuz, ayakkabı yapımının tüm inceliklerini bana göstermesiyle devam etti. Zanaatkar kişiliği ve en küçük detaylara kadar verdiği önem sayesinde Guiseppe’den bir ayakkabının nasıl bir zarafetle inşa edildiğini öğrendim. Ve çalıştığım markalar sayesinde birçok deneyim kazanıp, kendimi geliştirmeye hep devam ettim. Birikimlerimden yola çıkarak makineleşmiş lüks dünyasında, atölyelerde zaman geçirerek, unutulmaya yüz tutmuş, el emeğiyle oluşan birçok farklı işleme tekniğini modernleştirerek hayata geçirmeyi hedefleyerek başladım. Kendi markamı kurmamla birlikte hayallerim şekil kazandı.
2-Koleksiyonunuzu tasarlarken ilham panonuzu neler süsledi?

Çok sık seyahat ediyorum; gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, yeni kültürler tanımayı ve o hayatlara dokunmayı çok seviyorum. Kısacası seyahatten besleniyorum. Sırtımda çantam, elimde karalama defterim ile gezinirken karşılaştığım ve 5 duyumla tadabildiğim birçok öge tasarımlarıma ilham kaynağı oluyor. Yine bir İtalya seyahatimde, Umbria’da 1200’lü yıllardan kalma bir manastır ile karşılaşmam son koleksiyonum için önemli bir ilham kaynağı oluşturdu. Püsküller, halatlar, değerli taşlar, antik altın ve gümüş materyallerin saten, deri ve rafya gibi dokularla bütünleştiği; fildişi, roze ve yakut tonların hâkim olduğu bu koleksiyonda mekânın yansımaları açıkça hissediliyor.
3-Stil sahibi olmanın kodları nelerdir?

Bir koddan daha çok içten gelen bir ses olduğunu düşünüyorum. Gördüklerimiz, duyduklarımı, kokladıklarımızı, hislerimizi kendimize göre yorumlayıp dışa yansıtmamız olarak düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

İşi emsalsizi bulmak

Bir Türkiye aşığı Gennaro Buonocore, İtalya’nın tanıtımını en iyi şekilde yapan çok başarılı bir seyahat danışmanı. Gittiği her yerde ‘eşsiz ve emsalsiz’ olanını bulmak kendisinin işi olmuş. Bir İtalya seyahatinde tanıdığım ve bize görmediğimiz çok yeri gezdiren, o yaşam gustosunu danışanlarıyla farklı bir şekilde yaşatan özel biri ile tanıştırmak istedim sizi. O aynı zamanda çok iyi giyinen, eski aile işleri gelinlik ve abiye giyim aksesuarlarının üretim ve ticareti ile ilgilen bir iş insanı...

GENNARO BUONOCORE İLE 5 SORU 5 CEVAP1. Gennaro Buonocore neler yapıyor? Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben İtalyanım ve Napoli’de yaşıyorum. Aile işimiz olan gelinlik ve abiye giyim aksesuarlarının üretim ve ticareti ile ilgileniyorum. Üçüncü jenerasyon olarak büyükbabamdan devraldığım aile işimizi devam ettiriyorum. Bir gelinlik aksesuarcısı olarak çalışmak açıkçası bana çok şey öğretti; öncelikle her bir gelin adayının ‘eşsiz ve emsalsiz’ görünme isteğinin beni çıldırma noktasına getirdiği anlar olmuyor değildi. Uzun yıllar bu baskı ile çalışmak son derece zordu ancak daha sonra farkettim ki bu bana başka bir bakış açısı kazandırmış; gittiğim her yerde ‘eşsiz’, ‘emsalsiz’ olanı arar olmuşum. Moda sektöründe çalışmak bana bol miktarda seyahat etme imkânını da sağlamış oldu ve hatta balayı organizasyonlarına bile başladım. Bu organizasyonları yaparken gelin ve damat adaylarının geleneksel patikaların aksine yine benzersiz, daha önce yapılmamış ya da denenmemiş farklı deneyimler yaşamak istediklerini gözlemledim. Böylelikle ben de kendilerine daha özel deneyimler yaşatmak üzere konvansiyonel olmayan turlar ve ünlü şeflerle yeme-içme turları düzenlemeye başladım. Bu sayede ‘Gennaro or @ThePersonalTraveller’ adı altında Trip-Advisor, Viator gibi online platformlarda da çok tercih edilir duruma geldim.

2. İtalya’ya geldiğimizde ilk nereleri görmemizi tavsiye edersiniz?

