"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Çocukluk denen bahçenden bir çiçek kokla…

Günaydın yepyeni bir günden yıldız savaşçıları,

Sizi bilmem ama ben bugün biraz Ethem Aydın’a (dedem) ihtiyaç duydum. Onun düşüncelerine ve hayat görüşünde biraz soluklanmak istedim. 5 Mayıs 1998 yılında yazdığı bir mektup buldum. Pek hoşuma gitti. Sonra mektubu okuduktan sonra hatırladım. Hatta benimde “zeytin” ile bir resmim vardı. Araştıracağım, sizlerle paylaşacağım. Sahibini şehirlerarası karayolunda kaybeden yaşlı bir teriyer bulunuyor. Dedemin sanat evinin yanındaki apartmandakiler sahipleniyor. Dedem, zeytine alışıyor. Aydın sanat evine sık sık dedemin ziyaretine gidiyor. Zeytinle öyle bir bağ kuruyor ki, onu mektubuna taşıyor.

 

05 Mayıs 1998, Ressam Ethem Aydın Mektubu.

 

“Bir köpek tanıdım, adı Zeytin. Adını biliyor, çağırınca anlıyor, ancak çağıran kişinin kimliğine göre, yakınlığına göre tavır alıyor. Tanımadığı bir yakınlığa ilgisiz kalıyor. Bazen de sert tepki veriyor. Çocukları seviyor, kendisine sataşma varsa yine karşılık veriyor. Sataşmaya tepki büyükler içinde geçerlidir. Tanışıklığı hemen olmuyor. Rengi siyah ve bol tüylü, asabi mizaçlı değil, çevreyle ilgisi tamamen kendine özgü. Genelde yerlerde bir şeyler koklar, bulduğu her şeyi yemez, sadece ilgilenir.


Sakindir, uzun süre rahat bir yerde uyumayı sever, açlık bile onun bu durumunu değiştirmez. Verilirse yer, beğeneceği bir şey olmazsa yine yemez. Hiçbir zaman sofrayı taciz etmez, kendine verilinceye kadar uyuyarak bekler. Sevilmeyi, okşanmayı istiyor. Okşandığı zaman kahverengi gözleriyle sanki, oda sizi okşuyor veya mutluluğunu anlatmak için aşırıya kaçmayan, rahatsız etmeyen serzenişlerde bulunuyor.

 

 İnsan kadar, (bazen onu da geçen) bir inceliği var. Gençliğinde iyi bir ailenin içinde çok iyi eğitilmiş. Hiçbir zaman, bir köpek olduğunu unutmaz, alıngandır, onurludur, istenmediği zamanlarda hemen ortalığı terk eder, geri dönmekte ısrar edip, ağlayıp, sızlanmaz. Daima ikinci, üçüncü seçenek bulma yetisi vardır. İnsan tiplerinden, zararlı, tehlikeyi ayırır, çöp toplayanlara, dilencilere, boyacılara karşı hep tetiktedir. Kılığı, kıyafeti uygunsuz olanlara tavır kor. Sahibince istenmeyen hareketleri zamanında terk eder ve bir daha unutmaz.


Köpek olarak birtakım görevler üstlenmek ister, verilmezse kendince önemli olan davranışları yapar. Uzaktan gelen köpek seslerine yanıt verir, gerekirse gidip bir şeyler yapmaya davranır ama saldırgan, kavgacı değildir. Sulh sever ne yapar ne eder uzlaşır. Zaman zaman kendinden güçlü köpek guruplarıyla rastlaşırsa, onların sığamayacağı bir boşluk seçer, bekler. Genelde kısa bir süre sonra nasıl olduğunu bilmem anlaşır, koklaşırlar. Şayet uzaktan bir kavga başlatılmışsa, gurubun içinde öncü olanı bekler, gözü de kestiyse acı bir hamle yaparak yıldırır, homurdanarak yoluna devam eder. Eşliğinde gittiği, ki saydığı kişi, herhangi bir saldırıya uğrarsa; canla başla, önce yıldırma caydırma savaşına girer; zor durumu önler.
Gezinen tanıdıkla beraber olmakta bir güvence bulur ama ara komutları dinlemez, gel denilince gelmez, eskiden bunu da bildiği gerçek. Birkaç kere önemli trafik kazası geçirmesi, derin yaralar almasına karşın; otomobilin araç olduğunu, onu bir insanın kullandığını bilir ve şoförlerin vicdanına sığınır. Hasta köpeklerle koklaşmaz, yaklaşmaz. Kaniş tipinde ama ondan büyük, görüntüsü ilginç ve yalındır. Hırsız değildir, bir şeyi bir yerden katiyen aşırmaz. Çok acıktığında kuyruğunu sallayarak, sokularak halini ima eder. Sonuç; Çevreye, insanlardan daha çok uyumlu ve durum değerlendirmesi, onlardan gerçekçidir...”

