GeriAhmet KARABIYIK Yapay zekâ ve muhasebeciler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yapay zekâ ve muhasebeciler

Yapay zekâ da sonuçta bir makine. Kodları yazılıp, tanımlanan görevine başlatıldıktan sonra enerjisi de sağlanıyorsa tıkır tıkır çalışır bu makinalar. Teknolojik yeniliklerin en önemli dezavantajıysa; birçok mesleği de  ortadan kaldırır, en azından köklü dönüşüme uğratır ve sonunda birçok çalışanın işini kaybetmesine yol açar.

Halen insanlar tarafından yürütülen birçok işin gelecekte makinaların yapay zekâsıyla yapılacağı konuşuluyor. Gelecekte mesleğinden olacak ya da meslek alanı daralacak kişiler arasında; fabrika çalışanları, şoförler, pilotlar gibi muhasebeciler- mali müşavirler de sayılıyor.

Muhasebeciler, müşavirler halen görevlerini yürütürlerken yapay zekâlı makinalar gibi yalnızca enerji yüklemesiyle işlerini yürütmüyorlar tabii ki... Her canlı gibi hayatın olağan akışındaki riskleri taşıyorlar ve her canlı gibi ölümlüler. Peki; vefat gibi beklenmeyen durumlar yaşandığında muhasebecilerin işleri nasıl yürütülüyor? İşletmeler adına düzenli olarak aylık-3 aylık Maliye’ye iletilmesi gerekenler beyannameler aksamıyor mu? Sonuçta müşterilerinin (vergi mükelleflerinin)  beyannamelerini süresinde Maliye’ ye iletmek gibi ağır sorumlulukları var mali müşavirlerin... Ve bu görevler süresinde yerine getirilmediğinde çok ağır mali yaptırımlar da öngörülüyor vergi mevzuatında...

Nihayet mali müşavirlerin de mazeretlerinin olabileceği kabul edildi... Eğer beyanname vermek için 7 güne kadar bir süre kalmışsa ve bu süre içerisinde mali müşavir (veya yakını) hayatını kaybetmişse beyanname verme süresine 7 gün ilave edilebiliyor artık. Yani beyanname verme süresinden sonraki 7 gün içinde beyanname verilebilecek.

Ödeme süresinde de aynı esneklik tanınıyor... Yakını veya kendisi vefat eden meslek mensubu tarafından beyanname/bildirimleri verilen mükelleflerin beyanname/bildirim verilme süreleri ile bunlara istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin son günü, bunların verilmesi gereken sürenin son gününü takip eden günden itibaren 7 nci güne uzatılıyor.

Maliye’nin konuyla ilgili düzenlemesi 15 Ekim 2019 tarihinde yapıldı. (Vergi Usul Kanunu-VUK- Sirküleri/118) Yeni düzenlemeye göre yalnız mali müşavirin vefatı sırasında değil yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba, kayınvalide, kayın peder, kardeş) vefatında da aynı esneklik tanınıyor. Sirkülerde uygulamaya yönelik örnekler de yer alıyor. Gerek KDV ve muhtasar beyannameler için, gerek her ay düzenli Maliye’ye gönderilmesi zorunlu BA- BS formları için örnekler şöyle:

Örnek 1: Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Keçiören Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bay (A) 20.11.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bay A’nın vefat ettiği tarih itibarıyla, beyannameleri Bay (A) tarafından verilen mükelleflere ait KDV ve muhtasar beyannamelerin verilme süresinin bitimi olan 26.11.2019 tarihine 7 günden az kalmış olması nedeniyle, 26.11.2019 tarihine 7 gün eklenecek ve söz konusu beyannameler 03.12.2019 tarihine kadar verilecek, tahakkuk eden vergiler yine 03.12.2019 tarihine kadar ödenecektir.

Örnek 2: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bayan B’nin kardeşi 25.11.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bayan (B)’nin kardeşinin vefat ettiği tarih itibarıyla, bildirimleri Bayan (B) tarafından verilen mükelleflere ait Ba-Bs bildirimlerinin verilme süresinin bitimi olan 02.12.2019 tarihine 7 gün kalması nedeniyle, 02.12.2019 tarihine 7 gün eklenecek ve söz konusu bildirimler 09.12.2019 tarihine kadar verilecektir.

Örnek 3: Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı İslahiye Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bay C’nin kayınvalidesi 19.10.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bay C’nin kayınvalidesinin vefat ettiği tarih itibarıyla, beyannameleri Bay C tarafından verilen mükelleflere ait KDV ve muhtasar beyannamelerin verilme süresinin bitimi olan 28.10.2019 tarihine, 7 günden fazla kalması nedeniyle, bu Sirküler kapsamında zor durum hükümlerinden faydalanılmayacak, söz konusu beyannameler 28.10.2019 tarihine kadar verilecek ve tahakkuk eden vergiler de 28.10.2019 tarihine kadar ödenecektir.

YENİ VERGİ PAKETİNDE NELER VAR?

SON günlerde önemli değişiklikler içeren vergi paketi konuşuluyor... 500 bin lira üstü gelir elde edenler için gelir vergisi (GV) oranının (yüzde 35) artırılacağı (yüzde 39, yüzde 43 ve yüzde 45 olarak), binek otomobil kiralarında aylık 4 bin lira üstü kira ödemesinin gider yazılamayacağı, 5 milyon lira üstü değere sahip lüks konutlar için yüzde 1 oranında ilave vergi alınacağı, kurumlar vergisinin oranının (yüzde 22) yüzde 20 ve yüzde 18’e indirileceği gibi... Dijital ortamda sunulan reklam, aracılık gibi hizmetler için yüzde 7,5 oranında öngörülen dijital hizmet vergisi, hakemlerin yararlandığı GV istisnasının kaldırılması gibi konular da var... Yeni paket meclise gelince içerik netleşecektir. Çokça tartışılacak yönü de var bu düzenlemelerin... Vergi paketi meclise geldiğinde yasa teklifi metni üzerinden, yeni düzenlemelerin kimin cebini ne kadar etkileyeceğini ayrıntılı olarak ele alacağız.

Futbolcuların vergileri de artıyor mu? Süper lig futbolcularının gelirlerinden; güncelde sabit ve düşük oranlı olarak yüzde 15 oranında vergi alınıyor. Ve bu düşük oranlı vergilendirmenin süresi yılsonunda doluyor. Hiç değişiklik yapılmasa bile 2020’den itibaren süper lig futbolcuları da yüzde 35 oranında ( tüm yüksek ücretliler gibi) vergilendirilecek. Sporcular da GV yasasına göre ücretli sayılıyor. Ama yeni paketle; sadece süper lig futbolcularının değil, tüm yüksek ücretlilerin yüzde 45’e varan oranda vergilendirileceğinden bahsediliyor. Avrupa’daki futbolcuların ödedikleri vergilerden bahsedelim: İspanya, İngiltere ve Fransa’da vergi oranı yüzde 45, İtalya’da yüzde 47, Almanya’da yüzde 47.5.

 

X

Emlak vergisi hangi değer üzerinden ödenecek

En son 2017’de mülklerin emlak vergi değerleri belirlenmişti 2018 için. 2019, 2020 ve 2021 içinse; bir önceki yılın değerinin üzerine yeniden değerleme oranı (yarısı) dikkate alınarak mülklerin emlak vergi değeri otomatik olarak belirlenmişti. Takdir komisyonları vasıtasıyla; mülklerin arsa metrekare değeri belirleniyor. Arsa değerinin üzerine inşaat maliyeti de eklenerek emlak vergi değeri oluşuyor. Komisyonlarda; belediyeden, Maliye’den, tapu müdürlüğünden, ticaret odasından, muhtarlıklardan üyeler bulunuyor.

Şimdi bu yıl haziran sonuna kadar, 2022 için arsa değerleme işlemi yapılıp ilan edilecek. 2023, 2024 ve 2025 için bu (2022 için) belirlenen değerin üzerine yeniden değerleme oranı dikkate alınarak artırım uygulanacak ve sonraki üç yılın emlak vergi değeri otomatik olarak belirlenmiş olacak. Belirlenecek bu rayiç değerler (vergi matrahları) üzerinden emlak vergisi oranları uygulanarak mülk sahipleri emlak vergisini ödüyorlar. Konutlarda rayiç değerin binde 1’i, işyerlerinde rayiç değerin binde 2’si oranında emlak vergisi hesaplanıyor. Büyükşehirlerde vergi oranları iki kat artırımlı uygulanıyor.

