BECKHAM İMPARATORLUĞU ÇÖKÜYOR MU?

Son günlerde David Beckham’ın oğlu Brooklyn Beckham’ın ailesiyle olan mesafesi konuşuluyor. Bu mesafenin etkileri tartışılıyor. Çünkü ortada yalnızca baba-oğul kırgınlığı değil, bir “marka ailesi”nin meselesi var.

Haberin Devamı

NEFES ALACAK ALAN KALMADI

David Beckham bir dönem dünyanın en çok fotoğraflanan futbolcusu değil, aynı zamanda modern çağın en başarılı “aile markası”nı kurdu. Beckham soyadı artık bir sporcu geçmişinden çok, bir imaj sistemini adı oldu. Dolayısıyla bu sistemin içinde yaşanan en küçük çatlak bile, dışarıdan bakınca sıradan bir aile tartışması gibi değil, daha büyük bir şey gibi algılanıyor.

Son günlerde David Beckham’ın büyük oğlu Brooklyn Beckham’ın ailesiyle olan mesafesi, basına yansıyan küslük iddiaları tam da bu yüzden bu kadar dikkat çekiyor.

BECKHAM İMPARATORLUĞU ÇÖKÜYOR MU

Çünkü ortada yalnızca bir baba-oğul kırgınlığı değil, bir “marka ailesi”nin içinde büyümüş genç bir adamın kendi kimliğini araması, sınır çizmesi ve belki de ilk kez “kendi tarafını” seçmesi var.

Haberin Devamı

Oysaki Beckhamlar yıllardır net bir stratejiyle bir arada yürüdü. Bu tür markalaşmış ailelerin görünmeyen bir kuralı vardı: Her bireyin hayatı, biraz da ortak hikâyenin malzemesidir.

Doğum günleri, evlilikler, tatiller... Hepsi kamusal bir anlatının parçasına dönüşür.

“Biz böyle bir aileyiz” mesajı, her fotoğrafta tekrar edilir.

Bu anlatı güçlüdür ama bedeli de vardır: Bazen bireyin nefes alacağı alan daralır.

İMPARATORLUK AYAKTA KALACAK MI?

Brooklyn Beckham’ın bu sistemin içinde büyümesi zaten başlı başına bir psikoloji konusu. Çünkü bir yandan dünyanın en çok sevilen ailesinin çocuğusun, diğer yandan da ne yaparsan yap, “David Beckham’ın oğlu” etiketi seni yakalar.

Şeflik denersin, fotoğrafçılık denersin ve kamuoyu bir anda jürin olur. Oysa sıradan bir genç, deneyerek büyür. Beckham’ın oğlu ise deneyerek büyüdüğünde bile dünyaya karşı savunma yapmak zorunda kalır. Tam da bu noktada bir de evliliklerin rolü devreye girdi.

Brooklyn’in Nicola Peltz ile evliliği, iki ayrı “aile düzeni”nin birleşmesi anlamına geldi. Bir taraf Beckham hanedanlığı: Disiplinli, İngiliz ve kurumsal...

Diğer taraf Peltz tarafı:

Haberin Devamı

Amerikan vari bir umursamazlık, zenginlik, Hollywood tarzı daha agresif bir özgüvenle hareket eden bir yapı.

Böyle birleşmelerde çiftin en büyük sınavı, sadece birbirini sevmek değil, iki ailenin güç dengesi arasında “biz” olabilmektir.

Beckham ailesinde ise yaşanan şey tam olarak şu: Bir dönemin en kusursuz görünen marka ailesi, ilk kez gerçek hayatın doğal kırılganlığıyla yüzleşiyor.

Ve bu aslında kötü bir haber değil. Aksine, insani bir haber.

Çünkü aile olmak bazen kırılmak ama yine de bir gün yeniden konuşabilmektir.

Gerçek olgunluk, çatlakları saklamak değil, o çatlakları utanmadan, olgun bir şekilde tamir edebilmektir.

Brooklyn bir seçim yapıyor olabilir: “Ben artık sizin hikâyenizin yan karakteri değilim.”

Bu bir saygısızlık değil.

Bu büyümek.

Haberin Devamı

David Beckham’ın da yapması gereken şey, belki de ilk kez bir baba olarak değil, bir erkek olarak oğluna alan açmak.

Çünkü bazen en büyük babalık, kontrol etmek değil, geri çekilmektir.

Beckham imparatorluğu bu çatlağı kaldırır. Hem de çok daha güçlü biçimde.

Çünkü eğer bir aile gerçekten büyükse, sadece başarılarıyla değil, gerçekliği kabullenişle de büyür.

Belki de yıllar sonra bu dönem, Beckhamların “mükemmel” olmaktan çıkıp “gerçek” oldukları an olarak hatırlanacak.

Ki kanımca asıl değer de gerçek olmak.

 

Yazarın Tüm Yazıları