Can Altındal ile 5 soru 5 cevap

Ünlü tasarımcı Massimo Vignelli’nin sözüyle başlamak istedim: “Bir tasarımcının hayatı savaşmakla geçer, çirkinliğe karşı verilen bir savaş. Tıpkı bir doktorun hastalıkla savaşması gibi, bizim için etrafımızdaki şeyler görsel hastalık. Yaptığımız şey ise onları tasarım yoluyla iyileştirmektir.”

ŞAPKA, KOMBİN İÇERİSİNDE MAJÖR BİR ETKİYE SAHİP

Can Altındal... Şapkanın uzmanı. “Michrame” adlı markası ile dikkatleri çekti ve büyük ilgi görüyor. Şapkaları ve tasarım eşarpları özel bir işcilikle yapılıyor.
Sevgili Can Altındal, “Müşterilerimiz ile monolog yapmak yerine diyalog halinde olmak için satış sonrası ilişkimizi devam ettiriyoruz. Bu tavır markayı daha ulaşılabilir kılıyor” diyor.
Lafı fazla uzatmadan, “Can Altındal ile 5 soru 5 cevap”a geçelim.

Can Altındal ile 5 soru 5 cevap

1- Öncelikle “Michrame” markası ile başlayalım. Nedir hikâyesi?

Her tasarımcı eğitiminden sonra uzun bir yolculuğa çıkar. Benim yolculuğum, sanatçı bir aileye doğmam ile başladı. Farklı yaratım süreçlerine ve ifade biçimlerine olan merakım, multi disipliner bir yapı içinde olmamı sağladı. Bu sebeple fikirlerimi ifade edebileceğim ve tasarımlarımı sunabileceğim çok yönlü bir platform arayışına girdim. Bir yandan farklı alanlarda tasarımlar yapmaya devam ediyordum. Yapmak istemediklerimi yazmaya başladım. Yapmak istediklerimi ise profesyonel hayata uygun hale getirdikten sonra ‘Michrame’ oluşmaya başladı. Güzel sanatların her disiplinini bünyesinde bulunduran ve içi dolu tasarımlar üreten markamız yolculuğuna çıktı. Müşterilerimize sürdürülebilir kaliteyi sunmak için uzun bir ham madde arayış süreci geçirdik. Alanında en iyi üreticiler ile çalışmamız bize müşteri memnuniyeti olarak geri döndü. Yaratıcılığı ve hayal gücünü destekleyen bir marka haline gelmek istiyoruz. Bu sebeple toplum ile ilişkimizi güçlendirecek projeler tasarlıyoruz. Müşterilerimiz ile monolog yapmak yerine diyalog halinde olmak için satış sonrası ilişkimizi devam ettiriyoruz. Bu tavır markayı daha ulaşılabilir kılıyor.

2- “Şapka” denildi mi, “Biz kadınların vazgeçilmezi” diyorum. Şapka alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Kuşkusuz şapka kombin içerisinde majör bir etkiye sahip. Şapka alırken stilinizi göz önünde bulundurmanız en önemli tüyo olacaktır. Ancak Michrame şapkalarında kişiliğinizi de yansıtmanızı tavsiye ediyorum. Aldığınız şapka sizi anlatmalı. Rengi, kuşağı ve aksesuarları bütünüyle sizi temsil etmeli. Cesur olun, standart tasarımlardan uzaklaşın hatta Michrame şapkalarını kendinize göre yeniden şekillendirin.

Can Altındal ile 5 soru 5 cevap

3- Beylerin şapkaya ilgisi nasıl? Onlara neler önerirsiniz?

Beni en çok şaşırtan konulardan biri Türk erkeklerinin şapkaya olan ilgisi oldu. Çok renkli tasarımları tercih ediyorlar. Bu konuda oldukça cesurlar. Ancak kalıpların dışına çıkmaya cesaret edemeyen erkeklere önerim, rahatlamaları yönünde olacak. Akıllarındaki takım elbise ve şapka kombininden kurtulsunlar. Bu çok eski moda bir yaklaşım. Örneğin standart bir jean üzerine giydiğiniz beyaz t-shirt ile istediğiniz şapkayı kombinleyebilirsiniz. Kim ne derse desin aldırmayın. İstediğiniz gibi giyinin.

4- Siz stili nasıl yorumlarsınız ?

Benim için stil, kişinin kendini ifade etme biçimlerinden biridir.

5- Mottonuz?

Küçük dokunuşlar ile büyük etki yaratmak.

STİL RADARI

5 YAŞ BÜYÜK GÖSTERMİŞ

Sevgili okurlar...
Bundan sonra “Stil Radarı”ma yakalananları yazacağım.
Darılmaca, gücenmece yok.
Şimdiden söylemesi.
“Artılar, eksiler çıksın” diyorum.
Ve radara giren ilk isim...
İstanbul cemiyetinden Tuğçe Eyilik.

Can Altındal ile 5 soru 5 cevap
* * *
Biraz 80’lerde kalmış gibi. Maşası belli olan bir saç. Üstüne sarı renk, onun üstüne bele kadar uzun ve bir de ek kullanılmış. Tüm bunlar, sevgili Tuğçe Eyilik’i 5 yaş daha büyük göstermiş.
Neden böyle güzel bir yüz, “yanlış bir saç modeli” ve “fazla makyajla” daha yorgun ve daha yaş almış göstermek istenilir?
Hadi saç böyle.
Peki o kıyafet, o gözü yoran ceket ve kolye nedir ya?
Anlamak çok zor.
* * *
Ne anlıyoruz buradan...
İstediğiniz kadar eğitim alın, eğer doğru giyinemiyorsanız, “Acil bir stil danışmanına” diyoruz...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İletişime açık olabilirsek çok daha mutlu olabiliriz

İletişim denildiğinden Türkiye’de önemli birkaç isimden biridir sevgili İpek Özgüden... O bir halkla ilişkiler koçu, iletişimci, sporcu ve Ankaralı... Hayatında çok sayıda başarılı projelere imza atan, sporcu kimliğinin dinamizmini çalışma stiline yansıtan İpek Özgüden, iletişimin birleştirici güç ve yaşam biçimi olduğunu söylüyor. İpek Özgüden, “İletişime açık olabilirsek, egolarımızı bir kenara bırakabilirsek çok daha mutlu olabiliriz” diyor.

