İstanbul’dan bir Maya Fiennes geçti

O, Elle MacPherson, Deepak Chopra gibi dünyaca tanınan pek çok ünlü insanın yoga hocası.

Haberin Devamı

Ama kendi de ünlü. Maya Fiennes, meşhur bir konser piyanisti. Hayatının bir dönemi dünyanın her yerinde konserler vererek geçiyor. Tabii ki çok disiplinli ve gergin bir hayatı oluyor. Sonra bir gün, biraz olsun rahatlayabilmek için yogaya başlıyor. İşte başlayış o başlayış... Kendi tarzını yaratmış bir kadın. Hayat dolu. Bir yoga hocası için fazla hayat dolu. Renkli. Esprili. Kıpır kıpır. Zaten yoga onun için ‘gerçek hayat’ demek. Vücudunuzun çakralarını uyaracak egzersizler yaptırıyor. Nefes teknikleri, egzersiz ve mantra aracılığıyla ‘Kundalini’ enerjinizle güçlü bir ilişki kurmanızı sağlıyor. Geçen günlerde Türkiye’deydi, Bodrum’da workshop yaptı, Doğan Novus’tan da kitabı çıktı. E, ben de tanışmak istedim onunla



İstanbul’dan bir Maya Fiennes geçti

Haberin Devamı


Siz dünya çapında tanınan bir yoga hocasısınız. Aynı zamanda bir konser piyanistisiniz. Şu an Los Angeles’ta yaşıyorsunuz. Ama aslen Makedonsunuz. Uzun yıllar da İngiltere’de yaşadınız...
-Dersinizi iyi çalışmışsınız!
Google sağ olsun! Bir de Türkçede yayımlanan kitabınız tabii. Ama hikâyenizi bir de sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum...
-20 yaşına kadar Makedonya’daydım. Müzik eğitimimi orada tamamladım. Sonra ver elini Londra. Beş yıl önce de Los Angeles’e taşındım.
Anneniz, babanız da sanatçı mıydı?
-Hayır. Annem mühendisti, babam da demiryollarında çalışıyordu. Aynı zamanda bir tütün fabrikasının ortağıydı.
Piyano ne zaman girdi hayatınıza?
-Beş yaşında. Gittiğimiz evlerde piyano bulunurdu, ben çalıyormuş gibi yapardım. Bizimkiler de beni bir müzik okuluna yazdırdı. Orada yetenekli olduğumu keşfettiler, ben de devam ettim.
Konser piyanisti olmak müthiş bir çalışma ve disiplin gerektirir. Fedakârlık taşlarıyla örülmüş uzun bir yolculuk...
-Aynen öyle! Küçük yaşımda programlı olmayı öğrendim. Çünkü renkli bir kişiliktim, klasik müzik ve piyano dışında da bir hayatım olsun istiyordum. Piyano bana bir sürü şeyi aynı anda yapabilme ve zamanımı iyi kullanabilme becerisi kazandırdı.
Ödüller de aldınız...
-Evet, zaten Londra’ya da bursla gittim. Royal College of Music’de master yaptım.
Sonra?
-(Gülüyor) Sonra tanıştığım bir erkek, beni etkilemek için Buckingham Sarayı’na akşam yemeğine götürdü! Prens Andrew’un davetlisi olarak. Orada bir piyano vardı. Ve prens, o harika piyanonun annesi Kraliçe Elizabeth’in hediyesi olduğunu, fakat kimsenin piyano çalmayı bilmediğini söyledi. “Burada bilen biri var mı?” dedi. Kısık bir sesle, “Ben biliyorum” dedim.
Kalabalık mıydı?
-Oh hem de nasıl! Margaret Thatcher’lar, dönemin siyasetçileri... Benim için zaten orada olmak bile rüya gibiydi. “Çalsana!” dediler. Chopin çalmaya başladım. Çok etkilendiler. Birdenbire herkes bana döndü ve “Siz kimsiniz” diye sordu. Bu olay, benim için Londra’da bir dönüm noktası oldu. Üstelik yeni taşınmıştım.
Vayyyy! Sonra n’oldu?
-Prens Andrew benim sponsorum oldu! İnsanı şaşırtıyor değil mi? Makedonya’dan Londra’ya, orada Prens Andrew sponsorum oluyor. Sonra çok iyi arkadaş olduk. Buckingham Sarayı’ndaki akşam yemeği partilerine hep davet edilir oldum.

