GeriArda Sayıner Masis: Londra ilham kaynağım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masis: Londra ilham kaynağım

Son 5 yıldır yoğun bir şekilde İngiltere’de yaşayan mimar Yasemin Masis ile Londra’daki Thames Nehri manzaralı evinde bir araya geldik. İşte Masis ile ülkedeki pandemi sürecinden mimari kariyerine uzanan sohbetimizden satır başları...

Aile huzuru her şey
Londra’da en çok şehrin mahalle kültürünü ve eşi Dikran Masis ve oğlu Teo ile parklarda yürüyüş yapmayı sevdiğini belirten Yasemin Masis, pandemi dönemini evde, pandemi şartlarını hafifletecek aktivitelerle geçirdiklerini söyledi:
“Şuna inanıyorum ki, normal zamanda ev huzuru olan aileler her şart altında mutlu olmayı ve pandeminin şartlarını hafifletmeyi becerecektir.
Masis: Londra ilham kaynağım

Bizler zaten ev hayatını seven, evde huzur bulan, kendi yuvamızda zaman geçirmekten hoşlanan bir aileyiz.
Ev hayatına düşkün bir aile olduğumuz için pandemi zor geçse de kendimizi eve kapanmış gibi hissetmedik.
Sıkça hep beraber yemek yaptık, satranç oynadık, ev civarındaki parklarda yürüyüş yaptık. Kısacası kendine yetebilen bir aileyiz. Tek özlemimiz aile büyüklerimiz ve Türkiye oldu.”

Masis: Londra ilham kaynağım

Şehir ve hafıza

Mimari kariyerine hem Türkiye hem de yurtdışındaki projelerini İstanbul ve Londra ofislerinden takip ederek devam ettiğini söyleyen Yasemin Masis, Boğaziçi’nde 12 farklı tarihi yapının restorasyonunu yapmış bir İstanbul âşığı olduğu kadar tam anlamıyla da bir Londra sevdalısı.
Projelerinde şehirden ilham aldığını söyleyen Masis, şöyle konuştu:
“Londra, sadelikle fonksiyonelliğin birleştiği tarih ile günümüzün buluştuğu mimari bir bütünlüğe sahip. Sürdürülebilirlik kavramının birçok alanda hayat bulduğu bir metropol. Her şehrin bir hafızası vardır. Bu hafızayı mimari yapılarla hissedip kavrayabilirsiniz.
Projelerimi hazırlarken Londra’dan ve sahip olduğu hafızadan ciddi anlamda ilham alıyorum.
İstanbul’un hafızası da çok kıymetli. Boğaziçi’ni ve tarihi yarımadayı özlememek elde değil.
İstanbul’un bu mirasını ve eşsiz hafızasını ancak doğru mimari uygulamalarla koruyabiliriz.”

Londra’da ev trendi

Öğrendiğim kadarıyla Türk cemiyet hayatından ünlü isimler pandemi zamanı da Londra’da ev sahibi olmaya devam etmiş.
Bu bilgiyi İngiltere’de yaşayan One London Property Group kurucusu Emre Belge verdi.
Masis: Londra ilham kaynağım

Belge, Londra’daki 18 yıllık finans deneyimini lüks emlak projeleriyle birleştirmiş bir yatırım danışmanı.
Kendisinin anlattığına göre; Türk vatandaşları zannedilenin aksine İngiltere’de vatandaşlık hakkına sahip olmadan da kredi kullanarak emlak satın alabiliyormuş.
Gelir beyanına dayalı bu kredi avantajıyla birçok ünlü Türk, Londra’da daire sahibi olmuş.
Emre Belge ile Londra’nın popüler konut projelerinden eskiden ABD büyükelçiliği olan 1 Grosvenor Square’i beraber gezdik. İngilizlerin binaların orijinal dış cephelerini koruyarak içlerini nasıl restore ettiklerini görünce şehrin mimari hassasiyetine tekrar hayran kaldım.
Belge’nin söylediğine göre; Londra’daki emlak değerinin önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 25 artacağı öngörülüyor.
Ünlülerin bu yatırım trendine şaşırmadım. Bizim zenginimiz işini bilir!