İPEK ÖZGÜDEN İLE 5 SORU 5 CEVAP1-İpek Özgüden neler yapıyor?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Yaklaşık 30 yıldır halkla ilişkiler sektöründe çalışıyorum. RAM Dış Ticaret, adidas Türkiye, Beşiktaş Jimnastik Kulübü gibi kurumsal deneyimlerden sonra 2001’de kurduğumuz ajansımız ON İletişim ile markaların, kurumların iletişim süreçlerine değer katmak, iyi ve güzel işler yapmak için ekibimle birlikte çalışmaya devam ediyorum. Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu üyeliğimin yanı sıra Türkiye Atletizm Vakfı’nın Başkanı’yım. Eski bir voleybolcuyum. Güzel İstanbul’da yaşasam da aslen Ankaralıyım. Çocukluğum Ankara’da harika anılarla dolu. Mithat Fenmen Bale Okulu, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserleri, Devlet Bale ve Opera Sahnesi’nde sahnelenen harika eserler, Atatürk Orman Çiftliği’nin doğal atmosferi çok güzel izler bıraktı. Birbirini çok seven, kaliteli zaman geçirmeyi önemseyen bir aile olarak hafta sonlarında yaptığımız yolculuklarda gezdiğimiz şehirler, deneyimlediğimiz lezzetler, antik kentlerde tarihi yaşamamız hayal dünyamızı zenginleştirdi.
Hayatı aktif ve dolu dolu yaşamayı seviyorum. Güne erken başlamayı, gündemi takip etmeyi, müdavim olmayı, pozitif olmayı, arkadaşlarımla, ailemle vakit geçirmeyi, keşfetmeyi, öğrenmeyi, üretmeyi, bildiklerimi paylaşmayı, öncü olmayı ve çalışmayı seviyorum.



Yazının Devamını Oku

Bu kış renkler canlanacak

Derya Pazarcı ile Sezin Ünlü... Genç ve başarılı iki tasarımcı, iki yakın arkadaş ve aynı zamanda kendi markaları olan Payeds’in kurucuları. İki tasarımcı moda eğitimi aldıktan sonra uzun yıllar moda sektöründe çalıştı. Daha sonra kendi markalarını kurarak, doğadaki renkler ve desenleri birleştirip, gündüzden geceye kombinleyebileceğiniz ürünler tasarladılar, kısa sürede dikkatleri çekmeyi başardılar. Stilin bir kadının karakterini ve tarzını yansıttığını belirten ikili, kıyafetlerde bu kış canlı renklerin daha çok görüneceğini söyledi.

DERYA PAZARCI VE SEZİN ÜNLÜ İLE 5 SORU 5 CEVAP1- Markanızın hikâyesi nasıl başladı?
Biz iki ortak, üniversiteden sonra moda üzerine eğitimler alıp önemli Türk tekstil firmalarında çalıştıktan sonra gönlümüzde olan tasarım işini butik bir şekilde online olarak sunmaya başladık. Çok da güzel geri dönüşler aldık ve yaklaşık 2.5 senedir devam etmekteyiz.

2- Kış sezonunda hangi renkleri ve modelleri daha fazla göreceğiz?
Bu kış yine canlı renklerin yanı sıra yine doğadan ilham alınarak doğa temalı safari renkleri ön planda olacak. Kırmızılar, siyahlar, taba renkleri, haki yeşiller. Kendini mutlu hissettirip fark yaratacağını düşündüğümüz hem rahat hem şık modeller. Sezonun ve bizim de koleksiyonumuzdaki olmazsa olmaz parçamız ceketleri tekrardan bu sezonda da göreceğiz.

3- Siz stili nasıl yorumlarsınız?
Stil, bize göre bir kadının hem karakterini hem yaşam tarzını yansıtan giyim tarzıdır. Kendinizi nasıl mutlu hissediyorsanız enerjiniz yükselir ve insanların aklında da bu şekilde yer edinebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Aslını keşfet

Bizler her zaman bir arayış ve keşfetme merakı içinde olduk. Sürekli araştırmak, yenilikler öğrenmek isteriz. Ama çevremizi keşfetmeden önce yapmamız gereken ilk şey kendimizi keşfetmektir. Kendimizi keşfetmek, içimizde derinlerde saklı olan özelliklerimizi ve yeteneklerimizi de ortaya çıkartmaktır. Bazen kendimizi keşfederken mutlaka bir yardım eli de almamız gerekebilir. İşte sevgili Senem Ataseven de, “Aslını keşfet... En değerliniz ve dönüp dolaşıp gideceğiniz tek kişi kendinizsinizdir” diyor. Profesyonel koç ve eğitmen Senem Ataseven işine aşık biri ve kişinin içindeki potansiyeli keşfetmesine, en üst seviyelere çıkartmasına, kendisini keşfetmesine yol arkadaşlığı yapıyor.

SENEM ATASEVEN İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Sanem Ataseven neler yapıyor?

Kendi keşif yolculuğumda ben de kim olduğumun cevabını birçoğumuz gibi yanıtlamakta zorlanıyordum. Koçlukla tanıştıktan sonra, kendimle ilgili keşfettiğim her şey, beni çok heyecanlandırdı. Neyi niye yaptığımın, ulaşmak istediğim hedefe hangi yollarla, nasıl varacağımın, bugüne kadar farklı bakış açıları ile göremediklerimin farkına vardım. Bu yaşadığım olağanüstü duygu, bu mesleği seçmemi sağladı. Amacım; tüm insanların bu harikulade yolculuğa çıkarak kendi öz farkındalıklarıyla hayatlarını ileriye taşımaları. Bu mesleği seçtiğim andan itibaren kendi öz farkındalığımı elde ettim. Kim olduğumu, neleri yapabileceğimi, değerlerimi ve güçlü yanlarımın neler olduğunu keşfettim. Evet; bilgiyi paylaşmak, öğrenmek, öğretmek bunlar benim değerlerimdi. As Koçluk Danışmanlık merkezimi kurarak bireysel ve kurumsal alanda çalışmalar yapmaktayım. Bununla birlikte kişisel gelişim eğitimleri ve seminerler düzenlemekteyim.

2-Kariyer koçluğuna ilgi nasıl? Kariyer yolculuğunun önemini sizden öğrenebilir miyiz?

