Anlatanadam

Ufak ufak takılalım

30 Eylül 2018
Euro 2024’ün Almanya’ya verilmesine, Nusret’li tanıtım filmimize, CIA’nin Türkçe bilen eleman aramasına, Miss Turkey ödülünü alan kızımızın estetik harikası olmasına ufak ufak takılalım da, pazar günümüz şenlensin biraz.

Euro 2024 için bayağı da heveslenmiştik milletçe. Kafamızın bir köşesinde ‘kesin bize vermezler aga’ cümlesi yankılanadursun; Eurovision’da birbirlerini puanlıyorlar kardeşim! düşüncelerini aşmış, birinci olmuş millettik biz.

Neden olmasındı ki? Katar gibi bir ülke 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacaktı sonuçta. Türkiye kaç Katar ediyor, biliyor musunuz?

Bir tarafta Avrupa’nın devi Almanya; diğer tarafta futbol aşığı, bu şampiyonaya gerçekten moralman ihtiyacı olan bir Türkiye.

Altyapı hazırlıkları falan tamamdı ama tanıtım filmini izleyince ve Nusret’in ‘saltbae’ hareketiyle dirsekten futbol topu tuzladığını görünce içimiz az sıkışmadı değil. Bu fikri bulan ve özellikle onaylayanları tebrik ediyorum(!) İçinde bulunduğumuz sportif durum bundan daha iyi anlatılamazdı!

Sonuçta öyle ya da böyle vermediler işte. O kadar da hazırlık yaptık, film çektik, masraf ettik ya. Durumlar zaten sıkışık, bence hazırlık masraflarımızı geri ödesinler!


Yazının Devamını Oku

Antidepresanlaştıramadıklarımızdan mısınız?

26 Eylül 2018
Fransa’nın şarabı, İtalya’nın peyniri gibi meşhur ‘İsviçreli Bilim Adamları’ 50’li yıllarda şizofreni tedavisini araştırırken fark ediyorlar ki, buldukları ilacı depresyon belirtileri gösteren sıradan insanlar kullanınca bir neşe hali, sosyalleşme, kendini daha iyi hissetme gibi sonuçlar elde ediliyor.

İşte o an, bir altın madeninin üstünde olduklarını algılıyorlar. Tamamen duygusal(!) nedenlerle bu mucizevi tedaviyi az sayıdaki şizofreni hastaları yerine tüm dünyayla paylaşmaya karar veriyorlar. Zaten buldukları ilaç şizofreni hastalığını daha kötü hale getiriyor!

 

*

 

1987 yılındaysa bir devrim gerçekleşiyor. Prozak adlı yeni ilaç sadece Amerika’da ayda 650bin kişiye reçete edilerek bir rekor kırıyor. İlaç endüstrisinin o tarihlerde bile milyar dolar gördüğü ilk satış rekorları yakalanıyor. Adına filmler çekiliyor, dünya genelinde düzenli kullanım, anında 10 milyon kişiye ulaşıyor.

 

Bu satışların, bu yayılmanın çok erken olduğu ve ilacın gerçek sonuçlarının beklenmeden yaygınlaşmasının hala tartışıldığı da bir gerçek.

 

Yazının Devamını Oku

Pazar Testi

23 Eylül 2018
Benim testler malumunuz; cevabı belli, niyeti daha da  belli, çözerken kafayı yormayan, test olduğu bile şaibeli bir eğlencelik, çıtır çerez. Pek güzel tepkiler gelince, ‘Bir kaç haftadır neden yapmıyorsunlar’ artınca, bir pazar testi daha hazırladım sizlere.

Her zamanki gibi doğru cevap (e) şıkkı. Haydi kolay gelsin!

 

*

 

Bizim ülkede pek popüler, kendi ülkesinde sonsuz ve son derece olumsuz tartışmaların öznesi, Venezuela Devlet Başkanı Madurro; geçtiğimiz hafta ne yapmıştır da, tüm dünyanın gündemine oturmuştur?

 

a)Ülkesinde enflasyonun yüzde seksen üç bin olmasıyla

b)Değersizleşen para birimi yüzünden vatandaşlarının ‘antik takas’ sistemine geri dönmesiyle

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin Gerard Depardieu!

19 Eylül 2018
Filmlerini bir kenara bırakalım, uluslararası ününü, yeteneğini, aldığı sayısız ödülü, yaşını, başını, yaşına duyduğumuz saygıyı...

Bu abi, çok değişik bir insandır.

 

*

 

Fransız filmi dediğinde ilk akla gelenlerdendir.