Dozunda mimari

İstanbul ve mimari demişken...
Londra’da nihayet Türk restoranı olduğunu göze sokmayan, Türkiye öğelerini aşırıya kaçmadan usulca vermeyi başaran bir restorana denk geldim.
Masis: Londra ilham kaynağım

Bahsettiğim mekan, meşhur Piccadilly Meydanı’ndaki Hovarda.
Türkiye’nin ilk kurumsal restoran grubu İstanbul Doors’u kuran ve sonrasında D.ream’e satan Levent Büyükuğur’un girişimi olan mekanı Barselona’nın ünlü mimarlık ofisi Lazaro Rosa Violan Studio tasarlamış.
Özellikle üst katındaki DJ alanı, nostaljik rakı vitrinleri ve barın etrafındaki İstanbul eskizleri oldukça estetik.
Büyükuğur’un Londra’daki Frescobaldi ve Barboun isimli restoran yatırımlarının yanında İspanyol mutfağı sunacak Byrd isimli yeni mekanı da kasımda açılacakmış.

X

Türk erkek markalarından global adımlar

Londra’da bulunduğum süre boyunca Türk erkek markalarının globalleşme adımlarına dair harika haberler aldım. İşte “Made in Türkiye” imzasını taşıyan erkek markalarının yepyeni yurtdışı atılımları...

Türk tıraşı
Londra’da berberlik zanaatı çok eskiye dayanmakla beraber rekabeti de oldukça zor bir alan. Türkiye’nin meşhur erkek berberlerinden Adem Terzi, bu rekabetçi pazara markasını sokarak 2022’de Londra’da 10 farklı lokasyonda franchise vermek için el sıkışmış.

İlk lokasyonunu ünlü Whitechapel bölgesinde açacağını öğrendiğim Terzi ile telefonda konuştuk.
“Türk tıraşı” kavramını yıllardır yurtdışında yayma misyonunu savunan Adem Terzi şöyle konuştu:
“İngiltere gibi berberlik kültürünün oldukça derin ve yerleşik olduğu bir ülkede Türk tıraşı kavramını yabancılara öğretmeye karar verdik. Yerel yatırımcılarımızla ilk şubemizi ocak ayında açıp yeni yılda berberlik kültürümüzü birçok farklı şubeyle Londra’da yaygınlaştıracağız.”

ABD çıkarması

Yazının Devamını Oku

Afrikalı çocuklara yardım

Geçen ay İstanbul’daki “Turkey Africa” zirvesinden sonra iş ve cemiyet hayatındaki sosyal sorumluluk projelerinin rotası da Afrika’ya döndü. Türk mücevher markası Cadaro’nun Afrika’daki çocuklar yararına Londra’da düzenlediği müzayeden detaylar...

Sarayın şefinden yemek

Türkiye ve Türk markalarının Afrika duyarlılığı gerçekten çok anlamlı. Ülkemizde ve dünyada bu anlamda gün geçmiyor ki yeni bir etkinlik düzenlenmesin. En yenisi Avrupa jet-setinin favori mücevher markaları arasına giren Cadaro’nun yeni nasıl patronu Oğulcan Yıldız ev sahipliğinde Afrikalı çocuklar yararına düzenlenen müzayede oldu.

Etkinlik Londra’nın en ünlü üyelikli kulüplerinden Arts Club’ta gerçekleşti. Cadaro’nun tasarım mücevherleri yanında Buckhingham Sarayı’nın şeflerinden Lorenzo Salami ile evde yemek yapımı, ünlü modacı Zeynep Kartal’dan tasarım bir elbise, buz pateni şampiyonu Maria Sergejeva ile paten dersi, özel jetle seyahat gibi birbirinden farklı deneyimlerin ve ürünlerin açık arttırmaya çıktığı geceden sağlanan gelir Mozambik’teki çocukların eğitimi için bağışlandı.

Arda Sayıner - Ayşe Yıldız  - Oğulcan Yıldız - Zeynep Kartal

Hepimizin görevi

Etkinlik sırasında Londra’daki meşhur lüks alışveriş merkezi Harrods’ın hemen karşısında mağaza açan Cadaro’nun başındaki Oğulcan Yıldız ile sohbet ettik. Kendisi kreatif dünyanın yaratıcılığını iş hayatının dinamikleriyle buluşturmayı başarmış genç bir girişimci.

Yazının Devamını Oku

Mokhtari: Anadolu müziğin merkezi

“Lorke” türküsünün pop uyarlamasıyla YouTube’da milyonların beğenisini kazanan sanatçı Pooyan Mokhtari ile Londra’daki evinde bir araya geldik. İşte İngiltere’den sonra ilk konserini Türkiye’de vermeye hazırlanan sanatçı ile sohbetimizden satır başları...