Gelecekteki kariyerini belirlemek konusunda kararsız olan, kariyerini değiştirmeyi arzulayan veya mevcut kariyerlerinde daha başarılı olmayı hedefleyen bireylere destek olmak ve bu süreçte karşılaşılan problemlere, ortak çözümler geliştirmeyi amaçlayan bir koçluk türüdür. Hangi yaşta olursa olsun, kişilerin sahip oldukları potansiyeli fark etmelerini sağlayarak, maksimum verimle ve keyif alarak yapabilecekleri iş alanlarına yönelmeleri konusunda, farklı bakış açıları ortaya koymaktadır. Potansiyelin kapasiteye dönüşmesi, kapasitenin performansı arttırması, performansın da başarılı ve mutlu bir kariyere ulaştırması için, gerekli olan gelişim alanlarına ışık tutmaktadır. Güçlü sorular yardımıyla, doğru bir kariyer planı oluşturmaya ve bu planın hayata geçirilmesi aşamasında, danışanlara yardımcı olmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Stil kişinin kendi olmasıdır

Cansın Hacısoyu genç, başarılı bir girişimci. Geleneksel ve modern tıp uygulamalarının birlikte sunulduğu sağlıklı yaşam merkezi Vitalica Wellness’ın kurucularından. Bir yandan üç kızını büyütürken diğer yandan kendi sektöründe başarılı adımlar atan Cansın Hacısoyu, şıklığıyla da dikkatlerden kaçmıyor. “Benim için stil, kişinin kendi olmasıdır” diyen Cansın Hacısoyu, zamansız kullanabileceği parçalar almayı tercih edenlerden. Sevgili Cansın ile hedeflerini ve modayı konuştuk.

CANSIN HACISOYU İLE 5 SORU 5 CEVAP1-Neler yapıyorsunuz? Sizi tanımak isteriz.

Ben öncelikle anneyim, dünya tatlısı üç tane kızım var. En büyük amacım onları hayata en iyi şekilde hazırlamak. Severek yaptığım bir işim var. Myc Partners grup şirketi yönetim kurulu üyesiyim. Grup bünyesinde genel bir sigorta şirketi, genel hastane, dört estetik hastanesi, iki Wellness Klinik’ten oluşan sağlık grubu, inşaat şirketi ve bodrumda resort hotel var. Ben Wellness’tan sorumlu yönetim kurulu üyesiyim. Bundan sonra yurt dışında Amerika, İngiltere ve Almanya’da olmak üzere Vitalica Wellness klinikleri oluşturmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Vitalica Cafe olacak şekilde bir iş modeli geliştiriyoruz.

2- Sağlık merkezinizde en son yenilikler neler oldu?

Le Meridien Bodrum Beach Resort Hotel içinde bulunan Vitalica Wellness Kliniği 2 bin 500 metrekareden 10 bin metrekareye çıkarıldı. Vitalica Wellness’ın diğer bir yatırımı olan Maçka Residences İstanbul’da 2 bin 500 metrekarelik kliniğinde yeni programları ve daha kapsamlı içerikleri ile hizmet veriyor.

Yazının Devamını Oku

Stil sahibi içinden geldiği gibi giyinir

Genç moda girişimcisi Sinan Odak... İki farklı üniversitede sivil havacılık ve ekonomi eğitimi aldıktan sonra ilgisi olduğu modaya yöneldi. Sokak giyimine merakı ve girişimciliği tasarımcılık yolunda adımlar atmasını sağladı. Belli kalıplar içinde kalmadan sokak modasının rahatlığını tasarladığı The Slash markasını kurdu. “İçimizden geldiği gibi giyindiğimiz zaman gayet güzel bir stil sahibi olacağımıza inanıyorum” diyen Sevgili Sinan ile girişimciliğini, hedeflerini ve modayı konuştuk.

SİNAN ODAK İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba ben Sinan Odak, moda girişimcisiyim. İki farklı üniversitede sivil havacılık ve ekonomi eğitimi gördüm. Bu süreçlerde farklı disiplinler edinerek Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde aktif olarak yer aldım, birçok genç girişimciyi destekleyerek girişimciliği yaymaya çalıştım ve kendi teknoloji girişimlerimi kurdum. Tüm bunların ardından, yıllardır hayalim olan The Slash’i hayata geçirdim.



Yazının Devamını Oku

Haydi detoksa var mısınız?

Ne abartının, ne israfın, nede doyumsuzluğun olmadığı vakitler! Ah eski günler...

Yani günümüz yaşantısının tam tersi, eskiden herşeyin kıymeti başkaydı ama huzur, mutluluk ve şükür de vardı. Eğer siz de hayatın sizi yorduğunu düşünüyor, bir şeylere yetişmek için bin parçaya bölünüyor, minimalist yaşamla gelen mutlulukla tanışmak istiyorsanız, bunun için harekete geçmeniz gerektiğini bilmelisiniz. İşte ‘ne kadar az, o kadar çok’ felsefesini benimseyebilmek için yapmanız gerekenler:
*Fazlalıklarınızı düşünerek başlayın. Ve tabii ki burada fazlalıklardan kastım; evinizdeki gereksiz eşyalar. Hani “Bir gün giyerim, bir gün mutlaka kullanırım, zayıflayınca giyerim, fiyatı çok düşmüş mutlaka bir yerlerde değerlendiririm” diye satın aldığınız eşyalar. Neden hiç kullanmadığınız ya da hiç kullanmayacağınız eşyaların size yük olmasına izin veresiniz ki? Onları saklamak, temizlemek, düzenlemek için boş yere zaman ve para harcamanıza ne gerek var? İşte bunun farkına varmalı ve hemen şimdi bütün eşyalarınızı gözden geçirerek kökten temizlik yapmaya başlamalısınız.
*‘Ne kadar az, o kadar çok’ felsefesini benimseyebilmek için yapmanız gereken bir diğer şey de yerine koyma prensibine göre hareket etmeniz. Yani yeni bir şey aldığınızda bir diğerinden kurtulmanız gerekiyor. Çünkü minimalizm felsefesinin kurallarından bir tanesi de bu. Gelen bir şey, gitmesi gereken bir şey anlamına geliyor.

BERRİN PEHLİVAN İLE 5 SORU 5 CEVAP

HER YILIN DEĞİŞEN FARKLI BİR MODASI VAR

Berrin Pehlivan...Belçika doğumlu, Almanya’nın Köln şehrinde uzun süre sağlık sektöründe çalıştıktan sonra İzmir Alaçatı’ya yerleşerek butik otel işletmeciliğine başladı. Başarılı bir işletmeci olan Berrin Pehlivan, aynı zamanda modayı yakından takip eden ama yormadan, çabalamadan stil yaratmayı seven birisi. İşletmeleride gittiğinizde sizi özel hissettirmeyi seven, konforunuz, hijyeniniz, içtiğiniz kahvenizin sunumu, otellerinde bir stili olması gerektiğini savunan tam bir girişimci, aynı zamanda bir iş insanı. Sevgili Berrin Pehlivan ile işini ve modayı konuştuk.

