GeriAhmet KARABIYIK Vergi ayı şubat oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vergi ayı şubat oldu

Milyonlarca vergi mükellefi için artık şubat ayı vergi ayı olacak.

Öteden beri vergiye tabi kazanç elde edenler mart ayında beyanname verir ve ilk taksitlerini de bu ayda öderdi. Herkesin ezberine de yerleşmişti ‘mart ayı vergi ayı’ söylemi... Şahsen kira geliri elde edenler, gayrimenkul satışından, ortak olduğu şirketten kar payı kazancı elde edenler... Kendi adlarına işyerlerinden ticari kazanç elde edenler, avukat, mimar, mali müşavir gibi serbest meslek kazancı elde edenler... Beyana tabi ücret geliri elde edenler... Mecliste görüşülen yasa teklifine göre (Md.7) artık mart ayında değil, şubat ayında gelir vergisi beyannamesi verecekler. İlk taksit ödemesini şubat ayında, ikinci taksit ödemesini (temmuz yerine) haziran ayında ödeyecekler.

BİRER AY ÖNE ÇEKİLDİ

Geçen hafta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda da kabul edilen yasa teklifiyle şirketler de artık nisan da değil, mart ayında kurumlar vergisi beyannamesi verecekler. Yani şahısların da, şirketlerin de yıllık vergi beyanları birer ay öne çekiliyor. Yasa teklifiyle aynı zamanda; işletmelerin yıl içinde dört kez verdikleri geçici vergi beyannamelerinin sayısı da üçe düşürülüyor, şubat ayındaki dördüncü geçici vergi beyanları kaldırılıyor.

BEYANNAME SÜRESİ

Beyanname verme döneminin bir ay öne çekilmesinin etkilerini, işletmeler mali müşavirleri birlikte değerlendireceklerdir. Ancak bir de çoğunlukla mali müşavirleri olmayan ve Maliye’ye yılda bir kez gelir vergisi beyannamesi hazırlayan sade vatandaşlar var. Beyana tabi; kira geliri elde edenler, gayrimenkul satış kazancı elde edenler, kar payı elde edenler, yurt dışı faiz geliri elde edenler, ücretliler... Yasa teklifinin genel kurulda görüşülüp mevcut haliyle kabul edilmesi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı sonrası Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla artık mart ayı sonuna kadar değil, şubat ayının 25’ne kadar gelir vergisi beyannamesi verilebilecek. Beyana tabi kira geliri sınırları hatırlayalım öncelikle... 2021’de yıl boyunca toplamda 7 bin liraya kadar konut kirası elde edenler beyanname vermeyecek. Dolayısıyla vergi de ödemeyecekler. 7 bin lirayı aşan konut kirası elde edenler beyanname vermek zorunda. 2021’de brüt 53 bin liradan fazla işyeri kira geliri elde edenler beyanname (1-25 Şubat 2022) verecek. Eğer işyeri basit usuldeki bir mükellefe kiraya verilmişse (veya vergi kesintisi zorunluluğu olmayanlarca kiralanmış ise) beyanname verme sınırı 2021 gelirleri için 2 bin 800 lira. Gelir türüne göre şartlar ise şöyle;

GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI

Gelir Vergisi Kanunu’na göre alış tarihinin üzerinden 5 tam yıl geçtikten sonra taşınmaz satıldığında ne kadar kazanç elde edilirse edilsin vergi ödenmiyor. Evini-işyerini beş yıldan önce satıp (2021’de) 19 bin lirayı aşan kazanç elde edenler bu kazançlarını beyan etmek zorunda.

KÂR PAYI GELİRLERİ

2021 yılında elde ettiği brüt temettü ve kâr payı tutarının yarısı, 53 bin lirayı aşmayanlar beyanname vermeyecek. Stopaj yapılmadan önceki brüt gelirin yarısı, (varsa tevkif suretiyle vergilendirilmiş diğer menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile birlikte) toplam 53 bin lirayı geçiyorsa şahsen beyanname verilmesi gerekiyor. Beyannameye gelir olarak kârın (temettünün) yarısı dâhil edilip vergilendiriliyor (kalan yarısı istisna) ve şirketin ödediği yüzde 15 stopaj da ödenecek vergiden mahsup ediliyor, düşülüyor. Kesinti yoluyla ödenen (yüzde 15) verginin, hesaplanan gelir vergisinden yüksek olduğu durumda vergi iadesi de söz konusu olabiliyor.

FAİZ GELİRLERİ

Yurtiçinde (2021’de) elde edilen mevduat faiz gelirleri için de, repo kazançları için de vatandaşın şubat ayında ayrıca beyanname vermesi gerekmiyor. Elde edilen gelirin büyüklüğü ne kadar olursa olsun fark etmiyor, beyanı gerekmiyor. Gayrimenkul kira geliri, gayrimenkul satış kazancı gibi gelirlerden dolayı beyanname verilmesi gerekse dahi, vadeli mevduat faiz geliri de, repo kazancı da beyannameye dâhil edilmiyor. Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr paylarında da durum aynı. Katılım bankalarınca, kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları için de beyanname vermek gerekmiyor. Yurtdışından elde edilen faiz gelirleri Türkiye’de vergi kesintisine tabi olmadığından ve istisna da uygulanmadığından yurtdışında (2021’de) elde edilen faizlerin 2 bin 800 lirayı aşması halinde yıllık beyanname ile menkul sermaye iradı (MSİ) olarak beyan edilmesi gerekiyor. Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirlerinin de stopaja tabi olmamasından yurt içinde beyan edilmesi gerekiyor.

ÜCRET GELİRLERİ

2021’de elde edilen ücret gelirleri, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü dilimini (650 bin lira) aştığında, tek işverenden bu gelirler elde edilmiş olsa da 2022 Şubat ayında beyan edilmek zorunda. Birden fazla işverenden ücret alıp toplam ücret tutarı 650 bin lirayı geçenler de beyanname vermek zorunda.2021’de birden fazla işverenden ücret almış çalışanlardan, birinci işverenden aldıkları ücret 650 bin lirayı aşmamasına rağmen, ikinci (ve varsa daha fazla) işverenden aldığı ücretin brüt tutarı 53 bin lirayı aşanlar da beyanname vermek zorunda. Beyanname vermek zorunda olan ücretlilerin, tüm ücret gelirlerini de beyannamesine dâhil etmesi gerekecek.

DKV DE ŞUBAT BEYAN EDİLİYOR

Yasa teklifine göre, bir yandan şubat ayında verilmesi gereken 4.ncü geçici vergi beyanı kaldırılıyor, diğer yandan gelir vergisi beyanı mart ayından şubat ayına çekiliyor. Şubat ayında bir beyanname verme mükellefiyeti daha var yalnız… Değerli Konut Vergisi (DKV) mükelleflerinin de 20 Şubat’a kadar beyanname vermesi gerekiyor. Aslında Değerli Konut Vergisi, beyannamesiz de tahsil edilebilir. Bu önerimi daha önceden de (19 Ocak 2021) bu köşede dile getirmiştim. Emlak vergi değeri üzerinden hesaplanan DKV’yi Maliye, aynı emlak vergisi gibi beyannamesiz olarak tahsil edebilir. Bu şekilde; DKV için hiç gereği olmayan kırtasiye yükü vatandaşın üzerinden alınarak şubat ayı beyanname yoğunluğu hafifletilebilir.

X

CEO’dan yönetim kuruluna bilgi akışında kritik yanılgı

CEO’lar ve diğer profesyoneller, işin doğası gereği şirket yönetim kurulunu sürekli olarak bilgilendirmek zorunda. Ancak bu bilgilendirmede; başkan ve üyeler arasında bir ayırım olursa yasaya aykırı bir durum da oluşuyor. Toplantı sırasında zaten tüm üyeler eşzamanlı bilgileniyorlar, burada problem yok. Ancak toplantı dışında bilgilendirmelerde başkanın üyelerden bir farkı da yok. Sanki başkanın diğer üyelere göre bir üstünlüğü varmış gibi algılandığında şirket profesyonelleri yanılgıya düşmüş oluyorlar.

Anonim şirketlerde; yönetim kurulu, şirketi yönetir. Yaptığı işlemlerden dolayı sorumluluk da yönetime aittir. Özellikle çok ortaklı anonim şirketlerde, farklı grup pay sahipleri, farklı yönetim kurulu üyeleri ile temsil edilirler. Ve tabi ki, her yönetim kurulunun da bir başkanı olur.

BAŞKAN DA İZİN ALMALI

1956 tarihli, (6762 sayılı) eski Türk Ticaret Kanunu (TTK) yarım asırdan fazla yürürlükte kalmıştı. 2012 Temmuz’dan sonra 6102 sayılı yeni TTK’nın yürürlüğe girdi. Yeni TTK’da kurul üyelerinin şirketten bilgi almasına yönelik özel düzenlemeler yer alıyor. Eski yasada bu hakların yer almamasından da kaynaklı olarak şirket uygulamalarında bilgi alma açısından bazı yanılgıların oluştuğunu görüyoruz. Yönetim kurulu başkanının, şirketten-çalışanlarından dilediği bilgiyi veya belgeyi dilediği zaman alabileceği hususundaki yanılgıdan bahsediyorum.

