Sadece evde oturan ben miyim?

Böyle bir haset, böyle bir kıskançlık biçimi var mı kardeşim? Herkes geziyor, tozuyor, eğleniyor, her şeyin en güzelini yiyor, en tatlısını içiyor, en baba yerlerde fink atıyor. Sadece ben evde oturuyorum. Nereden mi çıkardım? Instagram’a bakarsan öyle!

Haberin Devamı

*

 

Tarihi hatırlatarak nostaljiye sürüklemeyeceğim sizi. ‘Hiç aklınıza gelir miydi elinizde telefon olmadan yaşayamayacağınız?’ da demeyeceğim. Çektiğin resmi paylaşmadan duramadığın günleri de anımsatmayacağım. Bunlar en fazla Facebook zamanlarından hatırlayabileceğimiz, sıradan, naif günlerimizdi. Artık geride kaldılar...

 

*

 

Şimdi işler öyle değil! Instagram diye bir alışkanlığımız var ve bizi mahvediyor!

 

Neden mi?

 

Herkes çok güzel, herkes çok yakışıklı, herkes çok genç ve alımlı da ondan.

 

Bütün yemekler muhteşem bir sunumla sofralarda, tabaklar hep dolu ve bu masalarda can arkadaşlar, hep birlikte gülümsüyorlar.

 

Kimse yerinde durmuyor; herkes gezmelerde, memleketin dört bir köşesinde, yurt dışında, adı sanı bilinmedik ülkelerde, o ülkelerin en güzel beldelerinde gününü gün ediyor da o yüzden.

Haberin Devamı

 

Kızgın bir kimse, can sıkan bir mevzu yok, her şey yolunda, herkes mutlu, hayat ne kadar güzel!

 

*

 

24 yaşındaki moda blogger’ı bilmem kimin, sabahın köründe, mutluluk içinde Instagram hesabında paylaştığı; bin bir çeşit peynirli, rafadan yumurtalı, krepli, sıkma portakallı, mutluluk ve çilek kokan kahvaltısı ve altındaki ‘En güzel günler bir küçük gülümsemeyle ve güzel bir kahvaltıyla başlar’ yorumu sadece beni mi mutsuz ediyor?

 

Ya bir gece önceden aşırı yorgun, ya kafada bin bir düşünceyle güne başlamaya korkan bir durumda ya da sabahın köründe kemirdiğim simit dişlerimi acıtırken, uçuş uçuş perdelerin yaladığı sempatik kahvaltı sofralarına sadece ben mi gıcık oluyorum?

 

*

 

Demode Facebook’un canını yiyeyim, herkesin gayet sıkıcı bir hayatı var.

 

Twitter can pazarı zaten; herkes agresif, gergin ve mutsuz.

 

Instagram’dır benim kafamı bozan!

 

Herkes mutlu, ben hariç!

 

*

 

Herkesin arkadaşı çok, var olanların hepsi can ciğer, millet gruplar halinde mutluluktan uçuyor, birbirlerini çok seviyorlar, mutlu mesut yaşıyor ve ne kadar çok eğleniyorlar!

 

İçtikleri kahvenin tadını çıkarıyorlar, telefondan odama sızan kahvenin kokusu tek başıma oturduğum bilgisayar masasının yanında duran on dördüncü çayın kokusunu hemen bastırıyor.

Haberin Devamı

 

Attıkları kahkahalar resimden, videodan çıkıp etrafımı sarıyor.

 

Benim hiç arkadaşım yok mu acaba?

 

Kimsenin para pul derdi de yok gördüğüm kadarıyla. Gezme tozma bitmiyor, gece parti resimlerine sabah kahvaltıları ekleniyor. Ardından içilen kahveye öğle yemeği resimleri yapışıyor, sonra akşam hazırlıkları ve harika bir eğlence yine...

 

Demek sıkıntı çeken de sadece benim!

 

Uzaktan tanıdığım ama işini gücünü bildiğim şu herif... Aileden zengin herhalde, yoksa ortalığın durumu belli? Bir gün Londra’da en sevdiğim grubun konserinde, ertesi hafta Venedik’te gondol tepesinde, bak bu hafta da Erciyes’te karların içinde!

 

Sadece ben mi evdeyim?

 

 

*

 

Biliyorum, benim gibi hissedenler var ve evet, maalesef durumumuz bu.

Haberin Devamı

 

Kendimize işkence etmek için sürekli gezen, tozan, yiyen, içen, eğlenen, takılan, kaygısız insanları – ya da kaygısız görünmeyi hedeflemiş bizim gibilerini - takip ediyoruz.

 

Böylece, kendimize her gün, başkalarının aşırı mutluluğundan oluşan mutsuzluk enjekte ediyoruz.

 

*

 

Instagram da sağ olsun, yeni algoritmasıyla bunu destekliyor!

 

Eskiden takip ettiğiniz insanların paylaşımları, sizin ekranınıza kronolojik olarak düşüyordu, biliyorsunuzdur. Şimdi öyle değil. Instagram, takip ettiğiniz ve ilgi duyduğunuz içeriklere üst sıralarda yer veriyor. Yani siz bir şeye sardırdıysanız, Instagram da bu takıntınızı burnunuzun dibinde tutmaya devam ediyor!

 

Yepisyeni algoritmasıyla, yangına körükle giden Instagram’da; daha çok beğenilen, daha çok izlenen, daha çok takipçisi olan hesaplar öne çıkıyor, diğerleri her zamanki gibi geride kalıyor.

Haberin Devamı

 

Dolayısı ile, gıcık ola ola izlediğiniz el alemin mutluluk dolu paylaşımları, sabahın köründe karşınıza dizilmeye başlıyor.

 

*

 

Dün bensiz mi eğlenmiş bu kadar arkadaşım bir arada? Aramadılar bile!

 

Ne ara gitti bu kız Amerika’ya? Nasıl gitti? Bize hiç nasip olmayacak herhalde!

 

Bu adamda da ne para varmış? Herif yine arabayı değiştirmiş!

 

Mutluluktan öleceksiniz ailecek, hiç mi derdiniz yok sizin arkadaş! şeklinde artarak büyüyen haset, sabahın ilk ışıklarında henüz dolmayan yaşam enerjisi depolarımızı boşaltıyor...

 

*

 

Ben hariç herkes gülüyor, eğleniyor, en güzel kahvaltıları ediyor, en kokulu kahveleri içiyor, yazın en güzel denizlerde yüzüyor, kışın en beyaz karlarda yuvarlanıyor.

Haberin Devamı

 

Bize de ‘Galiba sadece benim’ diye düşünmek kalıyor.

 

*

 

Ne ettim sana ben Instagram?

 

İki paylaşım yapacağım derken, mutluluğumu aldın elimden...

 

*

 

Ankara’lılara özel bir duyuru: 17 Ocak Perşembe akşamı saat 21:00’de Gaga Play’de tek kişilik oyunum var. İstanbul’da izleyenlere sorun bakın, çok da komik olduğunu söylüyorlar. Ben kalkıp oraya kadar geliyorum; ‘Hava buz, yarın iş var, perşembe gecesi dışarı çıkılır mı?’ şeklinde bahane kabul etmiyorum bakın. Mekan ağzına kadar dolacak ki, daha sık gelmeye cesaretimiz olacak! Çok güleriz, çok eğleniriz ve tanışırız. Hatta Instagram için mutluluk dolu fotoğraflar bile çekeriz, ha?

 

*

 

Not: Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

 

Yazarın Tüm Yazıları