Bu sorunuza şöyle cevap vermek isterim; geleneksel güzergâhları herkes biliyor zaten. Ben önce hangi şehirleri görüleceği yerine İtalya’nın nasıl gezilmesi gerektiğini anlatıyor ve yaşatıyorum. Başka bir deyişle, Roma’da Collesium’un önünde bir fotoğraf çektirmektense, Roma’da yaşayan Romalılarla bir arada olup, şehrin yerlilerinin nasıl yaşadığını deneyimlemelerini sağlıyorum. Örneğin Toskana benim için, son derece ticari olan Chianti şaraplarının çıktığı yer değil, Romalılardan önce yaşayan Etrüsklerin yerli şaraplarını yetiştirdiği yer. Bu nedenle müsaade edin size bir yerli eşlik etsin seyahatinizde ve farkı görün.

3. Şık ve stil sahibi bir İtalyan olarak Türk erkeklerinin stilini nasıl buluyorsunuz? Neler tavsiye edersiniz?

Türk erkekleri renkleri kullanmak konusunda daha cesur olmalılar bence. Onlarda dış görünümlerinde daha elegan olma çabasını gözlemliyorum; daha renkli giyinmek ya da renkli aksesuarlar kullanarak kıyafetlerine bir farklılık katmak onları diğerlerinden ayrıştıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Stil, zevkimizi ve seçimimizi yansıtır

Zeynep Süleyman, moda sektörünün sevilen isimlerinden ve birbirinden güzel kıyafetlere imza atan bir tasarımcı. Başarılı tasarımları dikkat çeken Süleyman, şıklığı ve sadeliği buluşturduğu tasarımlarında, stil sahibi ve etkileyici bir görünüm kazanmak isteyenlere kolaylık sağlıyor. “Hayal et, üret ve tamamlan!” düşüncesiyle tasarımlarını oluşturan sevgili Zeynep Süleyman, “Her kişinin stili kendi zevkini ve seçimini yansıtır” diyor.

ZEYNEP SÜLEYMAN İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Moda yolculuğunuz nasıl başladı?

Bir insanın üreterek var olduğunu ve kendini bulduğunu düşünüyorum. Girişim hikâyemi bu arayışın sonucu olarak görüyorum. Hayal et, üret ve tamamlan! Her zaman şıklık ve sadelik, hayatımın içinde önemli bir özellik oldu. Diğer bir özelliğim ise yaptığım işlere kendi ruhumu verme isteği. İkinci özellik hayatımın birçok alanında zorluk çıkartsa da ben bu özelliğin yaratıcılık ve özgünlüğün en önemli şartlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bunlar işin görünmeyen kısımları. Görünen kısmına ise; klasik ticaretin değişimi önemli oranda etki etmiştir. Tekstil ürünlerinin satışı dediğimiz zaman mağazalarda satılan, markaların baskın olduğu, butik üretimin de var olmaya çalıştığı ancak maliyet yükü ağır olan bir piyasa içinde var olabilme telaşıdır. Bu telaş içerisinde özgün eserler yapabilmek, çok zorlu bir süreçti. İşte bu zorlu süreci aşma işini gelişen iletişim ve internet teknolojisi kolay hale getirdi. Sosyal medya ve internet üzerinden ticaret imkânlarının artması geleneksel ticarete konu birçok iş yükünü, maliyeti azalttı. Butik ve özgün tasarımların daha kolay piyasaya girmesini mümkün hale getirdi. Arzu ettiğim tasarımları piyasaya sunma ve tutundurma fırsatını bana vermiş oldu. Sonuç olarak zarafet tutkusu ile yeni teknolojinin imkânları Zeynep Süleyman ürünlerini müşterilerimle buluşturdu diyebilirim.



2- Zeynep Süleyman tasarımlarını, kimlerin giyinmesini istersiniz?

Yazının Devamını Oku

Şiddete hayır

#challengeaccepted #hayvanhaklarının korunması Kadına, hayvana şiddete hayır... Son yıllarda artan kadına şiddet, hayvana şiddet olayları hepimiz fazlasıyla üzüyor. İnsan olmak, hâl bilmek, vicdanlı, merhametli, ahlaklı olmak bizlerin değerlerinde var. Yeter artık şiddete son. Annelere çok iş düşüyor, oğlu olanlar özellikle! Oğlunuza, kadına değer vermesi gerektiğini, sevmeyi, incitmemeyi, gerektiğinde vazgeçebilmeyi öğretin. Şiddetin her türlüsünden uzak, sevgi dolu, mutlu bayramlar dilerim.

