İçimizdeki sapıklar!

İzliyoruz, seyrediyoruz, önce haberleri okuyoruz, ardından içimizden lanet okuyoruz!

Haberin Devamı

Evimizdeyiz, kendimizce en güvenli yerimizdeyiz...

 

 

Şaşırıyoruz, ‘olmaz bu kadar!’ diyoruz, küçücük bebişlerin istismarına üzülüyoruz, ‘istismar’ kelimesinin durumu tam olarak anlatamamasına sığınıyoruz ve maalesef hayatımıza devam ediyoruz.

 

 

İstismar deyince, karanlık bir elin, kapkara bir beynin, hayata yeni başlamış bir bebişin geleceğini kararttığını tam olarak algılayamıyor, o pis eli (çok özür dileyerek söylüyorum) kendi apış aramızda hissetmiyoruz!

 

Sert mi oldu?

 

Sert olsun!

 

 

Uyanın artık!

 

Haberin Devamı

Çocuklarımıza, bebişlerimize, hayatının baharına bile varamamış yavrulara; karanlık eller, karanlık odalarda dokunuyorlar!

 

Uyanın!

 

 

Bir takım cani babalar, insanlık dışı dayılar, bir yere koyamadığımız amcalar, evin içinden kuzenler, arkamızı döndüğümüz en yakın akrabalar, her gün günaydın dediğimiz komşular, pis düşüncelerini kontrol edemeyen sapıklar, aile içi teröristler, hainler... Maalesef bizden biri gibi görünüyorlar. Hepimizin yeğenlerine, kardeşlerine, çocuklarına, bebişlerine göz dikiyorlar.

 

 

Hangi terörle mücadele ekibi, hangi kırmızı bereli yiğit, hangi özel harekat; içimizdeki bu sapıkları, bu gerçek teröristleri yok edecek? Yok edebilir?

 

 

Biz ne ara bu hale geldik?

 

 

Haberin Devamı

Ne ara bir bebeğe cinsel arzu duyar hale düştük?

 

İnanın yazarken bile utanıyorum...

 

 

 

Demek çocuk on iki yaşındaysa sapkınlığın cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis...

 

Ya zavallı çocuk on üç yaşındaysa?

 

Çocuk aynı çocuk, sapık aynı sapık. Cezası neden değişiyor?

 

Siz kanuna, yaşa takılmayın. Ne derlerse desinler, on sekiz yaşının altındaki her birey henüz çocuktur!

 

 

 

Uyanın sevgili dostlar...

 

Etrafınıza daha dikkatli bakın. Bir yerlerde, belki hemen yakınınızda bir kirli el, bir çocuğun geleceğini çalıyor.

 

Sessiz kalmayın!

 

 

 

Sevgili arkadaşım Petek Berker’in ve duyarlı dostlarının hayata geçirmeye çabaladığı bir kampanya var: #onunsesisenol

 

 

 

Çaresiz ya da cahil anneler var, çocuğuna cinsel tacizde bulunulurken arkasını dönen. Her şey ortaya dökülmüşken bile şikayetçi olmayan aileler var. Örtbas eden var, görmezden gelen var, utanan var, söylemeyen var, korkan var, söyleyemeyen var.

 

 

 

Haberin Devamı

Sen sessiz kalma! Onun sesi sen ol!

 

 

 

Ne mi yapacaksınız bir çocuğun cinsel istismarına tanık olduğunuz durumda?

 

  • Öncelikle, eğer bir çocuk size istismarı haber veriyorsa, siz bunu hiç vakit kaybetmeden çocuk savcılığına bildirmek zorundasınız! Bunu bildirmemek de bir suçtur!

 

  • Yakınınızda bir çocuğun istismarından şüphe duyarsanız inceleyin, gözlemleyin ve asla şikayette bulunmaktan çekinmeyin. Unutmayın, bir hayat kurtarıyorsunuz!

 

  • Çocuk savcılığı adliye içerisinde bulunuyor ve ister inanın, ister inanmayın, çok hızlı çalışan ve işini şansa bırakmayan bir birim. Şikayet edin, takipçisi olun!

 

  • Savcılığın devreye girmesi için suç duyurusunda bulunulması şart. Ancak, suç duyurusu saat 16:00’ya kadar yapılırsa savcılık aynı gün çocuğu korumaya alabiliyor. Her dakikanın önemi var, bir hayatın yok olduğunu unutmayın!

 

  • Suç duyurusu yapılır yapılmaz çocuk korumaya alınıyor, diğer tüm işlemler ve araştırmalar sonra yapılıyor. O yüzden ihbar ve suç duyurusu çok önemli!

 

  • Alo 183 hattı, gelen ihbarı çocuk savcılığına bildirmekle yükümlüdür. Olabildiğince somut bilgilerle ihbarda bulunun. Sorumluluk almaktan ve işlemleri başlatmaktan çekinmeyin, tek çare siz olabilirsiniz!

 

  • Yanı başınızda bir hayat sönüyorsa, yapmanız gereken bir hayat kurtarmak için ilk adımı atmak!

 

 

 

Mazlum haykıramıyor olabilir, sen zalime dur de!

 

Onun sesi sen ol!

 

 

 

#onunsesisenol

 

 

 

Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

 

anlatanadam@gmail.com

Yazarın Tüm Yazıları