"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

15 yaş grubundaki öğrencilerimiz ne kadar başarılı

1997 yılında Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından geliştirilmiş bulunan“PISA” (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı - Programme for International Student Assessment) adlı sınav ile 15 yaşındaki öğrencilerin başarıları sınanıyor. 

İlk kez 2000 yılında uygulamaya konulan ve üç yılda bir tekrarlanan PISA’nın temel amacı, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgileri günlük yaşamda kullanma becerilerini ölçmek. Ayrıca ilgili yaş grubundaki öğrencileri daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymak bu sınavın hedefleri arasında yer alıyor.

 

PISA’da zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubu içindeki öğrencilerin matematik okuryazarlığı, fen bilimleri okuryazarlığı ve okuma becerileri ölçülüyor; ayrıca öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanıyor. Üç yılda bir verilen sınavlar belli bir derse yoğunlaşıyor ancak öğrenciler diğer ana derslerden de sınanıyor. PİSA araştırmasında kullanılan “okuryazarlık” kavramı; öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanıyor. 

 

PISA Projesi ile zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubu öğrencilerin öğretim programlarında ele alınan konuları (matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri) ne dereceye kadar öğrendiklerinin değil, günümüz bilgi toplumunda karşılaşabilecekleri durumlar karşısında sahip oldukları bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneklerinin ölçülmesi amaçlanıyor. 

 

Küreselleşen dünyamızda eğitim alanında yapılan ulusal değerlendirme çalışmalarının yanı sıra uluslararası düzeydeki konumumuzu belirleyebilmek için eğitim göstergelerine ihtiyaç duyuluyor. Bir OECD üyesi olarak Türkiye; belirli referans noktalarına göre ülkemizin hangi düzeyde olduğunun, giderilmesi gereken eksikliklerin ve alınması gereken tedbirlerin belirlenerek eğitim düzeyinin yükseltilmesi amacıyla, PISA araştırmasına ilk kez 2003 yılında katılmış bulunuyor. PISA araştırmasından elde edilen sonuçlar ulusal bir rapor halinde düzenleniyor. Bu rapor eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde karşılaşılan eksikliklerin tamamlanmasında ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılıyor. 

 

PISA 2018 sonuçları geçtiğimiz yılın son ayı içerisinde Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk tarafından değerlendirildi. Verilen bilgilere göre, PISA 2018 testinde okuma alanı odak seçilmişti. Sınava 79 ülkeden ve ekonomiden 15 yaşındaki 32 milyon öğrenciyi temsil eden 600 bin öğrenci katıldı. Test sonucunda 78 ülkenin verileri değerlendirmeye alındı. Okuma puanlarına göre sıralama yapıldığında; Türkiye 2015 yılında 70 ülke ve ekonomi arasında 50. sıradayken 2018’de 78 ülke ve ekonomi arasında 40. sırada yer aldı. Matematik okuryazarlığında PISA 2015 araştırmasında 55. sırada yer alan ülkemiz, PISA 2018 araştırmasında 42. sıraya, fen okuryazarlığında ise 54. sıradan 39. sıraya yükseldi.

 

Türkiye’de 2003 ve 2018 yılları arasında okula kayıt olan çocuk oranı %36’dan %73’e çıkarak ikiye katlanmış bulunuyor.  Ancak Türkiye 2018 PISA testinde, puanlarını arttırmış 

olsa da, halâ her alanda OECD ortalamalarının altında kalıyor. Diğer OECD ülkelerinde de durum istenen parlaklıkta değil. Bu ülkeler bazındaki test sonuçlarına göre 10 öğrenciden birisi bile olgusal gerçek ve kanaat arasında ayrım yapamıyor. Bunun endişe verici bir eğilim olduğunu ifade eden Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, sahte haberlerle dolu olan çağımızda bu temel becerilerin kritik önem taşıdığını; günümüzde öğrencilerin online bilgi kullanımlarında yollarını bulmak, gerçekle kurgu arasında ve doğruyla yanlış arasında ayrım yapabilmek için temel becerilere gereksinim duyduklarını söylüyor. 

 

Kenan Kocatürk’e göre, PISA 2018 sonuçları dikkate alındığında; ülkelerin eğitimde daha iyi olmak için daha fazla kaynak harcamak yerine kaynaklarını doğru yerlerde ve verimli şekilde kullanmaları gerekiyor. Tüm gelişmiş ülkelerde çocukların kendi dilinde okuduğunu anlamasının en önemli yolunun okuma kültürü olduğunu vurgulayan Kocatürk, ailelerden başlayan okuma alışkanlığının okullarda öğretmenlerin çocukları kitap ve kütüphane ile yakınlaştırıp kitap okumaya teşvik etmesiyle devam etmesi gerektiğini ifade ediyor. 

 

Umarım bir sonraki PISA sınavında öğrencilerimiz OECD ülkeleri arasındaki sıramızı her alanda arttırmayı başarabilirler. 

 

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile,

 

Not: Bu yazının hazırlanmasında PISA Türkiye resmî web sitesinden ve Türkiye Yayıncılar Birliği basın bülteninden yararlanılmıştır.

 

  

X