Yazının Devamını Oku

Modaya küçük bir mola gidiyoruz Moldova’ya

Sevgili okurlar... Bu haftalık ‘modaya’ sizden küçük bir ‘mola’ istiyorum. Çünkü sizi bu defa futbolun yeşil sahalarına götürüp, Türkiye için ‘gurur’ duyulması gereken biriyle tanıştıracağım. Evet, o isim Engin Fırat...

ENGİN FIRAT’LA 5 SORU 5 CEVAP

“Nereden çıktı bu futbol aşkı şimdi?” diye düşünenlerdenseniz eğer, öncelikle şunu söylemeliyim:
Engin Fırat, Moldova Milli Takım Teknik Direktörü.
Şurası ise çok önemli:
Avrupa’da ilk defa bir Türk teknik direktör bir yabancı milli takımı çalıştırıyor.
İşte ilk dikkatimi çeken bu oldu.
Sonra baktım ki böylesine kıymetli bir isim hakkında maalesef ülkemizde çok az sayıda haber var.

Yazının Devamını Oku

Çanta kıyafete neşe katar

Hayatımızdaki vazgeçilmezlerimizden biri de hiç kuşkusuz çantadır. Taşınması ve saklanması gerekli eşyalarımızı koyduğumuz, yanımızdan hiç ayırmadığımız aksesuarımızdır. Giyimi tamamlayan aksesuarlar içinde oldukça önemli bir yeri olan çantanın insan yaşamındaki önemi tartışılamaz. Blinq markasının kurucuları Aslı İlkbahar ve Burcu İsmailoğlu İpek kardeşler, bir seyahat aşığı, gezdikleri, gördükleri, etkilendikleri her şeyden ilham alarak o güzel, sade ve konforlu çantaları ortaya çıkıyor. Çantalarında, bizlerle bir seyahat zevkini paylaşıyor, çantaları bizi Akdeniz sahillerine götürüyor. Başarılı iki kardeşle ile moda yolculuklarını konuştuk.

ASLI İLKBAHAR VE BURCU İSMAİLOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP1- İki başarılı kız kardeş Aslı İlkbahar ve Burcu İsmailoğlu İpek, moda yolculuğuna nasıl başladı?

Seyahat yolculuğu ve yeni yerler, kültürler keşfetme tutkusu diyebiliriz aslında. Seyahatlerden aldığımız ilhamla ve bunu bir şekilde paylaşabilme aşkıyla başladı. Ve tabi her gittiğimiz yerden oraya ait, bir şeyle döndüğümüzü fark edince. Tasarımcı değiliz, öyle bir iddiamız yok ama müthiş bir seyahat zevki ve gözümüz var. Bunu paylaşmak istedik açıkçası.



2- Neden çanta?

Yazının Devamını Oku

Stil sakin şıklıktan doğan uyumdur

Denizli’nin Buldan ilçesi, dokumacılığıyla geçmişten günümüze adını duyuran bir yer.

Bizlere bağımsızlığımızı armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ile anıyor, tüm ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.SEREN DÖNMEZ İLE 5 SORU 5 CEVAP

Kent tarihi kadar eski olan dokumacılığın kökleri M.Ö. 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Buldan dokumaları evimizin her köşesinde yer aldığı gibi kıyafetlerde de kullanılıyor. Buldan’da birçok işletme geçmişinden aldığı dokuma kültürünü modernize ederek ürünlerini bizlere sunuyor. Seren Dönmez de bu alanda faaliyet gösteren isimlerden biri. Ailesinin kurduğu Buldan’s markası ile ilçenin geçmişten gelen dokularını kendi gustosuyla harmanlıyor. Koleksiyon yelpazeleri ise oldukça geniş, nevresim takımları, yatak örtüleri, koltuk şalları, havlu, bornoz, şal, fular, plaj kıyafetleri... “Stil sahibi olmak detaylarda gizlidir” diyen Sevgili Seren ile Denizli’yi, Buldan’ı, dokumacılığı ve modayı konuştuk...



1- Her başarılı işlerin bir hikâyesi vardır. Sizin hikâyeniz nasıl başladı?

Biz ikinci kuşak bir aile şirketiyiz. Markamız 1998’den beri var. Babam İhsan Dönmez markamızın kurucusu, tırnağıyla kazıyarak buralara gelmiş, vizyoner ve kabuğuna sığmayan bir insan. Ev tekstili alanında tasarım ve konforu bir arada sunan bizim deyimimizle, ‘ruhu olan’ niş ürünler üretiyoruz. En kaliteli kumaşları, tasarımsal dokunuşlarla ev tekstili, banyo tekstili, ev giyimi, plaj tekstili ürünlerine dönüştürüp yurt içi ve yurt dışında birçok özel noktada tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Bunların içinde hayatımızda en çok vakti içinde geçirdiğimiz nevresim takımlarından, plajlarda şıklığımızı tamamlayan plaj peştemallerine, plaj elbiselerine kadar geniş bir ürün gamımız var. Hâlâ markamıza adını veren Denizli’nin Buldan ilçesinde yaşıyoruz ve üretim yerimiz burada. Buldan’da dokuma kültürü M.Ö 2000’li yıllara dayanıyor. Buldan’s markası, Buldan’ın geçmişten gelen dokularını modernize ederek kendi gustosuyla harmanlıyor. Şu an yurt içinde 40 noktada corner ve bayiilerimiz var. Yurt dışında 15 ülkeye ihracatımız gerçekleşiyor.

Yazının Devamını Oku

Ayakkabı bir kıyafetin en büyük tamamlayıcısı

Serena Uziyel... Onun için bir ayakkabı koçu diyebilirim. Sınır tanımayan hayal gücünün yanı sıra mesleki tecrübesiyle tasarladığı ayakkabı ve çantaları, dünyada da ses getiriyor, trend oluşturuyor.

SERENA UZİYEL İLE 5 SORU 5 CEVAP

Calvin Klein, Donna Karan, Alberta Ferretti gibi markalarda çalışarak deneyim kazanan Uziyel’in tasarımları, uluslararası markalarla yarışıyor ve yüksek zevkleri olan birçok kişi hatta dünya starları tarafından tercih ediliyor. Sevgili Serena Uziyel’in bu başarısı Türkiye için de gurur verici. Kendi adını verdiği markasıyla tasarımlarını beğeniye sunan Serena, “Ayakkabı, bütün duruşunuzu değiştirir ve sizin özelikleriniz hakkında çok fazlı ipucu verir” diyor.
1-Serena Uziyel’i kurma hikâyenizden bahseder misiniz?