Aslında başkan da üyeler de, ‘toplantı dışında’ şirketten bilgi alırken izin almak zorunda. Dolayısıyla yasaya göre, bilgi alma açısından başkanın, diğer üyelerden bir üstünlüğü bulunmuyor. Evet; üyeler ancak başkanın izniyle ‘toplantı dışında’ bilgi alabilir, doğru. Ancak başkan da, toplantı dışında ancak kurulun izniyle bilgi alabilir. Dolayısıyla şirketin CEO’su, genel müdürü ya da diğer müdür ve çalışanları, “Başkan bizden bilgi istedi, vermek zorundayız, üye bizden bilgi istedi, veremeyiz” derlerse yanılırlar. Diğer yönetim kurulu üyeleri, nasıl başkandan izin aldıktan sonra şirketten bilgi alabilirse, başkan da ancak kuruldan izin alarak aynı şekilde bilgi alabilir.

YASAL DÜZENLEMEYE GİRDİ

2012’ye kadar geçerli olan eski TTK da; üyelerin toplantı dışında bilgi alma hakları yer almıyordu. Yeni TTK ile ‘üyelerin toplantı dışında da bilgi alma hakları düzenlendi. Üyelerin de, başkanın da toplantı dışında bilgi alma hakları izne bağlanarak yasa metninde yer aldı. Yönetim kurulu toplantıları sırasında zaten her üye şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınması reddedilemez.

Reddedilmişse üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin bu kararı kesindir. Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle yükümlüdür. Bir üyenin bu konudaki istemi de reddedilemez; soruları da cevapsız bırakılamaz. (TTK Md.392) Bu arada, yeni TTK ile tek ortaklı anonim şirket kurulabilmesine ve tek kişiden oluşan yönetim kurulu oluşturulabilmesine imkan tanındığını da ayrıca belirtmekte yarar var.

İNCELEMEYİ NEREDE YAPACAK?

Yazının Devamını Oku

Çatkapı haciz bu kadar kolay mı?

İş dünyasında herkesin ezberindedir: Şirketlerin, ancak imzaladığı çek-seneti vadesinde ödemediğinde, işyerine, banka hesaplarına haciz gelebilir.

Onun dışında adi borç için şok haciz yaşanmaz. Alacaklı da tahsil edemediği alacağını tabi ki dava açıp mahkemeye başvurabilir. Ama haciz olmaksızın mahkemede görülen dava, zaman alan bir süreçtir. Mahkemede konu masaya yatırılır, taraflar iddialarını ve delillerini mahkemeye sunar. Dolayısıyla vadesi geçmiş çek-senet sözleşme olmadan hiç kimsenin ‘bir sabah ansızın banka hesapları, itibarı’ yerle bir edilemez. 

 VADESİ 2023

Ama oldu. İstanbul’da daha birkaç ay önce... Sanayici dostum şöyle anlattı: “Değil çek-senet, sözleşme dahi yok alacaklı ile aramda. Ve en önemlisini söyleyeyim; borcumun vadesi de 2023. Yani daha vadesinin dolmasına iki yıl var.” Peki nasıl oluyor da haciz geliyor?  “Ben de bilmiyorum, bir sanayicinin on yıllara dayanan emekle inşa ettiği itibarı nasıl böyle iki dakikada yerle bir edilebilir? Bir sabah şirketimin banka hesaplarına haciz geldiği bilgisiyle uyandım. Müşterilerime de haciz ihbarnameleri gitmiş, alacaklarım da bloke edildi. Müşterilerim mal almayı kesti. Haczi duyan tedarikçilerimden panikle noterden yazı gönderenler oldu. Saatler içinde; çalışanlarımın kredi kartları kilitlendi, şirket araçlarım akaryakıt alımına kapatıldı. Piyasaya gecikmiş borcum yok, devlete vergi-prim borcum yok, çalışanlarıma bir kuruş borcum yok.  Neden hacze muhatap oluyorum?”

 BÜYÜK RİSK VAR

Hakikaten enteresan, haciz gönderilen firmanın kimseye gecikmiş borcunun olmaması. Yıllarını Ar-Ge’ye, ürün geliştirmeye, yatırıma adamış sanayici ‘pişmiş tavuğun başına gelir mi bilmem bu’ dediği olayın detaylarını hararetle anlatmaya devam etti. “Sonradan öğrendim ki, iyi niyetli olmayan alacaklı, alacağının 2023 tarihli vadesinden mahkemeye bahsetmezken, ihtiyati haciz dilekçesine şirketim için ‘mal kaçırma duyumu aldıklarını’ yazmış. Yahu benim ürünlerim tüm Türkiye’de raflarda. Fabrikam da makinalarım da yerinde. Nasıl mal kaçırayım ben? Neden belgelendirilme ihtiyacı görülmeden, ‘mal kaçırdığım duyumu’ iddiası mahkemede ciddiye alınır? Kaldı ki alacaklıya teminat olarak sunduğum -borcun kat be kat üzerinde- varlıklarım da vardı. Çek-senet sözleşme yokken aslı olmayan ‘mal kaçırma duyumu’ üzerine mi hacze muhatap oldum?  Olamaz, böyle bir karar çıkamaz. Eğer mahkemeler böyle bir karar verebiliyorsa; o zaman tüm işletmeler için de büyük risk var. Her işletmeye iyiniyetli olmayan birileri böyle iddialarla gelebilir, çek-senet vermedikleri halde, işyerlerinde faaliyetlerini kendilerince devam ettirirlerken, vadesi gelmeyen bir borçları için işyerleri-banka hesapları şok bir hacizle haksızca boşaltılabilir. Mevzuatta önlem alınsın, ben yandım başkası yanmasın.” 

MAHKEME GÜN VERDİ

Yüzlerce çalışanının sorumluluğunu da taşıdığını söyleyen sanayici patron hacze itirazdan da bahsetti: “İhtiyati haciz kararına itiraz ettik tabi ki, mahkeme 20 gün sonrasına gün verdi. İyi de benim hesaplarıma saatler içinde haciz kondu, müşterilerime, tedarikçilerime konuyu izah edemedim, tüm işlerim kilitlendi, mal alamadım, mal satamadım. Haciz saatler içinde konuluyor, itirazlarımın dinlenmesi için günlerce bekleniyor. Tabi ki tazminat davası açacağım ama ne kadar masraf edip ne kadar yıl bekleyeceğim bu tazminat davasının sonuçlanması için belli değil. Yapanın yanına kâr kaldı aslında.” Konuyu uzman hukukçulara sordum. Onlar da ‘ihtiyati haczin’ uygulamada ancak vadesi geçmiş çek-senet gibi kıymetli evrak olduğu durumlarda ya da yasanın aradığı şartların (adresini terk etme, mallarını hızla başkalarına alacaklılarından kaçırma kastı ile devretme, kısaca alacağı karşılıksız bırakmaya yönelik eylemlerde bulunulduğunun tespit edilmesi gibi) oluşması durumunda muaccel olmayan / vadesi gelmemiş alacaklara muacceliyet tanınması istenerek  devreye girdiğini, ancak kesin olarak herhangi bir teminata bağlı alacaklara ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, İcra İflas Kanunu’nda yer alan ‘ihtiyati haciz’ müessesinin istisnai olarak ve güçlü delillerle ancak uygulanabileceğini, yanlış uygulamaların borçluda ‘telafisi imkânsız kayıplara yol açabileceğini’ söylediler.  

İhtiyati haciz, ‘vadesi geçmiş çek-senet, sözleşme vb. belge olmaksızın’ uygulandığında iyi niyetli borçlular, işletmeler, sanayiciler yıllardır biriktirdikleri varlıklarını, daha da önemlisi itibarlarını kaybediyorlar. Adresi belli, fabrikası-işyerleri faal, çalışanları kayıtlı aktif işletmelerin, yaşanan olaydaki gibi zorda kalmamaları için keyfi ihtiyati haciz uygulamalarını caydırmaya yönelik yasal ve idari tedbirlerin acilen devreye alınması gerekiyor. Çünkü haksız ihtiyati hacizle alacaklı, borçluya çok hızlı hasar verebiliyorken, haksız hasar gören ise eğer hukuki-maddi mücadele gücü de kalmışsa hasarın tazminini yıllara yayarak ve gecikmiş adaletle ancak geri alabiliyor. 

Yazının Devamını Oku

Varlık satışında ‘vergi avantajı’

Şirketler ellerinde olan bina, makine ya da araçları bazı dönemlerde satabiliyor. Bu satışlardan elde edilen gelirin de vergisi ödeniyor. Ancak şirketler bu satışların ardından yerlerine yenilerini almayı planlıyorsa ödemeleri gereken vergi 3 yıl ertelenebiliyor. Ayrıca şirketler, ‘finansal kiralama yoluyla elde edilen varlıklar’ için de ‘yenileme fonu’ avantajından yararlanabiliyor.

