Pınar Gültekin anısına. Gökyüzünden bir yıldız daha kaydı…

Günaydın sevgili dostlarım,

Nereden başlamalıyım ya da ne yazmalıyım neyden söz edeyim inanın bilmiyorum.

Hadi gelin her şeyden vazgeçelim, hiçbir şey olmamış gibi yaşayalım. Bende size gökyüzünden bahsedeyim… Mümkün mü? Değil…

 

Pınar Gültekin’in arkadaşı, ailesi olmadığımız için onun yakınlarının acısını paylaşmıyoruz anlamı taşımıyor. Hepimiz çok üzgünüz…

 

Bu ülkede hatta dünyada köşe başında biri bile ağlıyorsa ve biz bide bunu görüyorsak sonrası günlerimiz zor geçiyor.

 

Bazen beyin jimnastiği yapıyorum. Görmediğim günler görmüş gibi bazı durumları hayal ederek yaşıyorum.

 

Yatağa gidiyorum kafamı yastığa koyuyorum. Tam gözümü kapatacağım aklıma çayı biraz soğuk getirdi diye kocası tarafından dayak yemiş ya da kapıdan su alırken adamın gözünün içine fazla baktı diye dövülen bir kadın geliyor. Gözlerimi kocaman açıyorum ve tavana bakıyorum. Bazen oğlumun odasına gidiyorum ona bakıyorum. Yeterli sevgiyi veriyor muyum diye sorguluyorum. Sevgi vermek ya da sevgi görmek neydi bunları düşünüyorum.

Bende çok acayip büyük sevgilerle büyümedim. Düşünüyorum acaba büyüdüm mü diye?

Yok…

Gerçekten öyle sürekli sevgiyi söyleyen ya da gösteren bir ailem yoktu.

Korumanın ve bakmanın büyük bir sevgi olduğunu düşündüren bir aileye sahiptim. Günümüz toplumunda bir çoğumuzun büyüdüğü şekliyle…

Zaten anne-baba arasında ciddi bir sevgi köprüsü kurulmayan ilişkilerde ne yazık ki olan çocuklara oluyor. Anne-babalarında bir zamanlar çocuk olduğu düşünülürse durum vahim. Onlarda aynı duygularla büyüyorlar. Düşünüyorum da; hayattaki en büyük korkularımdan biri anne ve babamın kavga etmesiydi.

Uyuyamazdım…

O gün okula giderken ölü gibi giderdim…

Arkadaşlarım sormazdı artık…Öyle anlarlardı ki beni…

 

Kadın-erkek ilişkilerinde gördüğüm tek bir durum var.

Bir erkeğin size uyguladığı şiddet ya da mutsuzluğa dayanmanızın sadece korku ile büyük bir bağı olduğu üzerine…

Psikolog değilim…

Bu konularda sadece çok okumuş, araştırmış ve şu an hali hazırda sosyolog öğrencisi olan bir gözlemciyim: “korku”

 

 

Sevgi ve korku?

İkisi arasında ince bir yerde kayboluyoruz. Uzmanlar tarafından bunun daha fazla araştırılması lazım. Bu iki duygunun ortasında bir çizgi var ve biz orada yok oluyoruz. Düşünsenize korkusuzca yapılan eylemlerle korkularak yapılan eylemler arasında ne büyük farklar var.

Hem korkmamız gerekirken hem de korkusuz olmak neyi anlatıyordu?

Düşünsenize vahşet bir şekilde birini öldürmek ve yakmak beton dökmek gibi eylemler içinde olmak neler barındırıyor?

Pınar’ın korkusuzca duruşunun bedeli korkusuzca öldürülmesi miydi?

Milyonlarca kadın öldürülmekten korktuğu için susmuyor muydu?

Konuşulacak ve üzerinde düşünülecek öyle detaylar var ki…

Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Farkındaysanız adalet kısmına daha gelmedim…

 

İnsan olarak saplantılı ve tutkulu ilişkilerin içinde olma sebebimiz maalesef sevgisizlik…

Sevilmek isteğimiz…

Kendimizi öyle bir sevmiyoruz ki…Öyle bir kendimizden nefret ediyoruz ki…

 

Dün parkta bir çocuk gördüm…Erkek çocuğu 8 yaşında...

Annenin 3 çocuğu var. Anne canından bezmiş. Çocukları denize getirmiş güya…

3 çanta, bir bebek arabası, yanında yaşlı bir hanımefendi. Muhtemelen annesi.