SON TARİH 31 MAYIS

2021 yılına ait emlak vergisinin ödeme dönemi de başladı. Mart ayında başlayan ilk taksit ödeme süresi için son tarih 31 Mayıs. Mülklerin geçen yılki değerlerinin, üzerine yüzde 4,55’lik oranda artırım uygulandığında 2021 yılının rayiç değeri bulunuyor. (2020 yılı yeniden değerleme oranı olan % 9,11’in yarısı %4,555) Emlak vergi değerine (matraha) mülkün türüne göre geçerli oran (konutlarda binde 1, işyerlerinde binde 2) uygulanarak bu yılki ödenecek emlak vergisi hesaplanabilir. Emlak vergisinin ikinci taksiti ise kasım ayının sonuna kadar ödenebiliyor.

İNTERNETTEN ÖDEME İMKÂNI

Belediyelerin internet sitesinden kredi kartı ile ödeme imkânı da mevcut. 17 Mayıs’a kadar geçerli sokağa çıkma yasağının olduğu ‘tam kapanma’ sırasında da, bayram sonrasında da belediye veznelerine gitmeye gerek kalmadan emlak vergileri internetten ödenebilir.

KİMLER MUAF

Bazı konut sahipleri için emlak vergisinde sıfır oran dikkate alınıyor, vergi ödenmiyor. Muafiyet için en önemli kriter; mülk sahibinin tek bir konutunun olması ve bu konutunun brüt 200 metrekareyi aşmaması. Ayrıca mülk sahibinin gelir elde etmiyor olması da diğer bir kriter. (İşsizler, ev hanımları...) Emekli maaşı dışında gelir yoksa yine muafiyetten yararlanılabiliyor. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler de tek konut muafiyetinden yararlanabiliyor. Bazı işyerleri için de emlak vergisi muafiyeti var. Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar daimi bina vergisi muafiyetine tabi. Muafiyetin uygulanması sırasında bazı özellikli durumlarda mülk sahipleri tereddütler yaşayabiliyor. Emlak vergisi muafiyetine ilişkin merak edilen konuları sonraki yazılarımızda ayrıntılı olarak ayrıca ele alacağız.

Yazının Devamını Oku

Bağışlarda vergi avantajı

Ramazan ayı; yardımlaşma, paylaşma düşüncesinde olanlar için fırsat olarak görülür.

Karşılık beklenmeksizin yapılan bu erdemli davranışı devlet de teşvik ediyor. Vergi avantajı sağlıyor... Şirketlerin yaptığı bağışlar da, şahısların yaptığı bağışlar da, her ikisi de vergi hesabında indirim olarak dikkate alınabiliyor. Şahsen beyanname verenlerin gelir türleri farklı olabilir: Kira geliri, ücret geliri, gayrimenkul satış kazancı, kâr payı kazancı... Hangi kazanç türünün elde edildiğinin de önemi yok. Eğer beyanname veriliyorsa, vergiye tabi gelir de varsa, bağışlar da indirim konusu yapılabiliyor. Ancak bağış yapılan kuruma göre değişen veya bağış yapanın kazanç durumuna göre değişen yasal kriterler de var.

TAMAMI DÜŞÜLEBİLİR

Şirketler kurumlar vergisi beyannamesindeki, şahıslar gelir vergisi beyannamesindeki vergiye tabi gelirlerinden Kızılay’a ve Yeşilay’a yaptıkları nakdi bağışların tamamını herhangi bir oran veya tutar sınırı olmaksızın indirebiliyorlar. (Gelir Vergisi Kanunu Md. 89 ve Kurumlar Vergisi Kanunu Md.10) Kızılay ve Yeşilay’a makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı beyan edilen kazançtan (matrahtan) indirilebiliyor.

YÜZDE 5 SINIRI

Kamu kuruluşlarına ve vergi muafiyeti tanınmış vakıflara yapılan bağışlar, vergiye tabi kazancın yüzde 5’ine kadar yapıldığında vergi matrahından düşülebiliyor. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, yıllık toplamı beyan edilecek gelirin yüzde 5’ini aşmamak üzere, makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar kazançtan indirilebiliyor.

RAMAZAN ERZAKLARI

Ramazan’a özel diyebileceğimiz bir uygulama da çalışanlara erzak teslimi... İşletmeler, kendi çalışanlarına da Ramazan ayında özellikle gıda yardımı, erzak kolisi yardımında bulunabiliyor. Bu kez yardım yapan işletmelerin vergi ödemesi gerekiyor yalnız. Erzak bedellerinin ücret gibi görülüp bordroya dahil edilmesi dolayısıyla üzerinden gelir vergisi ve damga vergisinin hesaplanıp ödenmesi gerekiyor. Söz konusu vergilerin hesaplanmasından sonra ücret gideri olarak işletmenin kazancından erzak tutarı düşülebiliyor.

MATBAACILARIN HATTATLARLA ORTAK KADERİ

Yazının Devamını Oku

Hangi vergi suçlarında hapis cezası var?

Vergi Usul Kanunu’nda (VUK) kaçakçılık suçlarını işleyenler için ‘hapis cezası’ öngörülüyor. (Md.359)

Hapis cezasına muhatap olan suçlular aynı zamanda (varsa) vergi kaybının üç katı tutarında parasal vergi ziyaı (kaybı) cezasına da muhatap olurlar. (VUK Md.344) Geçen cuma meclise sunulan yasa teklifiyle ‘kaçakçılık suçları’ kapsamına ilaveler (VUK 359/ç) yapılıyor. Yeni tanımlanan kaçakçılar: Yetkisiz olarak yazarkasa (Ödeme kaydedici cihaz) mührünü kaldıranlar, donanım ve yazılımını değiştiren kişiler... Elektronik mali bilgileri sabote eden kişiler... Teklifle; kamu kurumlarına iletilmesi gereken verilerin iletilmesini önleyen veya gerçeğe aykırı olarak iletilmesine neden olanlar, elektronik kontrol ve denetim sistemlerine zarar verenler tarif ediliyor ve sayılan kural ihlalleri için üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

SAVCILIĞA BİLDİRİM

Yeni tanımlanan kaçakçılık suçu (VUK 359/ç) için sayılan işlemlerin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, Vergi Müfettişleri (ve Yardımcıları) tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenmesi ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi öngörülüyor. İnceleme dışında suçun işlendiğinin öğrenilmesi halinde de incelemeye başlanmadan savcılığa bildirilmesi gerektiği belirtiliyor. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartını da aramayan yeni düzenleme ise VUK 367.nci maddeye ilave ediliyor. 

3 FARKLI CEZA VAR

Kaçakçılık suçlarını işleyenler için yasada işlemin türüne göre üç farklı hapis cezası öngörülüyor. işte o cezelar:

1- 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası

* Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,

* Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (VUK Md. 359/a)

Yazının Devamını Oku

Dolandırıcılar için pandemi fırsat mı?

Sanki çok sık ‘dolandırıcılık’ haberi okuyoruz son zamanlarda...

Çalıştıkları işyerlerini milyonlarca liralık tutarda dolandıran kişiler... Otomotiv şirketinde, meşhur dönercide ve son olarak Türkiye Binicilik Federasyonu’nda (TBF) yaşanan yolsuzluklar...İşletmelerde; görevi gereği kendine duyulan güveni kötüye kullananlar, suiistimal edenler... Suistimalle; dolandırıcılar kendilerine haksız kazanç sağlarken, çalıştıkları işyerleri ise yüklü zararlara maruz kalıyorlar. Genellikle de çok sonradan fark edilebiliyor aylar-yıllar sürmüş zimmete geçirme işlemleri. Peş peşe bu haberlerle karşılaşınca otomatik olarak, dolandırıcılar için “pandemi de bir ‘fırsat’ olarak mı görülüyor acaba?” sorusu akla geliyor.

KONTROL ZAFİYETLERİ

Suiistimalcinin harekete geçmesi için ‘suistimal üçgeni’ olarak tanımlanan koşulların olgunlaşması da gerekiyor. Üçgenin bir kenarında ‘fırsat’ var, diğer iki kenarında ise rasyonalizasyon (kendince haklı neden bulma) ve motivasyon (haksız da olsa ek kazanç ihtiyacı) var. İşletmelerin iç kontrol sistemlerindeki zafiyetler, uzun süre fark edilmeyen dolandırıcılıklara neden oluyor. Diğer yandan iç kontrol sistemleri etkinse bile pandemi kaynaklı değişimlere göre sistemin gözden geçirilmesi de gerekiyor. Salgınla birlikte; hemen her işletmede iş yapış şekilleri değişti, birçok işletme uzaktan çalışma modelini devreye aldı. Dolayısıyla işletmelerde daha önce devrede olan kontrol yöntemleri (iç ve dış mutabakatlar, onay süreçleri, ödeme ve tahsilat prosedürleri…) zayıflamış veya devre dışı kalmış olabilir...Diğer yandan tersten de bakılabilir... Belki de pandemi öncesi eski iş yapış şekline göre suiistimalcinin gizleyebildiği işlemler, artık gizlenemez hale gelmiş de olabilir. Suiistimal riskleri; işletmelere, sektörlere, iş yapış şekillerine göre farklılık gösterdiğinden her işletme iç kontrol sistemlerini kendi içinde ayrıca değerlendirmelidir.

