"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

O kadar güzel unutmuştun ki beni, hatırlatmaya kıyamadım. Küçük İskender.

Günaydın hepinize yepyeni bir günden.

 

Zaman hızlıca akıp giderken bu gezegenden bir yoldaş uğurluyoruz bugün…

 

Küçük İskender…

Büyük şair…

Güçlü yetenek…

Bu gezegenden böyle biri geçti yahu diye defalarca düşünüp hemen açtım bilgisayarı yarına yazayım dedim.

Vasiyeti de bu yönde zaten…

 

Kendisini çok severek okur ve sizler gibi yazılarını defalarca yazılarını paylaşırdım. Hayatı sorgulatan o derin yanı ve naifliği hep bir yerlerde kendime getirirdi beni.

En çok Tıp fakültesini neden bıraktığını açıklarken ki tavrına hayranlık duymuştum.

 

Der ki: "Çocukluğumdan beri meslek sahibi olmak istemiyordum. Hayalim sinema, tiyatro ve şiirdi. Hâlâ büyük paralar kazanamama nedenim bir mesleğimin olmamasıdır"

 

Öyle ki, "Bir şairin edebiyat fakültesinden önce tıp fakültesine gitmesi lazım" sözleriyle ifade etmişti bu durumu.

 

Tıbbı bırakmıştı ama anatomisiyle, ruhuyla insanı öğrenmişti.

Şiirime büyük bir malzemeydi derdi insan…

 

Bende hep aynı şeyi düşünürüm. İnsanı tanımak ve onun ruhsal anatomisine giriş yapabilmek insana korkunç ilham veren ve yaşam üzerinde ayakta tutan özel bir derinlik gibidir. Bu yüzdendir ki astroloji ilmi beni benden almıştır.

 

Kendimi haritalara bakarak yazı yazarken tuval ve fırçalar bulmuş ressam gibi hissederim. Bir insanı ve davranışlarını incelerken kalbim yerinden çıkacak gibi olur.

 

Düşünsenize bedeninizin bir gen yapısı var, ya ruhunuzun gen yapısı?

 

Aslında şairler, yazarlar, sanatçılar bu gezegende doğru düzgün yaşamayı beceremeyenlerin yaraları gibidir. Onların tek bir kelamı tek bir sözü hayata bazen döndürür bazen hayatı tepe taklak yapar. Bu durum büyük çelişkidir. İçimizdeki çarpışmayı ortaya çıkarırlar.

 

Hiçbirimiz tüm zamanların doğru insanı olamayız. Ancak belli zamanlar için gönderilmiş doğru insanlar olabiliriz. Başka bir zaman içinde olsak belki yanlış bir insan olacağız. Düşünseniz bundan 40 yıl önce Astroloji ile yazılar yazsam bir yerde, kim ilgi duyardı ya da 40 yıl öncenin yanlış insanı olabilir miydim?

 

Ama bakıldığında bu zamanın doğru insanı olabilirim sizin için…

 

Ya da şimdilik öyleyim. Bilmiyoruz…

Sadece bu uğurda savaş veriyorum.

Küçük İskender de bizim zamanın en doğru kısmında gelmiş bir şair ve yazardı.

 

28 Mayıs 1964 yılında doğmuş.

Güneş ikizler, Merkür boğa…

 

Merkür’üm benimde boğa olduğu için onu çok iyi anlıyorum…

Ay düğümleri Yengeç-Oğlak eksenindeydi.

Şimdi hemen kıpırdanıp “Ya bak görüyor musun yengeç güneş tutulmasında böyle oldu. Benim de aynı böyle” ne olacak gibi soruları içinizden geçirmeyin.

Valla duyuyorum. Ona göre..

Aklı başında sorular sorun.

 

Güçlü bir edebi yeteneği, anlaşılmamaktan asla şikayetçi olmayan bir ruhu ama anlaşılmadığını bildiği naif bir hali vardı.

 

Şöyle demişti bir yerde;

 

-Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim.

Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor.

Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor...

 

Siz bu satırları okurken bu gezegenden büyük bir insan, son yolculuğuna çıkmış olacak. Hayatın aslında ne denli geçici olduğunu yine görebilirsiniz.

 

Sevenlerine vasiyet niteliğindeki şu sözleri dile getirmiş:

Benim öldüğümü duydukları gün dansa gitsinler. Bir gün önce dansa gidenler de çok özledikleri sevgililerini arasınlar.

Arayanlar varsa parti versinler.

O gece çok eğlensinler.

Ben öldüm diye eğlenmesinler.

Böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler.

 

Vasiyetin güzelliğine bakar mısınız?

 

İnsan ölürken bile faydalımı ölür…

 

Şu sıralar biri sizi dansa çağırırsa ya da ne bileyim eski sevgililer filan ararsa,ya da partiye filan davet edilirseniz gidin diye yazıyorum…

Küçük İskender giderken bile herkese büyük bir kıyak çekti…

Sonuçta insanın anatomisini bilen biri olarak, bize bir sebep lazım değil miydi…

 

 

Nurlar içinde uyu…

Bizi anlamaktan yoksun her insana senin bahçende yetiştirdiğin güzel çiçeklerinin kokusuyla her şeyi anlatacağız…

 

“Okeyde beklenen son taş gibisin. Biliyorum beklemekle gelmezsin. Zaten gelme çünkü sen gelirsen ben biterim…”

Teşekkürler Küçük İskender…

 

 

 

 

 

 

 

X