Yani namı diğer süper kahramanlarımızdan “ananene”

Hepsi bağırarak konuşuyor. O sırada anne diğer 2 yaşındaki kızını giydiriyor. Diyorum ki içimden keşke ulu orta giydirmese bir havlu tutsa çocuğa ya da o çocuğa bunun doğru olmadığını hissettirse derken diğer minik olan bebek arabasında ağlamaya başladı. Anne döndü ona bağırdı. Sus Allah aşkına vereceğim biberonunu diye…

Diğer 8 yaşındaki abi dayanamadı kardeşinin ağlamasına…

Annenin arkası dönük, bizim abi kardeşini almak istedi… Belli yaramazlıkta ve söz dinlememede sabıkalı küçük adam. Kardeşini öyle bir sevgi dolu kucağına almak istedi ki o sırada bebek arabasının üstündeki ağırlıkları göremedi. Bebeği kucağına almasıyla tüm annenin yaptığı yemekler poşetler devrildi. Tabi abisi bebeğin oraya kemerle bağlı olduğunu da düşünmedi. Bir bacağı bebek arabasında kaldı. Araba devrildi, diğer kız kardeş çıplak kaldı derken anne ve anane bir hışımla döndü çocuğa vurdu. Sokak ortasında anne ve anneanne çocuğa sürekli bağırdı ve itiştirdi. Çocuk kafasını koluna koydu ve bebek arabasının üzerine doğru eğildi. Bebeği ananene aldı. Sarıldı öptü. Diğer kızı anne giydirdi denize soktu. Uzunca o minik delikanlının mutsuzluğunu izledim. Müdahale etmeli miydim? Gerekli miydi? Bir şey değişir miydi?

Ne olabilirdi derken?

Yürüdüm yanına doğru?

Annenin fevriliğinden korkmadım değil?

Hayatındaki iki önemli kadın. Bir anne, biri anneanne…

Ya bismillah dedim gittim. Ayakta duruyor. Bebek arabasının üstüne kafasını koymuş öyle gözlerini kapatmış. Yaşadıklarını düşünüyor.

Kardeş misiniz diye ona sordum?

Evet dedi…Ama belli küs…

Ne güzel korudun öyle kardeşini dedim. Keşke senin gibi bir abim olsaydı…

Hemen gözlerini açtı kafasını kaldırdı…Gördünüz dimi benim bir suçum yoktu dedi…

Öyle deyince aman dedim…

Ne olacaksa olsun…

Annesiii diye bağırdım. Anne geldi yanıma…

Allah kolaylık versin dedim. Ne güzel bir annesiniz. Saatlerdir çocukları giydir ilgilen valla çok takdir ettim sizi. Anne saçını başını toparladı ve şöyle bir tebessüm etti. Çok teşekkür ederim dedi. Her şey çocuklar için işte ne yapalım dedi.

Sonra delikanlıya elimi uzattım.:

“Annesi dedim; bu yakışıklı az önce kardeşinin ağlamasına dayanamadı sana yardımcı olmak için onu oradan aldı. Ama daha bebek arabasındaki ağırlıkları ve takılı olmayan kemerleri hesap etmesi için biraz daha büyümüş olması gerekli”

Anne şöyle bir kaldı.

Evet dedi. Haklısınız.

Ben o olduğu için çok şanslıyım diye cümlesine devam etti. Öyle davranmak istemediğini oğluna anlattı. Sonra sarıldı. Küçük adamın gözlerini görmenizi çok isterdim.

Annesine öyle bir baktı ki, anne gerçekten mi dedi. Evet oğlum dedi. Sen olmasan kardeşlerine yardım etmesen buraya gelemezdim dedi. Annesine sarıldı. Koşa koşa ben kardeşime bakim anne sen otur dedi.

 

Küs olup denize girmek istemeyen çocuk hemen üstünü soydu. Hoplaya zıplaya denize girdi. Anneyle kaldık öyle bakıştık. Çok yoruluyorum ve hayat çok zor dedi. Sıcakta tahammül kalmayınca ona patladım dedi.

Olur öyle şeyler bende de var evde yaramaz bi tane dedim.

Mükemmel değiliz ve olamayacağız da ama en azından bu minik gibi görünen olayların telafilerini yapmak onları büyüdüklerinde hayatlarındaki bir zorlukta çaresiz bırakmaz dedim. Birazda bazen birbirimizi tanımasak da kriz anlarında birbirimize yardım eli uzatmamız lazım. Teşekkür ettim anlayışı ve sohbeti için…

 

Sonra yerime geçip baktığımda delikanlı sevinçle denizdeydi…

Kardeşlerine yardımcı oluyordu…

İşe yaradığını düşünüyordu…

Annenin suçu neydi?

Bir suç var mıydı?

Peki 8 yaşındaki erkek çocuğunun…

Peki ondan sonra doğan 2 tane küçük kız kardeşin…

Bu çocukların nasıl bir geleceği olacak…

Babaları ne yapıyor acaba?

Anne üç çocuğu bu koşullarda yapıp ömrünü adamış… Kendinden vazgeçmiş…

Sorumluluklar üzerinde eşit değil ki…

Yani konuşulacak ve ülkemizde bundan milyon tane olan olayımız var.

 

Dememiz o ki; Güzel günlerde çocukluğunuz pek aklınıza gelmez. Gerek yoktur. Ha­valarda uçarsınız, meşgulsünüzdür, sağlığınız yerindedir ya aşkla ya parayla ya da her ikisiyle de meşgulsünüzdür. Geriye dönüp bakmazsınız bile. Neden bakasınız ki?

Ama kötü günlerde içinizde bir yerlerde bir volkan fokurdar ve fışkırttığı toz duman tüm ruhunuzu kaplar. Ve o da ne! Sanki bir anda onuncu kattaki bir pencereden aşağıya düşmeye başladığınızı hisseder ve düşerken de zalim, çok zalim bir kahkaha duyarsınız.

