Ayşe Arman

Ayşe Arman

aarman@hurriyet.com.tr

Türkiye, Malezya olacak mı?

Bakan Atilla Koç ile dün başlayan söyleşimiz, bugün de devam ediyor...

Çocukken kurduğunuz hayaller arasında bugün bulunduğunuz konum var mıydı?

- Yok, benim fazla kaderci bir anlayışım var.

Ama aldığınız bütün görevler bu göreve hazırlık gibi...

- Hiç öyle bir hazırlığım olmadı. Ben hesapsız kitapsız bir adamım. Ama yanlış anlamayın, ben Kuran’a inanırım.

Bakanlık sizin için ne ifade ediyor?

- Hizmet yeri.

Bakanlık bitince ne olacak?

- Kemal Tahir’in "Devlet Ana"sı şöyle biter: Çelebi kitaplarına döner. Ben de öyle yapacağım.

"Memlekete hizmet" dışında, Bakan olmayı kabul ederken insanın aklından geçirdikleri arasında etrafa hava atmak, kendine kendini kanıtlamak, yani kişisel tatmin gibi şeyler hiç mi yok...

- E şimdi, sadece vatana hizmet demek de inandırıcı değil. Ama benim ekstradan havaya da ihtiyacım yok, hep havalı adamdım!

Hem Kültür hem Turizm Bakanı olmak tuhaf mı, makul mu?

- Önce makul değil zannediyordum, sonra makul olduğunu düşünmeye başladım. Şimdi makul olduğuna inanıyorum. Zaten bakan olduktan sonra, aksi olamaz değil mi?

Niye birleştirdiler, tasarruf olsun diye mi!

- Birbirlerine sinerjik etki yapsın diye. Biz ikisini birleştirdikten sonra, Balkan ve Ortadoğu ülkelerinde de böyle uygulamalar başladı.

Siz, bir de bakan olunca, "Ben hiç tatil yapmadım" dediniz...

- Ben aslında güzel bir laf ettiğimizi zannettim. Ne kadar çalışkan olduğumu anlatmak istemiştim. Ama işte, "Tatile çıkmayan Turizm Bakanı mı olur?" dediler.

Özellikle mi "kahvedeki adam"a hitap edebilmek için mi bazen "geri" tanımlamalar kullanıyorsunuz...

- Ne gibi?

"Bankamatik" diyorsunuz, devletin sanatçısına ya da bir başkasına "yalaka" diyorsunuz...

- O şöyle oluyor, karşımdaki gazeteci bana soruyor, "Bankamatik gibi yani" diyor, ben de "Hı hı" diyorum. Gerçi "yalaka" yerine de, "işgüzar" demiştim, o da o anlama geliyor ama...

Peki ne yapıyorsunuz her sabah "Aman Allahım, yine gazeteler hakkımda ne yazmışlar" mı diyorsunuz?

- Yoo alıştım. Ama canım sıkılıyor. Olmadığınız biri gibi yansıtılırsanız sürekli, siz de üzülürsünüz. Uyku meselesi var, daha bir sürü mesele var.

İyi de "Ben uyurken bile uyumayan bir sürü bakandan daha iyi hizmet veririm" gibi absürd şeyler söylediniz. Yalan mı?

- O konuyu izah ettim. 5 saat boyunca iki kamere çekti beni, dile kolay 5 saat. Neden olduğunu tam anlamadım, aldığım ilaçlardanmış ve tabii yorgunluktan, bir ara uyukladım. E sonunda o kadar üzerime geliyorlar ki, dayanamıyorum, "Benim uykum onların uyanıklığından hayırlıdır" diyorum.

Nasıl önlemler alıyorsunuz bundan sonra uyuklamamak için?

- Vitamin alıyorum. Hanım da destek oluyor. Artık sadece arabaya binince ya da uçakta uyuyorum. İnsani bir şey...

Bakanlığınız arasında bir ayrım yapacak olsanız, hangisini daha çok seviyorsunuz?

- Evlatlar arasında ayrım yapılmaz, yapsam bile söylemem!

Türkiye, sizinle kültür dünyasında dünya çapında nasıl bir yere sıçrayacak?

- Çok iddialı bir laf bu...

Peki o zaman, kültür alanında ne tür yenilikle yapmak istiyorsunuz?

- Türk yazarını dünyaya tanıtmak istiyorum. Türkiye’de çok güzel romanlar çıkıyor. Bu konuda çalışmalar yaptık. Bir de Türk müsikisi çok derya bir musikidir. 600 makam vardır ama son yüzyılda bu makamlardan ancak 50-60 tanesi kullanılmıştır. Kullanılmayan bu makamlar için bir yarışma açtım. 497 eser katıldı, 50 tanesine ödül verdim. Sonra tiyatro müsabakası açtım, 120 eser kazandı, yine bu sene Türk operasıyla ilgili çalışmalar yaptım.

Yani iyi şeyler de yapıyorsunuz...

- Bu laf, "Hep kötü yaparmışız" da ara sırada iyi şeyler de yapıyorsunuz gibi oldu. Olmadı yani!

İşinizde ne kadar iddialısınız? Gelmiş geçmiş en iyi kültür bakını siz misiniz?

- Bakın, ben iddialı değilim. Ben görev adamıyım. Ben bir görevimi iyi yapmaya çalışırım. Ama iyi yapıp yapmadığımı ya da ne kadar iyi yaptığımı -kocaman konuşacağım şimdi- tarih belirleyecektir. Ben yüksek bir yöneticiyim, minister’ım; nereden bakarsanız bakın, benim 18 saat çalışmam gerekir. Ben bunu yapıyorum. Yani elimden geleni yapıyorum. Ondan sonrasını bilmiyorum. İsim vermeyeyim, bir valimiz vardı, Mardin’de çok iyiydi, Sivas’ta çok iyiydi, Hakkari’de çok iyiydi ama İzmit’e geldi çok berbat bir vali oldu...

Neden?

- Demek ki oranın valisi değilmiş! Yani bir yerde, bir mevkide başarılı olabilirsiniz. Ama bu hep başarılı olacaksınız anlamına gelmiyor. Sizin dışınızdaki şartlar da önemli. Geçen sene, çok iyi bir turizm mevsimi geçirdik, bu sene sıkıntılarımız var, atlatacağız inşallah. Ama Allah korusun, bir terör saldırısı olursa, pat diye düşer turizm. Anlatabiliyor muyum? Başarı, zamana, duruma, konjoktüre göre değişir.

Başkalarını bırakın, siz kendinizi başarılı görüyor musunuz?

- Ben işimi severek yaparım, takdiri de başkalarına bırakırım. Çünkü şunu bilirim, her an dış şartlar, başarı ve başarısızlığınızı belirler. Ve tabii, başarının tanımı bana göre, size göre farklıdır. Bu gibi meselelerde objektif kriterler yoktur. O yüzden yöneticiliğin ilim mi, sanat mı, zanaat mı olduğu tartışılır ya...

BU LAFIN SLOGAN DEĞERİ BİLE YOK

"Türkiye Malezya olacak" diyorlar, ne diyorsunuz?

- Ya bu ne demek? Ben şahsen, kendi milletime bu lafı bir hakaret olarak addederim. Bunlar ne Malezya’yı, İran’ı, ne de Türkiye’yi biliyor ve tanıyor. Bu lafın bir slogan olarak bile değeri yok!

"Çok kadrolaştılar" diyorlar...

- Buna da sadece gülümsüyorum. Ben hukuk devletinden yanayım, hukukçular devletinden değil...
Yazarın Tüm Yazıları