ANADOLU HAYRANLIĞI

İran asıllı pop müzik sanatçısı Pooyan Mokhtari ile Londra’daki Thames Nehri manzaralı penthouse dairesinde bir araya geldik. Turuncu kıyafetleriyle beni yine aynı renkte heykellerle dolu bir evde karşılayan sanatçı, turuncunun uğuruna ve enerjisine inanıyormuş.

Uzun süre İstanbul’da yaşadıktan sonra artık müzik çalışmalarını Londra’dan devam ettiren sanatçı buraya kalıcı olarak yerleşmiş.

İngiltere’deki konseri sonrası yurtdışı turnesinin ilk ayağını Türkiye olarak belirlediğini söyleyen sanatçı “Anadolu, dünya müziğinin kaynağı denilebilecek bir nokta.

Eski medeniyetlerin bulduğu çalgılar ve ezgiler dünyaya buradan yayılmış. Türkiye bu yüzden dinleyicisiyle, tarihiyle ve maneviyatıyla sanatçılara ilham veren bir ülke. Benim için yeri çok ayrı. Bu yüzden 2022’deki konser turnemin ilk ayağı Türkiye olacak” dedi.

KRİSTAL OTOMOBİL

Pooyan Mokhtari ile sohbet ederken kız arkadaşı

Yazının Devamını Oku

Yiğit Sezgin: Haliç global bir çekim merkezi olacak

Dünyada 5 binden fazla oteli bünyesinde barındıran Accor’un Global Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin’le Londra’da bir araya geldik. İşte Haliç Port projesi kapsamında kültürel bir turizm dönüşümü başlattıklarını belirten Sezgin’le sohbetimizden satır başları...

GLOBAL MARKALAR GELİYOR
Messi ile yaptıkları reklam filmi ile gündem olan Accor Grubu’nun Global Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin’le Londra’da Sofitel St James Otel’de bir araya geldik.

Katar’daki Dünya Kupası için bu zamana kadarki dünya otelcilik tarihinin en büyük konaklama operasyonunu üstlendiklerini öğrendiğim Sezgin’in esas heyecanı ise Haliç Port projesine dairdi.
Rixos dahil olmak üzere toplam üç yabancı otel markasını Accor olarak Haliç’e getireceklerini öğrendiğim Sezgin, şöyle dedi:
“Türkiye’nin güney sahillerini seven zengin turistin artık İstanbul’u daha da çok keşfettiğini ve Haliç Port ile Galata Port gibi projelerle şehrin değerinin global arenada daha da iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Haliç Port 2.2 km’lik muhteşem kıyı şeridiyle şu an Türkiye’nin en büyük turizm gelişim projesi. Bölge, içinde taşıdığı tarihi değerler ve bizlerin sunacağı turizm hizmetleriyle global bir çekim merkezi haline gelecek.”
Haliç’te açılışı yapılan Contemporary İstanbul’un da sponsoru olan grup, bölgedeki sanat ve turizm ayaklarını gastronomi ile tamamlamayı amaçlıyormuş.

Yazının Devamını Oku

Londra’da turizm çıkarması

Londra’da gerçekleşen Avrupa’nın en prestijli turizm fuarlarından World Travel Market, adeta bir Türkiye çıkarmasına şahitlik yaptı. İşte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldiğimiz etkinlikten satırbaşları...

Taş Tepeler
Ziyaret ettiğim World Travel Market fuarı, 1-3 Kasım tarihlerinde 70 farklı ülkenin katılımıyla Londra’da gerçekleşti.
Türkiye’nin 300 m2’lik bir alanda tanıtım yaptığı stantta, Türk Hava Yolları ve 20 farklı Türk otel işletmesi de yer aldı.
Türkiye’nin “Taş Tepeler” projesiyle ön plana çıktığı fuarda birçok turistik bölge ve proje ile birlikte Şanlıurfa’daki Göbeklitepe ve çevresindeki diğer 11 arkeolojik alandan oluşan bölgenin de tanıtımı yapıldı.

Göbeklitepe, Karahantepe, Harbetsuvan Tepesi, Gürcütepe, Kurttepesi, Taşlıtepe, Sefertepe, Ayanlar, Yoğunburç, Sayburç, Çakmaktepe ve Yeni Mahalle bölgesini kapsayan arkeolojik alana İngiliz basını ve katılımcıların ilgisi büyüktü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, fuarın görsel hazırlığını her zamanki gibi oldukça ilgi çekici ve stratejik bir şekilde hazırlamıştı.

