Paylaş

ÜNLÜ OYUNCUDAN ANLATIM
Londra’nın ünlü fuar alanı Excel’deki Immerse LNDN’da geçen hafta açılan The Time Walk (Zamanda Yürüyüş) isimli yeni nesil müzeye ilgi büyüktü.
DEM müzecilik tarafından hayata geçirilerek, dünyadaki 5 kadim uygarlık olan Mısır, Babil, Maya, Rapa Mui ve Göbeklitepe’nin tarihini görsel bir şölenle aktaran müze alanında kurulan dev pavilyonlar ışık ve ses efektleriyle ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkarır nitelikteydi. Bu teknolojik şova eşlik eden, dönemin kıyafetlerini giyen oyuncular da anlatımlara bir o kadar inandırıcılık katmıştı doğrusu.
Anlatım demişken... Müzede dağıtılan kulaklıklarda Türkçe anlatımların ünlü oyuncu Selçuk Yöntem’e ait olduğunu fark ettim.
Yöntem’in o derin sesi, tarihin derinliklerindeki hikâyelere açıkçası çok yakışmıştı. Dinlediğim tüm müzikler ise bu dijital müzedeki sunumlar özelinde orkestralara canlı olarak kaydettirilmiş, her bir uygarlığın kültürüne ait enstrümanlarla özel besteler hazırlanmıştı.
Tüm bu emekleri, detayları Londra’nın merkezinde görünce 23 milyon pound’luk (yaklaşık 1.5 milyar TL) yatırım bütçesinin nereye gittiğini kısmen anladım.
Açılışta konuşma yapan DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu ile yaptığım sohbette ise bu yatırımın 5 milyon pound’luk bir pazarlama bütçesiyle 28 milyon pound’a yükseleceğini öğrendim.
Bildiricioğlu’nun yabancı basın, uluslararası ünversitelerden gelen akademisyen ve uzmanlarla düzenlediği açılış kokteylinde heyecanı da gururu da yüksekti.
Bildiricioğlu “Klasik müzeciliğe duyduğumuz saygıyla ileri ve çok duyulu teknolojilerle tarih anlatıcılığı yapıyor ve yaptığımız işi deneyim müzeciliği olarak tanımlıyoruz. Londra’daki bu yeni deneyim müzemizde Göbeklitepe’den başlayarak insanlık tarihine derin izler bırakmış uygarlıkları tek bir çatıda bir araya getiriyoruz. Türkiye’den dünyaya uzattığımız bu kültür köprüsünün ilk ayağı olan The Time Walk ile hedefimiz, binlerce yıllık kültürel mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve tarihin evrensel hafızasını birlikte yaşatmak” dedi.
GÖBEKLİTEPE BOYAMA KİTABI

İlk etabı, dünyanın en eski ibadet alanı olarak tescillenen Göbeklitepe ile başlayan dijital müzedeki 3 boyut hissini çok gerçekçi buldum.
Özellikle dev dalgalarla yaratılmaya çalışılan fırtına ortamındaki gerçek rüzgâr efektleri zekice bir kurguydu. Dijital müzecilik gerçekten birçok uzmanlığın, ziyaretçi beklentilerinin doğru anlaşılmasının, kurguda gerçekliğin sağlanmasının gerektiği, tek bir hatada veya yapaylıkta tüm büyünün bozulduğu, her bir detayın düşünülmesi gereken bir uzmanlık.
Müze çıkışında ise hediyelik eşya alanında Göbeklitepe adındaki boyama kitabını Londra’nın göbeğinde görmek hoşuma gitti doğrusu.
Süresiz olarak Londra’da açık kalacak olan serginin, ardından Japonya ve ABD’yi de dolaşması bekleniyor.
Yaz döneminde İngiltere’ye gelecek özellikle çocuklu ailelerin ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum.
Paylaş