Haberin Devamı



İnsanları müzikle eğitiyorum


İstanbul’dan bir Maya Fiennes geçti


İnsanların tepkisi ne oldu?
-Herkes bana, “Yahu nasıl oldu?” diye sormaya başladı. “Bilmiyorum ki, her şey bir anda gelişti!” dedim.
Sizi etkilemek isteyen adamlar da pek havalıymış!
- (Gülüyor) Evet, beni etkilemek isteyen o centilmen beyefendi Alman bir lorddu. Onunla saraya gitmeyi kabul ettim, çünkü merak ediyordum, orayı görmek istiyordum. Bir de yaratıcı erkekleri seviyorum!
O zamanlar hayatınızda yoga var mıydı?
-Yok hayır. Ben o olaydan sonra eğitimimi tamamladım ve konser piyanisti olarak Warner Brothers için çalışmaya başladım. Dünyanın bütün konser salonlarında çaldım, hep konser verdim, sürekli turnedeydim. Harikaydı ama çok yorucu...
Ne kadar sürdü?
-30 yaşıma kadar. Dünyanın dört bir tarafında çaldım. Böyle bir hayat insanı gergin de yapıyor. Sonra biri, sinirlerimi yatıştırmak için yoga yapmamı tavsiye etti. Bingo! Gerçekten hem beni gevşetiyor hem de dış dünyayla iletişimimi kesiyordu. Meditasyon tarafı da çok hoşuma gitti. Düzenli olarak yoga yapmaya başladım. Gün geldi başka hiçbir şey yapmaz oldum!
Tabii arada başka şeyler de oldu...
-Olmaz mı? Beste yapmaya başladım, âşık oldum, evlendim, çocuklarım oldu, yogada bir marka oldum, Los Angeles’a taşındım. Şimdi yine seyahat ediyorum ama bu sefer yogayla ilgili... Ben insanları yine müzikle eğitiyorum. Sesle, sesin iyileştirici gücüyle yogayı birleştiriyorum. Bu yüzden de farklıyım. Ben aynı zamanda oyuncuyum, gösteri sanatçısıyım. Ders verirken o müziği canlandırıyorum da. Çalan her parça o kadar önemli ki! Müzik olmadan o pozisyonları yapmak çok sıkıcı.

Haberin Devamı



Kitabım yedi dile çevrildi


Sizin kendi yoga okulunuz mu var?
-Evet. Yoga hocaları da yetiştiriyorum.
Dünyanın her yerinde takipçileriniz, hayranlarınız var. Bu nasıl oldu?
-Konser piyanistliğinden dolayı tanınan biriydim. Yogayla birlikte televizyon programı da yaptım. Televizyona çıktın mı herkes seni tanıyor. Kitap da yazdım. Bu elinizde tuttuğunuz yedi dile çevrildi. Şimdi de Türkçeye. Benim için çok heyecan verici.
Dünyada bir sürü ünlü öğrenciniz var...
-Onların bir kısmı arkadaşım. Eşim tanınan bir müzik prodüktörü. Ben yogaya merak sarınca, herkes ders almak istedi.

En önemlisi doğru nefes

Henüz kitabı okumamış olan okurlarınıza birkaç tüyo verebilir misiniz? En çok neyi bilmeleri gerekiyor?
-En önemlisi nefes! Doğru nefes alıp vermeyi bilmek gerekiyor. Sözgelimi ofiste patronunuzla bir anlaşmazlık mı yaşadınız. Sakinleşmek için lavaboya git ve çok kuvvetli bir şekilde burnundan nefes al, ardından da ağzından uzun uzun nefes ver. Bunu herkes yapabilir ve bunun için herhangi bir terim bilmene gerek yok. Bazı insanlar aşırı stres altında panik atak bile geçirebiliyor. Bu durumlarda, sağ burun deliğinizi kapatıp sadece soldan hızlı hızlı nefes alın. Bitirdiğinizde bambaşka bir insan olacaksınız. Çünkü parasempatik sinir sisteminizi uyarıyorsunuz. Stres ve depresyon gibi birçok şeye iyi geliyor. Bedeninizin serotonin hormonunu salgılaması için herhangi bir ilaç almanıza gerek yok yani, doğru nefes al ver, yoga yap! Yoga gerçekten mucizevi bir şey! Ya da gözlerinizi kapatıp iki dakika boyunca burnunuzun ucuna bakın. Anında serotonin salgılamaya başlıyorsunuz!

Yazarın Tüm Yazıları