GeriArda Sayıner Turizm yıldızı Türkiye
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Turizm yıldızı Türkiye

İstanbul’da düzenlenen Global Turizm Forumu’nda dört kıtadan turizm lideriyle bir araya geldim. Pandemi sonrası dönemin değerlendirildiği etkinlikte Covid-19’un dünya turizmine 3 trilyon dolar kaybettirdiğini öğrendik. Birçok turizm profesyoneline göreyse Türkiye, pandemi sonrasının yıldız ülkesi olacak...

Turizm yıldızı Türkiye
Ralph Radtke

‘Hybrid etkinlik’ trendi

Dünyadaki turizm etkinliklerinin Davos’u diyebileceğimiz Global Turizm Forumu, “hybrid” denilen yani hem online hem de birebir katılım etkinlik trendine uydu. Birçok farklı kurumun Türk ve yabancı temsilcileriyle birlikte Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz ve Endonezya, İran, Malezya, Nijerya, Bangladeş, Pakistan turizm bakanları, ülkelerinde alınan Covid-19 önlemleri ve turizm konusunda gelecek öngörülerini anlattı. Herkes önemleri arttırmanın ve süreci sıkı tutmanın peşinde...
Pandeminin dünya turizminde yarattığı maddi kayıp ise Forum Başkanı Bulut Bağcı’nın belirttiğine göre tam 3 trilyon dolar!
Kısacası geri kazanılacak böylesine büyük bir pasta var. Birçok turizm profesyoneline göre ise Türkiye tüm turizm potansiyeliyle bu pastanın en büyük talibi.
Turizm yıldızı Türkiye
Bulut Bağcı

Lüks evrim geçiriyor

Etkinliğin gerçekleştiği Çırağan Palace Kempinski’de otelin genel müdürü Ralph Radtke ile sohbet ettik. Karşımda, Covid-19’dan çekinen ama pandemiye rağmen yenilikler üretmek isteyen bir müdür gördüm.

Radtke’ye göre otellerin pandemi önemleri alması önemli ama abartıya kaçan her uygulama misafirde tedirginlik yaratıp konfor alanını bozuyor.

Misafirler bu önlemlerin, hissettirilmeden ve lüksten taviz verilmeden alınmasını istiyormuş. Bu sebeple Radtke’nin düşüncesi sektörde lüksün evrim geçireceği ve pandemi kurallarıyla lüksün barışıp aynı noktada buluşabildiği yeni uygulamalar             yaratılacağı yönünde.

Pandemi döneminde lükste bir adım daha öne gidebilmek için Londra’daki Savoy, Paris’teki Ritz gibi önemli oteller kendi ürünlerine dair bir marka kurmuş.

The Shop adlı dijital platform altında başladıkları bu girişimle tasarım eşyalardan sterilize edilmiş gastronomik ürünlere kadar özel bir ürün yelpazesi oluşturulmuş.

Otel personelleri de yüzleri maskeden tanınmadığı için yakasına resimlerinin olduğu rozetler takmış.

Hatta günlük hayatımızda da böylesine bir trend başlasa hiç fena olmaz!

Turizm yıldızı Türkiye

Gemi seyahatinin 100 bin gönüllüsü

Pandemi odaklı trendleri ve yenilikçi seyahat önlemlerini duyacağımız bir diğer alan ise “cruise” denilen gemi seyahatleri olacak gibi duruyor.
Pandeminin başlangıcında turist gemileri karantinaya alınmış ve gemilerin rotaları teker teker iptal edilmişti.
Fakat sektördeki yenilikleri test etmek isteyen ve gemi seyahatlerinden pandemiye rağmen çekinmeyen 100 bin seyahat gönüllüsü mevcut. Cruise şirketi Royal Carribbean, “Volunteers of the Seas” (Deniz Gönüllüleri) isimli bir Facebook hesabı açarak pandemiye özel alınan önlemlerin test edileceği turlar için gönüllü turistlerin başvurularını toplamış.
Firmanın CEO’su Michael Bayley’ın açıklamasına göre 100 binin üzerinde kişi başvuru yapmış. Aynı projenin Türkiye’de yapılması durumunda başvuru sayısını hayal bile edemiyorum!Turizm yıldızı TürkiyeEnder Saraç’ın 10 önerisi

Açıkçası gelen yabancı konukların gün boyu en çok kulak kabarttığı konuşmacılardan birisi de ünlülerin doktoru Ender Saraç oldu. Türkiye’nin şifalı bitkilerini ve alternatif tıp yöntemlerini ilk kez duyan çoğu yabancı misafirin not aldığına şahit oldum. Turizm dünyası oteldeki alanları Covid-19’dan nasıl arındıracağını sürekli konuşuyor fakat virüsü otellere sokma ihtimali olan personelin sağlığını nasıl koruyacağını konuşmuyor.