NORMALDE; şirketler kayıtlarında yer alan bina, makine, kamyonet vb varlıklarını sattıklarında kazanç üzerinden (kurumlar) vergisini de öderler. Ancak işletmelerin bu sattıkları varlığın yerine yenisini alma düşünceleri varsa vergi üç yıl boyunca ertelenebiliyor. 2021’de yapılan bir varlık satışı örneği için; kazanç üzerinden ödenmesi gereken kurumlar vergisi 2024 dönemine kadar ertelenebiliyor. Eğer bu üç yıl boyunca satılan varlığın yerine yenisi alınmazsa da sorun yok, üç yıllık erteleme yine geçerli. Satıştan sonraki üç yıl içinde yeni varlık alımı yapıldığı durumda ise yeni varlığın amortismanından da mahsup edilebiliyor kazanç.

Yenileme fonu Vergi Usul Kanunu’nda öteden beri yer alıyor. (Md. 328) Yeni yapılan düzenleme (7338 sayılı yasa) ile ‘finansal kiralama yoluyla edinilen varlıklar’ için de ‘yenileme fonu’ avantajından yararlanılabilecek. Yeni düzenleme ile; üç yıllık sürenin satışın yapıldığı yıldan mı, takip eden yıldan mı başlayacağı tartışması da son buldu, satışı izleyen yıldan itibaren üç yıl hesaplanacak. Satış sonrası yenilecek varlık için “benzer mahiyetteki” ifadesi de yeni düzenleme ile yasaya girerek uygulama genişletilmiş oldu.

KRİTİK NOKTALAR

Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından kaynaklı kazancın vergisini erteleme imkânı tanıyan ‘Yenileme fonunun’ diğer kritik noktalarını da belirtelim: “Sadece bilanço esasına göre defter tutan mükellefler yararlanabiliyor, işletme hesabı esasında defter tutanlarla, serbest meslek kazanç defteri tutanlar bu uygulamadan yararlanamıyor. Satılan varlığın yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir varlığın edinilmesi, işin niteliğine göre zorunlu bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa, satıştan doğan kâr, satışın yapıldığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulabilir. Bu süre içinde, satılan varlığın yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir varlığın edinimi gerçekleşmezse, geçici hesapta tutulan kâr, satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir.

GAYRİMENKULDE % 50 İSTİSNA

Pasifte geçici bir hesapta tutulan kâr, satışı yapılan iktisadi kıymetin yerine iktisap edilen yeni kıymetlerin amortisman ayrılabilecek tutarından fazla ise bu fazlalık, satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir. Satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının sonundan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi hâlinde pasifte geçici bir hesapta tutulan kâr o yılın kâr ve zarar hesabına eklenir.

Gayrimenkul satışında; diğer varlıkların satışında olmayan bir avantaj daha var şirketler için. Kazancın yarısı vergiden istisna olabiliyor. Gayrimenkulün edinim tarihinin üzerinden iki yıl geçip sonrasında satış olduğunda, kazancın yarısı vergiden istisna edilebiliyor. Kalan yarısı üzerinden; güncelde yüzde 25 oranında kurumlar vergisi ödeniyor. Kurumlar Vergisi (KV) istisnasından yararlanabilmek için; satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon” hesabında tutulması gerekiyor. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi de gerekiyor ayrıca.

Yazının Devamını Oku

Asgari ücrette bu yıl ‘oybirliği’ ihtimali

Yeni yılın asgari ücreti için tüm taraflar aynı yönde açıklamalar yapıyor. Çalışanlar bizzat enflasyonun olumsuz etkisini yaşayan kesim. Hükümet de, işverenler de ‘enflasyonun üzerinde artış olmalı’ diyor.

Asgari ücretin belirlenme sürecini bu üç taraf birlikte yürütüyor. Dolayısıyla üç taraf da aynı yönde açıklama yapmışken dileyelim bu yıl asgari ücret mutabakatla belirlensin. Çalışma barışına da ciddi katkı sağlar oybirliğiyle belirlenecek asgari ücret. 2019 yılında da asgari ücreti oybirliğiyle belirlenmişti. Asgari ücret geçmiş yıllarda genelde işçilerin muhalefetine karşılık hükümet ve işverenin çoğunluk oylarıyla belirlendi. 2016’nın asgari ücreti belirlenirken bir sürpriz olmuş ve işverenin muhalif kalmış, hükümet ve işçi temsilcilerinin oy çokluğuyla ücret kesinleşmişti. Yüzde 30 oranında artışla net 1.000 liradan, 1.300 liraya çıkmıştı. 2016’dan bugüne hangi yıl hangi tutar ve oranda asgari ücretin artış yapıldığı ve belirleyen tarafların oy tercihleri aşağıdaki tablodan görülebilir.

Asgari Ücret Tespit komisyonu, en az on üyenin katılımı ile toplanıyor ve oyların çoğunluğu ile karar alınıyor. Oyların eşitliği halinde, başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılıyor. Kararın Resmi Gazete’de yayımlanması sonrasında yeni yılın asgari ücreti yürürlüğe giriyor. Asgari Ücret Tespit komisyonunda; Hükümet adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçiler adına Türk-İş, işverenler adına TİSK yer alıyor.

AGİ MAAŞI NASIL ARTTIRIYOR

Çalışanlar her ay bordrolarında görür Asgari Geçim İndirimi (AGİ) kalemini. İşverenler bu tutarı bir yandan çalışanlarına öderken diğer yandan Maliye’ye ödeyecekleri gelir vergisinden düşerler. Hesaplanan AGİ, çalışanlara (net ücrete ilaveten) ödenir. AGİ’ den kaynaklı çalışana ödenecek yıllık tutar; yıllık asgari ücretin yarısına, yüzde 15 oranı uygulanarak bulunuyor. 2021 için bu tutar bekâr bir çalışan için aylık 268,31 liraya denk gelmekte.

Çalışmayan eş ve çocuklardan dolayı çalışanlara ilave olarak ödenecek AGİ tutarları Tablo II’ den görülebilir.

Yazının Devamını Oku

Elon Musk ‘vergisi’ için hisse satarken Türkiye’de durum ne?

Elon Musk hisse satıyormuş Amerika’da... Dünyanın en zengini olunca tabi ki milyonlarca kişi de bunu konuşuyor.

3.5 milyon kişi de Musk’ın Twitter’daki anketine katılmış, oy kullanmış. Çoğunluk ‘sat’ demiş. ‘Zenginin malı züğürdün çenesi yorar’ misali... 20 milyar dolarlık hisse satışının esas nedeni de vergi diyorlar... Satmasa servet vergisi ödeyecek deniliyor... Peki bizde durum ne? Hisse sahiplerine vergi var mı Türkiye’de” Kendisi de şirket ortağı olan bir arkadaşım söyledi bu sözleri... Evet; Elon Musk, hisse satış kararının vergiyle ilgisi olduğunu kendisi söylüyor zaten... Milyarderler vergisi ABD Kongresi’nde onaylanırsa Musk elindeki servet üzerinden yüklü bir vergi ödeyecek belli ki.



SATILMADAN ALINMIYOR

Biz, Türkiye’deki duruma göz atalım şimdi... Hisse senetleri satılmadan gelir vergisi alınmıyor öncelikle onu söyleyelim. Borsada işlem gören hisse senetleri satılsa da ‘sıfır oranlı’ stopaja tabi ve beyana da tabi değil... (“Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı” hisse senetleri 1 yıldan fazla süre ile elde tutulmamış ise %10 stopaja tabi.) Halka açık olmayan şirket hisselerinde ise anonim şirket ve limited şirket hisselerini ayrı ayrı ele almak gerekiyor.

ANONİM ŞİRKETLER

Yazının Devamını Oku

Asgari ücrette 5 olasılık

Yaklaşık 8 milyon kişinin gözü kulağı asgari ücretteki artışta. Beklenti, önceki yıllara göre daha da yüksek... Biz de net 2 bin 826 lira olarak hesaplanan asgari ücretin yeni yılda en az 3 bin 500 lira, en çok 4 bin 500 lira aralığında belirlenebileceğini varsayarak beş farklı net ücret için vergi-sigorta-işveren maliyetlerini ve değişimlerini gösteren tablo hazırladık.

ASGARİ ücretteki artış beklentisi 2022’de önceki yıllara göre daha yüksek. Enflasyon oranı yeni asgari ücretin belirlenmesinde ilk kriter olacak... Diğer yandan çalışan temsilcileri de, işveren temsilcileri de ve hükümet de enflasyonun karşısında asgari ücretlinin korunması gerektiğini belirtiyor. Şimdi gözler aralık ayındaki asgari ücret tespit komisyonunun toplantılarında olacak. Yaklaşık 8 milyon kişi asgari ücretle geçiniyor. Belirlenecek asgari ücret; çalışanların büyük çoğunluğu için tek ‘gelir kalemi’. Aynı zamanda bu ücreti ödeyen işverenleri için de önemli bir ‘gider kalemi’.

