GeriAteş BAKAN Kaç kez “ENKA Spor Kulübü” adını okudunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kaç kez “ENKA Spor Kulübü” adını okudunuz?

Biliyorum sporu çok seviyorsunuz.

Daha çok gencimizin spor yapmasını istiyorsunuz.

Ülkemizin de çok başarılı olmasını istiyorsunuz.

Amacımız aynı.

Gideceğimiz yol da aynı olmalı!

Önce bir tablo vereyim, iyice inceleyin…  Sonra lütfen birlikte çözümleyelim.

Tablo aslında anlatıyor bütün gerçeği…

 

Tokyo Olimpiyatlarına gitmeyi hak kazanan sporcuların kulüplere göre dağılımı:

 

Kulüp

Oyuncu Sayısı

Fenerbahçe

12

ENKA Spor Kulübü

9

Vakıfbank

4

İstanbul Büyükşehir Belediye

3

Şavkar Jimnastik Kulübü

3

Eczacıbaşı

2

Ankara ASKİ

2

Jandarma Gücü

2

Galatasaray

2

Atlas Global

2

THY

1

Çeşme altı yelken

1

Göztepe

1

Aydın Belediye

1

Sancaktepe Belediye

1

TEDAŞ Ankara

1

Türk Silahlı Kuvvetler Spor Gücü

1

 

Not: Takım sporlarında ülke olarak kazanılan katılım hakkı, bu hakkı kazanan oyuncular tarafından temsil edileceği varsayılmıştır.

 

***

Olimpiyatların başlamasına 176 gün var. Şu anda 48 sporcumuz katılma hakkı kazanmış durumda.

Bu sayı giderek artacak ancak benim verdiğim tablonun özü hiç değişmeyecek!

Bakın görüyorsunuz;

Fenerbahçe Spor Kulübünden 12 sporcu Tokyo’ya gitme hakkı elde etmiş durumda…

Bu bir tesadüf değil!

2016 Rio’da da durum buydu.

2012 Londra Olimpiyatları’nda da durum buydu.

 

***

Sakın yazıyı; “Bu Fenerbahçeli adam yine kendine yontuyor”, diye okumayı bırakmayın!

Bu tablo bize gideceğimiz yolu gösteriyor.

Meseleyi Fenerbahçe odaklı anlatırsam biliyorum, “Fenerbahçeli fanatik” denir ve anlatmak istediğim anlaşılmaz.

İşte bu nedenle;

Konuyu ikinci sırada yer alan Enka üzerinden anlatacağım!

 

****

Bakın Enka Spor Kulübü’nün bu ana kadar 9 sporcusu, Olimpiyat barajını geçmiş.

2016 yılı Rio’da da bu böyleydi!

2012 Londra’da da bu böyleydi!

Şimdi soruyorum…

Bir yıl boyunca spor sayfalarında kaç kez “Enka” adını okudunuz?

Bir yıl boyunca televizyonda kaz kez “Enka” adını duydunuz?

Sosyal medya da 1 kez işittiniz mi?

----Hayır!

Enka bir hayır kurumu değil!

Enka bir devlet kurumu değil!

Enka, bayağı sahici bir şirket.

Amacı da doğal olarak kar etmek!

Adamlar sporcu yetiştiriyor ama 1 liralık reklam bile yapamıyor.

Adamlar zaten reklamı yapılacak spor dallarına da yatırım yapmıyor…

Adamlar bir ideal uğruna Türk sporuna hizmet ediyor.

Vizyonlarını şöyle tanımlamışlar:

“Spor, eğitim ve kültür sanat ile iç içe bir ortamda, bilimsel yöntemlerle eğitilmiş, çağdaş, üreten, sorgulayan ve potansiyelini ortaya çıkartan bireyler yetiştirmektir.”

Demişler…

Sessiz sedasız ülke sporuna hizmet ediyorlar!

O zaman desteklenmeli!

 

***

Olimpiyatlara oyuncu gönderen bütün kulüpler, gönderdikleri sporcu oranında desteklemeli!

Son amatör sporcuları teşvik yasası ile Olimpik sporculara yatırım yapan kulüpler biraz olsun rahatladı…

Ancak yetmez!

Olimpiyatlara oyuncu gönderen kulüpleri, gönderdikleri sporcu oranında desteklemelisiniz!

 

***

Tablo aslında çok net!

Yürümemiz gereken yolu gösteriyor.

Mesela Şavkar jimnastik Kulübü…

Üç tane dünya çapında jimnastikçi yetiştirmiş…

Ellerini sıkmak, alınlarından öpmek gerekiyor…

Yetmez!

Üç yüz tane yetiştirmesi için, yeni yeni ‘Şavkarların’ çıkması için ciddi olarak pirim vermek gerekiyor.