New York’ta Parsons School of Design’da moda ve iletişim tasarımı dalları üzerinde eğitim aldıktan sonra, sadece kıyafet tasarlamak istemediğimi ama modaya dokunmak ve detaylarla oynamak istediğimi keşfettim. Bu süreçte stajlarımı Calvin Klein, Donna Karan, Alberta Ferretti, Moschino gibi markaların çanta ve ayakkabı bölümlerinde yaptım, bunu çok sevdiğimi anladım. Özellikle ayakkabıyla kurduğum bağ, iki yıl önce kaybettiğimiz Floransa’da ayakkabı sektöründeki herkesin bildiği ve benim de mentorum olan Guiseppe adındaki zanaatkara dayanıyor. Floransa’da karşılaşıp benimle ayakkabı dünyasına ait eşsiz bilgilerini paylaşmasıyla başlayan yolculuğumuz, ayakkabı yapımının tüm inceliklerini bana göstermesiyle devam etti. Zanaatkar kişiliği ve en küçük detaylara kadar verdiği önem sayesinde Guiseppe’den bir ayakkabının nasıl bir zarafetle inşa edildiğini öğrendim. Ve çalıştığım markalar sayesinde birçok deneyim kazanıp, kendimi geliştirmeye hep devam ettim. Birikimlerimden yola çıkarak makineleşmiş lüks dünyasında, atölyelerde zaman geçirerek, unutulmaya yüz tutmuş, el emeğiyle oluşan birçok farklı işleme tekniğini modernleştirerek hayata geçirmeyi hedefleyerek başladım. Kendi markamı kurmamla birlikte hayallerim şekil kazandı.
2-Koleksiyonunuzu tasarlarken ilham panonuzu neler süsledi?

Çok sık seyahat ediyorum; gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, yeni kültürler tanımayı ve o hayatlara dokunmayı çok seviyorum. Kısacası seyahatten besleniyorum. Sırtımda çantam, elimde karalama defterim ile gezinirken karşılaştığım ve 5 duyumla tadabildiğim birçok öge tasarımlarıma ilham kaynağı oluyor. Yine bir İtalya seyahatimde, Umbria’da 1200’lü yıllardan kalma bir manastır ile karşılaşmam son koleksiyonum için önemli bir ilham kaynağı oluşturdu. Püsküller, halatlar, değerli taşlar, antik altın ve gümüş materyallerin saten, deri ve rafya gibi dokularla bütünleştiği; fildişi, roze ve yakut tonların hâkim olduğu bu koleksiyonda mekânın yansımaları açıkça hissediliyor.
3-Stil sahibi olmanın kodları nelerdir?

Bir koddan daha çok içten gelen bir ses olduğunu düşünüyorum. Gördüklerimiz, duyduklarımı, kokladıklarımızı, hislerimizi kendimize göre yorumlayıp dışa yansıtmamız olarak düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

İşi emsalsizi bulmak

Bir Türkiye aşığı Gennaro Buonocore, İtalya’nın tanıtımını en iyi şekilde yapan çok başarılı bir seyahat danışmanı. Gittiği her yerde ‘eşsiz ve emsalsiz’ olanını bulmak kendisinin işi olmuş. Bir İtalya seyahatinde tanıdığım ve bize görmediğimiz çok yeri gezdiren, o yaşam gustosunu danışanlarıyla farklı bir şekilde yaşatan özel biri ile tanıştırmak istedim sizi. O aynı zamanda çok iyi giyinen, eski aile işleri gelinlik ve abiye giyim aksesuarlarının üretim ve ticareti ile ilgilen bir iş insanı...

GENNARO BUONOCORE İLE 5 SORU 5 CEVAP1. Gennaro Buonocore neler yapıyor? Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben İtalyanım ve Napoli’de yaşıyorum. Aile işimiz olan gelinlik ve abiye giyim aksesuarlarının üretim ve ticareti ile ilgileniyorum. Üçüncü jenerasyon olarak büyükbabamdan devraldığım aile işimizi devam ettiriyorum. Bir gelinlik aksesuarcısı olarak çalışmak açıkçası bana çok şey öğretti; öncelikle her bir gelin adayının ‘eşsiz ve emsalsiz’ görünme isteğinin beni çıldırma noktasına getirdiği anlar olmuyor değildi. Uzun yıllar bu baskı ile çalışmak son derece zordu ancak daha sonra farkettim ki bu bana başka bir bakış açısı kazandırmış; gittiğim her yerde ‘eşsiz’, ‘emsalsiz’ olanı arar olmuşum. Moda sektöründe çalışmak bana bol miktarda seyahat etme imkânını da sağlamış oldu ve hatta balayı organizasyonlarına bile başladım. Bu organizasyonları yaparken gelin ve damat adaylarının geleneksel patikaların aksine yine benzersiz, daha önce yapılmamış ya da denenmemiş farklı deneyimler yaşamak istediklerini gözlemledim. Böylelikle ben de kendilerine daha özel deneyimler yaşatmak üzere konvansiyonel olmayan turlar ve ünlü şeflerle yeme-içme turları düzenlemeye başladım. Bu sayede ‘Gennaro or @ThePersonalTraveller’ adı altında Trip-Advisor, Viator gibi online platformlarda da çok tercih edilir duruma geldim.

2. İtalya’ya geldiğimizde ilk nereleri görmemizi tavsiye edersiniz?

Bu sorunuza şöyle cevap vermek isterim; geleneksel güzergâhları herkes biliyor zaten. Ben önce hangi şehirleri görüleceği yerine İtalya’nın nasıl gezilmesi gerektiğini anlatıyor ve yaşatıyorum. Başka bir deyişle, Roma’da Collesium’un önünde bir fotoğraf çektirmektense, Roma’da yaşayan Romalılarla bir arada olup, şehrin yerlilerinin nasıl yaşadığını deneyimlemelerini sağlıyorum. Örneğin Toskana benim için, son derece ticari olan Chianti şaraplarının çıktığı yer değil, Romalılardan önce yaşayan Etrüsklerin yerli şaraplarını yetiştirdiği yer. Bu nedenle müsaade edin size bir yerli eşlik etsin seyahatinizde ve farkı görün.

3. Şık ve stil sahibi bir İtalyan olarak Türk erkeklerinin stilini nasıl buluyorsunuz? Neler tavsiye edersiniz?