HERKESİN STİLİ KENDİNE ÖZGÜDÜR

SENA KÖSEOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP

Sena Köseoğlu genç, enerjik ve başarılı bir tasarımcı... Modaya olan tutkusuyla tasarım alanında kendini geliştirdi. Kendine özgü tasarımlar oluşturan ve kısa sürede dikkatleri çeken Sena Köseoğlu, annesi Refika Çalık ile Rouz markasını kurdu. Birbirinden başarılı tasarımlara imza atan sevgili Sena, “Stil, bir kadının kendini ifade etme şeklidir” diyen Sena Köseoğlu ile markasını ve modayı konuştuk.

1- Markanız nasıl oluştu?

Rouz markası ortaya çıkmadan önce, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü mezunu olarak profesyonel anlamda çalışmalarıma kendi branşımda devam ediyordum. Modaya olan tutkumun gün geçtikçe arttığını farkedince moda ve tasarım üzerine yoğunlaştım. Tamamen hobi olarak ilgilenirken bir anda bu sektörün içinde buldum kendimi. Anne-kız olarak beraber başladığımız bu serüven, tatlı bir heyecan ve tutkuyla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

İnsan stil için önce kendi vücudunu tanımalı

Fulya Gündoğdu, araştırmacı, kendini geliştiren, öğrenmeye açık ve yenilikçi bir kadın. Koku konusunda hassas olan olan Fulya Gündoğdu, koku da hep doğalı bulmaya çalıştı. Koku tutkusunun peşinden giden sevgili Fulya, ilk önce kendisi ve evi için ürettiği kokulardan yola çıkarak bir marka oluşturdu. Birçok marka, otel, restoran ve ofis için özel koku üreten Fulya Gündoğdu, ile koku, stil ve modayı konuştuk.


1-Fulya Gündoğdu neler yapıyor? Nasıl bir anne?

Fulya Gündoğdu, sürekli işleyen bir biyolojik makine gibidir. Çağın gereksinimlerini bulmaya, anda kalmaya, yeni bir şeyler öğrenmeye, yenilikçi olmaya ve yaratmaya çalışan kadınlardan biriyim aslında. Anı yaşamak en önemlisi benim için, geçmişten edindiğim tecrübelerimle ve araştırmaya olan merakımla geleceğime yön vermeye çalışıyorum. Meyvelerini topladığım anlar oldu ama daha da iyisi olabilir diye hep yoluma devam ediyorum. Asla ben oldum diyen bir yapım yoktur daha ne katabilirim kendime düşüncem vardır. Annelik; en kutsal görevlerden biri. Çocuklarıma, yol gösterici, onların tecrübe edip yaşamlarına yön vermelerine izin verirken; kanatlarım hep üzerlerindedir. Bireyler yetiştiriyoruz ve onlara özgür alan bırakmalıyız güçlü olmaları için; tabii ki bu her yaptıklarını onayladığım veya izin verdiğim anlamına gelmiyor. Bir anne olarak benim belirlediğim sınırlar içinde yetişiyorlar.
2-Tam bir koku tutkunusunuz bu tutkunuzu nasıl işe dönüştürdünüz?

Benim için koku demek; hafıza demektir. Beş duyu organımızdan beynimizi tetikleyip, anıları canlandıran; bizi alıp oraya götüren tek şey koku hafızamızdır. Bir şeyin kokusunu aldığınızda beyninize kodlanır ve bunu unutamazsınız. Koku almadan, tat alamazsınız. Kısaca koklamadan bir bütün halinde yaşayamazsınız. Tabii ki böyle bir koku tutkunluğu olduğu sürece oturamazsınız; koku üzerine eğitim alma sürecim başladı. Fransa’da eğitimler almaya başladım, işin özünü öğrenmeden merakın durmayacaktı ve orada ünlü bir parfümör ile tanıştım. Dönüm noktalarımdan birisi o oldu. Neden bunu kendi işim haline getirmediğimi ve bu yönde eğilimimin, becerimin olduğunu söyledi. Serüvenim bu şekilde başlamış oldu. İyiki de oldu dediğim hayat çizgilerimden birisiydi.
3-Fiolas’ı kurma fikri nasıl doğdu? Yoğun iş temposu içinde gününüz nasıl geçiyor?

Benim ve oğlumun astım hastası olmamız ve kokudan vazgeçememem bu alandaki ilerleme isteğim ile ortaya çıktı. Fiolas, eşimin iş yerinde küçük bir oda da kuruldu. Sonrasın da sevildi, büyüdü, tanındı. Şimdi dönüp baktığımda benim için ailenin bir parçası haline geldi. Yaşam alanımı işimle birleştirmem ve bununla beraber çalışmalar yürütmem benim için geliştirici oldu.

