"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Bir Dilek tutamadık!

Tutamadık, çünkü dilek tutmayı bilmiyorduk...

*

 

Eczacılar bas bas bağırıyordu. Kanser ilaçları hastalara ulaşmıyordu, bazı ilaçlar karaborsa haline gelmişti.

 

Tekirdağlı, kanser hastası, gencecik Dilek; zamanının bakanı, bugünün hayırseveri(!) Erdoğan Bayraktar’ı cami önünde kıstırdı. Derdini haykırdı. ‘İlaç bulamıyoruz!’

 

*

 

Bakan bildiğiniz gibi vicdanlı bir insandı. Cebinden bir balya çıkardı, kızcağızın eline para tutuşturdu. Kız almayı istemeyince ‘Al işte bunu, parayla al, başka ne yapacağım? Orada epey para var’ diyerek namaza girdi.

 

*

 

Bekledi Dilek. Namaz çıkışında Bakan’a seslendi ‘Bakanım, kimseye bir zararım yok! Yanlış anlaşıldım, ben dilenci değilim!’ diyerek, eline tutuşturulan parayı iade etti.

 

‘İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım, görüyorum ki, çaresizliği hayatınızda hiç tatmamışsınız...’

 

Durduramadılar, ağlayarak uzaklaştı.

 

*

 

Haber oldu Dilek.

 

Bir başka bakan dedi ki haberler üzerine, ‘Sayın Bakanımız 2000TL vermiştir.’

 

200-300TL vermişti gerçi Dilek’in dediğine göre ama zaten almamıştı ki? Ne önemi vardı meblağın? Kızcağız sorununa çare arıyordu, bahşiş peşinde değildi...

 

*

 

Alışmıştı çünkü bizim büyükler. Çaresiz insan çoktu, sokakta yakalayan yardım istiyordu. Para odaklı yaşarsan, para vermek de yardımın adı oluyordu. Halbuki ilaç istiyordu kız parasıyla almak için. Hayırsever bakan anlayamadı olayı. Para vermişti ya? Daha ne yapsındı?

 

*

 

Geç de olsa Türk Eczacılar Birliği ve Edirne Eczacılar Odası Dilek’in ilaçlarını tamamladı.

 

*

 

Ama düzelemedi Dilek. Sadece ilaçla yenilmiyordu bu lanet kanser çünkü. Yüksek moral de çok önemliydi. Kanser hücreleri Dilekciği içinden tüketirken, bizim sistemimiz de dışarıdan tüketiyordu. Kızcağızın stresten arınmış bir mücadele vermesi gerekiyordu. Ama kendini ortaya atması, yardım dilenmesi gereken bir ülkede yaşıyordu.

 

27 yaşındaydı, öğretmen olacaktı. Yaşasaydı belli ki onurlu ve özgüvenli öğrenciler yetiştirecekti.

 

*

 

‘İş bulamıyoruz!’ diye kendini yakana ‘git kendini sarayın önünde yak’ şeklinde ironi yapan bir muhalefet, ‘ilaç bulamıyoruz!’ diye yol kesen kanser hastasına bahşiş veren devlet yöneticileri vardı.

 

Sende olsa başını sokacak ev alacağın değerde saati hediye alan, bin yıl çalışsan kazanamayacağın paraları cukkalayan ve sonrasında da Allah katında affedilmek için cami yaptırmaya çalışan zihniyetler vardı.

 

*

 

Vicdanlı, empati yoksunu olmayan, kendinden çok insanını düşünen, başkasında yokken kendi varlık içinde yaşayamayan, toplumun bu sıkıntılı döneminde gözüne uyku girmeyen insanlar yok mu memlekette?

 

‘Sana bi tomar para verdim, daha ne yapayım?’ demeyecek, konuyu dikkatle dinleyip çözümü ile ilgili yetkililerle konuşacak ve takipçisi olacak devlet adamları nerede?

 

*

 

Daha güzel, daha adil, daha özgür, daha hoşgörülü bir Türkiye için dilek tutsak, Dilek gibi kardeşlerimizi de hayatta tutabileceğiz aslında.

 

Farkında değiliz.

 

Mekanın cennet olsun Dilek kardeş...

 

*

 

Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

 

anlatanadam@gmail.com

X