Herkesin pür dikkat dinlediği Dr. Ender Saraç’ın turizm liderlerine önerdiği 10 temel uygulama şunlar oldu:

◊ Obez olma

◊ Egzersiz yap

◊ Kekik yağı kullan

◊ Karanfil çiğne

◊ İyi uyu

◊ Tek eşli yaşa

◊ Zencefil tüket

◊ Zerdeçal kullan

◊ Ozon terapisi al

◊ Maneviyatını güçlendir

 

X

New York çıkarması

Gastromomi Turizmi Derneği tarafından New York’taki Türk Evi’nde geçen hafta düzenlenen Gastro Show etkinliğinde yabancı konuklara Türk mutfağı tanıtıldı. İşte Dr. Ender Saraç’ın sunumuyla gerçekleşen, şifalı Türk lezzetlerinin sunulduğu etkinliğin detayları...

Şifa dolu mutfak

Ticaret Bakanlığı ve THY’nin desteğiyle, Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe’nin organizasyonuyla gerçekleşen etkinlik, Türk Evi’nde düzenlendi.

New York’ta yaşarken içinde çalıştığım ve o zamanlar sadece 10 katlı bir bina olan Türk Evi’nin modern bir gökdelene dönüştüğünü görmek açıkçası gurur verdi.

Menüsü Dr. Ender Saraç’ın yönetiminde hazırlanan gecede Türk mutfağının lezzet gücü kadar sağlık yönü de vurgulandı.

Tarhana cipsli balkabağı çorbası, sumaklı sorbe, pırasalı köfte gibi sıra dışı lezzetlerin sunulduğu yemeklerin doğduğu coğrafyalar ve faydaları, Dr. Ender Saraç tarafından anlatıldı.

Gecede konuşan Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Yerelden evrensele, gelenekten geleceğe gastronomi değerlerimizi temsil etmek ve tanıtmakla mesulüz. Anadolu sofrasının buluşturucu gücüne New York’ta da şahit olmak mutluluk verici” dedi.

Yazının Devamını Oku

Sözen: Dünyanın mutfağı Türkiye

Gastronomi dünyasının “Evliya Çelebi”si olarak adlandırdığım Gökmen Sözen ile Londra’da bir araya geldik. İşte Gastromasa’nın kurucusu Sözen ile önümüzdeki yılın gastronomi gündemine dair sohbetimizden anekdotlar...

2022 GASTRONOMİ YILI

İngiltere ziyaretimin son haftasında Gastromasa’nın kurucusu Gökmen Sözen ile Londra’daki Zahter restoranda bir araya geldik.

Pandeminin etkisini gastronomik alanda takip ve analiz eden Sözen’den bu yıl için oldukça iç açıcı haberler aldım.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2022’yi gastronomi yılı ilan ettiğinin altını çizen Gökmen Sözen, “Pandemiye rağmen 2022 yılı gastronomik olarak Türkiye’de aktif geçecek.

22-23 Şubat’ta Antalya’da 5 farklı ülkeden 150 konuşmacının katılacağı ‘Ağırlamanın Geleceği’ başlıklı F Summit etkinliğimiz yılın ilk büyük gastro buluşması olacak” dedi.

Türk mutfağının yabancı şehirlerde tanıtımı konusunda ise Ukrayna’dan başlayacakları global bir rota çizdiklerini söyleyen Sözen, “Dünya bir ev olsa, mutfağı kesinlikle Türkiye olurdu. Gastromasa’yı zaten bu farkındalıkla kurduk.

Bir Türk markası olan bu oluşumu farklı ülkelerde yapmak için yola çıktık.

Yazının Devamını Oku

2022 arınma rotası

Yeni yıla “önce sağlık” mottosuyla girdik. 2022’nin seyahat trendi de hiç kuşkusuz şifa bulacağımız destinasyonlar olacak. İşte yeni yılda arınmanız için sağlık dolu bir seyahat rotası...

Adadaki Oxford’lu
Kış mevsiminde en ters köşe hareket kuşkusuz yaz aylarının yaşandığı destinasyonlarda arınmak. Maldivler bu anlamda ilk akla gelen seçenek.

