Paylaş
O bu yaştaki kızlardan sanki biraz daha farklı. Bu yaşın kızları, benim de o yaşlarımdan hatırladığım gibi, biraz aklı havada olur, ee normal tabi tam teenager.
O yaşlardaki en büyük sorunlar çıkan sivilcelerdir, flört etmekle edememek arasındaki gel gitlerdir. Güzel giyinmek, gezmek, âşık olma isteği, bir sene sonra rüştünü ispat edecek olmanın verdiği sevinç kaplar kızların yüreğini...
17 bir kızın en arada derede kaldığı yaştır. Kendi bile şaşar bazen kendine, eline oje, dudağına ruj sürerken bir yandan da televizyonda ki çizgi filmden ayıramaz gözünü, dedim ya arada derededir 17 diye.
Buse bu yaştaki kızlardan farklı, nereden mi biliyorum; Atatürk için kurduğu gruptan ve yazdığı yazılardan. Buse aşmış bir şeyleri bu genç yaşında. Daha bu yaştan sahip çıkmaya başlamış ülkesine. Ata’sının bıraktığı bu büyük mirasa sahip çıkacağına daha on yedisinde karar vermiş, hiçbir Türk genci Buse’den farklı düşünmüyor elbette ki. Ama o çoğumuzun yapmadığını yapmış, haykırmaya başlamış düşüncelerini. Atatürk’e ve cumhuriyete verdiği önemi bas bas bağırarak, korkusuzca yazmış kurduğu grubunda, kendine özel sayfalarında. Bu vatana biz sahip çıkacağız demiş, senin o mavi gözlerini bir kere görmek için neler vermezdim diye yazmış. Etrafındaki bir sürü genç dostuna susmayın diyerek adeta önderlik etmiş.
Yazdıklarını okuyunca onun 17 yaşında olduğunu anlayabilmeniz neredeyse imkânsız, şu genç yaşında o kadar her şeyden haberdar ki. Ülkede yaşanan her acı içine işlemiş, bunda asker kızı olmasının yadsınamayacak bir payı olduğu da kesin. Kim bilir kaç geceler boyu babasının eve sağ salim dönmesi için dualar edip, ya kötü haber gelirse diye yüreği hop etmiştir Buse’nin. Ama yazdıklarını bir kere okuduktan sonra anladım ki, eğer Buse’nin babası şehit düşseydi, Buse bununla onur duyardı, öyle bir vatan sevgisi varmış içinde.
Dedim ya Buse çok farklıymış tüm yaşıtlarından hatta bir sürü büyüğünden. En büyük hayali başbakan ya da cumhurbaşkanı olmakmış. Ne yazık ki “mış”, çünkü bildiğiniz gibi yüreği vatan ve Atatürk aşkıyla dolu pırlanta gibi Busemizi bugün üç askerimizle birlikte hain teröre “şehit” verdik. Terör laneti onu bir otobüste yakaladı, o otobüste bulunmasının sebebi, pazar günü İstanbul’da gireceği lsy sınavıydı. Okuyacaktı, okuyup vatanına sahip çıkacaktı olmadı. O şimdi “o mavi gözlerini bir kere olsa da görebilsem” dediği Atasının yanında. Mekânın cennet olsun Buse, sen çok ama çok özel bir kızdın.
Not: Aşağıda yayınladığım yazı Busenin Atasına yazdıkları:
ATAMA SÖYLEMEK İSTEDİKLERİM 
Hani bazı şeyler vardır ya anlatmak istersin anlatamazsın, görmek istersin göremezsin, duymak istersin duyamazsın,ulaşmak istersin ulaşamazsın işte öyle bir şey bu da.
Ama bunları yapabilmek o kadar önemli ve değerlidir ki senin için vazgeçemezsin bu sevdadan. Peşinden koşarsın hiç yorulmadan, yolun sonunun uçurum olabileceği ihtimali olsa bile. Çünkü bir umut vardır içinde, o umut senin gerçeğindir. Yolun sonunu umutla aydınlatırsın. İşte sen de o umuda sahiptin ve umutla aydınlattın yolunu.Sadece umut olamazdı bu; güven, kararlık ve bazense bir çift keskin mavi göz.
Şu an bunu yazabilmemin, hissettiklerimi rahatlıkla paylaşabilmemi sana borçluyum ve bunun da farkındayım.
Şu an en büyük hedefim ne biliyor musun ? "SANA ULAŞABİLMEK" kimi gülüp geçse de buna ben inanıyorum, mühim olan da bu değil mi zaten?
Tıpkı senin bir zamanlar kim ne derse desin inandığın şeyin peşinden gittiğin gibi. Ben de gideceğim.
Çünkü ben senden öğrendim; inanmayı, umutla bağlanmayı, kendine güveni ve kararlı olmayı.
Ve bunları yaparken senin aydınlattığın yolda kim ne derse desin sapmadan başım dik bir şekilde yürüyeceğim.
Çünkü ben senin önderliğinde yetişen Türk evladıyım ve zorda kalırsam muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunun farkındayım.
Paylaş