Kimin sesidir o? Eğer elinizde bunun kime ait olduğu konusunda bir ipucu yoksa, o zaman gözünüzde sizi bu hisler penceresinden aşağıya düşmeye sürüklemiş olması muhtemel, anaokulu yıllarınızda geçen, anne babanız ve kardeşlerinizle olan ilişkilerinizle ilgili birkaç olay canlanmaya başlayabilir. İşte belki bu delikanlı o zamanlarında parkta gelen bir kadını hatırlayabilir. Annesinin yorulduğunu sorumlulukların ağır geldiğini ona hatırlatan bir kadın vardı. Yüzümü hiç hatırlamayacak ama ne hissettiğini unutmayacak.

Aile yaşamı sorunlar, tuzaklar ve tehlikeli duygusal oyunlar ile doludur. Eğer uyanık olur bu oyunların oynandığı gerçeğini idrak ederseniz, belki zaman zaman bunların birkaçını kazanabilirsiniz. Elbette eğer anne babanız birbirini seven ve birbirine ilgi gösteren, sıcak, hayata bağlı kişilerse, o zaman yaşama harika bir başlangıç yapmış ve cömert, kendine güvenen bir insan olarak büyüme şansını elde etmişsinizdir. Ama aktif bir mayın tarlasına doğduysanız sıcaklık, emniyet ve güven duygusu geliştirmeniz kolay olmamıştır. Hedefimiz, bir yükseliş ve çıkış yolu, yanlışları aşmanın, denge ile canlılığı yeniden kazanmanın yolunu bulmak­tır. İyileşmenin mümkün olduğuna inanıyorsanız, o zaman iyi gidiyor­sunuz demektir. Çocukluğunuz bir katalizör olacaktır. Çocukluğunuz, bugünkü tüm ilişkilerinizi şekillendirmenizde yardımcı olan malzemelerle doludur. Unutmayın ki, sorunlar halledilebilir, yara­lar iyileşir, çatışmalar çözülür ve bakış açıları daha kapsamlı bir erişime ve canlılığa doğru kaydırılabilir. Ama ölenler geri gelmez… Ve daha kötüsü buna siz sebep olduysanız bununla yaşamak ölmekten daha beterdir…

Kendi yaralarınızı bulmanız ve şifalandırmanız dileğiyle…

Umutlu ve adaletli günler diliyorum…

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Savaşı Başlatan Kaybeder. Azerbaycan Doğum Haritası Ne Diyor?

Günaydın yeni bir haftadan hepinize merhaba... Bu hafta hayatımızdaki en önemli ve güçlü etkiler barındıran haftalardan biri olacak. Yaşam bize bu hafta tüm taşları yerine oturtmamız için fırsatlar sunacak. Tabi ki taşları bulmak için biraz sarsılmak gerekli olabilir. Taşlar nasıl dökülsün yoksa değil mi?

Mars gerilemesi savaş atmosferi dedik, 2020 yılı salgın hastalık dedik, yeni bir düzen kurulacak vs. diye söz ettik.

Acaba hala astrolojinin varlığından şüphe eden ve bunu araştırmayan insanlar var mı diye merak ediyorum. Yani bunun bir inanç meselesi üstünde olduğunun farkında olmayan var mı? Astroloji muazzam bir şekilde çalışıyor.

Bu hafta elinize, kolunuza, dilinize hakim olun lütfen. Hiçbir tuzağa çekilmemeye özen gösterin.1 Ekim'de Koç dolunayı gerçekleşecek. Bu yönetilmesi en zor dolunaylardan biri olabilir. Bunu lütfen iyi yönetelim. Bunun için yazıyı ayrı hazırlıyorum.

Yıl 1992, Şubat sonu Mart başları ve yine gökyüzünde Satürn-Mars gezegenleri Kova burcunda kavuşuyor. Bu zaman aralığında neler yaşandığını sizler de araştırıp okuyabilirsiniz. Ben bugün biraz yazı içinde Azerbaycan’daki kardeşlerimizin merakını giderecek ve biraz olsun fütüristtik bir bakış açısı yakalamalarına yardımcı olacak bir harita analizi hazırladım. Umarım işlerine yarar.

Şimdi zaman tüneline binip 1992-93-94 yıllarına yolculuğa çıkıyoruz:

İlk dikkat çeken tarihteki olay: 

Ermenistan ile Azerbaycan arasında Karabağ Savaşı yaşanıyor. Ermeniler, Karabağ’da bulunan Hocalı kasabasına ansızın baskın yapıyor. Ermeniler acımasızca Azeri vatandaşları öldürüyor. Hocalı katliamı diye geçiyor. Bu büyük bir katliam ve asla unutulmaması gereken bir olaydır.

Bunu 28 Mart 2020 tarihinde Twitter'da ve Satürn Kova yazısı içine yazmıştım. Yani geçmişteki bu olayın aynı gökyüzü ile geldiğinden söz etmiştim. Astroloji muazzam incelikli bir şekilde çalışıyor.

Yazının Devamını Oku

EKİM-KASIM ÖZET: Gerçek renklerimiz cesaretimizden gelir.

