"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Dolunay: Bu başımıza gelenler sevgisizlikten…

Daha fazla patinaj yapmayın!

Günaydın iki gözümün çiçekleri,

Sizlerle her gün bu köşede buluşmak çok güzel ve tarifsiz bir mutluluk. Bu hafta dolunay haftasına girdik. Keskin bir viraj gibi düşünün. Vites küçültüyoruz ve hız kesiyoruz. Bunu birlikte yapıyoruz. Bu yüzden korkmayın. Hepiniz usta birer şoförsünüz. Sadece dediklerime kulak verin…

Astroloji yaşamın tüm derinliklerini ve varlığınızla ilgili en derin soruları yanıtlamanıza yardımcı oluyor. Neden varlığınızla ilgili en derin soruların yanıta ihtiyacı var, biliyor musunuz?

Çünkü sizi bekleyen bu yeni döngüye başlayabilmeniz için. Evren yeni döngünüzü anlamazsanız başlatmaz.

 

Bu hafta ön yargılarınızı lütfen yıkın!

Sosyal medya kullanımınızı ve teknoloji bağlantılarınız oldukça çok arttı. Bu sebepten her gördüğünüz şeyi o an gördüğünüz gibi değerlendirmemeye özen gösterin. Size bir örnek vereyim. Mesela ben evde kal, evde kal diyorum. Sizlere sosyal bir mesaj vermeye çalışıyorum. Topluma bunu yansıtmak zorundayım. Çünkü topluma hitap ediyorum. Doğru olanı yönlendirmeliyim. Güvenliğimiz için evimizde kalmamız en önemli bir şey. Ben de evde kalamayıp işe gitmek zorunda olan bir kesim olduğunu biliyorum. Hatta ben de onlardan biriyim. İşe gitmek zorundayım. Maskeyle, eldivenle, kalbim çarpa çarpa nasıl az zararla atlatırım diye kaygı dolu tüm günü doldurup sonra eve gelip, küçük çocuğuma acaba temas eder mi kaygısını yaşıyorum. Bazen inanın yapacak bir şey yoktur. Ölümle yaşam arasında bir yerde yanlış olduğunu bile bile gidersiniz. Bunun sonucunda yaşanacak olumsuz bir durumdan ise sadece siz sorumlusunuzdur. İnsanlar sadece “vah vah” der… Sadece olması gerektiği için yaparsınız. Bu bir seçimdir. Sağlıkçılarımız gibi…Onlar da bile bile yapmak zorunda. Bu zor günlerde bazen birilerinin başka birilerinin hayatta kalabilmesi için bencilce davranmaması gerekir. Bu yüzden ön yargılı bir şekilde yaklaşımlardan uzak durun. Kimsenin ne yaşadığını ne yaptığını bilmiyorsunuz. İlk gördüğünüz ya da ilk duyumsadığınız şekli ile ilerlemeyin ve lütfen evde kalın. Bu hafta en kritik hafta maalesef…Terazi dolunayı ise en zorlayıcı şekilde bu konuda bizleri yorabilir. Bu haftadan sonra inşallah önümüz bahar, bahçe.

 

İnisiyatif alın!

Bu hafta inisiyatif almayı seçin. Peki, İnisiyatif nedir?

Bir kimsenin, alınması gerekli kararı öncelikle ve kendiliğinden alabilmek konusundaki yeterliliğidir. Yeterli olun ve yapılması gerekeni yapmaktan korkmayın. Dengesiz olmaktansa dengeli bir hareket içinde ilerleyin.

 

İlişkilerde hakikati göreceksiniz!

Nedir bu hakikat yazar hanım diyorsanız şöyle izah edeyim.

Gerçekler…

Hakikatin bir ödül olduğunu düşünürseniz bu ödül olur,

Hakikatin bir bedel olduğunu düşünürseniz bu bedeldir.

Nereden baktığınız önemlidir. Bu konuyu tekrar düşünün.

Kıtlık bilinci içine girerek korkularınızı tetiklemeyin!

Bu hafta bu tuzağa sakın düşmeyin. Birileri sizin korkularınızla oynayabilir. Mesela ücretsiz maske dağıtımı başladı diye link gönderir. Siz tıklar tüm bilgilerini girersiniz hacklenirsiniz. Dikkatli olun. Sadece e-devlet üzerinde kendi istediğiniz sayfadan girin. Kimsenin whatsupp gönderilerine ya da maillerine sorgusuz sualsiz giriş yapmayın. Bunun dışında fazladan maske alma savaşı içine girilmemelidir. İhtiyacınız yoksa başvurmayın. Yani alım gücünüz varsa devlete destek olun. Alamayanlara verilsin. Adaletli mi diye burada da sorun?

Bu arada hepiniz biliyorsunuzdur diye konuya hızlı giriş yaptım. E-devletten ücretsiz maske dağıtımı başvuru başladı.

 

Bu hastalık en çok kanser hastalarını mağdur etti!

Haklı olarak sizler de bilemeyebilirsiniz ama hayatın başka bir imtihan alanı var. Kimin ne zaman başına geleceğini bilmediği sevimsiz bir konu. Allah bu hastalıkla savaşan ailelerin ve kendilerine güç kuvvet versin diliyorum. Şu an bir kanser hastası hastaneye gidemiyor. Daha kötüsü başına gelmesin diye. Doktoruna zar zor ulaşabiliyor. Eğer farklı bir şehirde tedavi oluyorsa bunun için bir de valilikten izin almaya gidiyorlar. Sonra ulaşım araçlarının azalmasının nedeni ile ne kadar korunaklı gidebiliyorlar tartışılır. Anlayacağınız konu üzerine çevrenize iyice bir bakının bakalım, göremediğiniz bir şeyler var mı? Bir de şu an dışarıya çıkmamaktan yakınıyorsanız yakınmayın. Bu geçici bir durum. Şu an gerçekten yakınacak insanların şükretmesini dinleyin. Onlar daha güzel hallerine şükrediyor. İnsan sahip olduğunda değer bilmiyor.