 

Louis de Funes, Alain Delon, Jean-Paul Belmando, Vincent Cassel, Jean Reno dedin miydi, bence dünya sineması Fransız aktörlerinde bir durur...

 

Yazının Devamını Oku

Vizyonu geniş bir milletiz

16 Eylül 2018
Mersin’in Mamure Kalesi’nin resimlerini gördünüz mü?

Hazır girmişken internete, arayıp bulun bir. UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesine girmiş, el üstünde tutulması gereken, Roma döneminden kalma bir kale.

 

*

 

Restorasyon yapılıyor işte. Ne lazım?

 

- Surların merdivenleri aşınmış abi.

 

Yazının Devamını Oku

Bilgi bombardımanı altındayız!

12 Eylül 2018
Dibini göremediğimiz bir bilgi denizinin içindeyiz. Ne doğrudur, ne yanlıştır, hangisi gerçekten önemlidir bilemiyoruz!

Çocukları olanlar, hayatlarında hiç duymadıkları sorulara maruz kalıyorlar. Eskinin bilgileri geçersiz, yetersiz ve zayıf kalıyor. İnternette son derece aktif ebeveynler bile çaresiz...

Evde oğluşlarımla takılırken, hiç duymadığım bir müzik grubunun adıyla irkiliyorum!

Halbuki yaş aldıkça her şeyi kaçırırım, çok yakından takip ettiğim müziği kaçırmam diye düşünmüştüm.

Bir bakıyorum ki, sadece yeniyi takip etmek adına dinlediğim ve pek de hoşlaşmadığım Taylor Swift ve ergen Justin Bieber büyümüş ve bizim oğluşların gözünde tarih olmuş gibi görünüyor. Şaşırarak ben de tarih oluyorum...

Ariana Grande, Sia, Drake dinliyorum bizimkilerle aynı dili konuşmak için.

‘Kiki do you love me?’ esprileri yapıyorum, ‘Backpack Kid dansı’ şeyetmeye çalışıyorum...

Yazının Devamını Oku

Uzaklardan özleyenler

9 Eylül 2018
Ne oldu? Duruldu mu acaba memleketten alıp başını gitmek isteyenler? Tatlı yurtdışı hayalleri devam ediyor mu yoksa? ‘Yaşanmaz abi bu memlekette, baksana dolar kaç para oldu?’ diyenler azaldı mı?

Biz bu işin altından kalkarız diyenlerden misiniz, insan her şeye alışıyorculardan mı?

Ben ekonomist değilim, gerçek rakamlarla da ilgilenmiyorum gerçekten. Bilmem kaç yüz bin olmuş galiba son dönemde çeşitli yollarla tasını tarağını toplayıp gidenler. Gidenlere selam olsun, herkesin bir bildiği var elbet...

O kadar kolay bir karar olmadığının da farkındayım, ‘Ya sev, ya terk et!’ gibi kaba saba bir düşüncem de yok hayatla ilgili.

Kolay mı evini, hala hayattaysa ananı, babanı, büyüdüğün mahalleyi, her gün selamlaştığın bakkalı, ‘bu sana yaramaz abiciğim’ diye satamadığı malzemeyi sana kakalamayan mahalle manavını, kırk yılda bir görsen de görüşme ihtimalini sevdiğin çocukluk arkadaşlarını, en yakın kankanı, bildiğin, öğrendiğin her şeyi bırakıp gitmek?

Çalan telefonu yüzünü buruşturarak açtığın akrabanı bile geride bırakmak kolay mı?

Çekirdek aileni alıp gitmek, yepyeni bir hayata adapte olmak, her şeye sıfırdan başlamak kolay mı?

Yıllardır yurtdışında yaşayan bir arkadaşımla sohbet ettim geçen gün, uzun uzun.

Neler özlemiş neler...

Yazının Devamını Oku

Yarasın tosunuma!

5 Eylül 2018
Sosyal medyadan takip ediyoruz bizim tosunu.

Direk takipte değiliz de, yakın markajda olanlar sağ olsun, tosunun sadece gittiği gördüğü değil, bindiği gezdiği de, yediği içtiği de gözümüzün önünde her daim.

 

 

 

Önce Uruguay’daki evini, arabalarını dikizlemiştik milletçe. Bahçeli, koca bir evin önüne park edilmiş son model ciplere, spor arabalara hasetlenmiştik. ‘Mesele nasıl kazandığın değil, nasıl harcadığın’ diyen bir yanlış sistemi evlatlarımıza izah etmeye çalışmıştık.

 

 

 

Yazının Devamını Oku