HER İŞLETME İÇİN GEÇERLİ RİSKLER

Tabi ki her işletmenin iş yapış şekli, sektörü, iç kontrol sisteminin etkinliği birbiriyle farklılık gösterdiğinden suiistimal risklerinin ele alınması da farklılık gösterecektir. Ancak her işletme için şunu söyleyebiliriz: Tüm işletmeler müşterilerinden tahsilat yapar, tüm işletmeler tedarikçilerine ödeme yapar. Dolayısıyla her işletme için; müşterilerden gelen tahsilatların, fiziken satışı yapılan mal/hizmetin bedeline uygunluğunun kontrolünün sağlanmış olması gerekir. Her işletme için tedarikçiye yapılan ödemelerin, fiziken temin edilen mal/hizmete göre uyumunun kontrolü sağlanmış olmalıdır. Her işletmenin müşteri cephesinin de, tedarikçi cephesinin de (önceden belirlenmiş) kriterlere uygun işleyip işlemediğinin belirli aralıklarla teste tabi tutulması gerekir. (Test işlemleri sırasında da teknolojik yeniliklerden de yararlanarak; cari hesaplar, birim fiyat, vade, iskonto, miktar, tahsilat yöntemi, ilgili satış/satınalma sözleşmeleri, onay süreçleri gözden geçirilecektir.)

BELLİ ARALIKLARLA İZLEME

Her işletme için müşteri (tahsilat) ve tedarikçi (ödeme) cephesi dışında ortak olan daha düşük hacimli sayılabilecek süreçler de var...Her işletmede; çalışanlara maaş ödenir, sözleşme kaynaklı (kira, bakım onarım vb.) ödemeler gerçekleşir, varsa varlık alımında ödeme, varlık satışında tahsilat gerçekleşir. Sayılan olağan ve olağandışı tahsilat-ödeme süreç ve işlemlerinin belirlenmiş onay ve prosedürler sonrası, kontrole tabi olduktan sonra ancak gerçekleştirilebileceğinin belirli aralıklarla izlenmesi durumunda riskler minimize edilebilir.

KURUMLAR VERGİSİ ORANI YÜZDE 25 OLUYOR

Yazının Devamını Oku

İşyerleri çalışanlara aşıyı zorunlu tutabilir mi?

Google ve Amazon aşı olan çalışanlarını işyerine geri çağırıyor.

Salgının başlarında evden çalışma modeline geçen ofis çalışanlarını tekrar işyerlerine çağırıyor. Google ve Amazon’da COVID-19 aşılama çalışmalarının hız kazanması üzerine bu kararı almışlar... Ülkemizde de çok sayıda ofis çalışanı son bir yılda evden çalışma modeline geçiş yaptı. Diğer yandan Çin’de üretilen aşıdan sonra Almanya’da üretilen aşı da risk gruplarına göre öncelik belirlenerek uygulanmaya başladı. Haliyle birçok işletmede artık şu sorunun cevabı merak ediliyor: Şirketler ofise çağırdıkları çalışanlar için aşıyı zorunlu tutabilir mi? Veya işyerleri çalışanlarının aşı olmasını zorunlu tutabilir mi?’

YASAL DÜZENLEME

İş Başmüfettişi Şahin Türk bu soruyu ilgili mevzuat açısından değerlendirdi ve sonucunda “Yeni koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle bu aşamada aşının zorunlu olarak yapılamayacağını bunun için yasal düzenlemenin gerekli olduğunu” belirtti. (Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Ocak 2021, Sayı:205) Başmüfettiş Şahin Türk, değerlendirmesinde Anayasa’ya ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na atıfta bulunuyor:

* Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı başlıklı 17 nci maddesinde “...Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı...”

* 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda (57 nci madde) sayılan hastalıklardan birinin ortaya çıkması veya ortaya çıkmasından şüphelenilmesi halinde hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tedbirinin uygulanacağını belirtiyor.

Şahin Türk; Hıfzıssıhha Kanunu’nun 57.nci maddesinde belirtilen hastalıkları da; Kolera, Veba, Dizanteri, Difteri vb. sayıyor ve bunların arasında koronavirüs sayılmadığından, yeni yasal düzenleme yapılmadan ‘çalışanlara zorunlu aşı yaptırılamayacağını’ belirtiyor.

HAMMADEDE KDV YÜKÜ

Normalde aşıların ve ilaçların teslimi sırasında yüzde 8 oranında da KDV hesaplanıyor. COVID-19 aşısı içinse KDV oranı yıl sonuna kadar yüzde 1 olarak belirlendi. (23.12.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) Diğer yandan ülkemizde aşı üretimine yönelik yoğun faaliyetlerin yürütüldüğü de biliniyor. Dolayısıyla ülkemizde aşı üretecek, hammaddesini farklı tedarikçilerden temin edecek işletmeler, aşıyı teslim ederken yüzde 1 oranında KDV hesaplarken, hammadde-etken madde alışlarında yüzde 8 oranında KDV ödeyecekler. Bu 7 puanlık KDV-finansman yükü de üreticilerin üzerlerinde kalacak. COVID-19 aşısının ithali için yüzde 1 KDV ödenirken, aşının hammaddesi için yüzde 8 oranında KDV ödenmesi yurtiçindeki üretici için ilave yük demektir.

Yazının Devamını Oku

2020 gelirlerinin beyanı için son günler

Yarın son gün. Geçen yıl beyana tabi gelir elde eden kişiler, halen beyanlarını vergi dairesine vermemişlerse artık süre azaldı.

Kira gelirlerini, gayrimenkul satış gelirlerini, kâr payı gelirlerini ve ücret gelirlerini mart ayının ilk günlerinden itibaren ayrıntılı olarak ele almıştık. Faiz gelirleri ve hisse satış gelirlerinin beyanına ilişkin kritik noktaları da bugün açıklıyoruz.

BORSA DIŞI SATIŞLAR

Geçen yıl hissesini satıp beyana tabi değer artış kazancı elde edenlerin, mart ayı içinde beyanname verip iki taksitte (mart ve temmuz aylarında) hesaplanan vergilerini ödemeleri gerekiyor. Şirketteki hissesini satan ortak; eğer anonim şirket ortağıysa ve ortaklık süresi iki yılı da geçmişse, kazancın büyüklüğü ne kadar olursa olsun, bu kişilerin vergi ödemesi gerekmiyor. Bu vergi avantajından yararlanabilmek için kritik bir nokta var; ‘en az iki yıllık ortaklık süresi boyunca pay sahiplerinin ellerinde hisse senetlerinin de basılı olarak bulunmuş olması’ gerekiyor.

LİMİTEDDE AVANTAJ YOK

Şirketin ortaklar pay defterinde; ortak olarak kayıtlı kalınmış olunsa da, vergi avantajından yararlanmak için hisse senetinin bastırılıp ortağa verilmiş olması gerekiyor. Şirket yönetimi eğer ortaklara hisse senetlerini basarak teslim etmemişse, fiilen iki yıldan fazla ortak olarak kalınmış olsa da vergi avantajından yararlanılamıyor. Limited şirket ortakları için; iki yıl ortak olarak kalmanın herhangi bir avantajı yok. Limited şirket haklarını devreden ortaklar iki yıldan fazla süre ortak olarak kalsalar da her durumda elde ettikleri kazanç üzerinden beyanname vermeleri gerekiyor.

BİST’DE İŞLEM GÖRENLER

Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar için beyanname verme zorunluluğu yok. Dolayısıyla, vergi ödenmesi de gerekmiyor. Normalde stopaja tabi olmasına rağmen stopaj oranı sıfır olarak belirlendiğinden kesinti yoluyla da vergi ödenmesi gerekmiyor. (Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı -MKYO- hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar yüzde 10 oranında stopaja tabi. 1 yıldan daha fazla elde tutulduktan sonra satılmasından elde edilen kazançlar stopaja tabi değil.)

YURTİÇİ FAİZ GELİRLERİ

Yazının Devamını Oku

CEO’lar üzülecek mi, sevinecek mi?

Öteden beri kuraldır: Ne kadar yüksek maaş alırsa alsın; ücretli çalışanlar, CEO da olsa beyanname vermez, bizzat vergi ödemez. 