Türk erkekleri renkleri kullanmak konusunda daha cesur olmalılar bence. Onlarda dış görünümlerinde daha elegan olma çabasını gözlemliyorum; daha renkli giyinmek ya da renkli aksesuarlar kullanarak kıyafetlerine bir farklılık katmak onları diğerlerinden ayrıştıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Stil, zevkimizi ve seçimimizi yansıtır

Zeynep Süleyman, moda sektörünün sevilen isimlerinden ve birbirinden güzel kıyafetlere imza atan bir tasarımcı. Başarılı tasarımları dikkat çeken Süleyman, şıklığı ve sadeliği buluşturduğu tasarımlarında, stil sahibi ve etkileyici bir görünüm kazanmak isteyenlere kolaylık sağlıyor. “Hayal et, üret ve tamamlan!” düşüncesiyle tasarımlarını oluşturan sevgili Zeynep Süleyman, “Her kişinin stili kendi zevkini ve seçimini yansıtır” diyor.

ZEYNEP SÜLEYMAN İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Moda yolculuğunuz nasıl başladı?

Bir insanın üreterek var olduğunu ve kendini bulduğunu düşünüyorum. Girişim hikâyemi bu arayışın sonucu olarak görüyorum. Hayal et, üret ve tamamlan! Her zaman şıklık ve sadelik, hayatımın içinde önemli bir özellik oldu. Diğer bir özelliğim ise yaptığım işlere kendi ruhumu verme isteği. İkinci özellik hayatımın birçok alanında zorluk çıkartsa da ben bu özelliğin yaratıcılık ve özgünlüğün en önemli şartlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bunlar işin görünmeyen kısımları. Görünen kısmına ise; klasik ticaretin değişimi önemli oranda etki etmiştir. Tekstil ürünlerinin satışı dediğimiz zaman mağazalarda satılan, markaların baskın olduğu, butik üretimin de var olmaya çalıştığı ancak maliyet yükü ağır olan bir piyasa içinde var olabilme telaşıdır. Bu telaş içerisinde özgün eserler yapabilmek, çok zorlu bir süreçti. İşte bu zorlu süreci aşma işini gelişen iletişim ve internet teknolojisi kolay hale getirdi. Sosyal medya ve internet üzerinden ticaret imkânlarının artması geleneksel ticarete konu birçok iş yükünü, maliyeti azalttı. Butik ve özgün tasarımların daha kolay piyasaya girmesini mümkün hale getirdi. Arzu ettiğim tasarımları piyasaya sunma ve tutundurma fırsatını bana vermiş oldu. Sonuç olarak zarafet tutkusu ile yeni teknolojinin imkânları Zeynep Süleyman ürünlerini müşterilerimle buluşturdu diyebilirim.



2- Zeynep Süleyman tasarımlarını, kimlerin giyinmesini istersiniz?

Yazının Devamını Oku

Şiddete hayır

#challengeaccepted #hayvanhaklarının korunması Kadına, hayvana şiddete hayır... Son yıllarda artan kadına şiddet, hayvana şiddet olayları hepimiz fazlasıyla üzüyor. İnsan olmak, hâl bilmek, vicdanlı, merhametli, ahlaklı olmak bizlerin değerlerinde var. Yeter artık şiddete son. Annelere çok iş düşüyor, oğlu olanlar özellikle! Oğlunuza, kadına değer vermesi gerektiğini, sevmeyi, incitmemeyi, gerektiğinde vazgeçebilmeyi öğretin. Şiddetin her türlüsünden uzak, sevgi dolu, mutlu bayramlar dilerim.

HERKESİN STİLİ KENDİNE ÖZGÜDÜR

SENA KÖSEOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP

Sena Köseoğlu genç, enerjik ve başarılı bir tasarımcı... Modaya olan tutkusuyla tasarım alanında kendini geliştirdi. Kendine özgü tasarımlar oluşturan ve kısa sürede dikkatleri çeken Sena Köseoğlu, annesi Refika Çalık ile Rouz markasını kurdu. Birbirinden başarılı tasarımlara imza atan sevgili Sena, “Stil, bir kadının kendini ifade etme şeklidir” diyen Sena Köseoğlu ile markasını ve modayı konuştuk.

1- Markanız nasıl oluştu?

Rouz markası ortaya çıkmadan önce, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü mezunu olarak profesyonel anlamda çalışmalarıma kendi branşımda devam ediyordum. Modaya olan tutkumun gün geçtikçe arttığını farkedince moda ve tasarım üzerine yoğunlaştım. Tamamen hobi olarak ilgilenirken bir anda bu sektörün içinde buldum kendimi. Anne-kız olarak beraber başladığımız bu serüven, tatlı bir heyecan ve tutkuyla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

İnsan stil için önce kendi vücudunu tanımalı

Fulya Gündoğdu, araştırmacı, kendini geliştiren, öğrenmeye açık ve yenilikçi bir kadın. Koku konusunda hassas olan olan Fulya Gündoğdu, koku da hep doğalı bulmaya çalıştı. Koku tutkusunun peşinden giden sevgili Fulya, ilk önce kendisi ve evi için ürettiği kokulardan yola çıkarak bir marka oluşturdu. Birçok marka, otel, restoran ve ofis için özel koku üreten Fulya Gündoğdu, ile koku, stil ve modayı konuştuk.


1-Fulya Gündoğdu neler yapıyor? Nasıl bir anne?

Fulya Gündoğdu, sürekli işleyen bir biyolojik makine gibidir. Çağın gereksinimlerini bulmaya, anda kalmaya, yeni bir şeyler öğrenmeye, yenilikçi olmaya ve yaratmaya çalışan kadınlardan biriyim aslında. Anı yaşamak en önemlisi benim için, geçmişten edindiğim tecrübelerimle ve araştırmaya olan merakımla geleceğime yön vermeye çalışıyorum. Meyvelerini topladığım anlar oldu ama daha da iyisi olabilir diye hep yoluma devam ediyorum. Asla ben oldum diyen bir yapım yoktur daha ne katabilirim kendime düşüncem vardır. Annelik; en kutsal görevlerden biri. Çocuklarıma, yol gösterici, onların tecrübe edip yaşamlarına yön vermelerine izin verirken; kanatlarım hep üzerlerindedir. Bireyler yetiştiriyoruz ve onlara özgür alan bırakmalıyız güçlü olmaları için; tabii ki bu her yaptıklarını onayladığım veya izin verdiğim anlamına gelmiyor. Bir anne olarak benim belirlediğim sınırlar içinde yetişiyorlar.
2-Tam bir koku tutkunusunuz bu tutkunuzu nasıl işe dönüştürdünüz?