Hedef 2.5 milyon

Yazının Devamını Oku

Osmanlı eserlerine büyük ilgi

Dünyanın en prestijli müzayede evlerinden 1766’da kurulan Christie’s’in Londra’daki merkezinde düzenlenen İslam eserleri müzayedesine katıldım. İşte, Osmanlı dönemine ait bir pusulanın 802 bin pound’luk rekor bir fiyatla alıcı bulduğu müzayededen satır başları...

GÖRKEMLİ MÜZAYEDE
Son yılların en büyük İslam eserleri müzayedesine beni davet eden, Christie’s müzayede evinin 1987’den beri yöneticileri arasında yer alan Jill Cerasi ile etkinlik öncesi sohbet ettik.

Cerasi, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’na ait sanat eserler tek kelimeyle görkem ve emek barındırıyor. Hayran olmamak imkansız. Koleksiyonerlerin ve sanatseverlerin Osmanlı kültürüne ilgisi her geçen gün yükseliyor” dedi.
İznik çinisi vazo ve tabakların yanında bakır imbiklerin, fermanların ve metal objelerin açık artırmaya çıktığı müzayedenin en ilgi çekici parçası ise Venedikli bir aileye ait olan, 6 farklı padişahın resmedildiği yağlı boya tablo koleksiyonuydu.
Tarihi müzayedenin rekorunu ise 1738’den kalma, İstanbul’a tasarlanmış, minyatür niteliği taşıyan ahşap bir pusula kırdı.
Üzerinde dünyanın önde gelen şehirlerinin isimlerinin yazılı olduğu, kıbleyi gösteren el işçiliği eser 15 bin pound’dan satışa çıkarak 802 bin pound’a (yaklaşık 11 milyon TL ) alıcı buldu.

Yazının Devamını Oku

Morrone: Aklımda bir İstanbul senaryosu var

İtalyan oyuncu Michele Morrone ile Londra’da bir araya geldik. İşte İngiltere’ye ilk kez gelen ünlü aktörle sohbetimizden satırbaşları...

Kalbi boş
Geçen ağustos ayında hem İstanbul hem de Bodrum’da tatil yapan İtalyan oyuncu Michele Morrone ile bu sefer İngiltere’de buluştuk.
İlk kez geldiği Londra sokaklarında dolaştığımız İtalyan oyuncuya özellikle şehirdeki Arap hayranlarının ilgisi görülmeye değerdi.


Akıcı İngilizcesiyle, fotoğraf talebi olan hiç kimseyi geri çevirmedi.
Tarihi şehirleri çok sevdiğini belirten, İstanbul deneyiminden oldukça memnun kaldığını söyleyen Morrone, özellikle Türk kebaplarına ve etlerine bayılmış.

Yazının Devamını Oku

Ünlülerin beslenme danışmanı Türkiye’de... 'Türk mutfağı bir hazine'

Mel Gibson, Jennifer Aniston, Oprah Winfrey gibi Hollywood’un ünlü isimleriyle çalışan Amerikalı beslenme uzmanı Mark MacDonald geçen hafta İstanbul’daydı. İşte ünlü sağlık gurusu ile yaptığımız online sohbetten satırbaşları...

20 yıldır dünyanın farklı ülkelerinde seminerler veren beslenme uzmanı Mark MacDonald, sohbetimizde sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı.
Takviye gıda markası Kyani ile “Nitro Beslenme” isimli bir program geliştiren MacDonald’ın üç temel önerisi var: “Yediklerini vücudunun büyüklüğüne ve yaşına göre belirle, besin ihtiyacının açıkta kalan kısımlarını tespit et, bu ihtiyaçları doğru besinler ve takviye gıdalarla tamamla.”



HAREKETSİZLİK EN BÜYÜK DÜŞMAN

Glüten, süt ürünleri, tuz, şeker ve soya proteininin yanında hareketsizliğin en büyük sağlık düşmanı olduğunu belirten MacDonald, kolajen ve omega yağlarının da önemli olduğunu vurguladı: “Kyani ile geliştirdiğimiz Nitro Beslenme programında dengeli bir öğün, spor ve takviye gıda düzeni oluşturmak için yola çıktık. Kan şekeri düzeyini, sindirimi, dolaşımı ve kolajen esnekliğini sağlayan bir program oluşturduk. Pandeminin halen devam ettiği günümüzde yüksek bağışıklık ve daha uzun bir yaşam için hepimizin bu düzeni kurması şart.”