GEÇMİŞTE NE OLDU

Asgari ücretin belirlenmesiyle yalnızca asgari ücretlilerin net maaşları kesinleşmiyor. Aynı zamanda ücretler üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin en az ve en çok (7,5 katı) tutarlarını da belirliyor. Çalışan vergi hesapları da ücret üzerinden yapılıyor. Asgari geçim indirimini de (AGİ) asgari ücret belirliyor. İşsizlik ödeneği de, kıdem ve ihbar tazminat hesaplamaları da, isteğe bağlı sigorta primleri de SGK idari para ceza tutarları da yeni asgari ücretten direkt etkilenecek.

2022’nin asgari ücret tahminlerinden önce geçmiş üç yılı hatırlayalım... 2021’e girerken asgari ücret yüzde 21.56 artmıştı: 2.325 liradan, 2.826 liraya 501 lira artmıştı. 2020’ye girerken yüzde 15.03 artmıştı: 2.021 liradan 2.325 liraya, 304 lira artmıştı. 2019’a girerken ise yüzde 26.06 artmıştı: 1.603 liradan 2.021 liraya 418 lira artmıştı. Peki bu yıl ne kadar artacak? 2022’de asgari ücretlinin net maaşı ne kadar olacak? Tabi ki 2022 için kesinleşecek ücreti kuruşlu tahmin etmek mümkün değil... İşçi, işveren ve hükümetten temsilcilerin olacağı tespit komisyonu aralık ayında uzun toplantılar yaparak asgari ücreti belirleyecek. Ancak ‘olası asgari ücret ne kadar olabilir, hangi aralıkta belirlenebilir ve bu tahmin edilen asgari ücret üzerinde hesaplanacak vergiler ve sigorta primleri ne kadar hesaplanacak, işveren maliyeti ne kadar olacak?’ bu soruların cevabını şimdiden örnek ücretler üzerinden açıklayabiliriz...

MALİYET DEĞİŞİMİ

Halihazırda; net 2 bin 826 lira olarak hesaplanan asgari ücretin yeni yılda (en az) 3 bin 500 lira, (en çok) 4 bin 500 lira aralığı arasında belirlenebileceğini varsayarak beş farklı net ücret için vergi-sigorta-işveren maliyetlerini ve değişimlerini gösteren tablo hazırladık. Tabloda net 3 bin 500 lira (yüzde 24 artış) ile net 4 bin 500 lira (yüzde 59 artış) aralığında beş farklı olası asgari ücret tutarları yer almakta. Her bir olası asgari ücret tutarı üzerinden çalışana ne kadar ilave AGİ ödeneceği ve brüt ücret üzerinden kesilecek vergi ve sigorta primlerinin kaç liraya denk geldiği yer almakta. Ayrıca işverenin her bir asgari ücretli çalışan için yükleneceği tüm maliyetin de (net maaş + sigorta primleri + vergiler) ne kadar hesaplanacağı yer almakta.Tablodaki asgari ücret tahminlerinden den birisi (Net: 4 bin lira) için diğer kalemlere etkisini de göz atalım... Net asgari ücretin 4 bin lira olacağını varsaydığımızda, artış oranı 2021’e göre yüzde 42’ye denk gelir. Net 4 bin liranın brütü 5 bin 64 lira olarak, işveren maliyeti ise aylık 5 bin 950 lira olarak hesaplanır.

Yazının Devamını Oku

Hisseli konutta emlak vergisi

Musa Gümüştaş adlı okurum emlak vergisi muafiyetinden yararlanıp yararlanamayacağını sormuş:

“Eşim de ben de emekliyiz. Tek konuta yüzde 20 ve yüzde 80 oranında hisse ile sahibiz. Evimiz brüt 230 metrekare ama hisseleri dikkate aldığımızda ikimizin hissesi de 200 metrekarenin altında kalıyor…” Hisse payları 200 metrekarenin altında kalsa da, konut eğer brüt 200 metrekarenin üzerinde ise hissedarlar emlak vergisi muafiyetinden yararlanamıyor. Emlak vergisi avantajı için tek konutun her durumda brüt 200 metrekarenin altında kalması gerekiyor. SGK’dan aldıkları maaş dışında geliri olmayan emekliler gibi; ev hanımları, engelliler, işsizler, gaziler ve şehit yakınları için de emlak vergisi avantajı uygulanabiliyor. Muafiyeti olmayan mülk sahipleri için; 2021 emlak vergisinin ilk taksiti (mart ayından) mayıs sonuna kadar ödenebiliyor. İkinci taksitinse bu ay (kasım) sonuna kadar ödenmesi gerekiyor. Süresinde ödenmeyen vergiler için aylık yüzde 1.6 gecikme zammı hesaplanıyor.

EV METRUKSA

Van’dan bir emekli vatandaşımız da ‘ikinci ev yıkıksa, metruksa emlak vergisi avantajından yine de yararlanabilir miyim’ diye Maliye’ye sormuş. Normalde; sıfır oranlı emlak vergisi avantajı tek konutu olanlar için geçerli. İkinci ev sahipliği söz konusuysa her iki konut için de emlak vergisinin ödenmesi gerekir. Sağlam durumdaki ilk ev; brüt 111 metrekare iken, ikinci ev yıkık olduğundan belediyeye muafiyet başvurusunda bulunulmuş. Belediye; ‘tapuda iki konut kayıtlı göründüğü için’ muafiyet talebini reddedince, vatandaş konuyu Maliye’ye de sormuş. Maliye; konuya ilişkin açıklamasında özetle “Yaşanılmayacak durumda, metruk, yıkık durumda olan meskenler bu kapsam içerisinde değerlendirilmeyecek olup, ilgili Tebliğde yer alan diğer şartların taşınması kaydıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir” demiş. (Van Defterdarlık Gelir Müdürlüğü, 15 Nisan 2021 tarih ve 7979 sayılı özelge)

BEYAN YETERLİ

Maliye emekli vatandaşın başvurusuna cevap verirken kritik bir noktaya daha değiniyor. Emlak vergisi avantajından yararlanmak için başvuran vatandaşların beyan ve taahhütlerinin yeterli olduğu, gerekli şartları taşıyan vatandaşlardan haricen bir belge istenilmeden işlemlerin sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiş. Ayrıca; Van’daki örnekte olduğu gibi belediyenin yıkık-metruk binayı görmek istemesi durumunda, bildirimlerin kontrolü amacıyla ilgili taşınmazlarda Vergi Usul Kanunu’nun “Yoklama” hükümleri uyarınca mahallinde yoklama yaptırılarak vatandaşın taşınmazı üzerinde bulunan kargir evin yıkık durumda olup olmadığının tespit edilebileceği de belirtiliyor.

İŞYERİ VE ARSA ENGEL DEĞİL

Tek konutu olan emeklilerin ‘gelir getirmeyen işyeri-arsa ve arazilerinin bulunması da’ muafiyetten yararlanmak için tereddüt oluşturabiliyor. Bu durumda olan emekliler de, brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek konutu için emlak vergisi avantajından yararlanabilir. Mülk sahiplerinin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmiyor. (Gelir İdaresi Başkanlığı, 23 Mart 2011 tarih ve 032-52 sayılı özelge)

 

Yazının Devamını Oku

Kiralık kasadan çıkanların vergisi var mı?

Mirasçılar ölen yakınlarının adına bankada kayıtlı kiralık kasayı açtırdıklarında içinden para da, döviz de, altın da, ziynet eşyası da çıkabilir.

Madalya, saat gibi daha farklı kıymetli eşyalar da çıkabilir. Sedat Bey e-postasında ‘kiralık kasadaki altın için veraset intikal vergisi (VİV) ödenir mi’ diye sormuş. Öncelikle kiralık kasadan çıkabilecek varlıkların hangilerinin vergiye tabi olmadığını söyleyelim: Mirasçılara intikal eden ev eşyası ile murise ait zat eşyası (kişisel eşyası) ve aile hatırası olarak muhafaza edilen tablo, kılıç, madalya gibi eşyalar vergiden istisna. Bunların dışında; kasada yer alabilecek para, döviz gibi değerler vergiye tabi. (Beyanname düzenlenirken beyana tabi tüm varlıklar için güncel istisna tutarının da dikkate alınması gerekir.) Ziynet eşyaları; kişisel eşya kapsamında değerlendirilmediğinden, ölen kişiye ait kiralık kasada ziynet eşyası bulunması durumunda mirasçıların bu varlıkları VİV matrahına eklemesi gerekiyor.

ORTAK KASAYSA...