Yazının Devamını Oku

İnsan stil için önce kendi vücudunu tanımalı

Fulya Gündoğdu, araştırmacı, kendini geliştiren, öğrenmeye açık ve yenilikçi bir kadın. Koku konusunda hassas olan olan Fulya Gündoğdu, koku da hep doğalı bulmaya çalıştı. Koku tutkusunun peşinden giden sevgili Fulya, ilk önce kendisi ve evi için ürettiği kokulardan yola çıkarak bir marka oluşturdu. Birçok marka, otel, restoran ve ofis için özel koku üreten Fulya Gündoğdu, ile koku, stil ve modayı konuştuk.

1. Fulya Gündoğdu neler yapıyor? Nasıl bir anne?

Fulya Gündoğdu, sürekli işleyen bir biyolojik makine gibidir. Çağın gereksinimlerini bulmaya, anda kalmaya, yeni bir şeyler öğrenmeye, yenilikçi olmaya ve yaratmaya çalışan kadınlardan biriyim aslında. Anı yaşamak en önemlisi benim için, geçmişten edindiğim tecrübelerimle ve araştırmaya olan merakımla geleceğime yön vermeye çalışıyorum. Meyvelerini topladığım anlar oldu ama daha da iyisi olabilir diye hep yoluma devam ediyorum. Asla ben oldum diyen bir yapım yoktur daha ne katabilirim kendime düşüncem vardır. Annelik; en kutsal görevlerden biri. Çocuklarıma, yol gösterici, onların tecrübe edip yaşamlarına yön vermelerine izin verirken; kanatlarım hep üzerlerindedir. Bireyler yetiştiriyoruz ve onlara özgür alan bırakmalıyız güçlü olmaları için; tabii ki bu her yaptıklarını onayladığım veya izin verdiğim anlamına gelmiyor. Bir anne olarak benim belirlediğim sınırlar içinde yetişiyorlar.



2. Tam bir koku tutkunusunuz bu tutkunuzu nasıl işe dönüştürdünüz?

Yazının Devamını Oku

Başkaları için değil kendiniz için giyinin

‘Modayla yatıp stil kalktığımız’ köşemizde bu hafta siz değerli okurlarımızı, ‘Nikky Mc Bridget’ adlı markayla ve bu markanın arkasındaki iki ikon isimle tanıştıracağım. Onlardan biri Türkiye’nin en stil ikonlarından Biricik Suden. Diğer önemli isim ise uzun süre reklam sektöründe başarılara imza atan Nukte Onur.



Tasarımlarını görür görmez konforu, dokularına dokunduğunuzda ise o muhteşem duyguyu hissettiriyorlar.
Asıl önemli olan ise ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarımıza el işçiliği çantaları yapma şansları verip, her birinin evine destek olmalarına imkân sağlamaları.
Gerçekten de alkışı hak eden bir hareket bu.
* * *
İki yakın arkadaş Biricik Suden ve Nukte Onur’la buluştuk.

Yazının Devamını Oku

Nereden geldiğini asla unutma

Genç, cesur ve hayallerinin peşinden giden bir tasarımcı Natallia Korkmaz. Belarus’ta doğan Korkmaz, ülkesinde tarih bölümünden mezun olurken, hayalindeki tasarımcılık kariyeri için 2015’te İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) Moda Tasarımı ve Teknolojisi lisans programına başladı, 2019’da ise başarıyla mezun oldu. Sıra dışı tasarımlarıyla dikkat çeken Korkmaz, ‘Nereden geldiğini asla unutma’ diyerek, geçmişinden aldığı güçle geleceğe doğru başarılı adımlar atmak istiyor. Kendisini gördüğümde en etkilendiğim tarafı, sakinliği ve bir o kadar da yaratıcılığı... Sevgili Natallia ile tasarım yolculuğunu ve modayı konuştuk.

NATALLİA KORKMAZ İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Tasarım yolculuğuna nasıl başladınız?

İstanbul Moda Akademisi’nden (İMA) 2019’da birincilikle mezun oldum. Daha sonra ekim 2019’da New Gen/Mercedes-Benz Fashion Week’te yer aldım. Şimdi Turyana isimli kendi markamı kurmakla meşgulüm. Turyana ismi ailemin yaşadığı köy olan Turya ve ismimimin ilk iki harfi Na’nın birleşiminden oluşuyor. Bu ismi beni yansıttığı ve geldiğim yere duyduğum saygıyı göstermek için seçtim. Bir bebeğin ilk adımlarını atarken hissettiği heyecanla ben de moda sektöründeki yolculuğuma başlıyorum.