Tek bir işyerinden maaş alan tüm ücretlilerin vergisel hesapları işverenlerince yapılır. Bordroda hesaplanan vergileri işverenlerince Maliye’ye ödenir. Çalışanlar ne kadar çok kazansa da tek bir işverenden maaş aldıkları sürece beyanname vermelerine gerek yoktur. Şimdi kural değişti. Bu yıl ilk defa; birçok CEO da, yüksek ücretli yöneticiler de, beyanname verecekler. Tek işverenden alınan ücretler için kriter 600 bin lira. Bu tutarın üzerinde yıllık gelir (matrah) elde edenler mart (haftaya çarşamba günü) sonuna kadar beyanname vermek zorunda.

Konuya yabancı olan birçok yönetici ‘Peki ne kadar vergi ödemem gerekecek?’ diyecektir. Enteresan olan beyanname verecek çok sayıda yönetici, beyanname vermesine rağmen vergi ödemeyecek, bilakis devletten vergi iadesi alacak.

OTOMATİK SİSTEM 

İade almak için, beyanname doldurmak için, biraz zaman ayrılması gerekiyor yalnız. CEO’lar; çocuklarının okul faturalarını, varsa hastane faturalarını, beyannamenin ilgili satırlarına yazdıklarında beyannamenin en alt satırlarında sistem otomatik olarak ne kadar iade alınabileceğini de hesaplıyor. Dolayısıyla beyanname verecek CEO’lar, ‘iş yoğunluğunun arasında bir de beyanname mi dolduracağım’ diyerek ilk başta üzülürken, aslında vergi ödemeyip üste vergi iadesi alacaklarını gördüklerinde ise bu kez sevineceklerdir.

ÜCRET GELİRİ 

Beyanname doldurulurken; eğitim-sağlık masraflarından önce ücret gelirlerinin yazılması gerekiyor. Geçen yılki ücret bordrolarında yer alan toplam brüt ücretin, kesilen sigorta primlerinin ve stopaj-vergi tutarlarının öncelikle yazılması gerekiyor. Bu bilgileri de pek tabi yöneticisi oldukları şirketlerin insan kaynakları-personel departmanlarından edineceklerdir. Sonra okul faturalarının ve hastane faturalarının üzerlerinde yazan bilgilerin (kimden alındığı, tarihi, numarası, tutarı vb.) beyannameye yazılması gerekiyor. Özel sağlık ve hayat sigorta primleri de sınırlar dahilinde beyannamenin ‘indirimler‘ satırlarına yazılabiliyor. Aynı şekilde; 2020 yılı içinde yapılan bağışlar da beyannamenin indirimler satırına yazılabiliyor.

Eğer internetten beyanname dolduruluyorsa ‘indirimler’ satırlarına yazılan harcamalar toplamı otomatikman ücret gelirinden düşülüyor. Hatta iade edilecek gelir vergisi de otomatikman hesaplanıyor.

MASRAFLARIN SINIRLARI

Yazının Devamını Oku

Gayrimenkulün satış değeri vergiyi nasıl etkiliyor?

1 milyon liraya satılan gayrimenkul için 40 bin lira tapu harcı ödenmesi gerekiyor.

Yüzde 2‘si (20 bin lira) alıcı tarafından, yüzde 2’si (20 bin lira) satıcı tarafından ödenmesi gerekiyor. Alıcı ve satıcı daha düşük tapu harcı ödemek için, evin değerini ‘emlak vergi değerinden’ gösterebiliyor. Gerçekte 1 milyon liraya el sıkışan alıcı ve satıcı; tapuda emlak vergi değeri (misal; 300 bin lira) üzerinden satış işlemini yaptıklarında, toplam 12 bin lira toplam tapu harcı ödemiş olurlar. Alıcı da satıcı da; 20’şer bin lira ödemek yerine 6’şar bin lira ödemiş olurlar.

TASARRUFLU İPTAL DAVASI

Çok kârlı gibi görünen bu yasadışı işlemin çok sayıda riski var tabi ki. Geçtiğimiz pazar günü Hürriyet’te yer alan haberde de bahsediliyordu. ‘Gerçek satış değeri’ üzerinden değil, ‘emlak vergi değeri’ üzerinden satış işlemi yapılan ve düşük tapu harcı ödenen evi şimdi banka satışa çıkarıyormuş. Düşük değerden gösterilerek işlem yapılan gayrimenkulü alan kişinin ev üzerindeki hakları elinden alıyor yani. Mahkeme; evi satan kişinin ‘mal kaçırma’ amacıyla bu satış işlemini yaptığını ve bu işlemin ‘gerçek satış’ olmadığına hükmetmiş. Satıcının bankalara olan borcundan dolayı, bankaların açtığı ‘tasarrufu iptal’ davası sonucu mahkeme bu kararı vermiş.

VERGİSEL RİSKLER

Tapu harcının düşük ödendiğinin tespitinde harç cezalı olarak kişilerden (yüzde 25 fazlasıyla) tahsil edilir. Ayrıca; özellikle alıcı için geleceğe yönelik başka riskler de taşır bu işlem. 1 milyon liralık konutu ‘300 bin liraya aldım’ diyen vatandaş, aldığı bu konutu (beş yıl içinde) satmak istediğinde kendisine olması gerekenden daha yüksek gelir vergisi çıkar.

Çünkü alış değeri düşük göründüğünden, gerçek değerden (misal, 1 milyon 200 bin lira) yeni satış yapıldığında satıştan elde ettiği kazanç ve dolayısıyla gelir vergisi de yüksek çıkacaktır. 1 milyon liraya aldığı konutu, 1 milyon 200 bin liraya satan vatandaş için normalde 200 bin lira (1.200.000-1.000.000) kazanç üzerinden vergi hesaplanması gerekirken, düşük gösterilen alış değerinden dolayı 900 bin lira (1.200.000-300.000) kazanç üzerinden vergi hesaplanması gerekecektir.  

ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR

Tapuda alım satım işlemi yapan vatandaşların; Maliye’nin, bankalardan, tapu dairelerinden, belediyelerden düzenli veri sağlayarak, ‘işlemlerin gerçek değerleri ile kayıtlara geçen değerleri arasındaki farkların’ tespitine yönelik analizler gerçekleştirdiğini de bilmeleri gerekir. Diğer yandan; mevzuatta değişiklik yapılarak tapu harcı oranının düşürülmesiyle de ‘düşük değer gösterilen devir işlemlerinin’ önüne geçilebilir. Kayıt dışıyla mücadelede mesafe kat edilir.

Yazının Devamını Oku

Bazı patronlar vergi iadesi alacak

Geçen yıl, ortağı olduğu şirketten kâr payı alan patronlar şimdi mart ayı içinde şahsen beyanname verecekler.

Şirketler ortaklarına kar dağıtırken yüzde 15 oranında da Maliye’ye stopaj-vergi ödüyorlar. Şirketlerin geçen yıl dağıttıkları kar üzerinden ödedikleri vergiyi, patronlar bu yıl beyannamelerinde mahsup edebilecekler. Eğer şirketin ödediği stopaj tutarı, beyannamedeki hesaplanan vergiden daha yüksek çıkıyorsa aradaki fark patrona vergi iadesi olarak ödenecek.

İADE NE KADAR

Tabloda hangi kâr payı tutarı için ne kadar vergi iadesi çıktığı görülebilir. Örneğin geçen yıl 250 bin lira kâr payı alan bir şirket ortağı için ilk başta 29 bin 620 lira vergi hesaplanır. Şirketin yıl içinde ödediği stopaj tutarı (37 bin 500 lira) mahsup edildiğinde ise aradaki fark olan 7 bin 880 lira patrona iade edilir.

HEPSİ ALAMIYOR

Tüm patronlara vergi iadesi çıkmıyor. Çünkü kâr payı tutarı arttıkça vergi oranı ve dolayısıyla hesaplanacak vergi artacağından, yıl içi ödenen stopaj tutarı, hesaplanan verginin altında kalabiliyor. Yine şirketin ödediği stopaj tutarı hesaplanan vergiden mahsup ediliyor ancak vergi iadesi alma imkânı ortadan kalkıyor, patronların bizzat vergi ödemeleri gerekiyor. Brüt kâr payı tutarı 565 bin 200 liraya (net: 480 bin 420 liraya) kadar vergi iadesi ödenmesi söz konusu. Brüt kar payı tutarı 565 bin 200 lirayı geçtikten sonra ortağın artık vergi ödemesi gerekiyor. Tablodan görülebilir; 1 milyon lira kâr payı alan şirket ortağının, 10 bin 870 lira vergi ödemesi gerekiyor. Her ne kadar 1 milyon liralık dağıttığı kar için yıl içinde stopaj olarak 150 bin lira ödenmiş olsa da, bu tutar patronun beyannamesinde yer alacak hesaplanan vergiden (160 bin 870)  mahsup edilebilse de, stopaj tutarı, hesaplanan vergiden düşük olduğundan aradaki farkın (10 bin 870 lira) Maliye’ye ödenmesi gerekecek.