Benim için koku demek; hafıza demektir. Beş duyu organımızdan beynimizi tetikleyip, anıları canlandıran; bizi alıp oraya götüren tek şey koku hafızamızdır. Bir şeyin kokusunu aldığınızda beyninize kodlanır ve bunu unutamazsınız. Koku almadan, tat alamazsınız. Kısaca koklamadan bir bütün halinde yaşayamazsınız. Tabii ki böyle bir koku tutkunluğu olduğu sürece oturamazsınız; koku üzerine eğitim alma sürecim başladı. Fransa’da eğitimler almaya başladım, işin özünü öğrenmeden merakın durmayacaktı ve orada ünlü bir parfümör ile tanıştım. Dönüm noktalarımdan birisi o oldu. Neden bunu kendi işim haline getirmediğimi ve bu yönde eğilimimin, becerimin olduğunu söyledi. Serüvenim bu şekilde başlamış oldu. İyiki de oldu dediğim hayat çizgilerimden birisiydi.
3-Fiolas’ı kurma fikri nasıl doğdu? Yoğun iş temposu içinde gününüz nasıl geçiyor?

Benim ve oğlumun astım hastası olmamız ve kokudan vazgeçememem bu alandaki ilerleme isteğim ile ortaya çıktı. Fiolas, eşimin iş yerinde küçük bir oda da kuruldu. Sonrasın da sevildi, büyüdü, tanındı. Şimdi dönüp baktığımda benim için ailenin bir parçası haline geldi. Yaşam alanımı işimle birleştirmem ve bununla beraber çalışmalar yürütmem benim için geliştirici oldu.

Yazının Devamını Oku

İnsan stil için önce kendi vücudunu tanımalı

Fulya Gündoğdu, araştırmacı, kendini geliştiren, öğrenmeye açık ve yenilikçi bir kadın. Koku konusunda hassas olan olan Fulya Gündoğdu, koku da hep doğalı bulmaya çalıştı. Koku tutkusunun peşinden giden sevgili Fulya, ilk önce kendisi ve evi için ürettiği kokulardan yola çıkarak bir marka oluşturdu. Birçok marka, otel, restoran ve ofis için özel koku üreten Fulya Gündoğdu, ile koku, stil ve modayı konuştuk.

1. Fulya Gündoğdu neler yapıyor? Nasıl bir anne?

Fulya Gündoğdu, sürekli işleyen bir biyolojik makine gibidir. Çağın gereksinimlerini bulmaya, anda kalmaya, yeni bir şeyler öğrenmeye, yenilikçi olmaya ve yaratmaya çalışan kadınlardan biriyim aslında. Anı yaşamak en önemlisi benim için, geçmişten edindiğim tecrübelerimle ve araştırmaya olan merakımla geleceğime yön vermeye çalışıyorum. Meyvelerini topladığım anlar oldu ama daha da iyisi olabilir diye hep yoluma devam ediyorum. Asla ben oldum diyen bir yapım yoktur daha ne katabilirim kendime düşüncem vardır. Annelik; en kutsal görevlerden biri. Çocuklarıma, yol gösterici, onların tecrübe edip yaşamlarına yön vermelerine izin verirken; kanatlarım hep üzerlerindedir. Bireyler yetiştiriyoruz ve onlara özgür alan bırakmalıyız güçlü olmaları için; tabii ki bu her yaptıklarını onayladığım veya izin verdiğim anlamına gelmiyor. Bir anne olarak benim belirlediğim sınırlar içinde yetişiyorlar.



2. Tam bir koku tutkunusunuz bu tutkunuzu nasıl işe dönüştürdünüz?

Yazının Devamını Oku

Başkaları için değil kendiniz için giyinin

‘Modayla yatıp stil kalktığımız’ köşemizde bu hafta siz değerli okurlarımızı, ‘Nikky Mc Bridget’ adlı markayla ve bu markanın arkasındaki iki ikon isimle tanıştıracağım. Onlardan biri Türkiye’nin en stil ikonlarından Biricik Suden. Diğer önemli isim ise uzun süre reklam sektöründe başarılara imza atan Nukte Onur.



Tasarımlarını görür görmez konforu, dokularına dokunduğunuzda ise o muhteşem duyguyu hissettiriyorlar.
Asıl önemli olan ise ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarımıza el işçiliği çantaları yapma şansları verip, her birinin evine destek olmalarına imkân sağlamaları.
Gerçekten de alkışı hak eden bir hareket bu.
* * *
İki yakın arkadaş Biricik Suden ve Nukte Onur’la buluştuk.

Yazının Devamını Oku

Nereden geldiğini asla unutma

Genç, cesur ve hayallerinin peşinden giden bir tasarımcı Natallia Korkmaz. Belarus’ta doğan Korkmaz, ülkesinde tarih bölümünden mezun olurken, hayalindeki tasarımcılık kariyeri için 2015’te İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) Moda Tasarımı ve Teknolojisi lisans programına başladı, 2019’da ise başarıyla mezun oldu. Sıra dışı tasarımlarıyla dikkat çeken Korkmaz, ‘Nereden geldiğini asla unutma’ diyerek, geçmişinden aldığı güçle geleceğe doğru başarılı adımlar atmak istiyor. Kendisini gördüğümde en etkilendiğim tarafı, sakinliği ve bir o kadar da yaratıcılığı... Sevgili Natallia ile tasarım yolculuğunu ve modayı konuştuk.

NATALLİA KORKMAZ İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Tasarım yolculuğuna nasıl başladınız?

İstanbul Moda Akademisi’nden (İMA) 2019’da birincilikle mezun oldum. Daha sonra ekim 2019’da New Gen/Mercedes-Benz Fashion Week’te yer aldım. Şimdi Turyana isimli kendi markamı kurmakla meşgulüm. Turyana ismi ailemin yaşadığı köy olan Turya ve ismimimin ilk iki harfi Na’nın birleşiminden oluşuyor. Bu ismi beni yansıttığı ve geldiğim yere duyduğum saygıyı göstermek için seçtim. Bir bebeğin ilk adımlarını atarken hissettiği heyecanla ben de moda sektöründeki yolculuğuma başlıyorum.