Ada takımında her ne kadar sayısız alternatif olsa da detoks otellerinin sayısı oldukça az. Bölgedeki Joali otellerinden Joali Being bu konuda göze çarpan farklı bir seçenek.
Oxford Üniversitesi’nden beslenme uzmanlarının refakat ettiği tesis, 68 özel plajlı, hem sipirütel hem de bedensel arınma sunan villalardan oluşuyor.
Güç ve zindelik, zihinsel açıklık ve esenlik, hormonal denge, sindirim ve kilo dengeleme, onarıcı uyku ve bağışıklık konularında terapilerin sunulduğu otelde 39 farklı seans odası bulunuyor.
Otelde ilgimi çeken en farklı bölüm ise “İlham Odası” oldu. Otelin genel müdürü Özgür Cengiz, bu özel alan için şöyle dedi:

Yazının Devamını Oku

Birleşik Krallık’ta şato mevsimi

Kışın gelmesiyle Birleşik Krallık’taki şato otellere de rağbet attı. İşte zamanda yolculuk yapacağınız şatolara ve bölge aktivitelerine dair keyifli bir kraliyet rotası.

MASAL GİBİ ZİYARET

Birleşik Krallık’ın en gözde şato oteli hiç şüphesiz İrlanda’daki Ashford Castle. 1228’de inşa edilen şato günümüzde The Red Carnation Hotel bünyesinde 83 odasıyla hizmet veriyor.

Prens Harry ve eşi Meghan’ın da favori otelleri arasında yer alan tesisin kendi çiftliklerinde yetiştirdikleri avcı şahinler de ayrıca meşhur.

Otelin bir diğer alametifarikası ise “Art Tea” adı verilen çay saati.

Yüksek tavanlı ahşap kaplama şömineli alanda düzenlenen çay ikramında şatodaki sanat eserlerinin sunum eşliğinde anlatımları yapılıyor.

Tarihi otelin dev arazisinde at binerek tur atabilir, otel bünyesindeki göl evini kiralayarak geleneksel tarzda döşenmiş ahşap bir kulübede kahvaltı yapabilirsiniz.

Londra’dan trenle gidebileceğiniz mesafede ise en popüler seçenek Hever Castle.

Yazının Devamını Oku

İngilizlere Türk yemekleri

1895 yılında kurulmuş olan dünyanın en eski gastronomi okullarından Le Cordon Bleu’nun Londra’daki merkezinde ilk kez Türk yemekleri etkinliği düzenlendi. İşte İngilizlerin Türk lezzetlerinin yapımına yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin detayları...

Düşünülenin ötesinde
Londra Yunus Emre Kültür Merkezi’nin koordinasyonu ve şef Kemal Demirasal’ın eğitimiyle gerçekleşen etkinliğe hem mutfak ortamında hem de online olarak birçok İngiliz katılım gösterdi.

Le Cordon Bleu’nun Londra’daki tarihi binasında gerçekleşen etkinlikte kuzu tandır ve Antep fıstıklı baklava tariflerinin yanında tüm yemeklerin tarihi ve Türkiye’nin gıda coğrafyası özelinde de anekdotlar sunuldu.
Türkiye’nin tanıtım videolarına yer verildi.
Etkinliği organize eden Londra Yunus Emre Kültür Merkezi Genel Müdürü Mehmet Karakuş şöyle dedi: “Türk mutfağı, Londra gibi kozmopolit şehirlerde yaşayan farklı kültürden toplumların ilgisini çeken bir mutfak.
Le Cordon Bleu gibi prestijli bir kurumda Türk gastronomisine karşı İngilizlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmak gurur verici. Türk mutfağının düşünülenin ötesinde bir bilinirliği ve beğenilirliği var.”

Kaykaycılara ocakbaşı

Yazının Devamını Oku

Madonna krizi

Londra gece hayatı, Madonna’nın katıldığı bir after party’de çalan DJ hakkında Instagram’da yaptığı paylaşımı konuşuyor. İşte DJ’in işini kaybetme eşiğine getiren o paylaşımın ve olaylı partinin detayları.

DJ’in işine son Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Fashion Awards etkinliğinin after party organizasyona katılan Türk misafirlerden öğrendiğim kadarıyla eski bir itfaiye binasından dönüştürülen Chiltern Firehouse isimli mekanda düzenlenen gecede DJ krizi yaşanmış.
Dua Lipa, John Galliano, Winnie Harlow ve Türk fotoğraf sanatçısı Mert Alaş gibi ünlü isimlerin yer aldığı gecede çalan kadın DJ’in şarkılarını, etkinliğe katılan Madonna gece boyunca beğenmemiş.

Etkinlikten bir gün sonra ise “Yeni bir DJ işe alın” mesajlı bir içeriği Instagram’dan yayınlayan Madonna’nın bu paylaşımı üzerine işletmenin, DJ’in işine ertesi gün son verdiği iddia edilmekte.