HANGİ PATRONLAR BEYANNAME VERMEYECEK?
ELDE ettiği kar payı tutarı brüt-stopaj dahil 98 bin liranın (Net: 83 bin 300) altında olan patronların beyanname vermesi gerekmiyor. Stopaj yapılmadan önceki brüt kâr payı gelirinin yarısı, (varsa tevkif suretiyle vergilendirilmiş diğer menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile birlikte) 49 bin lirayı geçiyorsa şahsen gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekiyor.Yurtdışındaki şirketlerden elde edilen kâr payları için koşullar farklı... 2020 için yıllık 2 bin 600 liralık beyan sınırı geçerli. 2 bin 600 liradan fazla kâr payı elde edenler, kâr payının tamamını beyan etmek zorundalar.

SINIRLAMADA SÜRE DOLDU

Yazının Devamını Oku

10 maddede internetten beyanname doldurma

Kira geliri elde eden mülk sahiplerinin hem beyannamesini internetten doldurmaları, hem vergi ödemesini internetten yaparak tüm işlemleri evden çıkmadan sonuçlandırması için yol haritasını hazırladık.

YAZI dizimizin son gününde Maliye’ye beyannamenin nasıl verileceğini ele alıyoruz. İnternetten beyanname göndermenin adımlarını açıklamadan önce diğer beyanname verme yöntemlerinden bahsedelim önce… 31 Mart akşamına kadar bizzat vergi dairesine gidilerek beyannameler elden verilebilir. Kira geliri elde edenler, ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine beyannamelerini verecekler. Elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış mali müşavirler aracılığıyla da beyanname gönderilebilir. Posta ile de vergi dairesine beyanname gönderilebilir. Hangi posta türü ile gönderimin yapıldığı; ‘süresinde beyanname verme açısından’ kritik öneme sahip… Eğer normal (adi) posta ile gönderiliyorsa postaya veriliş tarihi değil, vergi dairesine postanın ulaştığı tarih vergi dairesi tarafından dikkate alınıyor. Taahhütlü postadaysa postaya veriliş tarihi dikkate alınıyor.

İŞTE ADIM ADIM SÜREÇ

Kira geliri (gayrimenkul sermeye iradı) elde eden bir mülk sahibi aşağıdaki adımları izleyerek hem beyannamesini internetten doldurabilir hem vergi ödemesini de internetten yaparak tüm işlemleri evden çıkmadan sonuçlandırabilir. Beyana tabi; ücret, kâr payı, gayrimenkul satış kazancı, yurt dışı faiz geliri elde edenler de aşağıdaki adımlarla ‘Hazır Beyan Sistemine’ giriş yaptıktan sonra gelirlerini ilgili satırlara yazarak, ödeme dâhil tüm yükümlülüklerini, Hazır Beyan sisteminden evden çıkmadan internetten yerine getirebilirler.

1- ‘gib.gov.tr’ internet adresinden ‘Hızlı Erişim’ başlığı altında ‘Hazır Beyan’ tıklanıyor. (‘Hızlı Erişim/Hazır Beyan’ seçeneğinin üzerine gelindiğinde Kira, Ücret, Menkul Sermaye İradı, Diğer Kazanç ve İratlar olarak görünen 4 seçenekten “Kira” seçiliyor.)

 

 

2- ‘Sisteme Giriş’ tıklanıyor.

 

Yazının Devamını Oku

Okul faturaları kira gelirinden düşülebilir mi?

Özel okullar ya da sağlık sigortası için ödenen tutarlar yasada yer alan sınırlar dahilinde kira gelirinden düşülebiliyor. Bu ödemeleri gelirden düşmek için gerçek gider yönteminin seçilip seçilmediğinin de bir önemi yok. Çünkü bu harcamalar, beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak dikkate alınıyor.

Nihal Hanım, geçen yıl iki farklı konut üzerinden birisi kendisine ait, diğeri hisseli olarak toplam 34 bin 666 lira kira geliri elde etmiş. Çocuğunun özel okul masrafı olarak da (2020 yılı için) 13 bin 128 lira ödeme yapmış. Öncelikle “Okul masrafının tamamını gelirimden düşebilir miyim?” diyor e-postasında. Ayrıca 6 bin 665 lira da özel sağlık sigortası masrafı yaptığını, bunu nasıl beyannamede göstereceğini soruyor… Her iki sorunun cevabı da aşağıdaki tabloda yer alıyor…

İNDİRİM SAYILIYOR

Ancak zaman zaman karıştırılabilen bir konuyu özellikle açıklamak istiyorum. Okul harcamalarını da, sigorta harcamalarını da gelirden düşmek için gerçek gider yönteminin seçilip seçilmediğinin bir önemi yok. Çünkü bu harcamalar, beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak dikkate alınacak. Nihal Hanım e-postasında ‘gerçek gider’ yöntemini seçeceğinden de bahsettiğinden bu konunun altını çiziyorum. Nihal Hanım’ın özel okula ödediği bedel de sağlık sigortası için ödediği bedel de götürü gider seçilmiş olsa da ‘yasada yer alan sınırlar dahilinde’ kira gelirinden düşülebiliyor.

YÜZDE 10 VE 15 SINIRI

Çünkü bu harcamalar beyannamenin giderler bölümünde-satırında değil, indirimler satırında kira gelirinden düşülebiliyor.

Giderler de, özel okul, özel hastane ve özel sigorta masrafları da gelirden düşülebiliyor ama koşulları da farklı, beyannamede yer aldıkları bölümler-satırlar da farklı… Giderleri ayrıntılı olarak yazı dizimizin ilk iki gününde ele almıştık. Götürü gider için belge gerekmediğini, ‘gerçek gider’ kabul edilen masrafların hangileri olduğunu (emlak vergisi, tapu harcı, onarım vb. masraflar) açıklamıştık. Özel okullara, özel hastanelere, özel sağlık sigortalarına ödenen bedeller beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak yer alabiliyor. Beyan edilecek gelirin (İstisna ve gider düşülmüş gelir) yüzde 10’u ve yüzde 15’i oranındaki sınırlara tabi… Eğitim ve sağlık harcamaları yüzde 10’la, sigorta poliçeleri yüzde 15’le sınırlı…

Yazının Devamını Oku

İşyeri kira gelirinde vergi hesabı değişti

İşyeri kira geliri elde edenlerde bu yıl vergi hesabı değişti. Bu yıl stopajdan daha az hesaplanan vergisi çıkan mülk sahiplerine ‘vergi iadesi’ yine yapılacak. Ancak stopaj oranının düşmesi nedeniyle, geçmiş yıllarda iade almış birçok mülk sahibi bu yıl ‘vergi iadesi’ alamayacak, vergi ödeyecek.

İŞYERİ kira geliri elde edenlerde bu yıl vergi hesabı değişti. İşyeri kira geliri elde eden çok sayıda mülk sahibi vergi ödemek bir yana Maliye’den ‘vergi iadesi’ alıyorlardı. Vergi iadesi almasının nedeni, kiracı işyerinin yıl içinde ödediği stopajın, mülk sahibinin beyannamesindeki hesaplanan vergiden yüksek olması. Aradaki fark mülk sahibine nakden iade ediliyordu. Bu yıl da; stopajdan daha az hesaplanan vergisi çıkan mülk sahiplerine ‘vergi iadesi’ yine yapılacak ancak stopaj oranının düşmesinden dolayı, geçmiş yıllarda iade almış birçok mülk sahibi bu yıl ‘vergi iadesi’ alamayacak, vergi ödeyecek.

İşyeri kiralarında stopaj oranı yüzde 20’den yüzde 10’a, 31 Temmuz 2020 tarihinden itibaren düşürülmüştü. İlk yedi ay boyunca kiracı işyerleri mülk sahiplerine ödedikleri net kira bedeline ilaveten Maliye’ye yüzde 20 oranında stopaj ödemişlerdi. (31 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete, 2813 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) 2020 sonuna kadar bu oran yüzde 10 olarak belirlendi. (Sonradan bu düşük stopaj oranının 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uygulanmasına da karar verildi. 23 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 3319 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

KİRACI ÖDEYECEK

Stopaj oran değişikliğinin, mülk sahibinin net tahsil edilen kira bedelinde bir düşüşe neden olmadığını da ayrıca belirtelim. Çünkü kira sözleşmelerinde öncelikle ‘net kira bedeli’ belirtilir, bu net kiraya göre hesaplanan brüt kira üzerinden kiracının stopaj ödeme yükümlülüğü olduğu vurgulanır. Dolayısıyla mülk sahipleri açısından yalnızca, (kiracının yıl içinde ödediği) stopaj tutarı değişmiş oluyor. Stopaj tutarının daha düşük olması, hesaplanan vergiden mahsup edilecek-düşülecek tutarın da düşük olmasına yol açacak. Neticede kiracının ödediği stopajın düşmesi, kiracının avantajına olurken, mülk sahiplerinin birçoğunda vergi iadesi alamamasına neden olacaktır.