Yazının Devamını Oku

Zamansız parçalara talep artacak

Görkem Çetiner... Genç, vizyoner ve çalışkan bir tasarımcı. Enerjisi ve eğlenceli kişiliğini yansıttığı sokak stili tasarımlarını birçok ünlü ismin tercih etmesiyle dikkatleri üzerine çekti. Bu yaz özellikle fuşya ve pembe tonların ön plana çıkacağını belirten genç tasarımcı, “Her trend ya da moda olan şeyi kesinlikle almamalıyız, vücudumuz ya da ruhumuz ters düşüyorsa zaten o parçayı taşıyamıyoruz” diyor. Daha uzun ömürlü ve gündüzden geceye kullanılabilen zamansız parçalara talebin artacağının altını çizen Çetiner ile tasarımlarını ve modayı konuştuk.

GÖRKEM ÇETİNER İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Kurucusu olduğunuz New In markanızdan bahseder misiniz? Nasıl bir süreç yaşadınız?

Moda sektörüne Türkiye’de önde gelen bir tasarım markasında çalışmaya başlayarak girdim. Çalıştığım dönemde her şeyi öğrenmeye çalışarak sadece kendi alanımda değil tüm süreçlerde kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu sayede nelerin daha çok talep gördüğü, üretimde nasıl sorunlar yaşandığı, kumaş seçimleri, sosyal medya kullanımı, müşterileri beklentileri, online site yönetimi kısacası bir çok alanda ileride kuracağım markama yatırım yaptım.
Bana en büyük katkısı olan, hiç kuşkusuz o zamanki patronum olan Yasemin Öğün’dü. Onun enerjisi ve vizyonu bana gerçekten çok şey kazandırdı.
2018’de markam New In’in ilk koleksiyonu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı, artık kendimi hazır hissediyordum. İnsanların günlük hayatlarında konforlu şekilde kullanabileceği aynı zamanda çabasız şık olabileceği parçalar yapmak istedim ve yola bu amaçla çıktım. 2019 ilkbahar/yaz koleksiyonu çıkınca özellikle etekler çok yoğun ilgi gördü, açıkçası beklentimin çok üzerinde bir taleple karşılaştım ve bu beni çok motive etti.
Türkiye’nin önde gelen isimlerinin üzerinde markamı görünce şaşkınlıkla hissettiğim hazzı size anlatamam. Markamı kurdum ve mağazamı açtım. Yasemin Öğün’ün sokak stilinde markamı sıkça tercih etmesi markama çok büyük katkı sağladı.

Yazının Devamını Oku

Sokak modasının sırrı ‘özgürlük’

Ankaralı üç arkadaş Göksenin Şahin, Ali Yılmaz, Furkan Tongut... Bir araya gelerek hayallerini gerçeğe dönüştürerek XIBALBA giyim markasını oluşturdular. Tasarımları kısa sürede dikkatleri çekmeyi başardı. Üç girişimcinin tasarımları, rahatlığı kadar özgürlüğünü de tercih edenlerin, dinamik ve cesur stillerini yansitabilmelerine olanak sağlıyor. Üç arkadaş şimdi de yeni proje ve işbirlikleriyle markalarını, modanın yer aldığı her alanda ve global pazarda adından söz ettiren bir konuma yükseltmeyi hedefliyor. Sohbetimizi Göksenin Şahin ile gerçekleştirdik. Çok genç, çalışkan Göksenin Şahin ile sohbetimiz tabii ki çok eğlenceli oldu.

GÖKSENİN ŞAHİN İLE 5 SORU 5 CEVAP

1- Markanız nasıl oluştu?

XIBALBA, Ali Yılmaz ve Furkan Tongut’un Türkiye’ye artı değer katan global bir moda markası kurma hedefiyle çıktığı yolda, genç kreatif direktör ve kurucu ortak Göksenin Şahin’in katılmasıyla 2018 yılında oluştu.

2-Neden turuncu renk?

Yazının Devamını Oku

Kendi stilini yarat yakışanı bul

Mahperi Altun Uçar, başarılı bir yapımcı... Mahallenin Muhtarları, Koçum Benim, Bir Dilim Aşk, Abuzer Kadayıf gibi dikkat çeken yapımlarda görev aldı. Yıllar önce CNN Türk’te yayınlanan Fashionable İstanbul’un kordinatörlüğünü yaptı, dünyaca ünlü starları Türkiye’ye getirerek çok güzel bir program gerçekleştirdi. Şimdi de iki farklı kanalda iki farklı programın yapımcılığına imza atıyor. Sevgili Mahperi ile mesleğini, modayı konuştuk. Moda anlayışını “Kendi stilini yaratmak, yakışanı bulmak” olarak söyleyen Mahperi Altun Uçar, gençlere de “Soru sorsunlar. En iyi soruları sorup, en iyi cevapları bulsunlar” tavsiyesinde bulundu.

MAHPERİ ALTIN UÇAR İLE 5 SORU 5 CEVAP

1-Kendinizden bahseder misiniz? Özellikle evde olduğumuz günlerde hayat nasıl geçti? Yeni proje var mı?

Çok genç yaşlarda çalışma hayatına başladım. Evden hep uzakta, çok yoğun geçti hayatım. Koronavirüs süreci bana olabildiğince evimi keşfetmemi, evde hayatın nasıl olabildiğini öğretti. Yine de herkese göre evde çok vakit geçiremedim denilebilir. Çünkü iki ayrı kanalda televizyon programlarımızı sürdürmeye çalıştık. Steril ortamları sağlayarak evde kalan ekranları başındaki seyirciyi bilgilendirmek adına da hali hazırda ekranda olan programlarımızın konseptini değiştirerek bilgi içeren yayınlar yapmaya gayret ettik. Yani bir nevi sorumlu televizyonculuk. Tabii ekip olarak mümkün olduğu kadar evlerimizden çalıştık, online bağlantılar yaptık ve çekim günleri stüdyomuzda olduk. Yeni proje hep var ama şimdilerde özgün format olan ‘40’ programımızın yurt dışında hayata geçecek olmasının heyecanını yaşıyoruz. Formatımız Almanya’dan sonra İngiltere ve İrlanda’ya satıldı. Çok yakın zamanda da İngiltere’nin en önemli kanallarından birinde ekranlarda görüyor olacağız.
Tüm bunlar dışında evde olduğum zamanlarda da kitap okuyup, müzik dinleyerek biraz da yoğun iş temposunda pas geçtiğim vakit ayıramadığım hobilerimi keşfederek zamanımı geçirmeye çalışıyorum. İki kızım var. Aleyna Lena ve Deniz Alya. Onlarla olmayı zaman geçirmeyi seviyorum. Birlikte çok eğleniyoruz, çok gülüyoruz.



Yazının Devamını Oku