 

Ne kadar güzel ve sevgi dolu bir anlatım öyle değil mi?

Bir taşı, toprağı, kediyi veya köpeği anlamak ya da hissetmek ne kadar özel…

Bunları satırlara dökmek. Ben zeytini öyle iyi hatırlıyorum ki. Öyle güzel zamanlarımızda olmuştu ki…Ama ta ki bu mektubu okuyana kadar zeytinin varlığını hatırladım.

Ne olursa olsun insanın hissettiklerini yazmasının nasıl bir güç olduğunu bir kere daha gördüm.

*

Çocukluk denen bahçemde açan çiçekleri buldum ve kokladım sanki…

İçim açıldı. Aslında zeytinle bundan 22 yıl önce karşılaşma sebebim bugün iyi hisleri hissediyor olmamla bağlantılıymış…

Nerden bileyim…

*

Dememiz o ki; İnsanları, hayvanları ve doğayı koşulsuzca sevelim.2020 Yılına hızlı adımlarla ilerlediğimiz şu günlerde artık hayvanlara yapılan zulme ve sevgisizliği konuşmayalım. Bana Patilibahçe derneği ulaştı. Türkiye’nin bir köşesinde sokağa atılmış, hasta ve yaralı patili dostlarımızın sevgi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan gönüllü bir ekip. Düşünsenize bu hayvanların suyunu, yemeğini tedarik edeceksiniz ve üzerine onlara soğuk havalarda ölmemeleri için yer bulacaksınız. Sonrasında onlara sevgi vereceksiniz. Ve en önemlisi bunlar için gönüllü olacaksınız. Bu muhteşem bir insanlık kalma savaşı…

Normal bir durum değil…

*

Hata yapıyoruz. Yeri, yurdu, yemeği gibi birçok unsur belediyeler tarafından sağlanmalı ve bizler toplum olarak onları sevgimizle ayakta tutmalıyız. Bu bağlamda Sarıyer Belediyesi’nin burada yaşanan ihmal ve sorunlarına daha hassas yaklaşmalarını bekliyorlar. Lütfen herkes üzerine düşeni yapsın. Bu hayat yeteri kadar zor. Dünya üzerinde minicik bir canlının bile kötü bir sebebi olmayın. Sarıyer Belediye başkanı gerçekten bu olayı duysa ve bilse bu problem onun için nedir ki? Eminim ki kendi şartlarına ve koşullarına göre o canlılara destek verecektir.

*

Unutmayın;

Bir köpeğin dışarıda sendelediği ve acı çektiği bacağı ile yürümesiyle sizin o çok istediğiniz iş görüşmenizin olmaması arasında bir bağ olabilir. Ya da karnı aç, sokakta titreyen bir sokak köpeğiyle partnerinizle olan mutsuzluğunuz arasında bir bağ taşıyabilir. Evren görünmez bağlarla birbirine bağlıdır. Bunları kalben ve isteyerek yapın. İyi insan olmak gayret ve çaba ister. İnsan olmak ve insan kalmak emek ister…Durduğumuz yerde bir şey olmuyor… Savaşınızı verin…

 

Havalar Nasıl?

Bugün ciddi görüşmeler yapmak için harika bir gün. Her görüşme zaten ciddidir ama reel isteklerinizi konuşmak ve duygularınızı pragmatik bir hale getirmek için uygun olduğu söylenebilir. İçinizdeki kızgınlıkları büyüterek hesaplaşmalara gitmeyin. Sen onu dedin ben bunu dedim gibi cümleler ya da konuşmalara çekilmeyin. Akıllı, uslu durun… :)

 

Mutlu günler dilerim…

 

X