Yazının Devamını Oku

Zamansız parçalara talep artacak

Görkem Çetiner... Genç, vizyoner ve çalışkan bir tasarımcı. Enerjisi ve eğlenceli kişiliğini yansıttığı sokak stili tasarımlarını birçok ünlü ismin tercih etmesiyle dikkatleri üzerine çekti. Bu yaz özellikle fuşya ve pembe tonların ön plana çıkacağını belirten genç tasarımcı, “Her trend ya da moda olan şeyi kesinlikle almamalıyız, vücudumuz ya da ruhumuz ters düşüyorsa zaten o parçayı taşıyamıyoruz” diyor. Daha uzun ömürlü ve gündüzden geceye kullanılabilen zamansız parçalara talebin artacağının altını çizen Çetiner ile tasarımlarını ve modayı konuştuk.

GÖRKEM ÇETİNER İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Kurucusu olduğunuz New In markanızdan bahseder misiniz? Nasıl bir süreç yaşadınız?

Moda sektörüne Türkiye’de önde gelen bir tasarım markasında çalışmaya başlayarak girdim. Çalıştığım dönemde her şeyi öğrenmeye çalışarak sadece kendi alanımda değil tüm süreçlerde kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu sayede nelerin daha çok talep gördüğü, üretimde nasıl sorunlar yaşandığı, kumaş seçimleri, sosyal medya kullanımı, müşterileri beklentileri, online site yönetimi kısacası bir çok alanda ileride kuracağım markama yatırım yaptım.
Bana en büyük katkısı olan, hiç kuşkusuz o zamanki patronum olan Yasemin Öğün’dü. Onun enerjisi ve vizyonu bana gerçekten çok şey kazandırdı.
2018’de markam New In’in ilk koleksiyonu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı, artık kendimi hazır hissediyordum. İnsanların günlük hayatlarında konforlu şekilde kullanabileceği aynı zamanda çabasız şık olabileceği parçalar yapmak istedim ve yola bu amaçla çıktım. 2019 ilkbahar/yaz koleksiyonu çıkınca özellikle etekler çok yoğun ilgi gördü, açıkçası beklentimin çok üzerinde bir taleple karşılaştım ve bu beni çok motive etti.
Türkiye’nin önde gelen isimlerinin üzerinde markamı görünce şaşkınlıkla hissettiğim hazzı size anlatamam. Markamı kurdum ve mağazamı açtım. Yasemin Öğün’ün sokak stilinde markamı sıkça tercih etmesi markama çok büyük katkı sağladı.

Yazının Devamını Oku

Sokak modasının sırrı ‘özgürlük’

Ankaralı üç arkadaş Göksenin Şahin, Ali Yılmaz, Furkan Tongut... Bir araya gelerek hayallerini gerçeğe dönüştürerek XIBALBA giyim markasını oluşturdular. Tasarımları kısa sürede dikkatleri çekmeyi başardı. Üç girişimcinin tasarımları, rahatlığı kadar özgürlüğünü de tercih edenlerin, dinamik ve cesur stillerini yansitabilmelerine olanak sağlıyor. Üç arkadaş şimdi de yeni proje ve işbirlikleriyle markalarını, modanın yer aldığı her alanda ve global pazarda adından söz ettiren bir konuma yükseltmeyi hedefliyor. Sohbetimizi Göksenin Şahin ile gerçekleştirdik. Çok genç, çalışkan Göksenin Şahin ile sohbetimiz tabii ki çok eğlenceli oldu.

GÖKSENİN ŞAHİN İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Markanız nasıl oluştu?

XIBALBA, Ali Yılmaz ve Furkan Tongut’un Türkiye’ye artı değer katan global bir moda markası kurma hedefiyle çıktığı yolda, genç kreatif direktör ve kurucu ortak Göksenin Şahin’in katılmasıyla 2018 yılında oluştu.

2-Neden turuncu renk?

Yazının Devamını Oku

Kendi stilini yarat yakışanı bul

Mahperi Altun Uçar, başarılı bir yapımcı... Mahallenin Muhtarları, Koçum Benim, Bir Dilim Aşk, Abuzer Kadayıf gibi dikkat çeken yapımlarda görev aldı. Yıllar önce CNN Türk’te yayınlanan Fashionable İstanbul’un kordinatörlüğünü yaptı, dünyaca ünlü starları Türkiye’ye getirerek çok güzel bir program gerçekleştirdi. Şimdi de iki farklı kanalda iki farklı programın yapımcılığına imza atıyor. Sevgili Mahperi ile mesleğini, modayı konuştuk. Moda anlayışını “Kendi stilini yaratmak, yakışanı bulmak” olarak söyleyen Mahperi Altun Uçar, gençlere de “Soru sorsunlar. En iyi soruları sorup, en iyi cevapları bulsunlar” tavsiyesinde bulundu.

MAHPERİ ALTIN UÇAR İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Kendinizden bahseder misiniz? Özellikle evde olduğumuz günlerde hayat nasıl geçti? Yeni proje var mı?