VERGİ İADESİ ALAMAYACAK

Stopaj oranlarının yıl içi değişimlerini dikkate alan tablodan mülk sahipleri kendi beyan durumlarını görebilir. Stopaj değişikliği yapılmasaydı vergi iadesi alabilecek çok sayıda mülk sahibi artık vergi iadesi alamayacak, vergi ödeyecek. Örneğin geçen yıl her ay için 5 bin lira iş yeri kira geliri tahsil eden bir mülk sahibi için; stopaj oranı değişmeden aynı kalsaydı 2 bin 318 lira vergi iadesi alabilecekti. Son beş ayda stopaj oranının yüzde 10’a düşmesinden dolayı kiracı iş yerinin daha az ödediği stopaj tutarı mülk sahibinin 358 lira vergi ödemesine yol açıyor. (Tabloda yer alan gelir vergisi hesaplamaları, yüzde 15 götürü gider dikkate alınarak hesaplanmıştır. Gerçek gider yöntemini seçen mülk sahipleri için hesaplamalar farklılık gösterecektir.)

Yazının Devamını Oku

İşte vergiyi azaltan belgeli giderler

Dün belgesiz olarak kira gelirinden düşülebilen götürü giderden bahsettik.

İstisna (6 bin 600 lira) düşülmüş konut kira gelirinden yüzde 15 oranında da götürü gider düşülerek ödenecek vergi azaltılabiliyor. Belgeli, gerçek giderde ise yüzde 15’lik sınır yok. Belgeli gerçek giderler, yüzde 15’lik sınıra takılmadan vergi matrahını azsaltıyor, dolayısıyla ödenecek vergiyi de azaltıyor. Bazı gider belgelerinin tümü ‘gerçek gider’ olarak vergi hesabında dikkate alınabiliyor. Ödenen emlak vergisi, kiraya verilen gayrimenkule yönelik onarım masrafları, ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik yapılacak dış cephe mantolama masrafları gibi. Bazı giderler ise yıllara yayılarak gider yazılabiliyor. Binanın değerini artıracak nitelikte; kombi harcaması, tesisat döşenmesi gibi harcamaların, gayrimenkulün maliyet bedeline ilave edilerek her yıl yüzde 2 oranında amortisman (yıpranma) gideri hesaplanması gerekiyor.

KİRA GELİRİNDEN DÜŞÜLEN GİDERLER

* Son beş yılda konut alanlar, konut edinim bedelinin (tek bir konut için) yüzde 5’ni kira gelirinden düşebiliyor. İşyeri kira gelirinin vergi hesabında, yüzde 5 giderden faydalanılamıyor.

* Kiraya verilen gayrimenkul için borçlanılan kredinin (2020’de ödenen) faizleri gelirden düşülebilir.

* Kiraya verilen taşınmazla ilgili sigorta giderleri.

* Emlak vergisi de dâhil olmak üzere taşınmazla ilgili olarak ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle belediyelere ödenen harcamalara katılma payları gider yazılabilir.

* Konut kira geliri elde ederken, diğer taraftan kendisi de kirada oturanların ödedikleri kira bedelleri de (lojman kiraları dâhil) hesaplamada gider olarak dikkate alınabiliyor.

Vergi hesaplamasında dikkate alınabilecek diğer ‘gerçek giderleri’ de; amortisman giderleri, kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri, onarım, idare giderleri, sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar olarak özetleyebiliriz.

Yazının Devamını Oku

Kira gelirinde beyan sınırı 6 bin 600 TL

Mart ayı vergi ayı, beyanname ayı. Geçen yıl elde edilen kira gelirlerinin mart sonuna kadar beyan edilmesi gerekiyor. 2020’de yıl içinde toplam 6 bin 600 liraya kadar konut kirası elde edenler beyanname vermeyecek. Beyanname vermeyen mülk sahiplerinin vergi ödemesi de söz konusu değil.

Mülk sahipleri sorularını aslında şubat ayının başından itibaren bize iletmeye başlamışlardı. Beyanname vermek için en az ne kadar kira geliri elde etmek gerekiyor? İşyeri kiralarında stopaj geçen yıl düşmüştü, ödeyeceğim vergimi etkiliyor mu? Hisseli olarak mülk sahibiyim, beyan sınırı değişiyor mu? Götürü gider ve gerçek giderin farkı ne? Çocuklarımın özel okul faturalarını vergiden düşebilir miyim? Sigorta poliçelerini vergi hesabında indirim olarak gösterebilir miyim? Beyannameyi internetten nasıl göndereceğim? Ve diğer ayrıntılar...

SORULARA YANIT

Kira gelirlerinin beyanındaki kritik tüm konuları beş gün boyunca ele alıyoruz. 2021 beyannameleri için güncel değerler üzerinden merak edilen tüm soruları cevaplıyoruz. Bugün, konut kira gelirlerinde beyan sınırını, gerçek gider götürü gider ayırımını, hisseli mülk sahipleri için hesaplama yöntemlerini açıklıyoruz. Farklı konut kira gelirleri için örnek vergi hesaplamaları da tablo üzerinden görülebilir…

KİMLER BEYANNAME VERECEK?

2020’de; yıl içinde toplam 6 bin 600 liraya kadar konut kirası elde edenler beyanname vermeyecek. Beyanname vermeyen mülk sahiplerinin vergi ödemesi de söz konusu değil. 6 bin 600 liranın üzerinde konut kira geliri olanlar mart ayı içinde beyanname verecek. Hissedarlar için de aynı tutar geçerli. Kişi başı elde edilen konut kira geliri 6 bin 600 lirayı geçmiyorsa beyanname verilmeyecek. Hissedarların eş olması da durumu değiştirmiyor. Kira geliri; hissedar başına 6 bin 600 lirayı geçtiği andan itibaren, her bir hissedar ayrı ayrı 6 bin 600 liralık istisnayı vergi hesabında gelirinden düşebiliyor.

Bir kişi, birden fazla konuttan kira geliri elde etmesi halinde istisna, her bir konut için ayrı ayrı değil, kira gelirleri toplamına bir defa (6 bin 600 lira) uygulanabilecek.

YÖNTEM SEÇİLEBİLİYOR

Ne kadar vergi ödeneceği hesaplanırken kira gelirinden istisna tutarı (6.600 TL) ve giderler düşülebiliyor. Kalan tutar (matrah) üzerinden vergi hesabı yapılıyor. İki farklı gider yöntemi var; belgesiz götürü gider ve belgeli gerçek gider. Götürü giderin avantajı herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmaksızın direkt yüzde 15 oranında hesaplanan tutar, kira gelirinden düşülebiliyor. Götürü gider yöntemini seçenlerin iki yıl bu yöntemden vazgeçme haklarının olmadığını da ayrıca belirtelim.

Yazının Devamını Oku

İşte aylara göre çalışan maaşları

Brüt ücretler aydan aya değişmese de, yıl içinde gelir vergisi oranının artması nedeniyle net ücretler yılın ilk ayına göre sonraki aylarda azalma gösteriyor. Kesilen gelir vergisindeki artış, net maaşta azalmaya neden oluyor.

Yeni yılın ilk maaşı ocak sonunda çalışanların hesabına yattı. Şubat ayının maaşları da üç-beş gün içinde çalışanların hesaplarına yatırılacaktır. Ücretin her ay aynı net üzerinden hesaplandığı işletmelerde, aylar ilerledikçe çalışanların net maaşlarında değişen bir şey olmayacaktır. Ocak ayındaki net maaşları ne kadar ise; şubatta da sonraki aylarda da aynı net maaşı banka hesaplarında görebileceklerdir. Bir de ücreti brütten hesaplanan çalışanlar var… Brüt ücretler aydan aya değişmese de, net ücretler yılın ilk ayına göre sonraki aylarda azalma gösterir. Nedeni; yıl içinde gelir vergisi oranının artması… Brüt ücret yıl içinde hep aynı kalmış olsa da, brüt ücret üzerinden kesilen gelir vergisindeki artış, net maaşta azalmaya neden olur.