TÜRKİYE’DE OLSA

Açıkçası Madonna’nın böyle bir paylaşımın ucunun nereye gideceğini tahmin etmiş olacağını varsayıyorum. Ama esas sorumlu işten çıkarma kararını veren işletme sahibi. Böyle bir durum Türkiye’de yaşansa işletmecinin refleksi ne olurdu diye düşünürken telefonda sohbet ettiğim DJ Hakan Kabil’den çok güzel bir yorum aldım.

Hakan “Aynı durum Türkiye’de yaşansa kaliteli bir işletmeci önce DJ’in maaşına zam yapar, ardından o mekanda Madonna şarkılarının çalınmasını yasaklardı” dedi.

Yazının Devamını Oku

Türk erkek markalarından global adımlar

Londra’da bulunduğum süre boyunca Türk erkek markalarının globalleşme adımlarına dair harika haberler aldım. İşte “Made in Türkiye” imzasını taşıyan erkek markalarının yepyeni yurtdışı atılımları...

Türk tıraşı
Londra’da berberlik zanaatı çok eskiye dayanmakla beraber rekabeti de oldukça zor bir alan. Türkiye’nin meşhur erkek berberlerinden Adem Terzi, bu rekabetçi pazara markasını sokarak 2022’de Londra’da 10 farklı lokasyonda franchise vermek için el sıkışmış.

İlk lokasyonunu ünlü Whitechapel bölgesinde açacağını öğrendiğim Terzi ile telefonda konuştuk.
“Türk tıraşı” kavramını yıllardır yurtdışında yayma misyonunu savunan Adem Terzi şöyle konuştu:
“İngiltere gibi berberlik kültürünün oldukça derin ve yerleşik olduğu bir ülkede Türk tıraşı kavramını yabancılara öğretmeye karar verdik. Yerel yatırımcılarımızla ilk şubemizi ocak ayında açıp yeni yılda berberlik kültürümüzü birçok farklı şubeyle Londra’da yaygınlaştıracağız.”

ABD çıkarması

Yazının Devamını Oku

Afrikalı çocuklara yardım

Geçen ay İstanbul’daki “Turkey Africa” zirvesinden sonra iş ve cemiyet hayatındaki sosyal sorumluluk projelerinin rotası da Afrika’ya döndü. Türk mücevher markası Cadaro’nun Afrika’daki çocuklar yararına Londra’da düzenlediği müzayeden detaylar...

Sarayın şefinden yemek

Türkiye ve Türk markalarının Afrika duyarlılığı gerçekten çok anlamlı. Ülkemizde ve dünyada bu anlamda gün geçmiyor ki yeni bir etkinlik düzenlenmesin. En yenisi Avrupa jet-setinin favori mücevher markaları arasına giren Cadaro’nun yeni nasıl patronu Oğulcan Yıldız ev sahipliğinde Afrikalı çocuklar yararına düzenlenen müzayede oldu.

Etkinlik Londra’nın en ünlü üyelikli kulüplerinden Arts Club’ta gerçekleşti. Cadaro’nun tasarım mücevherleri yanında Buckhingham Sarayı’nın şeflerinden Lorenzo Salami ile evde yemek yapımı, ünlü modacı Zeynep Kartal’dan tasarım bir elbise, buz pateni şampiyonu Maria Sergejeva ile paten dersi, özel jetle seyahat gibi birbirinden farklı deneyimlerin ve ürünlerin açık arttırmaya çıktığı geceden sağlanan gelir Mozambik’teki çocukların eğitimi için bağışlandı.

Arda Sayıner - Ayşe Yıldız  - Oğulcan Yıldız - Zeynep Kartal

Hepimizin görevi

Etkinlik sırasında Londra’daki meşhur lüks alışveriş merkezi Harrods’ın hemen karşısında mağaza açan Cadaro’nun başındaki Oğulcan Yıldız ile sohbet ettik. Kendisi kreatif dünyanın yaratıcılığını iş hayatının dinamikleriyle buluşturmayı başarmış genç bir girişimci.

Yazının Devamını Oku

Mokhtari: Anadolu müziğin merkezi

“Lorke” türküsünün pop uyarlamasıyla YouTube’da milyonların beğenisini kazanan sanatçı Pooyan Mokhtari ile Londra’daki evinde bir araya geldik. İşte İngiltere’den sonra ilk konserini Türkiye’de vermeye hazırlanan sanatçı ile sohbetimizden satır başları...