Kiralık kasalar her zaman tek kişi adına kayıtlı olmuyor. Eşlerin her ikisinin adına olan kiralık kasa; eşlerden birinin ölümü sonrası açıldığında, içerisindeki kişisel kullanıma konu olan altın bilezik, altın takı gibi ziynet eşyalarının sağ kalan eşe ait olduğu kabul ediliyor. Dolayısıyla kasa içerisinde bulunan ziynet eşyası normalde vergiye tabi iken, (müşterek kullanılan kiralık kasa için) sağ kalan eşin kişisel eşyası kabul edildiğinden vergi matrahına dahil edilmesi de gerekmiyor. Ancak; kiralık kasa iki kişi adına kayıtlı olsa da, kişisel kullanıma konu olmayan altın ve dövizlerin ise eşlerin ortak malı olduğu kabul edilerek yarısının VİV matrahına dahil edilmesi gerekiyor.

GAYRİMENKUL GEÇİŞİ

Sedat Bey, gayrimenkullerinin sağlığında çocuklarına geçişi ile ilgili de soru sormuş... Çocuklara gayrimenkuller satış da yapılabilir, bağış da yapılabilir. Konut satışı yapıldığında yüzde 4 tapu harcı hesaplanır. Gayrimenkul eğer bağışlanırsa tapu harcının oranı bu kez yüzde 6,831. Bağışlarda tapu harcı emlak vergi değeri üzerinden alınıyor. Ayrıca yüzde 5’ten başlayıp, yüzde 15’e kadar çıkan oranlarda VİV tarifesine göre vergi hesaplanması da gerekiyor. (Bağışı yapan anne, baba, eş ve çocuk değilse vergi oranları yüzde 10’dan başlayıp yüzde 30’a kadar çıkıyor.) 2021 yılı için söz konusu bağışlar için 7.703 lirası istisna. İstisnayı aşan kısım için VİV ödenir.

MİRAS DURUMU

Miras yoluyla edinilen gayrimenkul için tapu harcı ödenmiyor. Veraset intikal vergisinin oranı ise bağışa göre çok daha düşük oranlı... Yüzde 1’den başlayıp, yüzde 10’a kadar çıkıyor. 2021 için 334.534 liraya kadar intikaller vergiden istisna. Aşan kısım için VİV ödenir. Üç yılda ve 6 taksitte (her yıl Mayıs ve Kasım aylarında) ödenir. Gayrimenkulün değeri olarak emlak vergi değeri dikkate alınıyor.

Yazının Devamını Oku

Nef’in, Galatasaray’a ödeyeceği 725 milyon TL sponsorluk mu, reklam mı?

Galatasaray stadına ismini bu kez Nef verdi. Stadın yeni ismi “Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu” olarak belirlendi.

Nef, 5+5 yıllık anlaşma karşılığı Galatasaray’a 725 Milyon TL ödeyecek. Neredeyse tüm kulüpler yüksek borçlu olduğundan elde edilecek gelir, Galatasaray’ın yaralarına merhem olacaktır. Nef firmasına da, yaptığı tanıtım harcamasının cirolarına muhakkak olumlu geri dönüşü olacaktır. Nef için veya aynı nitelikte kulüplere ödeme yapan şirketler için kritik bir konu daha var. Yaptığı bu harcamanın vergisel yönü...

Şirketlerin kulüplere yaptığı ödemelerde bir konuda çok sık karışıklık yaşanıyor, öncelikle onu açıklığa kavuşturalım... Sponsorluk ve reklam harcaması ayırımında tereddüt yaşanıyor. Her ikisinin vergisel sonuçları oldukça farklı. Sponsorluk harcamalarının yarısı kazançtan düşülebiliyor, reklam harcamalarının ise tamamı gider yazılabiliyor. Dolayısıyla spor kulüplerine yönelik harcamalara bütçe ayıran şirketler vergisel olarak beklemedikleri sonuçlarla karşılaşabiliyor.

AMATÖR SPOR AYRINTISI

Peki hangi tür harcamalar, sponsorluk hangi tür harcamalar reklam harcaması? Kısaca şöyle özetleyebiliriz: Harcama eğer ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan türden ise sponsorluk harcaması sayılıyor. Sporcuların; bonservis bedelleri, spor malzemeleri, seyahat ve ikamet giderleri, müsabaka sonucuna göre ödenen primler gibi... Harcama eğer, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili ise reklam harcaması sayılıyor. Spor sahalarına, spor giysilerinin üzerine yazılı olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi... Bu arada ‘amatör spor dalları için’ yapılan sponsorluk harcamalarının tamamının kazançtan düşülebileceğini de belirtelim.

İKİSİ BİR ARADA OLABİLİR Mİ?

Şirketlerin, kulüplere yaptığı ödemeler bir yandan ‘sponsorluk’ bir yandan ‘reklam’ adında  yapılabiliyor. Futbolcunun bir yandan bonservis bedelini üstlenilirken diğer yandan aynı futbolcu şirketin reklamlarında da yer alabiliyor. Sponsorluk faaliyetinin yanında reklam ve tanıtım amacını da içeren işlemler nedeniyle yapılan harcamaların, sözleşmede belirtilmek ve emsaline uygun olmak şartıyla, reklam ve sponsorluk harcamaları olarak ayrıştırılabilme imkânı da mevcut. Ancak reklam faaliyetine ilişkin harcamalar, bonservis bedelinden sözleşmede belirtilerek ve emsallerine uygun olmak şartıyla ayrıştırılması durumunda reklam gideri olarak dikkate alınabiliyor.

Sponsorluk ve reklam harcamalarının ayırımına yönelik Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde (SERİ NO:1) yer alan harcama detaylarını da belirtmekte yarar var.

Sponsorluk harcaması sayılanlar

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya gelirine otomatik vergi

Sosyal medya aracılığıyla gelir elde eden çok sayıda vatandaş için yeni bir dönem başlıyor. Yeni yasa teklifine göre nasıl vadeli mevduat hesapları üzerinden elde edilen faiz gelirleri için bankalar otomatik vergilendirme yapıyorsa, sosyal medya üzerinden elde edilen gelirler için de bankalar otomatik vergi kesintisi yapıp bu kesintiyi vergi dairesine ödeyecek. Yıllık geliri 650 bin lirayı aşanlar için de beyanname verme zorunluluğu geliyor.

“Sosyal medya aracılığıyla gelir elde etmeye başlayan vatandaşlara, vergisel yükümlülükler için yumuşak geçiş yapma imkânı tanınmalı… Devamlılık ve düzenli gelir elde etmek için belirli bir süre tanınarak bu süre sonunda beyanname verme, defter tutma gibi bürokratik işlemler zorunlu hale getirilmeli. Ticaretin başında teşvik edilen vatandaş, uzun vadede istikrarlı bir mükellef haline gelecektir. Defter tutma, aylık beyan verme gibi ağır yükümlülükler yerine hafifletilmiş yükümlülükler olduğunda; vatandaş da, Maliye de uzun vadede kazançlı çıkacaktır.”

BANKALAR KESİNTİ YAPACAK

3 Ağustos’ta yazmıştım yukarıdaki önerilerimi… Sosyal medya üzerinden gelir elde eden çok sayıda vatandaş belki daha önce hiç vergi dairesine gitmemiş. Birçoğunun; ya anne-babasından aldığı harçlıktan başka hiç gelirleri olmamış… Veya maaşlı çalıştığından tüm vergisel ödevleri işverenleri yapmış… Banka hesaplarına yatan paralar için beyanname vermeleri-vergi ödemeleri gerektiğini sonradan çok ağır cezalara muhatap olduktan sonra öğreniyorlardı… Şimdi; geçtiğimiz cuma günü, Meclise verilen yasa teklifi ile artık vergi dairesinde kayıt açtırma, defter tutma, beyanname verme, yükümlülükleri kaldırılıyor. Banka hesaplarına gelen tahsilatlar üzerinden (bankaların yüzde 15 stopaj yapmasıyla) otomatik vergilendirme imkânı tanınıyor. Nasıl; vadeli mevduat hesapları üzerinden elde edilen faiz gelirleri için bankalar otomatik vergilendirme yapıyorsa, (yeni yasa teklifiyle) sosyal medya üzerinden elde edilen gelirler için de bankalar otomatik vergi kesintisi yapıp bu kesintiyi vergi dairesine ödeyecek. Hesabına para gelen vatandaşın ise bir vergi ödeme yükümlülüğü olmayacak. Bu avantajdan yararlanabilmek için, sosyal medya üzerinden elde edilen gelirlerin tek bir banka hesabı üzerinden tahsili gerekecek.

YÜZDE 40’A KADAR ÇIKIYOR

Elde edilen gelirin yıllık (2021 için) 650 bin lirayı aşması durumunda ise beyanname verme zorunluluğu geliyor. Elde edilen gelirin büyüklüğüne göre; yüzde 15’ten başlayan vergi oranları sırasıyla önce 20’ye, sonra yüzde 27 ve yüzde 35’e ve en son yüzde 40’a kadar çıkabilecek. Yasa teklifinde söz konusu gelirlerin nasıl tarif edildiğinden de bahsedelim: İnternet ortamındaki ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video, gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde edilen kazançlar… 

FAİZ GELİRLERİNDE BEYAN VAR MI?