Günaydın yeni bir günden…

 

Gündemimiz yoğun ve telaşlı…

Hayatımızı tamamen değiştiren Satürn-Plüton ve Jüpiter gezegenleri dizilimi Mars gezegeni tarafından tetiklenmeye başladı. Tüm ekim ayı hatta kasım ayı da dahil bu durum yüksek bir etkileşim içerisine bizleri sokacak.

 

Bunu korku ve endişe duymanız için değil farkında olmanız için konuşuyorum. Bu durum illaki kötü şeyler olacak anlamı taşımaz. Hayatınızda sizi zorlayan şeyleri artık değiştirme zamanı olduğunu gösterir. Ama siz bunun ne olduğunu tanımlayamazsanız kendinizi hareketsiz ve yönsüz bir şekilde hisseder ve kötü yorumlarsınız.

 

Asıl burada anlatılmak istenen gezegenlerin bizim hayatımızı değiştirdiği değil. İçinde bulunduğumuz zamanı anlamamız için bize yıldızların diziliminin bir açıklama yapmasıdır. Gezegenler yüzünden bunlar yaşanmaz. Her şey benim, senin ve diğerleri yüzünden olur.

Gezegenler masumdur…

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin sonbahar! Gökyüzünde 2.Sezon başlıyor….

Günaydın hepinize yepyeni bir günden daha…

Bugün sonbahara giriş yapıyoruz…Terazi mevsiminin havadar duyarlılığı, Başak mevsiminin dünyevi, topraklı doğasından hoş bir değişikliktir. İşte bu zamandan en iyi şekilde nasıl yararlanacağınız?

 

Kendinizi çok yorgun ve halsiz hissedebilirsiniz. Bu bir Başaktan teraziye geçiş dönemidir. Toprak elementinden hava elementine geçiş öyle kolay değildir.

 

Şu an fonda Ricky Nelson çalıyor. “Lonsome town” dinliyorum.

Bir milyon şey düşünüyorum…

Kafamdakiler o kadar çok ki.

Aynı zamanda kafamdakiler öyle boş ki…

Yazının Devamını Oku

Abartı, gerçeğin öfkesine yenilmiş halidir.

Günaydın hepinize yepyeni bir günden ve yepyeni bir haftadan…

Biliyorum aslında insanın en büyük ihtiyacı bir gram ilgi, bir gram güzel söz, bir gram güler yüz değil mi?

Birinin sana inanıyor olması…

Dünya haksız bulsa onun seni haklı bulması…

 

Bazen hayatta her şeyle başa çıkabilecek gücü sadece bunların bir gramıyla bulabilirsiniz ama…

İşte…

Bazı şeylerin zamanı ve nedeni var…

Zamanı kabul etmek öyle kolay değil.

Yazının Devamını Oku

Yeniay sabahı: Hayatınız bir kitap olsaydı nasıl bir önsöz yazardınız?

Yeniay sabahından günaydınlar hepinize…

Hayatınızı bir pergel gibi yaşamak bu dönem cazip olabilir. Kendi hikâyenizi kuruyormuşsunuz gibi yaşamak…

Ömer Hayyam’ın mısralarında dediği gibidir belki de;

“Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz iki başımız var, bir bedenimiz ne kadar dönersem döneyim çevrende er geç baş başa verecek değil miyiz?”

Mesela bir kez kilo verdiğinizde devamı gelir…

Bir kere paranız olduğunda yeniden cesaretlenirsiniz.

Bir kere okuldan mezun olduktan sonra ya da bir kere gerçek bir ilişkide olduğunuzda gerisi gelir.

Bir gün o sigarayı içmediğinizde nihayet yeniden yaşamaya başlayacaksınız ve bu noktaya kadar yaptığınız her şey bir tür yaşanmamış sayılacak. İçindeki tüm güç yeniden şekil alacak ve iyi haber bunu yapabilecek tüm gücü bulabileceksiniz. Buna inanmak zor şimdilik ama bu bir gerçek.

Bu yeniay sabahı ile tamamen varoluşunuzun zenginliğine odaklanmalısınız.

Yazının Devamını Oku

Herkesle iyi geçinemezsiniz.

Şu sıralar insanlara tahammül etmeniz ve sabır göstermeniz iyice zorlaşıyor. Kariyerinizde ilerlerken herkesle arkadaş olmaya çalışmanız normal bir şey. Müşterilerle, iş arkadaşlarınızla, patronunuzla… Fakat herkesle anlaşmak mümkün değildir. Sizin davrandığınız gibi karşılık göremediğinizde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu yüzden herkesle iyi geçinmek için zorlamayın kendinizi.

Bu dönem kendinizi zorlamaktan daha çok sakin olmanız gereken bir dönemdir. Bir okuyucum mail atmış, Aygül Hanım sizi kanyonda gördüm konuştuk. Bundan öncesinde sizi çok kibirli ve ukala buluyordum. Benim derdimi dinlediniz ve uzunca konuştunuz. Bunun için hakkınızı helal edin. Sizin için o kadar çok bunu düşünmüştüm ki. Bunu bilin ve ben bu yükten kurtulayım diye yazmış. Bir yandan hoşuma gitti, gülümsedim. İçinde insanlık adına güzel duygular beslemeye devam etmek için özür diliyor.