Yazının Devamını Oku

16 yıl sonra ilk kez

Londra sanat dünyası 2005 yılında Royal Academy of Arts’ta gerçekleşen “Turks” (Türkler) isimli sergi sonrası tarihinin en büyük Türk sanat etkinliğine hazırlanıyor. 27-31 Ekim arası yapılacak TA London Turkish Artweek’in organizatörü İngiltere’de yaşayan ressam Renk Erbil ile heyecan verici etkinliğin detaylarını konuştuk.

İlk Londra tablosu

Serginin organizatörü Renko London, galerinin kurucusu ressam Renk Erbil’in anlattığına göre Londra’nın en prestijli galerilerinden Saatchi’de gerçekleşecek etkinliğe Türkiye’den 17 farklı sanatçı, misafir olarak ise 4 farklı milletten toplam 21 ressam katılacakmış.

Devlet sanatçısı Devrim Erbil’in baş sanatçı olarak yer alacağı sergide ressamın ilk NFT eseri de satışa sunulacakmış.

Ama esas haber ise Devrim Erbil’in Londra’yı çizdiği ilk eserinin bu etkinlikte sergilenecek ve müzayedede satışa çıkacak olması.

İstanbul ve doğa temalı eserlerine aşina olduğumuz sanatçının Londra temalı tablosunun şehirdeki sanat çevrelerince büyük ilgi göreceği öngörülüyor.

16 yıl sonra Türkiye’den eserle Londra’da ilk kez bu büyüklükte düzenlenecek olan serginin açılış gecesine şimdiden 800 kişi katılım bildirmiş.

Devrim Erbil

Yazının Devamını Oku

Scheufele: İstanbul Türkiye’nin gerdanlığı

Dünyanın en ünlü saat ve mücevherat markalarından Chopard’ın kurucu ortağı ve kreatif direktörü Caroline Scheufele ile Londra’da katıldığımız James Bond galası sonrası bir araya geldik. İşte mücevher dünyasının gözde ismi ile sohbetimizden dikkat çekici anekdotlar...

Nazar boncuğu

İsviçreli Chopard markasının sahibi Caroline Scheufele ile görkemli “James Bond No Time To Die” filminin galası sonrası markanın ünlü Mayfair bölgesindeki mağazasında bir araya geldik.

Chopard’ın tasarımcıları, filmdeki Bond kızlarından ajan Paloma karakterini canlandıran Ana de Armas’ın taktığı “Green Carpet” koleksiyonu mücevherlerine ek olarak “Golden Hearts 007” isimli de bir koleksiyon hazırlamış.

Tam bir beyazperde tutkunu olduğunu öğrendiğim Caroline Scheufele’nin gözlerinden bu işbirliğinin heyecanı ve mutluluğunu okumak mümkündü. Bodrum, Monaco ve Moskova seyahatleri sonrası Londra’ya geldiğini söyleyen Scheufele “Pandeminin yavaşlamasıyla seyahatlerin artması mutluluk verici” dedi.

Caroline Scheufele, tüm koşuşturmasına rağmen kolundaki birçok bilekliği yanında götürmeyi ve takmayı ihmal etmediğini söyledi. Scheufele, nazar boncukluklu bilekliğini hiç çıkarmadığını ve nazara inandığını söyledi.

İlham veren Türkiye

Yazının Devamını Oku

Kraliyet galası

300 milyon dolarlık rekor bütçeyle çekilen James Bond serisinin son filmi “No Time To Die”ın Londra’daki galasını Arda Sayıner takip etti. İşte İngiliz kraliyet ailesinin katılımıyla taçlandırdığı görkemli galadan anekdotlar...

Tarihi mekan
Vizyon tarihi pandemi sebebiyle daha önce dört defa ertelenen “James Bond: No Time To Die” filminin galası, Royal Albert Hall’de yapıldı.


1867’de inşa edilen 5 bin kişi kapasiteli tarihi binanın İngiliz bayrağı renklerinde ışıklandırması dikkat çekiciydi. Kırmızı halı geçişinin düzenlendiği tören alanının girişinde salonu dolduracak binlerce misafir yağmura rağmen uzun kuyruklar oluşturdu.
Girişte herkesin Covid-19 testi sonuç belgesi ibraz ettiği gösterim için etkinlik alanının etrafındaki tüm caddeler trafiğe kapatıldı. Filmin oyuncuları dışında Hollywood dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı törenin gözdesi ise hiç şüphesiz etkinliği taçlandıran İngiliz kraliyet ailesi mensupları oldu.