ANADOLU HAYRANLIĞI

İran asıllı pop müzik sanatçısı Pooyan Mokhtari ile Londra’daki Thames Nehri manzaralı penthouse dairesinde bir araya geldik. Turuncu kıyafetleriyle beni yine aynı renkte heykellerle dolu bir evde karşılayan sanatçı, turuncunun uğuruna ve enerjisine inanıyormuş.

Uzun süre İstanbul’da yaşadıktan sonra artık müzik çalışmalarını Londra’dan devam ettiren sanatçı buraya kalıcı olarak yerleşmiş.

İngiltere’deki konseri sonrası yurtdışı turnesinin ilk ayağını Türkiye olarak belirlediğini söyleyen sanatçı “Anadolu, dünya müziğinin kaynağı denilebilecek bir nokta.

Eski medeniyetlerin bulduğu çalgılar ve ezgiler dünyaya buradan yayılmış. Türkiye bu yüzden dinleyicisiyle, tarihiyle ve maneviyatıyla sanatçılara ilham veren bir ülke. Benim için yeri çok ayrı. Bu yüzden 2022’deki konser turnemin ilk ayağı Türkiye olacak” dedi.

KRİSTAL OTOMOBİL

Pooyan Mokhtari ile sohbet ederken kız arkadaşı

Yazının Devamını Oku

Yiğit Sezgin: Haliç global bir çekim merkezi olacak

Dünyada 5 binden fazla oteli bünyesinde barındıran Accor’un Global Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin’le Londra’da bir araya geldik. İşte Haliç Port projesi kapsamında kültürel bir turizm dönüşümü başlattıklarını belirten Sezgin’le sohbetimizden satır başları...

GLOBAL MARKALAR GELİYOR
Messi ile yaptıkları reklam filmi ile gündem olan Accor Grubu’nun Global Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin’le Londra’da Sofitel St James Otel’de bir araya geldik.

Katar’daki Dünya Kupası için bu zamana kadarki dünya otelcilik tarihinin en büyük konaklama operasyonunu üstlendiklerini öğrendiğim Sezgin’in esas heyecanı ise Haliç Port projesine dairdi.
Rixos dahil olmak üzere toplam üç yabancı otel markasını Accor olarak Haliç’e getireceklerini öğrendiğim Sezgin, şöyle dedi:
“Türkiye’nin güney sahillerini seven zengin turistin artık İstanbul’u daha da çok keşfettiğini ve Haliç Port ile Galata Port gibi projelerle şehrin değerinin global arenada daha da iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Haliç Port 2.2 km’lik muhteşem kıyı şeridiyle şu an Türkiye’nin en büyük turizm gelişim projesi. Bölge, içinde taşıdığı tarihi değerler ve bizlerin sunacağı turizm hizmetleriyle global bir çekim merkezi haline gelecek.”
Haliç’te açılışı yapılan Contemporary İstanbul’un da sponsoru olan grup, bölgedeki sanat ve turizm ayaklarını gastronomi ile tamamlamayı amaçlıyormuş.

Yazının Devamını Oku

Londra’da turizm çıkarması

Londra’da gerçekleşen Avrupa’nın en prestijli turizm fuarlarından World Travel Market, adeta bir Türkiye çıkarmasına şahitlik yaptı. İşte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldiğimiz etkinlikten satırbaşları...

Taş Tepeler
Ziyaret ettiğim World Travel Market fuarı, 1-3 Kasım tarihlerinde 70 farklı ülkenin katılımıyla Londra’da gerçekleşti.
Türkiye’nin 300 m2’lik bir alanda tanıtım yaptığı stantta, Türk Hava Yolları ve 20 farklı Türk otel işletmesi de yer aldı.
Türkiye’nin “Taş Tepeler” projesiyle ön plana çıktığı fuarda birçok turistik bölge ve proje ile birlikte Şanlıurfa’daki Göbeklitepe ve çevresindeki diğer 11 arkeolojik alandan oluşan bölgenin de tanıtımı yapıldı.

Göbeklitepe, Karahantepe, Harbetsuvan Tepesi, Gürcütepe, Kurttepesi, Taşlıtepe, Sefertepe, Ayanlar, Yoğunburç, Sayburç, Çakmaktepe ve Yeni Mahalle bölgesini kapsayan arkeolojik alana İngiliz basını ve katılımcıların ilgisi büyüktü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, fuarın görsel hazırlığını her zamanki gibi oldukça ilgi çekici ve stratejik bir şekilde hazırlamıştı.