Brüt ücretten; gelir vergisi, damga vergisi ve sigorta primleri kesilir. Brüt ücret aynı kaldığı sürece damga vergisi ve sigorta prim kesintilerinin tutarı değişmese de, ‘gelir vergisi’ aydan aya değişim (artış) gösterebilir. Brüt ücret gelirinin yıl içi toplamı; belirli seviyeleri aştığında yüzde 15’lik vergi oranı (önce) yüzde 20’ye yükselir. İlk vergi oran artışı; 24 bin liralık vergi matrahı aşıldığında meydana gelir. 2021’de bir çalışanın vergi matrahı; hangi ayda 24 bin lirayı aşarsa, o ay yüzde 15’den, yüzde 20’lik vergi dilimine geçiş yapmış olur. Yüzde 20 oranındaki verginin, yüzde 27’ye yükselmesi için yıl içi toplam gelirin (kümülatif matrahın) 53 bin liraya çıkması gerekiyor. Yüzde 35’lik oran için 190 bin lirayı ve son olarak yüzde 40’a çıkması için yıl içi toplam ücret gelirinin (kümülatif matrahın) 650 bin lirayı aşması gerekiyor.



ÖRNEK MAAŞ ÖDEMESİ

Tablodan görülebilir. Örneğin brüt ücreti 7 bin lira olan bir çalışan ilk olarak mayıs ayında net maaşında azalma yaşayacak. Mayıs ayına kadar hep yüzde 15 oranında vergi hesaplanan çalışan için, mayıs ayıyla beraber yüzde 20’lik vergi hesaplaması yapılacak. 7 bin lira brüt ücreti olan bir çalışanın; ocak net maaşı 5 bin 272 lira iken, mayıs ayında 4 bin 985 liraya düşecek. Haziran, eylül ve ekim aylarında da dilim artışından kaynaklı olarak net maaşında düşüşler yaşanacak. Aralık ayına gelindiğinde; yılbaşına göre net maaş 714 lira azalarak 4 bin 558 lira olarak banka hesabına yatırılacaktır. Diğer brüt maaş örnekleri için de net maaşların hangi ayda ne kadar azalacağı tablodan görülebilir.

Yazının Devamını Oku

EFT yapılırken ‘diğer ödemeler’ neden seçilemiyor?

İnternet bankacılığı aracılığıyla işlem yapılırken vatandaştan ‘ödeme türünü’ seçmesi isteniyor.

Nedeni malum... İşyeri kirası ödemelerinin bankadan yapılması zorunlu. Konut kira ödemeleri de 500 lirayı aşıyorsa yine bankadan yapılması gerekiyor. Dolayısıyla internet bankacılığından kira ödemesi yapılırken, ‘konut kirası’ veya ‘işyeri kirası’ seçeneğinin seçilmesi isteniyor. Kira ödemesi değilse seçenekler arasından ‘diğer ödemeler’ seçilebiliyordu.



‘Seçilebiliyordu’ diyorum çünkü artık seçilemiyor. Enteresan olan bin lira üstü herhangi bir para transferi yapacaksanız ‘diğer ödemeleri’ seçebiliyorsunuz. Eğer bin lira altı transfer yapacaksanız ‘diğer ödemeleri’ tıklayarak işlem yapamıyorsunuz.

Bu kez konunun Maliye ile ilgisi yok belli ki. Çünkü Maliye’den kaynaklı olsa bin lira altı için değil, “bin lira üstü için ’diğer ödemeler’ seçilemez” kuralı getirilirdi. Maliye düşük tutarlı işlemler yerine büyük tutarlı işlemleri öncelikle kontrol altına almak ister.

ENGELE TAKILDIM

Yazının Devamını Oku

Tapuda konut görünen ‘işyerleri’ DKV ödeyecek mi?

Değerli konut vergisi için 20 Şubat’a kadar beyanname verilmesi, şubat sonuna kadar ilk taksitin, ağustos sonuna kadar da ikinci taksitin ödenmesi gerekiyor.

5 milyon 227 bin lirayı aşan emlak vergi değerine sahip birden fazla konutu olanlar vergi ödeyecek. Bu değeri aşan tek konutu olanlar vergiden muaf tutuluyor. 5 milyon 227 bin liranın altında emlak vergi değerine sahip mülkü olanlarsa zaten değerli konut vergisi ödemekle yükümlü değiller. Değerli konut vergisi ilk defa bu yıl ödeneceğinden mülk sahiplerinden çok sayıda soru alıyoruz... 19 Ocak 2021 tarihli yazımda yeni verginin hangi konutları-hangi mülk sahiplerini ilgilendirdiğini ele almıştım. Bugün; konutunu işyeri olarak kullanan/kullandıran mülk sahiplerinin tereddütlerini ele alıyoruz. Tabi tam tersi durumlar da olabilir. Tapu kayıtlarında işyeri olarak görünen bir taşınmaz aslında fiilen konut olarak da kullanılabilir. Bu konuyu da açıklıyoruz.

KONUT GÖRÜNEN İŞYERLERİ

Tapu kayıtlarında mesken (konut) olarak görünen taşınmaz eğer fiilen işyeri olarak kullanılıyorsa mülk sahibinin bu konut için değerli konut vergisi ödememesi gerekir. 15 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan tebliğde de (Madde 2/3) “Taşınmazın mesken niteliğini haiz olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde, taşınmazın kayıtlardaki niteliğinin yanında fiilen kullanım durumuna da bakılır.” deniliyor. Dileyen mükelleflerin vergi dairelerine başvurarak özelge isteme hakları da var. Kendi durumlarını özetleyerek; tapuda konut görünen konutlarının fiilen işyeri olarak kullanıldığından dolayı değerli konut vergisi ödeme yükümlülükleri olup olmadığını bizzat Maliye’ye sorabilirler. Özelge isterken söz konusu taşınmazın fiilen işyeri olarak kullanıldığını gösteren belgelerin de sunulmasında yarar var. İşyeri kira ödemesi stopaj belgelerini, emlak vergisi (bina-işyeri) ödeme belgelerini... Eğer imar barışına başvurulmuşsa ve işyeri olarak yararlanılmışsa, imar barışı ödeme belgeleri de özelge talep formu ekinde sunulabilir. Nitekim emlak vergisi (bina vergisi) uygulamasında ‘tapuda konut olarak görünen taşınmazların fiilen işyeri olarak kullanılmaları durumunda, fiili kullanım dikkate alarak vergilendirme yapılacağı Maliye’nin özelgelerinde belirtiliyor. (İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, 05 Şubat 2018 tarih ve 56068 sayılı özelge)

İŞYERİ GÖRÜNEN KONUTLAR

Yukarıdaki örneğin tersi de olabilir. Taşınmaz tapuda ‘işyeri’ olarak görünmesine rağmen, fiilen ‘konut’ olarak kullanılabiliyor. Bu durumda da; fiili durum dikkate alınarak vergiye tabi olup olmadığı değerlendirilecektir. Maliye, fiili durumu dikkate alarak kuvvetle muhtemel bu kez verginin ödenmesini talep edecektir. Eğer tapuda işyeri olarak görünen taşınmazın değeri 5 milyon 227 bin lirayı geçiyorsa ve diğer şartları taşıyorsa (mülk sahibinin yasal sınırı aşan tek taşınmazı değilse...) 20 Şubat’a kadar beyanname verilerek ardından da vergi ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekir. Ancak bu konuda da tereddüt yaşayan mülk sahipleri ilk defa bu yıl- bu ay tahakkuk edecek değerli konut vergisi hakkında hiç tereddüt yaşamamak adına, Maliye’ye başvurarak özelge isteyebilirler.

İKİ DEĞERLİ KONUT VARSA BİRİSİ VERGİYE TABİVergi ödenmesi için konutun değerli olması gerekiyor. 5 milyon 227 bin lirayı aşan emlak vergi değerine sahip olması gerekiyor. Eğer bu değeri aşan iki konut varsa birisi için vergi ödenecek, diğeri (değeri düşük olan) için vergi ödenmeyecek. Eğer 5 milyon 227 bin lirayı aşan 3 veya daha fazla sayıda konut sahipliği söz konusu ise yine bir adet konut (değeri en düşük olan) için vergi ödenmeyecek, diğerleri için vergi tarifesine göre vergi hesaplanıp şubat ve ağustos ayı içinde iki taksitte vergilerini ödemeleri gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Miras kalan Bitcoin’in vergisi var mı?

Eşi vefat eden mirasçı da haklı olarak tereddüt etmiş...