Sosyal medya aracılığıyla elde edilen gelirler için yeni yasa teklifinde stopaj uygulaması öngörülüyor. Hali hazırda faiz gelirlerinde bankaların kestiği stopajla da bu işlem benzerlik gösteriyor… Ancak farklı ve kritik bir yönü de var her iki vergisel işlemin… Vadeli mevduat ve repo gibi gelirlerde elde edilen faiz geliri ne kadar yüksek olursa olsun beyanname verilmesi gerekmiyor. Katılım bankalarınca ödenen kâr payları ile kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr paylarında da durum aynı. (Sosyal medya aracılığıyla elde edilen gelirler 650 bin lirayı geçiyorsa beyana tabi olacak.) Yurtdışından elde edilen faiz gelirlerinin ise yıllık gelir vergisi beyannamesine dâhil edilmesi gerekiyor. Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirlerinin de beyan edilmesi gerekiyor. Türkiye’de vergi kesintisine tabi olmadığından ve istisna da uygulanmadığından yurtdışında elde edilen bu faizlerin 2021 yılı için 2.800 lirayı aşması halinde yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekiyor. TL mevduata avantaj tanıyan stopaj oranları uygulama süresi, daha önce 4311 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 30 Eylül 2021 tarihine uzatılmıştı. 4561 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile uygulamanın tarihi 31 Aralık 2021 tarihi olarak yeniden düzenlendi.

Yazının Devamını Oku

Vergi ve varlık barışında geri sayım

Ciddi avantajlar sağlayan vergi barışı ve varlık barışı için geri sayım başladı. Geçmiş beş yıla yönelik olarak gelir vergisi veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi yaşamak istemeyen, o yıllara ait tüm hesapları kapatmak isteyen mükellefler için süre 30 Eylül’de doluyor. Vergi ödemeksizin ve incelenmeme güvencesi edinilerek yurtdışından getirilecek varlıklar için de 31 Aralık 2021’e kadar bildirim yapılmalı.

Normalde vergi barışına başvurmak için süre geçen ay 31 Ağustos’ta doluyordu. (7326 sayılı yasa) Son başvuru tarihi 4420 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 30 Eylül’e (Perşembe) kadar uzatılmıştı. Varlık Barışı için de normalde başvuru süresi 30 Haziran’da doluyordu. (7256 sayılı yasa) Son başvuru tarihi 4196 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yıl sonuna, 31 Aralık 2021 tarihine kadar başvuru süresi uzatılmıştı. Ciddi avantajlar sağlayan her iki barıştan yararlanmak için yeni bir süre uzatımı olasılığı da görülmediğinden, henüz işlemlerini tamamlamamış kişiler ve şirketler için barışın koşullarını ana hatlarıyla son bir kez hatırlatmakta yarar var.

VERGİ BARIŞI 

Vergi barışı yasasının kritik üç ana başlığı-avantajları var:

1)Matrah-vergi artırımı yoluyla geçmiş beş yıla ilişkin vergi mükelleflerinin ‘incelenmeme güvencesine’ kavuşması.

2)Stok ve kasa affı başvurusu yapılarak, işletmelerin kaydi-fiili uyumsuzluklarını giderebilme imkanına kavuşması.

3)Devlete olan gecikmiş borçlar için faizlerinin silinip ÜFE oranı dikkate alınarak üç yıla kadar taksitlendirme-yapılandırma imkanına kavuşturulması.

BARIŞ İMZALAYABİLİR 

Yazının Devamını Oku

Varlıklarını değerleyen işletmeler daha az vergi ödeyecek

İşletmelerin bilançolarında kayıtlı gayrimenkul, demirbaş vb. varlıklar için yeniden değerleme imkânı tanınıyor.

Enflasyonun varlık değerlerinde yarattığı tahribat giderilebiliyor. İlk başta değer artışı üzerinden yüzde 2 oranında vergi ödenmesi gerekirken diğer yandan işletmelere çok sayıda vergi avantajı getiriyor. Yeni değer üzerinden daha yüksek tutarda amortisman gideri yazılabilecek. Eğer satış olursa; bu varlık için değer artışı tutarı satış kazancına dahil edilmeyecek, enflasyonun neden olduğu yüksek karın/verginin etkisi azaltılmış olacak.

Dolayısıyla o varlık işletmede kalsa da satılsa da ‘yeniden değerleme işlemi’ daha az vergi ödenmesine neden olacak. 

Ayrıca varlıklardaki değer artışı; örtülü sermaye ve finansman gider kısıtlaması hesaplamalarında “yabancı kaynak/özkaynak” oranını olumlu etkileyeceğinden, gider yazılamayan finansman giderlerinin azalması yoluyla da işletmelere avantaj sağlayacaktır.

DEĞER ARTABİLİYOR 

Yeniden değerleme yoluyla, 30 yıl önce aktife alınmış ve 50 milyon lira olarak bilançoda görünen bir binanın değeri, 290 milyon liraya çıkabiliyor. Vergi Usul Kanunu (VUK) 530 sıra no.lu tebliğde yer alıyor bu örnek (Örnek 1) Amortismanlar (yıpranma payı) dikkate alındığında net değer artışı 94 milyon lira olarak hesaplanan bina için yüzde 2 oranında ödenecek vergi 1,8 milyon lira olarak hesaplanır. Hesaplanan vergi üç taksitle ödenebiliyor.

İşletmelerin 9 Haziran 2021 tarihi itibariyle aktiflerinde kayıtlı gayrimenkuller, tesisat ve makinalar, demirbaşlar, taşıtlar, lisanslar vb. duran varlıklar için yeniden değerleme imkânı tanınıyor. Vergi Barışı (7326 sayılı) Yasası ile tanınan bu avantajın diğer önemli kriterlerini de sıralayalım:

HANGİ MÜKELLEFLER YARARLANABİLECEK

Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan kollektif, adi komandit ve adi şirketler de dâhil olmak üzere ferdi işletme sahibi gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri bilançolarına kayıtlı iktisadi kıymetlerini, yeniden değerleme hakkına sahipler.

Yazının Devamını Oku

Babadan oğula mülk geçişi

"Oğluma konut satışı yaparsam yüzde 4 tapu harcı varmış. Peki gayrimenkulü bağışlarsam harç masrafı ne kadar tutuyor?” diye soruyor Mehmet Bey postasında.

Gayrimenkullerin bağışında tapu harcının oranı yüzde 6,831. Bağışlarda tapu harcı emlak vergi değeri üzerinden alınıyor. Örnekleyelim de… 500 bin lira emlak vergi değeri olan taşınmazın satışı olduğunda 20 bin lira, bağış olduğunda ise 34 bin 155 lira tapu harcı hesaplanıyor. 

MİRAS OLURSA

Yine aynı çerçevede sorulan bir diğer soru: “Emrihak vaki olunca durum ne? Yani ben öldükten sonra mirasçılarım gayrimenkul için ne kadar tapu harcı ödeyecek?” Bu sorunun da cevabını verelim: Miras yoluyla edinilen gayrimenkuller için tapu harcı hiç ödenmiyor. Sorular hep tapu harcıyla ilgili olduğundan cevaplarımız da hep tapu harcıyla ilgiliydi. Ancak başka vergisel boyutları da var gayrimenkullerin el değiştirmesinin…

* Gayrimenkul satışı olduğunda: Gayrimenkulü satan eğer satmadan önceki beş yıl içinde bu taşınmazı edinmişse, satıştan elde ettiği kazanç üzerinden gelir vergisi ödemesi gerekebilir. (Beş yıldan fazla edinim süresi olan gayrimenkuller için gelir vergisi hesaplanması gerekmiyor.) Satış, emlak vergi değeri üzerinden yapılmış ve gerçek piyasa-satış değeri emlak vergi değerinin üzerinde ise kazanç üzerinden hesaplanacak gelir vergisinin daha yüksek olması gerektiği yönünde sonradan cezai işlem de yapılabilir.

* Bağış olduğunda: Babasından çocuğuna bağış yoluyla gayrimenkul geçişinde öncelikle yüzde 6,831 oranında tapu harcı ödenir. Ardından Veraset ve İntikal Vergisi tarifesine göre hesaplanacak vergi için beyanname verilmek zorunda. Verginin oranları: yüzde 5’den başlayıp, Yüzde 15’e kadar çıkıyor. (Bağışı yapan anne, baba, eş ve çocuk değilse vergi oranları yüzde 10’dan başlayıp yüzde 30’a kadar çıkıyor.) 2021 yılı için 7.703 lirası istisna. İstisnayı aşan kısım için VİV ödenir. Üç yılda ve 6 taksitte (her yıl Mayıs ve Kasım aylarında) ödenir. Gayrimenkulün değeri olarak emlak vergi değeri dikkate alınır.

* Miras yoluyla geçiş olduğunda: Miras yoluyla edinilen gayrimenkul için tapu harcı ödenmez. Veraset intikal vergisinin oranı ise bağışa göre çok daha düşük oranlıdır. Yüzde 1’den başlayıp, yüzde 10’a kadar çıkıyor. 2021 için 334.534 liraya kadar intikaller vergiden istisna. Aşan kısım için VİV ödenir. Üç yılda ve 6 taksitte (her yıl Mayıs ve Kasım aylarında) ödenir. Gayrimenkulün değeri olarak emlak vergi değeri dikkate alınır.