Hedef 2.5 milyon

Yazının Devamını Oku

Osmanlı eserlerine büyük ilgi

Dünyanın en prestijli müzayede evlerinden 1766’da kurulan Christie’s’in Londra’daki merkezinde düzenlenen İslam eserleri müzayedesine katıldım. İşte, Osmanlı dönemine ait bir pusulanın 802 bin pound’luk rekor bir fiyatla alıcı bulduğu müzayededen satır başları...

GÖRKEMLİ MÜZAYEDE
Son yılların en büyük İslam eserleri müzayedesine beni davet eden, Christie’s müzayede evinin 1987’den beri yöneticileri arasında yer alan Jill Cerasi ile etkinlik öncesi sohbet ettik.

Cerasi, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’na ait sanat eserler tek kelimeyle görkem ve emek barındırıyor. Hayran olmamak imkansız. Koleksiyonerlerin ve sanatseverlerin Osmanlı kültürüne ilgisi her geçen gün yükseliyor” dedi.
İznik çinisi vazo ve tabakların yanında bakır imbiklerin, fermanların ve metal objelerin açık artırmaya çıktığı müzayedenin en ilgi çekici parçası ise Venedikli bir aileye ait olan, 6 farklı padişahın resmedildiği yağlı boya tablo koleksiyonuydu.
Tarihi müzayedenin rekorunu ise 1738’den kalma, İstanbul’a tasarlanmış, minyatür niteliği taşıyan ahşap bir pusula kırdı.
Üzerinde dünyanın önde gelen şehirlerinin isimlerinin yazılı olduğu, kıbleyi gösteren el işçiliği eser 15 bin pound’dan satışa çıkarak 802 bin pound’a (yaklaşık 11 milyon TL ) alıcı buldu.

Yazının Devamını Oku

Morrone: Aklımda bir İstanbul senaryosu var

İtalyan oyuncu Michele Morrone ile Londra’da bir araya geldik. İşte İngiltere’ye ilk kez gelen ünlü aktörle sohbetimizden satırbaşları...

Kalbi boş
Geçen ağustos ayında hem İstanbul hem de Bodrum’da tatil yapan İtalyan oyuncu Michele Morrone ile bu sefer İngiltere’de buluştuk.
İlk kez geldiği Londra sokaklarında dolaştığımız İtalyan oyuncuya özellikle şehirdeki Arap hayranlarının ilgisi görülmeye değerdi.


Akıcı İngilizcesiyle, fotoğraf talebi olan hiç kimseyi geri çevirmedi.
Tarihi şehirleri çok sevdiğini belirten, İstanbul deneyiminden oldukça memnun kaldığını söyleyen Morrone, özellikle Türk kebaplarına ve etlerine bayılmış.

Yazının Devamını Oku

Ünlülerin beslenme danışmanı Türkiye’de... 'Türk mutfağı bir hazine'

Mel Gibson, Jennifer Aniston, Oprah Winfrey gibi Hollywood’un ünlü isimleriyle çalışan Amerikalı beslenme uzmanı Mark MacDonald geçen hafta İstanbul’daydı. İşte ünlü sağlık gurusu ile yaptığımız online sohbetten satırbaşları...

20 yıldır dünyanın farklı ülkelerinde seminerler veren beslenme uzmanı Mark MacDonald, sohbetimizde sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı.
Takviye gıda markası Kyani ile “Nitro Beslenme” isimli bir program geliştiren MacDonald’ın üç temel önerisi var: “Yediklerini vücudunun büyüklüğüne ve yaşına göre belirle, besin ihtiyacının açıkta kalan kısımlarını tespit et, bu ihtiyaçları doğru besinler ve takviye gıdalarla tamamla.”



HAREKETSİZLİK EN BÜYÜK DÜŞMAN

Glüten, süt ürünleri, tuz, şeker ve soya proteininin yanında hareketsizliğin en büyük sağlık düşmanı olduğunu belirten MacDonald, kolajen ve omega yağlarının da önemli olduğunu vurguladı: “Kyani ile geliştirdiğimiz Nitro Beslenme programında dengeli bir öğün, spor ve takviye gıda düzeni oluşturmak için yola çıktık. Kan şekeri düzeyini, sindirimi, dolaşımı ve kolajen esnekliğini sağlayan bir program oluşturduk. Pandeminin halen devam ettiği günümüzde yüksek bağışıklık ve daha uzun bir yaşam için hepimizin bu düzeni kurması şart.”

Yazının Devamını Oku

16 yıl sonra ilk kez

Londra sanat dünyası 2005 yılında Royal Academy of Arts’ta gerçekleşen “Turks” (Türkler) isimli sergi sonrası tarihinin en büyük Türk sanat etkinliğine hazırlanıyor. 27-31 Ekim arası yapılacak TA London Turkish Artweek’in organizatörü İngiltere’de yaşayan ressam Renk Erbil ile heyecan verici etkinliğin detaylarını konuştuk.