Bir yandan da üzüldüm. Nasıl onu bu kadar meşgul etmişim. Neden böyle düşünmesine neden oldum. Yargılamanın aslında insanın üzerine ne denli bir yük oluşturduğunu gördüm. Görmediğiniz ve yaşamadığınız bir hayatı yargılayarak bir fikre ulaşıyorsunuz. Düşünsenize bu yük öyle ağır geliyor ki karşınızdaki kişiye bunu bilmesi ve kabul etmesi için bilgi veriyorsunuz. Çünkü iyi bir insansanız bir müddet sonra o yükü taşıyamıyorsunuz. Birileri sizin kalbinizi kirletiyor. Sonra böyle düşünmesine neden olacak sebebi bulmaya çalışırken benimle yıllarca küs olan bir arkadaşımın kendisine bunları söylediğini söyledi.

 

Oooo sordukça baktım bir bilinmeze doğru gidiyorum. Dur orada dedim.

İsmini söyleme sakın. Tamam dedi.

Ben helal ettim deyip işin içinden kaçtım.

Sevmiyorum bu tarz muhabbetleri yahu,

O onu dedi, bu bunu dedi…

Yazının Devamını Oku

17 Eylül Başak Burcunda Yeni Ay: İhtiyacın Olan Tüm Desteğe Artık Sahipsin

Evren bize her ay küçük bir hediye verir. Bu o kadar küçük ki, kolayca gözden kaçabilir. Bu hediyeyi kaçırmamak için gökyüzü çizelgesi bize yardımcı olur. Bu güzel hediyenin adı 'yeni ay’dır. Her 28-30 günde bir oluyor.

Astrolojik terimlerle ifade edersek yeni ay, ayın birçok evresinden biridir. Özellikle, ay ve güneşin hizalandığı evredir. Güneş, ayın arkasında parlayarak bizi onun görüşünden alıkoyar. Yeni ay, yeni bir ay döngüsünün başlangıcını işaret eder ve genellikle beraberinde bir dizi yeni başlangıç ​​getirir. Bu, yeni ayların kendini yansıtma, rota düzeltme ve hedef belirleme için özellikle ideal bir zaman olduğunu gösterir.

Yeterince ilginç bir şekilde, çoğu insan bilinçsizce bu enerjiye uyum sağlıyor, yeni alışkanlıklar yaratma, yeni projeler başlatma ve yeni ayla aynı zamanda yaşam değişikliklerini başlatma eğiliminde oluyorlar.  Daha da güzeli, yeni ayın taze enerjisini bilinçli olarak kucaklamanın, bu geçişleri daha da ileriye taşımanıza izin vermesidir. Yani bilmek sizi büyütür. Evrende hiçbir şeyin tesadüf olmadığını görmek başka bir boyuttur.

Duygularınızdan kurtulmaya hazır mısınız? 

Tam da ihtiyacınız olan desteğe sahip olduğunuzu duymaktan göreceğiniz bir yeni ay gerçekleşiyor. 17 Eylül saat: 14:05’te gerçekleşecek olan yeni ay yılın en iyi dönemlerinden biri. Bir şey başlatmak için daha iyi bir zaman olamaz. Bu yeni ay, geleceğinizin temelini oluşturmak için planlar yaparken geçmişinizle bağlantı kurmanız ve eksikleri tamamlamanız için size ilham verecek. 

Son zamanlarda astrolojik hava oldukça çalkantılıydı. 

Mars, 9 Eylül'de geriye doğru gitti, bizi 14 Kasım'a kadar yavaşlatacak ve aynı zamanda Satürn ile sert bir yüzleşmeye başlattı. Kimin size yar olacağını ya da yar olmayacağını göreceğiniz bir süreç başlıyor. Bu tür bir duygular en sakin kişiyi bile ortaya fırlatabilir! 

Bir çekişme içindeki Mars ve Satürn, egoların çatışmasına dönüşmesidir.

Yeni projelere, işlere veya alışkanlıklara başlamak, genellikle yeni bir ay sırasında harika bir harekettir, ancak bu sefer, Mars ve Satürn arasındaki açı sizleri yavaşlatıyor ya da nasıl başa çıkacağım duygusunu verebilir. Kendinize yeni bir düzen kurmak zorundasınız ve bunun bedelini göğüslemeniz gerekmektedir.

Yazının Devamını Oku

Kimsenin sırtına koyduğu yastık ya da duygusal iyileşme stratejisi değilsiniz!

Günaydın herkese…

Mars gerilemesi başladı ve sizlerde bu sabah biraz kırgın biraz yorgun uyandığınızı görüyorsunuz.

Bir yanınız buruk, bir yanınız küs, bir yanınız sizi hiç anlamayan insanlarla dolu öyle değil mi?

Hayat tuhaf bir yolculuk…

Bir sabah uyanırsınız aşk acısı ile,

Bir sabah uyanırsınız parasızlıkla,

Bir sabah uyanırsınız iyi bir test sonucu alabilmek için,

Bir sabah uyanırsınız hayal edemeyeceğiniz güzelliklerle karşı karşıyasınız…

Bir gün gelir bir sabah uyanamazsınız…

Yazının Devamını Oku

Dolunay: Senelerce sürünmüş durmuş şeylerin son kavşağı.

Günaydın herkese, dolunay yarışı başladı.