Yazının Devamını Oku

Londra’da Kapalıçarşı

Mücevher markası Mevaris’in kurucusu Fatoş Altınbaş ile Londra’nın prestijli noktalarından tarihi Burlington Pasajı’nda açtığı mağazasında bir araya geldik. İşte Londra Moda Haftası’yla aynı dönemde Türk kültürünün yansıması olan yeni tasarımlarını beğeniye sunan Altınbaş’la sohbetimizden satır başları...

Kültürel misyon

Tam bir Kapalıçarşı tutkunu olduğunu gözlemlediğim Fatoş Altınbaş, geçtiğimiz yıllarda çıkardığı “Kapalıçarşı’nın Taşları” kitabının yansıması olan yerel taşlarla tasarlanan koleksiyonları Londra’ya taşıyarak Türk kültürüne ait yerel motifleri yabancılarla buluşturmuş. Hem de pandemiye rağmen.


Antropoloji dalındaki doktora eğitimini Kapalıçarşı’daki mücevher ustalığı üzerine tez yazarak tamamladığını öğrendiğim Altınbaş, şöyle dedi:
“Türk kültürünün yansıması olan tasarımları Londra’da sunmanın manevi değeri hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Bayrağımızdan ve mimari kültürümüzden ilham alan mücevherlerin İngilizler ve Londra’yı ziyaret eden turistler tarafından ilgi görmesi gurur verici. Kapalıçarşı ustalarının yüzyıllara dayanan emeğini ve onların mücevher dünyasına katkılarını anlatmak ise başlı başına benim için bir misyon.”

Bu sefer olmadı

Yazının Devamını Oku

Sarayda bir Türk markası

Sekiz ay önce İngiltere’de hizmet vermeye başlayan Getir, Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişini almış bile. İşte İngilizlere mutfak alışverişi kültürünü sil baştan öğreten markanın İngiltere müdürü Turancan Salur ile olan sohbetimizden anekdotlar...

TÜRK PRATİKLİĞİ

Londra ziyaretlerimde klasik siyah İngiliz taksilerinin üzerinde ve meşhur Picadilly meydanındaki billboard’larda Getir’in reklamını görünce, Londra gibi zor bir pazardaki bu girişimin hikayesini merak ettim.

Yurtdışındaki ilk açılımlarını İngiltere ile yapan markanın veliahtlarından Getir’in ülke müdürü Turancan Salur ile Londra’daki depolarının birinde bir araya geldik.

Pandeminin tam ortasında İngiltere açılımını gerçekleştiren marka, yüzde yüz Türk sermayeli bir teknoloji firması olarak 8 ay gibi kısa bir sürede ülke genelinde 63 depoya ulaşmış. Kendi teknolojisini üreten İngilizlere 10 dakika gibi kısa bir sürede mutfak alışverişi sunmanın büyük bir inovasyon olduğunu belirten Salur “Burada sunduğumuz teknolojinin içinde sadece kodlar değil, Türk iş kültüründe yer alan, Türk misafirperverliği ve hizmetinin mükemmelliğini sağlayan hız ve pratikliğin ciddi yansımaları var” dedi.

TELAFFUZDA SORUN YOK

Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişi aldıklarını söyleyen Turancan Salur “Büyük bir ihtimal sarayda çalışan yardımcılar bizden sipariş verdiler ve böylece Türkçe isminden taviz vermediğimiz o meşhur mor paketler İngiliz kraliyet saraylarından birine de girmiş oldu” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

GruosI: Türklerin mücevher zevkine hayranım

Yeni mağazasının açılışını İngiliz basınının “kralın dönüşü” diye duyurduğu ünlü mücevher tasarımcısı Fawaz Gruosi ile Londra’daki yeni mağazasında bir araya geldik. İşte mücevher dünyasının duayeni Gruosi ile sohbetimizden anekdotlar...

Pandemi durduramadı

Hollywood yıldızlarının sponsoru olan, Avrupa jet-setinin favori mücevherlerini tasarlayan Fawaz Gruosi, sektöre verdiği kısa bir aradan sonra Mayfair’deki yeni mağazasıyla yine gündemde.

Yarı Lübnan yarı İtalyan asıllı olan tasarımcı, hayatını tek kelimeyle gençlik yıllarından itibaren mücevhere adamış.

Çırak olarak girdiği sektöre utangaç bir insan olarak başladığını söyleyen tasarımcıya göre girişimci ruh ve kişisel ilişki ağı başarının sırlarından.

Yıllar içinde birçok mücevher markasının sektöründeki yükselişini sağlayan Fawaz Gruosi, mücevher endüstrisinin kurallarını ve tasarım trendlerini belirleyen bir “kral” olarak adlandırılıyor.

Pandemi başlangıcında Londra’da kendi markasıyla mağaza açan Gruoisi’yi açıkçası yüzyılın salgını bile durduramamış.

Pandemi döneminde yeni tasarımlarını beğeniye sunan Fawaz Gruosi, hem Birleşik Krallık’ta hem de dünya genelinde yepyeni tanıtımlara hazırlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Kraliçenin favorisi Türkiye’ye geliyor

İngiliz Kraliyet Sarayı’ndaki davetlerde Hint yemekleri sunmaya tek yetkili olan Londra’nın ünlü Hint restoran zinciri Madhu’s, Swissotel The Bosphorus Otel’in içinde yurtdışındaki ilk lokasyonunu açmaya hazırlanıyor.

Arda Sayıner - Amar Anand - Sanjay Anand - Uğur Talayhan

Şehrin en ünlüsü

Madhu’s restoranlarının sahibi Sanjay Anand ve markanın yeni jenerasyon olarak başına geçen oğlu Arjun Anand ile Londra’da bir araya geldim.

Bizi tanıştıran ise bu ünlü markayı Türkiye’ye yatırım yapmaya ikna eden Accor Otelleri Türkiye Lüks Markalar Direktörü ve Swissotel The Bosphorus’un Genel Müdürü, deneyimli turizmci Uğur Talayhan oldu. Madhu’s Londra’da 5 farklı üst segment lokasyonda geleneksel Hint yemekleri sunuyor. Özellikle ünlü Mayfair bölgesindeki restoranları görkemli iç mimarisiyle dikkat çekiyor.

Benim en çok etkilendiğim ise Londra’nın 45 dakika dışındaki Grove isimli golf otelinde açtıkları mekan oldu. Böylesine tarihi bir otelde markanın kurucusu Sanjay Anand’ın dedesinin geleneksel tariflerini tatmak oldukça keyif vericiydi.

Özellikle karnabahar dondurmasını çok yaratıcı buldum.

Yazının Devamını Oku

Aspendos’ta opera

Binlerce yıllık tarihiyle dünya turizminin ilgi odağı olan Aspendos Antik Tiyatrosu, 28. Uluslararası Opera ve Bale Festivali’nin açılışına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İşte “4. Murat Operası” ile görkemli bir açılışa hazırlanan festivalden detaylar...

Zaman tüneli
Geçtiğimiz gün iletişim dünyasının renkli isimlerinden Arzu Demirer’den harika bir haber öğrendim. Geçtiğimiz gün iletişim dünyasının renkli isimlerinden Arzu Demirer’den harika bir haber öğrendim.


Antalya’daki 28. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’nin açılışı, Türk operasının büyük ustası, ünlü besteci Okan Demiriş’e ait “4. Murat Operası”yla başlayacakmış. Oldum olası Aspendos’u dünyanın en prestijli opera mekanlarından biri olarak gördüm ve yabancı dostlarıma burayı geçmiş ile modern dünyayı bağlayan bir zaman tüneli olarak anlattım. İtalyan operalarının sergilendiği Avrupa’daki o gösterişli salonlar belki Türkiye’de yok ama binlerce yıllık tarihle bezenmiş antik tiyatrolar bence bu işin ruhuna çok daha uygun ve etkileyici.İçinde Ortadoğu’nun en büyük opera salonunun yer alacağı AKM’nin açılışına sayılı günler kala ülkemizdeki opera gündeminin tekrar hareketlenmesi ise ayrıca sevinç verici.

Tarihten notalarSultan 4. Murat Han’ın yaşamı, annesi Kösem Sultan ile ilişkileri ve dönemsel olaylardan esinlenilen konusu ile Türk opera repertuvarında önemli bir yere sahip olan “4. Murat Operası”, sıra dışı müzikleri, görkemli dekor ve kostümleri ile 4 Eylül Cumartesi akşamı saat 21.00’de Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından Aspendos Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan turizminde yeni dönem

Karabağ zaferinden sonra turizmde de büyük ve yeni atılımlar yapan Azerbaycan, sonbaharın yaklaşmasıyla ideal destinasyonlar arasında. İşte kardeş ülkenin keşfetmeye değer ziyaret noktaları...