Çok genç yaşlarda çalışma hayatına başladım. Evden hep uzakta, çok yoğun geçti hayatım. Koronavirüs süreci bana olabildiğince evimi keşfetmemi, evde hayatın nasıl olabildiğini öğretti. Yine de herkese göre evde çok vakit geçiremedim denilebilir. Çünkü iki ayrı kanalda televizyon programlarımızı sürdürmeye çalıştık. Steril ortamları sağlayarak evde kalan ekranları başındaki seyirciyi bilgilendirmek adına da hali hazırda ekranda olan programlarımızın konseptini değiştirerek bilgi içeren yayınlar yapmaya gayret ettik. Yani bir nevi sorumlu televizyonculuk. Tabii ekip olarak mümkün olduğu kadar evlerimizden çalıştık, online bağlantılar yaptık ve çekim günleri stüdyomuzda olduk. Yeni proje hep var ama şimdilerde özgün format olan ‘40’ programımızın yurt dışında hayata geçecek olmasının heyecanını yaşıyoruz. Formatımız Almanya’dan sonra İngiltere ve İrlanda’ya satıldı. Çok yakın zamanda da İngiltere’nin en önemli kanallarından birinde ekranlarda görüyor olacağız.
Tüm bunlar dışında evde olduğum zamanlarda da kitap okuyup, müzik dinleyerek biraz da yoğun iş temposunda pas geçtiğim vakit ayıramadığım hobilerimi keşfederek zamanımı geçirmeye çalışıyorum. İki kızım var. Aleyna Lena ve Deniz Alya. Onlarla olmayı zaman geçirmeyi seviyorum. Birlikte çok eğleniyoruz, çok gülüyoruz.



Yazının Devamını Oku

Doğru seçimlerle stilinizi oluşturabilirsiniz

Başarılı tasarımcı Elvan Tığlıoğlu... İddialı ceket ile kimonoları, rengârenk desenleri ve çarpıcı formlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. 2014’te kurduğu Jaquette markası ile kendine özgü tasarım ve desenlerle oluşturduğu ceketleri, kimonoları dünyaca ünlü isimler tarafından da beğeni kazandı. Dünya starlarından oyuncu ve şarkıcı Jennifer Lopez, Elvan Tığlıoğlu imzalı sarı kimono ile uzun bir süre manşetlerde yerini aldı. Türk tasarımcıların ismini dünyaya duyurması ise ayrı gurur. Elvan Tığlıoğlu, enerjisi ve eğlenceli yanını tasarımlarına yansıtıyor. Sevgili Elvan ile kariyerini, markasını ve modayı konuştuk.

ELVAN TIĞLIOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP 1- Jaquette’in çıkış noktası nasıl oldu?

Jaquette markasını ortaya çıkarmadan önce işimle ilgili neredeyse her alanda çalıştım. Reklam, vitrin tasarımı, tanıtım, organizasyon gibi iş deneyimlerini farklı profesyonel şirketlerde edinirken bir yandan senaryo yazarlığı kurslarına gitmekteydim. İnsan hayatta kendini bir şekilde ifade etme ihtiyacı duyuyor. Kimi yazarak, kimi çizerek ya da şarkı söyleyerek veya doğurarak. Koleksiyonlarımın hepsi aslında bir dışa vurumdur. Ben de bir marka doğurdum. Jaquette ismi ve logosu için bir marka tasarımı ofisi ile çalıştım. Ceket giymeyi çok seven biri olarak çoğunlukla evden çıkarken ‘Jaketini aldın mı?’ diye seslenirdim. Kulağıma havalı geliyordu. Sonra işin profesyonellerinden öğrendim ki benim amatör ruhumla beğendiğim Jaket, ceketin Fransızca kelime karşılığıymış. Ve tabii ki yazılışı farklı ve ondan da Jaquette türemiş. Sundukları isimler arasından bunu seçtim ben de. Böylece serüvenimiz başlamış oldu ve altı yıldır devam ediyor.

2-Hangi renkleri ve modelleri bu sezon çok göreceğiz?Geçen yıl çevreci kumaş kullanarak, hayranı olduğum Jennifer Lopez’e tasarladığım kimono ile sürdürülebilir modaya adım atmıştım. Bu sene bunu Resort koleksiyonuma da taşıdım. Her sezon olduğu gibi hem benim hem Jaquette’in enerjisini temsil eden ‘sarı’yı ve doğanın tüm renklerini göreceğiz. Kimono&kaftan koleksiyonumuzda her sezon Jaquette’e özgü çizilen desenlerimiz ön planda. Bu desenleri ve renkleri şapka, yelpaze ve yeni plaj çantalarımıza da taşıyoruz. Takım almak isteyenler oluyor diye her parçayı desen ağırlıklı çalışmamaya dikkat ediyoruz. Geçen sene olduğu gibi bu sene de koleksiyonumuza elbise ve pareo etekler ekledik. Ayrıca bu sene Resort koleksiyonumuza limitli sayıda mayo ve bikini de ekledik.