Duygular ve arzular yüksek ama bir o kadar da donuk öyle değil mi? Size bir sır vereyim mi?

Bu tam bir kendinizi “soğutma” ve “bırakma” dolunayı…

 

Ne savaşlar veriyor kalbiniz?

Belki de bedeniniz ne savaşlar veriyor?

Bi dakka! ya aklınız nasıl savaşıyor?

 

Vücutta her şey hiç durmadan çalışıyor. Bir makine düşünün.

Yazının Devamını Oku

02 Eylül Balık dolunayı; “bir hakikat buldum”

Günaydın yepyeni bir günden hepinize,

 

Hoş geldin eylül diyerek açılışı yapıyoruz.

Her ay gibi bu eylül de gelip geçecek. Yaşama fazla anlam yükleyen yine bizleriz.

Eskiden kendimi iyi hissetmek ve mutlu olmak için çok çaba harcardım. Şimdi hiç öyle telaşlarım yok. Önüme ne gelirse mutlu olmayı başarıyorum. Bazen öyle bir kırılıyorum ki başka türlü bir kırılma yok gibi. Sonra bir şey oluyor yine kırılıyorsun. Sanki öncekiyle hiç aynı değil gibi…

 

Yıllar önce bir olay yaşamıştım. O olayın neden böyle geliştiğini eğer şöyle olsaydı böyle olacağına dair tezlerim vardı. Aynı harita döngülerinde o olayı yaşadığım kişiyi bulup 15 yıl önce yaşanılan o yanlış anlaşılmayı çözmek için tekrar bir açıklama getirdim. Evet, doğru her şey yanlış anlaşılmış ve gerçekten anlaşılmamıştı.

Bunu gördüm.

Ama daha fena bir şey gördüm. 

Yazının Devamını Oku

Mars gerilemesi: Problemleriniz üzerinde kuluçkaya yatın!

Biliyorum, her yerde okuyorsunuz eylül senaryolarını…

Yok şöyle olacak, yok geliyor yaklaşmakta olan gibi ifadelerle ömrünüzden ömrünüzden gidiyor…

Bu insanoğlunun her şeyi bilme isteği neden hep başına bela oluyor diye düşünüyorsunuz. Ama bir türlü iki konuyu birbirinden ayıramıyorsunuz.

Geleceği bilmemiz gerekseydi Allah zaten bize bunu takdir ederdi.

Mars gerilemesini kafanıza takmayın! Bu dönem hayatınızın en gerçek ve başarılı dönemi olmaya aday!

İnsanlar çoğu zaman karşılaştıkları problemlerin, kendi çözme kabiliyetlerinden çok daha büyük olduğundan şikâyet ederler. Çözümün tamamen kendi elimizde olduğunu genelde bilmeyiz. Oysa sadece sımsıkı kapalı yumruğu açmak yeterlidir. Aslında çözüm, kapalı olan elimizdedir ama biz onu fark etmeden aramaya devam ederiz. Şimdi avcunuzu açacaksınız ve o sıkıca sıktığınız şeyleri serbest bırakıp çözeceksiniz. İçe dönme zamanı geldi. Bu sizi ürkütmesin.

 

Astroloji ilmi ile ilgilenen çok kişiyiz ve hepimiz başka bir şey söylüyoruz!

Neden?

Yazının Devamını Oku

Kendinizi yetersiz ve değersiz hissetmeyin

Günaydın yıldız savaşçıları,

Hep aklım sizde…Napıyorlar acaba diyorum içimden. Ama bu hafta girişine hemen bir yazı kondurmak istedim. Çünkü yılın en önemli ve yönetilmesi gereken haftasına giriş yapmış bulunmaktayız.

 

Bu hafta Venüs gezegeni Plüton, Jüpiter ve Satürn ile karşı karşıya kalacak. Aynı zamanda 29-30-31 Ağustos civarında Ay oğlak burcuna geçerek burayı tetikleyecek. Malumunuz biliyorsunuz ki 9 Eylül sonrası Mars koç burcunda gerileme hareketine başlayacak. Gündem yoğunlaşmaya doğru gidiyor.

 

Bunlar topluca bakıldığında bizlere çok şey ifade ediyor ama sizlere bunları açıklarken doğru cümleler kullanarak anlatmak hepsinden önemli diyebiliriz.

Yani bu açılar gelir geçer ama siz ne okuduğunuz ve hissettiğinizi asla unutmazsınız. Bu yıllarca benimde başıma geldi. Bu yüzden en doğru şekilde anlatmayı umut ediyorum.

 

Kendinizi yetersiz ve değersiz hissettiğiniz bir dönemde olabilirsiniz ama GEÇECEK!

Yazının Devamını Oku

Merkür-Güneş Kavuşuyor… Bir şey yapmak zorunda değilsin.

Dün bir tartışmaya girmemek ve restleşmemek için bulunduğum ortamı sakince terk ettim.

Giderken geride maskemi unutmuşum. Sırt çantamla haldur huldur sahile yürürken bir baktım ki maskem yok. Hoppa geri dönsem dönemem.

Bir yerden maske istesem kim verir?

Birkaç markete girdim. Yok maskemiz dediler yolladılar.

Nöbetçi eczanelere bakıyorum ama uzakta birçok yer.

