Paylaş
TERMİNALDE KARAGÖZ İLE HACİVAT
Ramazan ayı, yüzyıllardır bu coğrafyada sadece bir takvim dilimi değil; paylaşmanın, iradenin ve birlikte olmanın sembolü. Bu ruh yalnızca mahalle aralarında, iftar sofralarında ya da eski şehir meydanlarında yaşanmıyor. Bunun bir örneği de İGA İstanbul Havalimanı’nın ramazanın kültürel mirasını küresel bir vitrine taşıdığı proje.

Skytrax tarafından “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” seçilen işletme, bu unvanın altını dolduracak ölçekte bir organizasyona imza atmış. Terminalin kalbinde kurulan “Ramazan Şenliği”, klasik bir tematik süslemenin ötesinde; geleneksel değerleri teknoloji, sanat ve deneyimle harmanlayan bir platform niteliğinde olmuş.
İç ve dış hatlarda konumlanan alan, modern bir köy meydanı tadında.
10.00-22.00 arası açık olan etkinlik noktalarında ziyaretçiler kaligrafi ve ebru sanatçılarının canlı performanslarını izleyebiliyor, atölyelere katılabiliyor ya da çocuklarıyla birlikte nostaljik bir atlı karıncada zaman yolculuğuna çıkabiliyor.
Burada asıl dikkat çeken unsur, geçmişin yalnızca sergilenmiyor oluşu; yeniden yorumlanması. Geleneksel gölge oyununun simge karakterleri Karagöz ve Hacivat haftalık gösterilerle yolcularla buluşurken, aynı tema dijital platformlarda oyunlaştırılmış deneyimlere dönüşüyor. Böylece kültürel miras hem analog hem de dijital dünyada eş zamanlı yaşıyor.
DİJİTAL BİR DİLEK, KÜRESEL BİR MESAJ
Selahattin Bilgen CEO’luğunda yönetilen kurumun inovasyon vizyonu, Ramazan konseptine de güçlü biçimde yansıyor. “Dijital Dilek Ağacı” enstalasyonu, ziyaretçilerin iyi dileklerini interaktif bir görsel şölene dönüştürüyor.
Deneyim alanlarında ise dört farklı konsept öne çıkıyor: Dijital ebru ve hat sanatından ilham alan estetik arka planlar, İstanbul’un tarihsel siluetine modern bir bakış, VR destekli fütüristik bir Ay yolculuğu ve geleneksel gölge oyununun dijital yorumu.
Kültür ve teknolojiyle zenginleşen bu atmosfer, geleneksel tatlarla tamamlanıyor.
Gün boyunca ücretsiz ikram edilen şerbet, hurma, Osmanlı macunu ve pamuk şeker gibi lezzetler, seyahati sadece bir ulaşım eylemi olmaktan çıkarıp duyusal bir bağa dönüştürmüş.
Etkinliğin belki de en anlamlı bölümü ise Ramazan Postanesi.
Yolcuların sevdiklerine yazdığı özel kartlar, havalimanı aracılığıyla dünyanın dört bir yanına ulaştırılıyor. Böylece İstanbul’dan çıkan bir mesaj, farklı kıtalarda bir iftar sofrasına dokunabiliyor.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: Ramazan artık sadece bir inanç ayı değil, bu güzellikleri diğer nesillere ve toplumlara aktaracak bir deneyim dönemi.
Böylesine bir misyonun İstanbul’un dünyaya açılan kapısında hayat bulması ise bir o kadar umut, heyecan ve gurur verici.
Paylaş