İlk Londra tablosu

Serginin organizatörü Renko London, galerinin kurucusu ressam Renk Erbil’in anlattığına göre Londra’nın en prestijli galerilerinden Saatchi’de gerçekleşecek etkinliğe Türkiye’den 17 farklı sanatçı, misafir olarak ise 4 farklı milletten toplam 21 ressam katılacakmış.

Devlet sanatçısı Devrim Erbil’in baş sanatçı olarak yer alacağı sergide ressamın ilk NFT eseri de satışa sunulacakmış.

Ama esas haber ise Devrim Erbil’in Londra’yı çizdiği ilk eserinin bu etkinlikte sergilenecek ve müzayedede satışa çıkacak olması.

İstanbul ve doğa temalı eserlerine aşina olduğumuz sanatçının Londra temalı tablosunun şehirdeki sanat çevrelerince büyük ilgi göreceği öngörülüyor.

16 yıl sonra Türkiye’den eserle Londra’da ilk kez bu büyüklükte düzenlenecek olan serginin açılış gecesine şimdiden 800 kişi katılım bildirmiş.

Devrim Erbil

Yazının Devamını Oku

Masis: Londra ilham kaynağım

Son 5 yıldır yoğun bir şekilde İngiltere’de yaşayan mimar Yasemin Masis ile Londra’daki Thames Nehri manzaralı evinde bir araya geldik. İşte Masis ile ülkedeki pandemi sürecinden mimari kariyerine uzanan sohbetimizden satır başları...

Aile huzuru her şey
Londra’da en çok şehrin mahalle kültürünü ve eşi Dikran Masis ve oğlu Teo ile parklarda yürüyüş yapmayı sevdiğini belirten Yasemin Masis, pandemi dönemini evde, pandemi şartlarını hafifletecek aktivitelerle geçirdiklerini söyledi:
“Şuna inanıyorum ki, normal zamanda ev huzuru olan aileler her şart altında mutlu olmayı ve pandeminin şartlarını hafifletmeyi becerecektir.

Bizler zaten ev hayatını seven, evde huzur bulan, kendi yuvamızda zaman geçirmekten hoşlanan bir aileyiz.
Ev hayatına düşkün bir aile olduğumuz için pandemi zor geçse de kendimizi eve kapanmış gibi hissetmedik.
Sıkça hep beraber yemek yaptık, satranç oynadık, ev civarındaki parklarda yürüyüş yaptık. Kısacası kendine yetebilen bir aileyiz. Tek özlemimiz aile büyüklerimiz ve Türkiye oldu.”

Yazının Devamını Oku

Scheufele: İstanbul Türkiye’nin gerdanlığı

Dünyanın en ünlü saat ve mücevherat markalarından Chopard’ın kurucu ortağı ve kreatif direktörü Caroline Scheufele ile Londra’da katıldığımız James Bond galası sonrası bir araya geldik. İşte mücevher dünyasının gözde ismi ile sohbetimizden dikkat çekici anekdotlar...

Nazar boncuğu

İsviçreli Chopard markasının sahibi Caroline Scheufele ile görkemli “James Bond No Time To Die” filminin galası sonrası markanın ünlü Mayfair bölgesindeki mağazasında bir araya geldik.

Chopard’ın tasarımcıları, filmdeki Bond kızlarından ajan Paloma karakterini canlandıran Ana de Armas’ın taktığı “Green Carpet” koleksiyonu mücevherlerine ek olarak “Golden Hearts 007” isimli de bir koleksiyon hazırlamış.

Tam bir beyazperde tutkunu olduğunu öğrendiğim Caroline Scheufele’nin gözlerinden bu işbirliğinin heyecanı ve mutluluğunu okumak mümkündü. Bodrum, Monaco ve Moskova seyahatleri sonrası Londra’ya geldiğini söyleyen Scheufele “Pandeminin yavaşlamasıyla seyahatlerin artması mutluluk verici” dedi.

Caroline Scheufele, tüm koşuşturmasına rağmen kolundaki birçok bilekliği yanında götürmeyi ve takmayı ihmal etmediğini söyledi. Scheufele, nazar boncukluklu bilekliğini hiç çıkarmadığını ve nazara inandığını söyledi.

