Ateş Yalazan - Arşiv Balıkçısı
Ateş Yalazan - Arşiv Balıkçısı
Ateş Yalazan - Arşiv BalıkçısıYazarın Tüm Yazıları

Kırılmaz camı parçalayan elçi

Soğuk Savaş yıllarında, Prag’da Sovyet Bilim ve Teknoloji Sergisi düzenleniyordu.

Haberin Devamı

Ruslar, doğu bloku ülkelerinin katıldığı sergiye özel bir ürünlerini getirmişti.

Rus bilim insanlarının geliştirdiği “kırılmaz cam” büyük bir kıvançla tanıtılıyordu. Çekoslovakya’daki diplomatlar da 13 Aralık 1971’deki sergiye davet edildi.

Ruslar kırılmaz camlarını kanıtlamak için davetli büyükelçilere birer çekiç dağıttı.

Büyükelçilerden bütün güçlerini kullanarak çekiçle cama vurmaları istendi.

SÜRPRİZ DARBE

Diplomatlar sırayla cama vurdular. Cam gerçekten kırılmıyordu, sağlamdı. En küçük bir iz bile kalmıyordu. Rusların neşesi yerindeydi.

Sıra Türkiye’nin 54 yaşındaki Prag Büyükelçisi Haluk Kura’ya geldi.

Kura yavaşça cama yaklaştı, çekiçle vurdu.

Sonuç sergideki herkes için sürprizdi. Cam paramparça olmuştu.

Ortalık buz kesti.

İlk şaşkınlığın ardından elçilere yapılan gösteri birden sona erdi. Ruslar da alelacele sergiyi kapattı.

Haberin Devamı

Camı üreten bilim insanlarıyla ilgili soruşturma açıldı.

Hürriyet’in haberinde Kura’dan “Türk gibi kuvvetli” sözünü ispatlayan büyükelçi olarak söz ediliyordu.

Kırılmaz camı parçalayan elçi

ŞAMPANYA DÖKTÜM SAÇLARIMA

Cilt ve saç bakımı için neler neler yapılıyor?

1980’e ilk adım atıldığı günlerde Avrupa’dan İstanbul’a yeni bir “saç bakım” modası ulaşmıştı.

Akımın öncüsü sanatçı Meral Küçükerol’du.

Küçükerol saçlarını “şampanya” ile yıkatıyordu.

Bazı kuaförlerin uyguladığı bu yeni yöntem, iddiaya göre saçları parlak ve yumuşak yapıyor, şekil almasını kolaylaştırıyordu.

Ama bir sorun vardı. Şampanya pahalı bir içecekti.

Kuaförler bu nedenle bir şişeyle yedi saç yıkıyorlardı.

Zaten tahmin edeceğiniz gibi bu modanın ömrü çok da uzun olmadı.

Kırılmaz camı parçalayan elçi

ÜÇ YILDIZIN ROL SAVAŞI

1970’lerin son günlerinde beyaz perdede kıyasıya bir mücadele vardı.

Yeşilçam’ın üç yakışıklısı, Cüneyt Arkın, Tarık Akan ve Kadir İnanır yapımcıların gözdesiydi.

30 Kasım 1979 tarihli Kelebek, neredeyse tam sayfasını bu üç yıldıza ayırmıştı.

Haberin Devamı

“Kıyasıya savaş var” başlıklı yazıda üç aktörün durumu inceleniyordu.

Kara Murat, Battal Gazi gibi tarihi filmlerde oynayan Cüneyt Arkın, son dönemde çektiği polisiye filmleri nedeniyle eleştiriliyordu. Kelebek’te, “Elinde tabanca, polis rolleri oynamanın kaybettirdiğini kazanmaya çalışıyor” deniliyordu.

Türkan Şoray ile oynadığı Devlerin Aşkı, Selvi Boylum Al Yazmalım, Bodrum Hakimi ile öne çıkan Kadir İnanır ise yeni partner bulmakta zorlanıyordu. Önceki yıllara göre formunda biraz düşüş vardı.

Ama üçlü içinde o günlerde en çok öne çıkan isim Tarık Akan’dı. Maden, Sürü ve Adak filmleriyle ödülden ödüle koşan Akan her ne kadar o sıralarda askerde olsa da yapımcıların aradığı isimdi.

Haberin Devamı

Bu üçlü arasındaki bu mücadele daha sonraki yıllarda da sürdü gitti.

Kimi zaman biri öne geçti, kimi zaman diğeri.

Ama şu bir gerçek ki, ne kadar zaman geçerse geçsin, bu 3 isim hep yapımcıların aradığı isimler oldu.

Kırılmaz camı parçalayan elçi

Yazarın Tüm Yazıları