En azından bizlerin bu kulüplerin isimlerini yazmamız gerekiyor!

 

****

Buralarda anlaştık sanırım…

Bir de kimsenin el atmadığı, prestiji ve reklamı pek olmayan spor dalları var…

Üzgünüm ama Güreş.

Tekvando gibi…

Evet, işte belediyeler ve devlet kurumları burada devreye girmeli!

Hatta görev dağılımı bile yapıla bilinir!

Orta Anadolu da güreş sporu yaygındır.

Oradaki belediyeler bu dalda sporcu yetiştirir.

Bir yöre de yüzme, diğer tarafta buz hokeyi…

Önce talebe göre dağıtılır, sonra da görev verilir…

 

***

 

Derdimin Fenerbahçe değil, “üreten kulüpler” olduğu anlaşılmıştır umarım!

2004 yılında Atina’ya 66 sporcu,

2008 yılında Beijing’e 68 sporcu,

2012 yılında Londra’ya 114 sporcu,

2016 yılında Rio’ya 103 sporcu ile katıldık.

2020 yılında şimdilik 48 sporcumuz bu hakkı elde etti…

Önümüzde 116 gün var…

Umuyorum, kendi rekorumuzu kıracağız…

2024 yılında daha çok spor yapan genç,

Daha çok Olimpiyat dileği ile…

 

X

Korona Ligi

Korona salgını nedeniyle lige verilen üç ay aradan sonra nasıl bir lig olacağını merak ediyordum.

Birçok etken değişmişti.

Takımların ve sporcuların bu süreyi nasıl geçirdikleri çok önemliydi.

Maçlar seyircisiz oynanıyordu. Ev sahibi avantajının azalacağını düşünüyordum…

Seyircisi az olan takımların daha az etkileneceğini düşünüyordum…

Salgın henüz bitmemiş, herkes tedirgindi. Yakın temastan kaçınmak insan doğasında vardı… Daha fazla gol olacağını düşünüyordum.

Hedefi olan takımların daha çok konsantre olacağını tahmin ediyordum.

Takımların sağlık ekipleri ve bireysel kondisyon antrenörleri biraz daha etkin rol oynayacaktı…

***

Yazının Devamını Oku

Güle güle Obradovic

Koltuğum pota altında, sana çok yakın bir yerde…

Bir gözüm sahada, diğeri ise sürekli olarak sende…

Tam yedi yıl be arkadaş… Hiç sıkılmadan aynı heyecan ile seni izledim.

Seninle birlikte ben de, kıpkırmızı oldum.

Kalbim sıkıştı…

Sen kızdıkça, ben ‘gemimin sağlam ellerde’ olduğunu hissettim…

Sen gülümseyince, ben sevinçten uçtum…

Tam yedi yıl be arkadaş…

Yaşamımın vazgeçilmez parçası oldun…

Yazının Devamını Oku

Yazdım işte!  

Baba evin kirasını ödeyemezken, “oyuncak isterim”, diye tutturan çocuklara benzetiyorum kendimi…

 

Hem pazarlamacı, hem de muhasebeci, aynı anda olunmaz ki…

Hepsi kendi işini yapacak…

Ayrı tondan, ayrı dilden konuşacaklar…

Bulundukları pozisyonun gereklerini söyleyecekler.

O zaman gemi kendi doğallığı içinde yol alacak.

Hem baba, hem çocuk bir arada olunmaz ki…

Baba babalığını yapacak, çocuk da doğal isteklerini istemeye devam edecek…

Yazının Devamını Oku

Korona günlüğü

“Corona”, diye yazmıyorum. Artık bizden biri o…“Korona”, diyeceğim kendisine…

Bir tane virüs ’ün gelip bütün Dünya’yı esir alacağını söyleseler;

----İnanmazdım.

Bilim kurgu filmini yapabilirlerdi;

---Ben gitmezdim…

Bu yüzyılda, “şaka” gibi bir şeyler oldu…

Hep birlikte esir olduk.

Dünya’nın en zengin adamı da esir oldu…

Garibanda…

Yazının Devamını Oku

Türkiye Büyük Millet Meclisi 100 yaşında!

100 yıl önce bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış…

100 yıldır 23 Nisan’ı, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutluyoruz…

Ben bugüne kadar tam anlamı ile kavrayamamışım neyi kutladığımızı…

Neden mi?

***

“Çünkü her geçen yıl bu bayramın ne olduğunu daha iyi anlıyorum da”, ondan!

O meclisin ne şartlarda açıldığını…

O mebusların ne şartlarda Ankara’ya geldiğini…

İstanbul ve bütün yurt işgal altındayken Ankara da meclisi açmanın, ne demek olduğunu?

Yazının Devamını Oku

İnsanoğlunun kendi ile savaşıdır bu!