 

İyice gerildim. Tartışmayayım diye kaçtığım alanda unuttuğum maskeme mi yanayım, çantamda yedek olmayışına mı? Arabamın anahtarının yanımda olmayışına mı?

Eve dönemeyişime mi?

Evde tazecik yaptığım kızılcık şurubum vardı…Buz gibi… Onu içemediğime mi?

Yazının Devamını Oku

Yıl 2011: Misillemeye dikkat edin ve kimseyi sizin gibi düşünmeye zorlamayın!

Günaydın yepyeni bir günden

Her sabah düşünürüm acaba yarın sabah uyanır mıyım diye.

Çocukluğumdan beri…

Bunu düşünmemi sağlayacak reel bir şey yaşamadım ama her sabah acaba diğer sabah dünyada dünyalılarla olur muyum diye sorarım :)

 

Her akşamda tavana bakar ve Allah’ım hastanede değil evimde yatıyorum. Ne büyük bir lüks diye şükrederim.

 

50 yaşına gelmiş her insana çok özel bir şekilde bakıyorum. Nasıl güzel ya diyorum.

Sağlıkla bu zamana kadar gelmiş. Çok özel buluyorum.

Yazının Devamını Oku

Bu hafta farkındalık haftası. Peki, farkındalık derken?

Günaydın hepinize yepyeni bir günden sevgili dostlarım,Yeni hafta yeni bir gün ve yeni umutlarla hayata devam etmeye çalışıyoruz.

Dün sosyal medyamda Mars gerilemesi başlayacak diye bildirimde bulundum. Bunun için ön hazırlık yapılmasından ve hangi yıllardaki kişilerin daha farkındalıklı olması gerektiğinden bahsettim.

 

Çok şaşırdığım bir soru ile karşılaştım.

Farkındalık ne demek?

 

Hani genelde şu sorulara çok hazırımdır.

İyi mi kötü mü?

Ne zaman kurtulacağım?

Yazının Devamını Oku

Mars-Plüton karesi: Olmuyorsa olmuyordur…

Günaydın yıldız savaşçıları,Gökyüzünde gerçekleşmeye başlayacak olan bir görünümün sizlerin bilincine nasıl sirayet edebileceğinden söz edeceğim.

 

Bu açıyı önemsiyor. Çünkü bu açı insanı öfkeli ve bedeli neyse öderim noktasında aşırı büyük bir dürtü verebiliyor. Daha kötüsü daha sonrasında çok hızlı bir şekilde pişman ediyor. İçinizdeki enerjiyi nereye kullanacağınızı bilemezseniz sizi saldırgan biri yapabiliyor. Ya da daha farklı bir senaryo ile düşünürsek bugüne kadar içinizdeki tükenmeyen enerjiyi hep kontrol ettiniz ve nazik biri oldunuz. İşte şimdi ise patlamaya hazır bir bomba gibi olabilirsiniz. Her halükârda içinizde bir şeyin dürtülme ihtimali yüksek görülmektedir.

**

Eeee, Ne yapalım o zaman?

İnsan uzun süre haksızlığa uğradığında ya da manipülasyon gördüğünde karşısındaki insana kendi ceza kesmek istiyor. Bunu yaparken de aslında kendine ceza kestiğini bilmiyor. Uzun süre bir insana acımasızca davranırsanız karşı tarafta aynen bu biçimde şekil alabiliyor. Bu kişinin içsel gücüne bağlı elbet. Aksini yapan insanlarda var. Bu tür zorlayıcı açıları bilip kontrol etmeyi başarırsanız böyle dönemlerde kendinizi disiplinsize etmiş ve yeni başarılar yakalama fırsatları oluşturmuş olursunuz.

**

Bu tür açılarda insanın akıl ve irade gücü denenebilir.

İçinizdeki gücü doğru kullanamazsanız kendi çıkarlarınızı kollamaya başlarsınız. Bunu kollarken bazı detayları atlar. Ahlaki, etik ve sosyal değerleri hiçe sayarsınız. İşleri sadece güç yoluyla başarma isteği ve arzusu atar. Belki babanıza, annenize ya da dayınıza gidersiniz ve dersiniz ki

Yazının Devamını Oku

KOVA DOLUNAYI! Seni yok sayacaklar ama sen daha çok var olacaksın.

Günaydın yepyeni bir günden hepinize merhaba,

Buraları biraz boşladım gibi görüyor olabilirsiniz ama kitabın tamamlanmasına çok az kaldı.

İçinizdeki hazineyi bulmanız için bir küçük astroloji el kılavuzu hazırlıyorum.

Umarım bu işten alnımın akıyla çıkarım.

Az kaldı…

*

Kova dolunayının buhranlığı üzerinizde…

Ani öfke patlamaları…

Vazgeçişler…

Yazının Devamını Oku

Kova Dolunayı! Sessizlik En Asil İsyandır

03 Ağustos 18:56’da Kova burcunda isyankâr bir dolunay gerçekleşiyor. Şu an ne hissedeceğinizi ne istediğinizi bilmiyor ve gittikçe bir şeylerin anlamını kaybettiğini düşünüyor olabilirsiniz. Bunun için panik yapmayın.