İlham veren Türkiye

Yazının Devamını Oku

Kraliyet galası

300 milyon dolarlık rekor bütçeyle çekilen James Bond serisinin son filmi “No Time To Die”ın Londra’daki galasını Arda Sayıner takip etti. İşte İngiliz kraliyet ailesinin katılımıyla taçlandırdığı görkemli galadan anekdotlar...

Tarihi mekan
Vizyon tarihi pandemi sebebiyle daha önce dört defa ertelenen “James Bond: No Time To Die” filminin galası, Royal Albert Hall’de yapıldı.


1867’de inşa edilen 5 bin kişi kapasiteli tarihi binanın İngiliz bayrağı renklerinde ışıklandırması dikkat çekiciydi. Kırmızı halı geçişinin düzenlendiği tören alanının girişinde salonu dolduracak binlerce misafir yağmura rağmen uzun kuyruklar oluşturdu.
Girişte herkesin Covid-19 testi sonuç belgesi ibraz ettiği gösterim için etkinlik alanının etrafındaki tüm caddeler trafiğe kapatıldı. Filmin oyuncuları dışında Hollywood dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı törenin gözdesi ise hiç şüphesiz etkinliği taçlandıran İngiliz kraliyet ailesi mensupları oldu.

Yazının Devamını Oku

Londra’da Kapalıçarşı

Mücevher markası Mevaris’in kurucusu Fatoş Altınbaş ile Londra’nın prestijli noktalarından tarihi Burlington Pasajı’nda açtığı mağazasında bir araya geldik. İşte Londra Moda Haftası’yla aynı dönemde Türk kültürünün yansıması olan yeni tasarımlarını beğeniye sunan Altınbaş’la sohbetimizden satır başları...

Kültürel misyon

Tam bir Kapalıçarşı tutkunu olduğunu gözlemlediğim Fatoş Altınbaş, geçtiğimiz yıllarda çıkardığı “Kapalıçarşı’nın Taşları” kitabının yansıması olan yerel taşlarla tasarlanan koleksiyonları Londra’ya taşıyarak Türk kültürüne ait yerel motifleri yabancılarla buluşturmuş. Hem de pandemiye rağmen.


Antropoloji dalındaki doktora eğitimini Kapalıçarşı’daki mücevher ustalığı üzerine tez yazarak tamamladığını öğrendiğim Altınbaş, şöyle dedi:
“Türk kültürünün yansıması olan tasarımları Londra’da sunmanın manevi değeri hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Bayrağımızdan ve mimari kültürümüzden ilham alan mücevherlerin İngilizler ve Londra’yı ziyaret eden turistler tarafından ilgi görmesi gurur verici. Kapalıçarşı ustalarının yüzyıllara dayanan emeğini ve onların mücevher dünyasına katkılarını anlatmak ise başlı başına benim için bir misyon.”

Bu sefer olmadı

Yazının Devamını Oku

Sarayda bir Türk markası

Sekiz ay önce İngiltere’de hizmet vermeye başlayan Getir, Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişini almış bile. İşte İngilizlere mutfak alışverişi kültürünü sil baştan öğreten markanın İngiltere müdürü Turancan Salur ile olan sohbetimizden anekdotlar...

TÜRK PRATİKLİĞİ

Londra ziyaretlerimde klasik siyah İngiliz taksilerinin üzerinde ve meşhur Picadilly meydanındaki billboard’larda Getir’in reklamını görünce, Londra gibi zor bir pazardaki bu girişimin hikayesini merak ettim.

Yurtdışındaki ilk açılımlarını İngiltere ile yapan markanın veliahtlarından Getir’in ülke müdürü Turancan Salur ile Londra’daki depolarının birinde bir araya geldik.

Pandeminin tam ortasında İngiltere açılımını gerçekleştiren marka, yüzde yüz Türk sermayeli bir teknoloji firması olarak 8 ay gibi kısa bir sürede ülke genelinde 63 depoya ulaşmış. Kendi teknolojisini üreten İngilizlere 10 dakika gibi kısa bir sürede mutfak alışverişi sunmanın büyük bir inovasyon olduğunu belirten Salur “Burada sunduğumuz teknolojinin içinde sadece kodlar değil, Türk iş kültüründe yer alan, Türk misafirperverliği ve hizmetinin mükemmelliğini sağlayan hız ve pratikliğin ciddi yansımaları var” dedi.

TELAFFUZDA SORUN YOK

Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişi aldıklarını söyleyen Turancan Salur “Büyük bir ihtimal sarayda çalışan yardımcılar bizden sipariş verdiler ve böylece Türkçe isminden taviz vermediğimiz o meşhur mor paketler İngiliz kraliyet saraylarından birine de girmiş oldu” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku