Paylaş
20 metre tavan yüksekliği
İlk durağımız, yıllarca süren inşaatın ardından Mayfair’in tam da göbeği diyebileceğimiz bir noktada hayata geçen Restoration Hardware.
Kısaca RH diye adlandırılan ve aslen mobilya ile dekorasyon ürünleri sunan marka, bu üç katlı dev mağazada adeta bir şov yapmış.

1979 yılında bir hırdavatçı olarak başlayan markanın hikâyesi bugün sekiz ülkede devam ediyor.
Tasarım dünyası ile gastronomiyi birleştiren binada, Amerikan mutfağı sunan, tavanı 20 metre yükseklikte bir ana restoran konumlanmış. Tam anlamıyla göz alıcı.
Terasta The Perch isimli, temsili kuş kafeslerinden oluşan açık hava restoran yine benzer bir Amerikan mutfağı menüsü sunuyor.
Aynı kattaki bar alanı, şömineler etrafına konumlanmış geniş koltuklarıyla keyifli.
Giriş kattaki kafe bölümü ise oturma alanı sunmazken, elinize bir kahve alıp adeta bir müzeyi anımsatan katlardaki yatak odası ve salon mobilyalarını incelemeniz için keyifli olabilir
Eski karargâhta bir restoran
Londralıların uzun zamandır beklediği bir diğer restoran markası Langosteria, şehrin Westminister bölgesinde açıldı.
Başbakanlık binasının hemen karşısında, İkinci Dünya Savaşı’nda Churchill’in karargâh olarak kullandığı binadan dönüştürülen Raffles Otel’de konumlanan restoran şu an şehrin en popüler mekânı.

2007’de Milano’da hayata geçen marka, ardından Paris ve St. Moritz’de açılmıştı.
Klasik İtalyan mutfağı lezzetlerinden çok deniz mahsulleri ağırlıklı bir menü sunan mekândaki aksesuvarların detayları diğer lokasyonlarındaki gibi yine çok göz alıcı.
Menüde Breton ıstakozu bulunması, zor bir balık türü olmasıyla dikkatimi çekti.
Fransa’nın kuzeybatısındaki Bretonya yani İngiliz kıyısı yakınlarındaki bölgeden adını alan ve burada yakalanan bu kabuklu, canlıyken sahip olduğu koyu lacivert-mavi rengiyle tanınan, dünyanın en lüks deniz ürünlerinden biri.
Bunun dışında Tonno Rosso O-Toro isimli, mangalda hafifçe pişirilen ve yarı çiğ olarak servis edilen, Sicilya usulü kabakla eşleştirilen ton balığı ile King Crab Special Edition 2007 adlı, markanın kuruluş yılına ithafen hazırlanan kral yengeç tabağı favorim oldu.
Neden kral diyorlar?
Kral yengeç tadımımız sonrası öğrendim ki bu kabuklu deniz canlısına “kral” ibaresini büyüklüğü veya lezzeti sebebiyle vermemişler. Ortaçağ kralları sıkça böğürtlen yediği ve sonrasında dişleri mavi olduğu için halk kralın kanını mavi zannedermiş. Gelelim yengecin bununla ilişkisine...
Yengeçlerin kanları damarlarındaki bakırdan dolayı mavi. Yani avlandıklarında kanları mavi akmakta.
İşte yengeçteki bu mavi kanı gören halk, bu durumu kralların o mavi zannettikleri kanına benzeterek yengeçlere de kral lakabını takmışlar.
Keza soylu insanlara “mavi kan” yakıştırması yapılmasının nedeni de yine aynı hikâyeye dayanıyor.
Paylaş