Yazının Devamını Oku

Genç girişimci için vergi ve prim teşvikleri

“Oğlum yurtdışına evden iş yapacak ama daha çok genç, üniversite öğrencisi. Yurtdışındaki iş yapacağı şirket oğlumdan kendi adına fatura kesmesini istiyor. İşyeri açmak da zorunda. Başına bir şey gelir diye korkuyorum. Hiç tecrübesi yok. ‘Daha erken kendi işini yapman için’ desem de ikna edemedim...Size bir danışayım istedim” diyerek telefonda anlattı Zehra Teyze.

KAYIT AÇILMASI GEREKİYOR

“Endişelenmeyin, engel de olmayın oğlunuza. Yurtdışındaki firma fatura kesmesini istemeye başladıysa artık oğlunuz ciddi mesafe kat etmiş. İşletmeciliğin basamaklarından çıkmaya başlamış...” dedim ilk başta. Sonra süreci anlattım kısaca... “Vergi dairesine kayıt açılması gerekiyor tabi ki. Yazılım yapacağından, evden çalışabileceğinden evini işyeri olarak da gösterebilir. Sonrasında düzenli vergi beyannameleri vermesi gerekecek. Mart ayında vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesinde kazanç çıktığında iki taksitte de gelir vergisi ödemesi gerekecek. Bütün bu işlemleri profesyonel destek alarak kolaylıkla da yapabilir. Faturalar, banka ekstreleri vb. evraklar hakkında yapılacak işlemleri mali müşaviri anlatacaktır.”

3 YIL GELİR VERGİSİ YOK

Zehra Teyze’nin endişeleri azalmıştı görüşmemizin sonuna doğru. Devletin genç girişimcilere destek olduğunu; yıllık 75 bin liraya kadar kazançları için üç yıl boyunca gelir vergisi almadığını, ilk bir yıl için bağkur primi istemediğini öğrendi. Ayrıca yurt dışına verilen yazılım hizmeti için bir başka avantajın (GVK Md.89/1-13 kapsamında kazancın yüzde 50’si indirim konusu yapılabilmekte) olduğunu öğrenmesi daha da sevindirdi. Artık Zehra Teyze’nin tereddütleri kalmamıştı, biricik evladının işletmecilik yolculuğuna engel olmayacağını, bizzat katkı vereceğini söyledi.

GENÇ GİRİŞİMCİ TEŞVİKİNİN KOŞULLARI

Teşvikten yararlanmak isteyen girişimcinin hangi sektörde faaliyet göstereceği önemli değil. Yeni açılacak işyeri, cafe de olabilir, market de, lokanta da... Avukat da olabilir, mimar da, doktor da, eczacı da...29 yaşını doldurmamış olan, ‘yeni bir işyeri’ açan, ‘ilk defa vergi mükellefiyeti tesis ettiren’ genç girişimcinin yıllık kazancının 75 bin liraya kadarından vergi istenmiyor. Aşıyorsa aşan kısmının vergisi isteniyor. Ve bu avantajdan üç yıl boyunca da yararlanılabiliyor... (GVK Mükerrer 20.nci madde) Anonim ve limited olarak faaliyete geçen işyerleri teşvikten yararlanamıyor. Şahsen faaliyet gösterenler ve kollektif şirket ve adi ortaklıklarda; ortaklar bizzat gelir vergisi mükellefi olduklarından teşvikten yararlanabiliyorlar. Yeni işyeri açan genç girişimcilere (Ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle) sağlanan vergi avantajının uygulamaya yönelik 292 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde belirtilen diğer koşulları da şöyle:

1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,

2.

Yazının Devamını Oku

Okul masrafları hangi velilere vergi avantajı sağlar?

YENİ eğitim öğretim yılının kesintisiz ve sağlıklı geçmesini dileyelim öncelikle...

Sağlıktan sonra birçok veli için eğitimin ikinci kritik noktası da masraflar. Kırtasiye, kıyafet, servis, yemek masrafları. Ve özel okula giden öğrenciler için ödenecek yıllık eğitim bedeli. Masrafları ödeyen veliler, bu masrafların vergi avantajının olup olmadığını da merak ediyor. Evet, eğitim masrafları ödeyen velilere vergi avantajı sağlanıyor. Ancak tüm veliler için söz konusu değil bu vergi avantajı. Yıllık gelir vergisi beyannamesi veren veliler yararlanabiliyor vergi avantajından. Beyan ettikleri gelirin yüzde 10’nuna kadar kısmını gelirlerinden düşebiliyorlar.

GELİR VERGİSİ VERENLER

Ticari kazancı olan esnaflar, işletme sahipleri, doktor, avukat, mali müşavir gibi serbest meslek kazancını yıllık olarak beyan edenler. Kira gelirinden dolayı, gayrimenkul-hisse seneti satış kazancından dolayı, elde ettiği kâr payından dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi verenler eğitim masraflarını (özel okuldan aldıkları eğitim faturalarını) gelirlerinden indirim konusu yapabiliyorlar. Söz konusu harcamaların Türkiye’de yapılmış olması ve mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olması da gerekiyor. Ücretlilerin büyük çoğunluğunun yıllık beyanname verme yükümlülüğü olmadığından eğitim masrafları kendileri için vergi avantajı sağlamıyor, yaptıkları masrafları gelirlerinden düşüp daha az vergi ödeme imkanına sahip değiller. Çalışanların vergileri, işverenlerince stopaj yoluyla kesilip Maliye’ye beyan edildiğinden-ödendiğinden, okul faturaları ücretlilerin vergi hesabında dikkate alınamıyor.

HANGİ ÜCRETLİLER?

Bu yıl elde ettiği ücret geliri 650 bin lirayı aşan yüksek ücretli veliler, 2022/Mart’ da verecekleri beyannamelerinde eğitim masraflarını gelirlerinden düşüp daha az vergi ödeyebilecekler. Ve hatta gelir vergisi iadesi de alabilecekler.

Birden fazla işverenden ücret alan ve birinciden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı (2021) yıllık 53 bin lirayı geçen ücretliler de yıllık beyanname vermek zorunda olduklarından, eğitim faturalarını beyannamelerinde indirim olarak dikkate alabilirler.

Eğitim masraflarının ödeyenlere sağladığı vergi avantajına dair diğer kritik soruları da sırasıyla cevaplayalım...

ÖĞRENCİNİN YAŞI

Yazının Devamını Oku

Özel okul öğretmenlerinin tazminat hakları

Önce kıdem tazminatı açısından bakalım konuya...

Genel olarak kıdem tazminatı alabilmek için en az bir yıl çalışma süresi gerekiyor. Özel okul öğretmenlerinin iş sözleşmesi ise zaten belirli süreli (en az 1 yıllık) yapıldığından kendiliğinden sona eren sözleşme için yenilenme de yapılmamışsa kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceği konusunda soru işaretleri oluşuyor. Her ne kadar bir yıllık sözleşme yapılmışsa da, eğer işveren (okul) haklı nedeni olmadan sözleşmeyi yenilemiyorsa öğretmene kıdem tazminatı ödemek zorunda. Yargı kararı örneği de verelim. İşverenin (okulun) haklı nedeni yoksa buna rağmen yenileme yapılmıyorsa öğretmenin kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği belirtiliyor. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 25 Haziran 2019 tarih ve 2016/17255 esas numaralı kararı)

Yargıtay kararındaki diğer kritik noktalar da şöyle: Gerek 158 Sayılı İLO Sözleşmesi, gerekse iş hukukuna egemen olan ‘işçi lehine yorum’ ilkesi gözetildiğinde, kanun gereği belirli süreli kabul edilen sözleşmeyi, haklı bir neden olmaksızın yenilememe iradesini gösteren işverenin, koşulların var olması halinde sona eren sözleşme nedeniyle kıdem tazminatından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.”

İŞE İADE HAKKI YOK

Özel okul öğretmenleri de diğer çalışanlar gibi İş Yasası’na göre işverenleriyle (okul yönetimi ile) sözleşme yapıyorlar. Ancak özel okul öğretmenlerinin sözleşmeleri belirli süreli (en az 1 yıllık) olarak düzenleniyor. İşe iade davası açabilmek için koşulları uygun olan işyerlerinde çalışanlar, kıdem tazminatına ilaveten 4-8 aylık ücretleri kadar bir tazminat hak edebilirlerken özel okul öğretmenleri için bu tazminata kavuşmak mümkün olamıyor. Yargı kararlarında şöyle açıklanıyor konu: “işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle İş Yasası’nın 18. maddesindeki yasal şartları taşımadığı” belirtilerek işe iade hakkının, dolayısıyla tazminat elde edilmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 3.4.2018 Tarih, E. 2017/23639, K. 2018/7371)

HANGİ ÇALIŞANLAR İÇİN İŞE İADE HAKKI VAR?