3-Nasıl bir çalışma temponuz var, dinlenmeye vakit kalıyor mu?

Yazının Devamını Oku

Evde yapılacak en önemli bakım cilt temizleme ritüelimiz

Estetisyen Seval Güngören... Uzun yıllar güzellik sektörünün birçok aşamasında yer aldı ve kendini sürekli geliştirdi. Kariyerini kendi kurduğu Medilaser İstanbul ile sürdüren Güngören, çalışkanlığı ve güzel enerjisiyle dikkat çekiyor. Hemen her kadın sağlıklı bir cilde sahip olma isteğine sahiptir. Seval Güngören, “Gece yatmadan cildin temiz olması, sağlıklı bir cilt için çok önemli” diyor. Biz de sevgili Seval ile ‘sağlıklı bir cilde nasıl sahip olunur’dan modaya bilgi ve keyif dolu bir sohbet gerçekleştirdik.

SEVAL GÜNGÖREN İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Seval Güngören neler yapıyor? Bu karantina günleri bizlere nasıl dersler çıkardı?

Yirmi yıldır güzellik sektöründeyim. Şu anda ise 11 yıldır kendi kurucusu olduğum Medilaser İstanbul Güzellik Merkezi’ni işletiyorum. Karantina döneminde bol bol kendimi dinledim. Sosyal medyamı daha aktif kullanarak, danışanlarımızla hep iletişim içinde olduk. Olabildiğince hayatın her alanında sadeleştik. Kendimizi bir sistemin kölesi olarak, materyal şeyler için ne kadar paraladığımızı ve kendimizi hiç düşünmediğimizi, ilişkilerimizi ne kadar çabuk çarçur ettiğimizi ve sağlığımızın kıymetini anladık.

2- Kadınlarımıza evlerde yapacağı cilt bakımı ve makyaj konularında ip uçları verir misiniz?

Evde yapılacak en önemli bakım, öncelikle cilt temizleme ritüelimiz. Gece yatmadan cildin temiz olması, sağlıklı bir cilt için çok önemli. Yıka, tonikle, nemlendir. Bu üç aşamaya çok dikkat etmeliyiz. Bir tanesi bile eksik olmamalı. Hatta 30 yaş sonrası nemlendirici öncesi, cildin ihtiyacına göre belirlenen bir serum buna mutlaka eklenmeli. Gece iyi temizlenmiş bir cilde, sabah uyandığımızda aynı işlemi yapmak zorunda değiliz. Sadece duru suyla yıkamayı tavsiye ederim, çünkü cildin kendi yağına da ihtiyacı var. Ve en önemlisi kullandığımız ürünlerin tavsiye üzerine değil de uzman kişilerin bizim cilt yapımıza ve cildin ihtiyacına göre belirlenmesi gerekir. Bir başka önemli konu, tonik her zaman atlanır, fakat aslında tonik yıkamadan sonra cilde yapışan kiri ve tozu çok güzel arındırır ve arkasından sürülen nemlendiricinin daha derine inmesini sağlar.
Makyaj konusunda en iyi tavsiyem, iyi temizlenmiş ve nemlendirilmiş cilde, belki çok malzeme ile fakat her şeyi çok az oranda sürmek. Bazen yaptığımız en büyük hata, yüzümüzdeki lekeler veya çilleri tamamen kapatma isteği ile fondöten uygulamasını maske gibi yapmak ve abartmak. Aslında bütün makyaj ürünlerini cildimize az oranda kullandığımızda hem cildi yormamış oluyoruz hem de daha temiz bir görüntüye sahip oluyoruz. Bırakın lekeler çiller az oranda görünsün zaten sizi doğal yapacak olan onlarla barışık olmanız.


Yazının Devamını Oku

Aksesuar görünümün tamamlayıcısıdır

Kuyumculuk sektöründe 10 yılı aşkın deneyime sahip olan, tasarımcı Cenk Esertepe ve ortağı Mehmet Topbaş’ın 2009’da Londra’da kurdukları JCM London markası, özel ustalık teknikleriyle üretilen tasarımlarla mücevher tutkunlarına birçok seçenek sunuyor. Esertepe ve Topbaş, tasarımlarını Hong Kong’dan New York’a, St Petersburg’dan Johannesburg’a kadar tüm dünyada duyuran başarılı iki tasarımcı...