Eşinin adına kayıtlı olan bitcoin varlığının kendisine ve diğer mirasçılara intikali olacakken vergisel yönü aklına takılmış. Eşinden intikal eden dijital mal varlığı için Veraset ve İntikal Vergisi (VİV) ödeyip ödemeyeceğini Edirne Vergi Dairesi’ne sormuş...

Maliye’nin nihai cevabını kısaca söyleyelim öncelikle: “Evet, vergiye tabidir” demiş. Bitcoin alım-satım işlemleri muris adına bir anonim şirket üzerinden yürütülmüş... İnternet üzerinden bitcoin alım-satımı ve transfer işini yapan şirket, miras bırakan adına açılmış olan hesapta yer alan dijital varlığın toplam değerinin ölüm tarihindeki Türk Lirası karşılığını mirasçılarına bildirmiş. (Miktar-birim fiyat değerleri üzerinden o günkü toplam Türk Lirası karşılığını...)

Maliye’nin cevabında verginin beyanına ilişkin diğer ayrıntılar da yer alıyor: “Bitcoin varlığının toplam değerinin mirasçılar tarafından veraset ve intikal vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi ve tahakkuk edecek verginin ödenmesi halinde ilişik kesme belgesinin verilmesi gerektiği” belirtilmiş. “Mirasçılarca beyanname verilmemesi durumunda ise daha sonra ödenecek vergiye mahsuben ilgili anonim şirket  tarafından (yüzde beş) yüzde 5 oranında tevkifat yapıldıktan sonra kalan miktarın mirasçılara ödenmesi mümkündür” denilmiş. (Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı, 23 Eylül 2020 tarih ve E.33826 sayılı özelge)

2021 YILI MİRASÇILARIN VERGİ TARİFESİ

Aralık ayının son haftasında yeni yılda geçerli olacak VİV tarifesi de açıklandı. Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliği, Seri No: 52 (29 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete) 2021’de mirasçılara isabet eden hisselerin 334.534 lirası istisna.  Füruğ (altsoy) bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesinde istisna tutarı ise 669.479 TL

Ölüm halinde, mirasçıların dört ay içinde “veraset ve intikal vergisi” beyannamesi vermeleri gerekiyor. Ölüm Türkiye’de meydana gelmemişse ve/veya mirasçıların Türkiye’de bulunmaması durumlarında, beyanname verme süreleri farklılık gösterebileceğinden durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Veraset yoluyla intikal eden varlıkların değeri, istisna haddinin altında kalsa dahi beyanname verilmesi gerektiğini belirtmekte de yarar var. Muristen mirasçılara veraset yoluyla hiçbir mal intikal etmemişse, bu durumun da bir dilekçe ile (beyanname verilmeksizin) vergi dairesine bildirilmesi gerekir.

BAĞIŞ VE HEDİYELER İÇİN 2021 VERGİ TARİFESİ

Anne-babadan, kardeşten, eşten de gelmiş olsa fark etmiyor, bağış ve hediyeler vergiye tabi. Güncel istisna tutarı: 7.703 lira. 2021’de bu değeri aşan tutarda hediye, bağış alan kişiler vergi ödemek zorunda. Yalnız; anne, baba, eş ve çocuklardan bu hediyeleri alanlar için, verginin oranı yarı yarıya düşüyor.

Yazının Devamını Oku

5 soruda değerli konut vergisi

Bu yıl ilk defa, yine ‘emlak vergi değeri’ üzerinden yeni bir vergi tahsilatı yapılacak: ‘Değerli konut vergisi’. Konutlarının emlak vergi değeri 5 milyon 227 bin lirayı aşanlar vergi ödeyecekler. Vergi tutarı nasıl belirlenecek? Ödemeler ne zaman nasıl yapılacak? Kimler muaf olacak? Değerli konut vergisi ile ilgili tüm detayları derledik.

25 milyondan fazla mükellefi olan emlak vergisi nasıl ödeniyor? İsteyen internetten, isteyen belediye veznesinden. Peki hangi mülk sahibinin ne kadar vergi ödeyeceği nasıl hesaplanıyor? Mülklerin emlak değerinin üzerinden. Her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar değerleme yapılarak otomatik olarak belirleniyor. Emlak vergisi için vatandaştan beyanname vermesi isteniyor mu? İstenmiyor, çünkü otomatik hesaplanan vergi için beyannameye gerek yok. Belediyeye vergisini ödeyen mükellef, hiç ekstra kırtasiyeyle-bürokrasiyle uğraştırılmadan vergi yükümlülüğü kolaylaştırılmış olarak yerine getirilmiş oluyor.

Şimdi; bu yıl ilk defa, yine ‘emlak vergi değeri’ üzerinden yeni bir vergi tahsilatı yapılacak: ‘Değerli Konut Vergisi-DKV’. Konutlarının emlak vergi değeri 5 milyon 227 bin lirayı aşanlar DKV ödeyecekler. İlk taksitin şubat sonuna, ikinci taksitin Ağustos sonuna kadar ödenmesi gerekiyor. Ancak ödemeden önce bir de 20 Şubat’a kadar vergi dairesine beyanname verilmesi gerekiyor.

KIRTASİYE YÜKÜ

Dünya gazetesi yazarı Dr. Bumin Doğrusöz de 31 Aralık 2020 tarihli yazısında bunu vurguluyor, Değerli Konut Vergisi için ‘beyannameye ne gerek var?’ diyor özetle. “Vergi daireleri web sayfasından mükellefleri ilan etse, mükellefler de ilana göre bankalardan ödeme yapsa sistem daha basit olmaz mı?” diyor. Doğrusöz’ün bu sözünün üzerine “Doğru söze ne denir?” sözünden başka ne söylenebilir ki? Dileyelim bu öneri dikkate alınarak yasal düzenleme yapılır ve hiç gereği olmayan kırtasiye yükü vatandaşın üzerinden alınır. Bu yıl ilk defa Değerli Konut Vergisi ödeyecek vatandaştan yalnızca vergiyi ödemesi istenir, beyanname verme yükü üzerilerinden alınır.

İlk defa bu yıl ödenecek DKV hakkında en çok merak edilen 5 konuyu da sırasıyla açıklayalım

1. Verginin mükellefi kim?

Emlak vergisi değeri 5 milyon 227 bin lirayı geçen birden fazla konutu olanlardan vergi isteniyor. Değerli konut vergisini; konutların sahipleri, varsa intifa (kullanım) hakkı sahipleri ödeyecek. Konutların emlak vergi değerleri konutun bulunduğu yerdeki belediyeden öğrenilebilir. Konuta paylı mülkiyet hâlinde sahip olanlar, hisseleri oranında mükellef kabul ediliyor. Elbirliği mülkiyette sahipleri vergiden müteselsilen (zincirleme olarak) sorumlu oluyorlar.

2. Kimler vergi ödemeyecek?

Yazının Devamını Oku

Beni gözetleyenlerin olmadığı bir adaya gidiyorum

"Eğer başka gelirleriniz varsa, vergi kaçırıyorsunuz demektir” sözünü işitiyor telefonun diğer ucundaki pizzacıdan. Adamın tepesi atıyor tabii. Sipariş vermek için pizzacıyı arayan müşteriye söylenebilecek bir söz mü bu?

Öyle ki; pizzacının üç-beş dakika içindeki kendinden emin ve sivri çıkışlarına maruz kaldıktan sonra bir anda memleketi terk noktasına da geliyor adam. Animasyon videoda izledim bu diyalogları. Cep telefonuma mesaj olarak gelmişti. 

Pizzacıya gelen telefonun açılmasıyla başlıyor gariplik. Her zaman sipariş verdiği pizzacı dükkânının el değiştirdiğini öğreniyor ilk olarak müşteri. Dünya devi bir bilişim şirketi tarafından; herkesin her an başvurduğu arama motoru şirketi tarafından satın alınmış hikayedeki pizzacı. Peki; nasıl oluyor da pizza siparişi için açılan telefon “vergi kaçırma suçlamasına” kadar ilerliyor? 

Uzatmayayım... Pizzacı ve müşterisinin diyaloglarıyla baş başa bırakayım sizi.

Pizzacı: “Son 20 siparişinizde de sucuklu pastırmalı büyük boy pizza istediğinizi görebiliyorum”

Müşteri: “Yine aynısından istiyorum”. Pizzacı “Üzgünüm size vejetaryen pizza gönderebilirim, çünkü kolesterolünüz çok yüksek”

Müşteri: “Nereden biliyorsun”. Pizzacı: “Şirketimiz dünyadaki en büyük veri tabanına sahip. Tüm tıbbi tahlil kayıtlarınıza erişebiliyoruz.”

Müşteri: “Kolesterolüm için ilaç kullanıyorum, istediğim her şeyi yiyebilirim.”

Pizzacı:

Yazının Devamını Oku