 

Eski kadim bir astrolog şöyle yazmış:

“Bu nedenle Kova burcu çağında büyük bir tayfun ile oluşabilir. Bu tayfun sizlere yıkım gibi görünebilir ama aslında yeni ve yapıcı bir başlangıcın da meydana geleceği anlamı taşır. Bu kurgu böyle hazırlanmıştır.

Öte yandan ek olarak Kova burcunun sembolü olan Ko­va'dan dökülen su şeklinin hiç̧ de yıkıcı ve sona erdirici bir görünümü de yoktur. Akan su yıkıcı bir selden çok, susuzluğu gideren kaynak suyuna benzemektedir. (İnternetten kova sembolüne bilmeyenler baksın) Bu görünüm şunu izah eder: “İnsanoğluna bilgi, yeni düşünceler ve vicdan enerji akışı " şeklinde yorumlansa da kimine göre "insanlığa dökülen yaşam enerjisi" biçiminde nitelenir.”

Acaba gerçek anlam salt görülen ile mi sınırlıdır?

Bir diğer deyişle "İnsanlığa dökülecek bu yaşam enerjisinin bir yıkım ardından, bir çeşit besleme şeklinde gelecek "su" elementi olduğunu gösterdiği düşünülemez mi?

Gelgelelim bu "besleyici su" teorisi benimsense bile, Kova burcu çağında (hava elementi) yaşanması kaçınılmaz gibi gözüken bir "fırtına ile yıkım" koşulu da aynı oranda gerçek görünmektedir. Aynı zamanda bu hafta gerçekleşecek olan Satürn-Uranüs karesinin ciddi bir fırtına vereceğini öngörüyor. Hep birlikte gözlemleyelim bakalım. Dikkatli ve temkinli olalım. Bir kasırgamız eksikti dediğinizi duyuyorum… Şişştt. Duymamış olayım :)

 

Hangisi gerçekleşecektir Kova çağında peki?

Kova’nın içindeki su temsili aslında insanlığı temsil ediyor. Su vermek ve beslemek duygusunun hayata geçmesini ifade ediyor. Uzun zamandır susuz kalmıştık.

Dememiz o ki; bu başımıza gelenler sevgisizlikten ve korkaklıktan…

Sevginin kıymet ve değerini bilmedik. Biri sizi sevdiğini söylüyor ama gerçek bir seven gibi davranmıyor ki...

Siz, o sevgi sandığınız şey içinde debeleniyorsunuz.

Bakın, sevgi hissettirilir.

Bu bambaşka bir konudur…

Seven insan sessizdir ve sakince sever.

Sizin kaşınızı, gözünüzü veya elinizi sağ tarafa atışınızı izlemek için bile sever. Hiçbirini böyle sevdiniz mi?

Sadece dursun orada dersiniz ya da yaşadığını bilmek bile güzeldir diye iç geçirirsiniz.

Hiçbir beklentiniz ve hiçbir hesabınız yoktur.

Çünkü, beklenti sevgi vermez. Sevdiğin insanın sana hiçbir şey vermesine de gerek yoktur. Sana o hissi vermesi yeterdir. O zaman gerçek sevgi ortaya çıkar.

Para beklemezsin, iyi bir hayat sunmasını istemezsin, sana çay getirmesini ya da sana verdiği hizmeti düşünmezsin. Onu, sadece izlemek, onunla gülmek ya da onunla ağlamak bile yeterdir…

Sana huzur vermesi gerekir, hesap vermesi değil…

O senin diğer bir kısmındır çünkü…İnsan tamamlandığında huzurludur.

Ömrünce yarım olan diğer parçanı bulmak için savaşırsın.

Bu yeryüzündeki ekmek kavgası sadece diğer parçanızı bulma savaşıdır. Ama sen bunu iyi bir kariyer, başarı ya da zenginlik olarak değerlendirirsin. Kas katı biri haline dönüşürsün. Menfaatler içinde bir yaşamı sürdürmek daha konforludur. Sevgisiz biri haline gelirsin. Sonra hayattan başarı beklersin, çok başarılı olayım ki bu diğer parçamı unutayım dersin. Yanlış parçalarla o boşluğu doldurmaya devam edersin.

Çünkü koşullar ve şartlar vardır. İşte sevgisizce o yamuk yumuk parçayı ruhunda başka izler bırakarak tutarsın bir yerde.

Sonra bir şey olur. Hayat senin cesaretsizliğinin ve sevgisizliğinin bedelini sana ödetir. Ya da birinin artık sen yorulduktan sonra değişmesinin de bir anlamı kalmamıştır. Patinaj yapıyorsundur ve tekerden koku geliyordur…Ya da ne bileyim motordan…

 

Patinaj yapmayın arkadaşlar, arabayı zorlamayın. Olmayınca olmuyor, yeni kuracağınız düzenlerden korkmayın. İçinizdeki sevgiyi gidin bulun, eğer o sevgiyi bulacaksanız fırtınalar da kasırgalar da çıkabilir. Çünkü bu her şeye değer, içinde gerçek sevgi olan her şey size büyük başarılar ve zenginlikler getirir.

Önce sevgi…Ethem dedemin her mektubunun sonunda dediği tek bir cümle var: Bu Dünya’nın sadece sevgi üzerine kurulu olduğunu bir gün herkes anlayacak…

Anlayacak, Sevgi dolu günler dilerim…

X