SLOW FOOD KÜLTÜRÜ

Dekorasyonu ile eski dönem Azerbaycan’ı yaşayabileceğiniz, hem yerel hem de Rus esintisi lezzetler tadabileceğiniz noktaların başında My Dome geliyor.
Zincir halinde şehrin farklı noktalarında yer alan restoranın sahibi girişimci bir iş kadını Nargiz Kerimova. Yakında RMA grup ortaklığında aynı restoranı İstanbul’da açacaklarını öğrendiğim Kerimova’nın uyguladığı nostaljik konsept gerçekten keşfetmeye değer.
Şehrin diğer noktalarında ise Asya restoranı Chinar ve peynir üzerine uzmanlaşmış Syrovarnya isimli restoranlar Bakü’nün “slow food” (yavaş yemek) trendini yansıtan mekanlar arasında.
Başkentin gece hayatına dair nokta atışı olarak önerebileceğim yer ise Orange isimli kulüp. Açık hava konseptli mekan Covid-19 şartlarına göre tekrar dizayn edilmiş. Ortadaki ufak havuzu ve daire şeklindeki mimarisiyle eğlenceli bir teras alanı ortaya çıkmış.

TARİH DOLU BAĞCILIK

Yazının Devamını Oku

Milano’da Türk misafirperverliği

Dünya genelinde işlettikleri 34 havalimanındaki lounge alanı ile Türk misafirperverliğini yurtdışında temsil eden TAV İşletme Hizmetleri, gastronomi dünyasının en iddialı coğrafyalarından İtalya’da Milano ile büyüyor.

İTALYANLARA TÜRK KAHVESİ

Geçen hafta TAV İşletme Hizmetleri CEO’su Güçlü Batkın ile Bodrum’da işlettikleri lounge alanında bir araya geldim. Batkın uluslararası vizyona sahip, TAV Havalimanları Holding A.Ş.’nin CEO’su Sani Şener’in kurumun genelinde uyguladığı inovasyon ilkelerini benimsemiş, girişimci bir lider.


Güçlü’nün anlattığına göre Türk misafirperverliğini yurtdışında tanıttıkları global noktalara bir yenisini daha ekleyerek İtalya’da TAV lounge hizmetleriyle genişlemeye başlamışlar.
Roma’daki Fiumicino Havalimanı’nın ardından Milano’daki Bergamo Havalimanı’nda da 750 metrekarelik bir alanda lounge hizmeti sunuyorlarmış.
Türk ve İtalyan mimarisinin ortak çizgilerini taşıyan lounge alanı, başta espresso düşkünü İtalyanlar olmak üzere tüm yolculara Türk kahvesinin ikram edildiği yalın ama iddialı, şık bir mekan olmuş.

BERMUDA HEDEFİ

Yazının Devamını Oku

EMİNA’DAN BELGRAD ROTASI

Sırbistan’ın pop müzik yıldızı Emina Jahovic ile Belgrad ziyaretim öncesi bir araya geldim. Kendisinden yapacağım seyahat için öneriler aldım. İşte ünlü sanatçının Belgrad’daki ziyaret rotası...

SOSYAL KULÜP

Emina Jahovic ile Four Seasons Bosphorus Otel’in kahvaltısında buluştuk.

Emina’yı enerjik, kozmetik markası Yaemina’nın gündeminden dolayı yoğun, ajandasındaki müzik çalışmaları sebebiyle de motive ve heyecanlı gördüm. Kahvaltımızda Belgrad ziyaretim öncesi şehre dair nokta atışı tavsiyeler aldım.

Otel rezervasyonumu sanatçının önerisiyle 1927’de inşa edilmiş tarihi bir binada olan Pavillion Social Club Otel’e yaptırdım.

Bir sosyal kulüp mantığında kurulan otel, prodüktör, ressam, ses sanatçısı ve gazetecilerin gün içinde buluştukları bir nokta.

Giriş katındaki restoran alanı ve çağdaş sanat eserleriyle donatılmış bar bölümü otelin dikkat çeken noktaları.

Eskiden İran Büyükelçiliği olan nostaljik bina, aslına sadık kalınarak renöve edilmiş.

Yazının Devamını Oku