Ben bu beladan kurtulduğumuz günü düşünüyorum…Siz de düşünün!O gün, kaybettiklerimizi anacağız.Mezarlarına gideceğiz, tutamadığımız yası tutacağız.

Yaralarımızı saracağız…

Ve hep birlikte çocuklar gibi kutlayacağız…

O gün bayram olacak…

Tek bir milletin tek bir dinin değil, tüm Dünya’nın bayramı olacak!

Belki de bu bir ilk olacak!

 

***

İnsandan insana geçti…

Yazının Devamını Oku

Corona ile hayat…

Spor hayatımın her hücresine öylesine girmiş ki;Boşluğu çok büyükmüş… 

 

Türkiye Liginde maç yoksa İngiltere’yi, yoksa İspanya’yı izlerdim.

Futbol yoksa basketbol vardır. O da olmadı, voleybol…

Boks da izlerim… Güreş de…

Yaz dönemi bunlar biter…

Ancak benim hobim, bitmez…

Atletizm başlar. Yüzme başlar…

Bir de uluslararası gençler şampiyonaları…

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe, Aydın Örs’ünü arıyor…

Fenerbahçe’ye antrenör aranıyor…

“Alman ekolü olsun”, diyenler var…

---Olsun!

Joachim Löw’ün kariyeri, Fenerbahçe’de başlamış, Alman milli takımı ile Dünya Şampiyonu olmuş…

“Gel bize,10 yılın takımını yap” dersek, belki gelir…

Gelirken de sorar;

Bütçemiz ne kadar?

--- “Sattığımız kadar alacağız, iyi bir paraya sat, sonra istediğini al” dersek, olmaz…

“Kimi satacağım?”, diye sorar…

Yazının Devamını Oku

Sultanlarımız Tokyo’da!

Kadınlarımız,Onlar bizim kadınlarımız,“Pes” etmeyi bilmeyen kadınlarımız,Yaşadıklarında adından bile söz edilmeyen kadınlarımız,Kazandıkları zaman isimleri hatırlanan ve bize her daim gurur yaşatan kadınlarımız,

Gizli kahramanlarımız,

Kazandıkça var olan kadınlarımız,

Sultanlarımız…

 

***

Bilmem haberiniz var mı?

Olimpiyat vizesi aldılar!

Tokyo’ya gidiyorlar…

Yazının Devamını Oku

Filenin Sultanları ile umuda yolculuk…

Yazıyı yazdığım sırada kızlarımız Belçika ile oynuyor…

Kaybettiğimiz anda Tokyo Olimpiyatlarına gitme şansımız kalmayacak…

Siz de bu yazıyı okuyamayacaksınız, çünkü çöpe gidecek…

Voleybolun ve kadınlarımızın kaderidir bu…

Kazanırlarsa varlıkları hatırlanır.

Kazandıkları zaman da işleri bitmeyecek. Tokyo biletini almak için iki maç daha yapacaklar. İkisini de kazanmak zorundalar…

Gördüğünüz gibi işleri çok zor, bizlere ihtiyaçları var.

 

***

Yazının Devamını Oku

MHK gri rengi sevmiş…

Ateş Bakan yazdı.

Bembeyaz bir boyanın içine bir damla siyah renk karıştırırsanız, gri olur.

Beyazı, gri yapmak için bir damla siyah bile yeter!

Gri, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Aynı zamanda ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır.

Merkez Hakem Kurulunu basın mensupları ile yaptığı toplantıyı izledim.

Beğendiğim yeni uygulamalar da gördüm.

Ancak bir bütün olarak baktığımda Merkez Hakem Kurulunun gri rengi seçtiğini gördüm.

Nedir Gri rengi seçmek?

Konumuz futbol olduğuna göre futbol sahasındaki gri rengi anlamak gerek…

Yazının Devamını Oku

Bu bir uçurtmanın kaçışı… Belki de değil!

Ateş Bakan yazıyor...

Çubuklu forma ile tam 13 yıl…

675 tane resmi maç…

10 kez Türkiye şampiyonluğu…

6 kez Türkiye kupası…

6 kez Cumhurbaşkanlığı kupası…

Fenerbahçe forması ile Türkiye’de kazanılan toplam 22 kupa…

Euro Lig de tam 6 kez Final Four…

 

Yazının Devamını Oku

Yetenek mi? Sistem mi?

Benim çocukluğumda öğrenci grupları arasında münazara yapılırdı…En popüler tartışma konusu;“Tabiat mı güçlü, yoksa insan mı? Sorusu idi… 

 

Obradovic ve Jasikevicius en beğendiğim ve saygı duyduğum iki koç.

Obradovic uzun süredir Fenerbahçe Beko’nun başında… Jasikevicius ise “ileride Fenerbahçe’nin başına geçer”, diye düşündüğüm iki koç…

Bu yıl ikisinin de başı dertte…

Zalgiris, kendi sahasında üst üste 8. yenilgisini aldı ve ligin son sırasına demir attı.