Hayattan nasıl zevk alacağını bilen insanların doğduğu bu ay yılın en iyi yükseliş yakalayacağınız ayı denilebilir.

Son iki aydır üç tutulma yaşadığımıza göre, derin bir nefes alma ve mevcut konumumuzu değerlendirme zamanı. Haziran ve Temmuz bir çoğumuz için çılgınca geçti.

Aslında bakacak olursak 2020 yılı oldukça çılgınca geçiyor ve birçok belirsizliği de yanında götürüyor. Kova burcu dolunayı ile başlayacağımız bu ay önemli gelişmeleri önümüze getirecek. Asi ve yenilikçi Uranüs gezegenin ışınları bizleri bambaşka bir yolculuğa taşıyor. Kova genel anlamda astrolojik açıklamalarda “İnsanı” temsil eder. Genelde hümanist olmak kavramı kovaların taşımaktan mutlu oldukları en önemli kavramdır. Farkındaysanız Satürn kova burcuna geçtiğinden bu yana yani mart ayından beri insan hakları ve sosyal adalet arenalarında bazı değişiklikler ortaya çıkmaya başladı. İstanbul sözleşmesi, LGBT, George Floyd’un öldürülmesi gibi örnekler verilebilir. Bu tür konularda bu ay daha fazla ileriye doğru ivme yakalayacak ve yeniden gruplanmalara şahit olacağımız konularla karşılaşılabilir.

Bununla birlikte, Mars gerilemesinin gölgesinde olacağız, bu yüzden bu ayı trafikteki bir “sarı ışık” olarak görmek önemli olacak. Çok dikkatle ilerleyin ama ne yapın ne edin ilerleyin, çünkü önümüzdeki aylarda işler yavaşlamadan önce hedeflerimizi biraz ilerletmek için harika bir fırsatımız var.

Ağustos 2020 birçok gezegenin geriye doğru hareket ettiği bir ay. Bununla birlikte, Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs ve Plüton 15 Ağustos ayında sonra hepsi geriye dönük olacak. Bu gezegenlerin çoğu birkaç aydır geriliyordu şimdi buna 15'inde Uranüs'ün gerilemesi katılacak. Uranüs devrimi ve özgürlüğü yönettiği için bu tarihten sonra bazı şaşırtıcı tetiklenmeler hayatımıza dahil olabilir. Kova Burcu’nun yöneticisi olan Uranüs bu ayın en önemli dinamiği olacaktır.

Bununla birlikte, Merkür, Mars ve Venüs doğrudan hareket ederken, bir şeyleri başlatma yeteneğini kendimizde hissedip nasıl ilerleyeceğimizi ya da nasıl bir iletişim içinde olmamız gerekli bunu bilemiyor olabiliriz.

Eylül ayından kasım ayına kadar ağır bir aşamaya girmeden önce anlaşmalar yapmak ve birkaç yeni fikir edinmek için bu aydan en iyi şekilde yararlanın.

Yazının Devamını Oku

Dünya ve gezegenler yerinde ama insanoğlu değil.  

Günaydın yıldız savaşçıları,

Bu Yıldız savaşçıları ismi parola gibi oldu. Köşe başında yazılarla buluştuğumuz dostlarımla karşılaşıyorum. İlk karşılaşma “Merhaba Aygül Hanım ben yıldız savaşçısı” kahkaha atarak başlıyoruz sohbete. Ben de öyle dalıyorum ki bazen yazdığımı, dünyanın bir köşesinde de bir yıldız savaşçısı olduğunu unutuyorum. İdrak etmem 3 saniye.

*

İnsan yazdığını unutur mu?

İşte ne bileyim…

*

Okuyucum sonra sözlerine şöyle devam etti. Aslında sabahtan beri yanınıza gelmeyi düşünüyordum ama arkadaşım dedi ki: “hangi sevdiğim yazarla tanıştıysam hayal kırıklığına uğradım” bende düşündüm biraz dedi. Çok hoşuma gitti. Ben de cevap olarak ne hayal kurduğunuza bağlı ama dedim. Gülmeye başladık. Ben de karşısında terlikle, mayoyla oturuyorum o sıralarda. Kendime baktım ona baktım. Dedim yıkılmış olabilir misin?

Daha karizma durmam gerekiyor muydu?

O sırada 7 yaşındaki oğlum Vecihi tarzı havuz gözlükleri ile bağırıyor havuzdan

Yazının Devamını Oku

27 Temmuz 2020 haftası: Kimseye laf anlatmayın. Boşuna yorulmayın.

Günaydın hepinize yepyeni bir günden sevgili dostlarım.

 

Hareketli bir haftanın kapılarını açtık. Hepimizin hikayesi kendine göre değişken ve farklı…

Eski sevgilim bana bunu nasıl yapar diye deliye dönersiniz ya da eşim beni ailesine nasıl tercih eder derken, ertesi gün vücudunuzda elinize bir kitle geçer tüm moraliniz bozulur.

Keyfiniz kaçar. Ne eşin ailesi ne sevgili ne o ne bu…

Kimseyi gözünüz görmez…

Dua edersiniz deli gibi…

Ne olur Allah’ım diye…

Sonra gidersiniz, bir şey çıkmazsa şükreder kaldığınız yerden devam edersiniz…

Yazının Devamını Oku