CENK ESERTEPE VE MEHMET TOPBAŞ İLE 5 SORU 5 CEVAPHayal güçlerinden esinlenerek tasarladıkları ürünler cesur, yenilikçi ve stil sahibi kadınlara hitap ediyor. İstanbul Nişantaşı’ndaki tasarım atölyeleri ise görülmeye değer. Sohbetimizi Cenk Esertepe ile gerçekleştirdik. Sevgili Mehmet Topbaş ara ara katılsa da önemli bir toplantısı için hazırlık yapıyordu. İki Türk tasarımcının özellikle Londra’da tasarımlarının çok ilgi görmesi büyük mutluluk.

1. JCM London markanızın oluşum hikâyesini öğrenebilir miyiz?

Türkiye’nin sayılı altın firmalarında 16 yıl çalıştıktan sonra 2008 yılında Londra’ya yerleştim. Yeni bir şeyler yapmak istiyordum, fashion jewelry’e yöneldim. O dönemde Londra’nın ünlü büyük mağazaları için küçük çalışmalar yapıyordum, her şey yolunda gidince ‘neden olmasın’ dedim ve kendi markamı hayata geçirdim.



Yazının Devamını Oku

Bayramda giyelim en güzel giysileri

Yarın bayram ve ben yazıma Barış Manço’nun hafızalarda yer edinen şarkısının güzel sözleriyle başlamak istedim. “Bugün bayram erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysileri.”

Koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının getirildiği bu bayramda, büyüklerimizi ziyaret etmeye gidemesek de, evimizde kaldığımız süre içerisinde kendimize özen gösterelim. Evden çıkamasak bile, çıkıyormuş gibi giyinelim, sabah ilk işimiz büyüklerimizi aramak olsun ve mis gibi kıyafetlerimizi giyinelim, güzel sofralar kuralım, ailece birbirimizle bayramlaşalım. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlar dilerim.
***
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Yazının Devamını Oku

Kıyafetlerimizi atmayalım ihtiyaç sahipleriyle paylaşalım

Türkiye'de smokin ve frak dendiğinde akla ilk gelen isim Levon Kordonciyan... Atatürk’ün, Cumhuriyet’in ilanının ardından terzilik ve giyim sanatı üzerine Paris’e eğitime gönderdiği 6 kişiden biri olan Levon ustayla aynı ismi taşıyan torunun oğlu Levon Kordonciyan, büyük dedesinin mirasını sürdürüyor.

Bugüne kadar devlet adamlarından iş insanlarına, hatta Hollywood yıldızlarına kadar birçok tanınmış isme smokin diken Kordonciyan, yerli-yabancı film ve dizilere de smokin ve frak hazırlıyor. Dört kuşaktır smokin diken bir ailenin ‘Altın Makas’ oğlu Levon Kordonciyan. Karantina günlerinde neler yapıyor, smokin ve Atatürk’ün giyim tarzını konuştuk.

1- Evde geçirdiğiniz bu günlerde neler yapıyorsunuz?

Öncelikle ailemin sağlıklı ve huzurlu kalması için motivasyonumu ve moralimi yüksek tutuyorum. Aile fertlerimi, dostum ve arkadaşlarımı sık sık arayıp konuşarak ve dertleşerek irtibatımı kesmemiş oluyorum. Küçüklük zamanında oynadığımız oyunları kızımla oynamaya başladım. Mesela yoldan geçen arabaları sayarak kızımla yarışma düzenliyoruz. Ev ekonomisinin önemini daha çok anlayıp elimizdeki imkânları değerlendirip birçok çeşit yemek yapıyoruz. Eşimle karşılıklı gündüz kahvesi içerek sohbet ediyoruz.

2-Beyler için evde şıklık için neler tavsiye edersiniz?

Sabah uyandığımızda artık sinek kaydı traş olmalıyız ki moralimizi yerine getirelim. Kıyafetlerimizi kendimiz ütüleyelim ve onları giyerek mutlu olalım. Dolabımızı açıp düzenleyelim sakın hiçbirini atma fikrini aklımızdan geçirmeyelim, ihtiyacı olan kişilerle paylaşalım. Zaman paylaşma ve ekonomi zamanı.

3- Erkeğin makyajı smokini midir? Smokin bir Amerikan kültürü müdür? Bonjour, redingot, jaketatay, frak, smokin nerelerde giyilir?

Smokin, frak, redingot, jaketatay ve bonjour erkeğin estetiğidir. Bu kıyafetleri tamamlayan aksesuarlar da erkeğin makyajıdır. Bunlar, papyon, kuşak, kol düğmesi, yelek, kravat, yaka iğnesi, fular, ipek çorap, rugan ayakkabı.

Yazının Devamını Oku