Fenerbahçe Beko ise alışık olduğumuzun aksine, 14 maçın 9 tanesinde yenildi ve şimdilik Play-Off barajının gerisinde…

 

***

Yazının Devamını Oku

“Hata”, para ile örtülemez oldu!

Bu sezon enteresan bir lig oynanıyor. Hiç bir takım alıp götüremiyor. Üç büyükler sürekli puan kaybediyor. Ligin lideri olamıyorlar…“Bana mı öyle geliyor?”, “Bundan önce nasıldı?”,  diye araştırmak istedim.Türkiye Futbol Liginin son 20 yılını araştırdım. 13 haftanın sonunda neler olmuş? Baktım…

İşte ilgimi çeken notlar:

 

Az geldi bana… Baktım…

Son 20 yılın en düşük puanlarından birisi. Bundan önce 13. hafta sonunda sadece 2012-2013 sezonunda, liderin puanı 25 olmuş. Diğer sezonlarda 13 haftanın sonunda lider takım büyük oranda, 30 puanın üstüne çıkmış.

 

Bana çok az geldi. İnceledim...

Yine ve sadece 2012-2013 sezonunda bu kadar az fark olmuş. Lider ile sekizinci sıradaki fark 6 imiş… Son 20 yılın ortalamasına baktığımızda bu farkın ortalama, 12 olduğunu görüyoruz.

 

Yazının Devamını Oku

Hile futbolu

 Haftada üç, dört tane bizim ligimizden maç izlerim.Bu hafta birçok Avrupa Ligi maçını da, televizyondan izledim.Biliyordum ama bu kez yazmaya karar verdim…“Arada büyük fark var”, diyemeyeceğim...

 

Biz başka bir şey oynuyoruz!

Anlatmak istediğim ‘kalite’ farkı falan değil!

Bizde oyun farklı!

Polonya ikinci liginde oynanan oyundan bile farklı…

İzlediğim maçlar içinde bir tek Galatasaray- Club Brugge maçı biraz bizde oynanan futbola benziyordu…

Maç başladığında ilk 10 dakikada hakem yere atan oyunculara aldanmadı, “oyuna devam” dedi. Ancak aldatma yapanlar o kadar ısrarlıydılar ki, hakem direnemedi ve ikinci yarı oyun, bizim mahallede oynanan oyuna döndü.

Aynı oyun kuralları ile farklı bir oyunu oynamak mümkün mü?

Yazının Devamını Oku

Bırakın, cepten yesinler!

Maç başına 72 sayı attılar, 17.sıradalar…

Açık ara en az ribaunt alan takım onlar…

Asist sıralamasında sondan 5.sıradalar…

Faul atış yüzdesinde 17.sıradalar…

9 maçta sadece 2 galibiyet aldılar ve Avrupa Ligi’nin en alt basamağında yer alıyorlar…

Çabuk kırılıyorlar…

Maçı bitmeden bırakıyorlar…

Birebir de sürekli geçiliyorlar…

 

Yazının Devamını Oku

Bir VAR’ mış bir YOK muş…

Geçen sezon:Tam 190 kez Video Hakem Uygulamasına gidilmiş.132 kez hakem kararları değiştirilmiş.Tam 132 kez maçın sonucunu etkileyecek karar düzeltilmiş…Ortalama 132 puan adaletsiz bir şekilde yanlış takıma gideceğine, hakkı olan takıma verilmiş…Daha ne istiyoruz?

Hakem hataları minimuma indirilmiş…

Ligden düşen takımları, şampiyon olan takımı, ligdeki sıralamayı, hakemler değil oynanan futbol tayin etmeye başlamış…

Gerçeği ve adaleti tam olarak bulamasak bile yaklaşmışız…

Evet, Avrupa’ya göre daha çok gitmişiz ve oyunu daha çok durdurmuşuz…

Daha hızlandırmamız gerekirken, niye tamamen yok ediyoruz?

Niye rahatsız oluyoruz bu durumdan?

 

****

Yazının Devamını Oku

“Güzel Takım”, nereye?

Ateş Bakan yazdı...

Avrupa’da son 5 yılın en başarılı takımı kimdir? Sorusuna,

Basketbolseverlerin büyük bölümü;

“Fenerbahçe Beko” cevabını verirler…

Aynı soruyu Fenerbahçe taraftarlarına soracak olursak cevapları;

“Dünya’nın En Güzel Takımı”, olur.

Peki, bu yıl ne oldu?

----Euro Ligde 5 maçta, 4 yenilgi…

----Türkiye liginde Galatasaray’dan alınan farklı mağlubiyet…

Yazının Devamını Oku