En az 30 çalışanı olan işyerlerinde çalışanlar için işe iade hakkı mevcut. (İş Kanunu Md. 18) Ayrıca çalışanın işyerinde altı aydan fazla çalışmış olması da gerekiyor. Bu iki koşul mevcut olduğunda; çalışanın işten çıkarıldıktan sonra bir ay içinde önce arabulucuya gitmesi gerekiyor. Arabulucudan üç hafta içinde karar çıkması gerekiyor. Anlaşma çıkmadığı durumda son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkemeye gidilerek işe iade davası açılabiliyor. Mahkemeye gidildiğinde işverenin iş akdini fesih için geçerli nedeni olup olmadığına bakılıyor. Çalışan lehine sonuçlandığında, çalışan ya işine geri dönebiliyor veya -işveren işe iade almak istemiyorsa- çalışana iki kalem ödeme (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) yapılması gerekiyor. İşverenler; davayı kazanan çalışanını eğer işe geri başlatmak istemiyorsa, işe başlatmama tazminatını ve boşta geçen süre ücretini ödemesi gerekiyor. İşe başlatmama tazminatı; dört ila sekiz aylık ücreti tutarında ödeniyor. ‘Boşta geçen süre ücreti’ ise (en fazla) dört aylık brüt ücret tutarında ödeniyor.

Konu tazminat olunca bir diğer kritik konuda tabi ki bu tazminatlar üzerinden vergi hesaplanıp hesaplanmayacağı hususu. Kıdem Tazminatı ve işe iade tazminatı için damga vergisi dışında vergi hesaplanması söz konusu değilken diğer tazminat ve ödemeler içinse gelir vergisinin de hesaplanması gerekiyor.

 

Yazının Devamını Oku

Vergi barışı için son 15 gün

Vergi barışı imkânından yararlanmak isteyenler için son 15 güne girildi. Başvurular 31 Ağustos’a kadar devam ediyor. Hesaplanan vergileri peşin ödemek isteyenler 30 Eylül’e kadar bu ödemelerini yapabilecek. İlk taksit ödeme süresi içerisinde peşin ödeme yapanlara hesaplanan vergiler üzerinden yüzde 10 indirim de uygulanacak.

Üç ana başlığı var vergi barışının... Vergiye tabi gelir elde edenler, matrah artırımı yaparak geçmiş beş yıl için incelenmeme güvencesi sağlayabiliyor. İşletmelerin bilançolarında yer alan kasa ve stok tutarlarının fiili-kaydi uyumsuzluğu giderilebiliyor. Vadesinde ödenmemiş devlete olan borçların faizlerinin silinerek nispeten düşük Yİ-ÜFE oranı üzerinden yeni borç hesaplaması yapılarak, üç yıla kadar yeniden yapılandırma imkânı sağlanıyor. Ve barış imkanından yararlanmak isteyenler için artık son 15 gün... Ay sonuna kadar-31 Ağustos’a kadar başvuru yapılabiliyor. Vergi barışının bu üç ana başlığını, kritik yönlerini, başvuru süresinin son günlerinde kısaca hatırlayalım.

MATRAH ARTTIRIMI

Şahsen gelir elde edenler için de, şirket olarak gelir elde edenler için de, 2016’dan, 2020’ye geçmiş beş yılın kazançlarına dair vergi incelemesi yapılmayacağının güvencesi veriliyor, 7326 sayılı yasa ile barış çağrısı yapılıyor. Karşılığında da o yıllara dair beyan edilen matrahların artırılarak, artırılan matrahlar üzerinden peşin veya taksitle vergi ödenmesi isteniyor. Eğer o yıllarda hiç beyan verilmemişse veya beyanlarda gelir-matrah yer almamışsa bu kez asgari (en az) matrahlar üzerinden vergi ödenmesi isteniyor.

30 EYLÜL’E KADAR

Hesaplanan vergileri peşin ödemek isteyenler 30 Eylül’e kadar bu ödemelerini yapabilecek. İlk taksit ödeme süresi içerisinde peşin ödeme yapanlara hesaplanan vergiler üzerinden yüzde 10 indirim de uygulanacak. Taksitle ödeme yapacaklar için ilk taksit 30 Eylül’e kadar ödenebiliyor. İkişer ay arayla toplam 6 eşit taksitte (1.09 oranında katsayı ilave edilerek) ödeme yapılabilecek. Taksitlendirilen ödemelerin süresinde ödenmesinin önemi de kritik. Yasada belirlenen koşullara uygun olarak ödeme yapılmaması durumunda, vergi barışı-matrah artırımı hükümlerinden yararlanılamıyor. Dolayısıyla barış bozuluyor, mükellefin ‘incelenmeme güvencesi’ ortadan kalkıyor. Maliye’nin dilediği zaman ‘vergi incelemesi yapma hakkı’ tekrar devreye giriyor. Ayrıca gecikme zammıyla (aylık 1.60 oranında) beraber yeni hesaplanan (arttırılan) vergilerin takip ve tahsiline de devam edilebiliyor.

STOK VE KASA AFFI

Bilançolarındaki fiili-kaydi uyumsuzlukları gidermek isteyen işletmelerin de ay sonuna kadar vergi dairesine başvurması gerekiyor. Fiilen işletmelerde olan ancak kayıtlarda yer almayan emtia, makine teçhizat demirbaşların vergi dairesine bildirilmesi gerekiyor. Kayıtlarda yer aldığı halde, işletmede fiilen bulunmayan stoklar için fatura düzenlenmesi gerekiyor. İşletmede bulunmayan kasa mevcutlarının ve ortaklar hesabından net alacak tutarlarının vergi dairesine beyan edilmesi gerekiyor.

BORÇLARIN YAPILANDIRMASI

Yazının Devamını Oku

Olimpiyat şampiyonları nasıl ödüllendirilecek

İkisi de branşlarında ilk olimpiyat altın madalyasını getirdiler ülkemize...

Boksta ilk altın madalyayı Busenaz Sürmeneli aldı. Okçulukta tarihimizde ilk madalyayı ve altın olarak Mete Gazoz aldı. Tebrik ediyor, alınlarından öpüyoruz. Gümüş ve bronz madalya kazanan sporcularımızı da tebrik ediyoruz... Toplamda en fazla madalya aldığımız olimpiyat oyunları oldu bu yıl. 1948 Londra olimpiyatlarındaki 12 madalya rekoru, 73 yıl sonra 13 madalya ile kırılmış oldu.



YÖNETMELİKLE BELİRLENİYOR 

Peki başarılı sporcu gençlerimizi devlet nasıl ödüllendirecek? Yalnız altın madalya alan birincilerimiz değil, gümüş ve bronz madalya alan sporcularımız da, altın karşılığı ödüllendiriliyor. Olimpiyat şampiyonuna 1.000 adet, olimpiyat ikincisine 600 adet, olimpiyat üçüncüsüne 300 adet Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirasına kadar ödül veriliyor. Ödüllendirme kriterlerinin ayrıntısı yönetmelikte (Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik) belirlenmiş durumda. Olimpiyat madalyası alanlar için belirlenen kriterler yönetmeliğin 5.nci maddesinde yer alıyor.  Ödüller ise şöyle:

Takım sporlarında:

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya gelirine vergi

Daha önce anne babasından aldığı harçlık dışında hiç gelir elde etmemiş.

Tabi ki gelir elde etmediğine göre gelir vergisi de ödememiş. Veya hep ücretli-maaşlı olarak çalışmış. İşvereninin maaş bordrosunda yaptığı ‘gelir vergisi’ kesintisini görmüş ama vergi dairesiyle yine hiç teması olmamış… İster babasından harçlık alan gençler olsun, ister işvereninden maaş alan çalışanlar olsun… Eğer sosyal medyaya içerik üretip para kazanmaya başladılarsa bilsinler ki her an Maliye’yle tanışabilirler.

HESAPLAR İNCELENİYOR

Maliye sosyal medyadan, internetten reklam geliri elde edenlerin banka hesaplarına youtube, facebook, instagram gibi platformlardan gelen ödemeleri inceleyip, bu paralar üzerinden vergi ödemelerini istiyor. Bahsettiğimiz ‘yeni gelir elde etmeye başlayan vatandaşların’ birçoğunun bu konuda deneyimleri de yok. Beyanname vermeleri gerektiğini, defter tutmaları gerektiğini ve en sonunda vergi ödemeleri gerektiğini de birçoğu bilmiyor…

MÜKELLEF OLUYOR 

“Acaba vergisi var mı?” şeklinde tereddüt edenler de olmuş. Eskişehir’de; hobi olarak internetten dizi ve filmlerin tanıtımını, haberlerini yapan bir vatandaş, Google Adsense reklamlarından 2019’da 7.846,17-TL, 2020’de 2.234,39-TL gelir ettikten sonra vergisel yönünü Maliye’ye sormuş. Maliye özetle ‘vergisi var’ demiş. “Şahsınıza ait internet sitesinde yayımladığınız Google Adsense reklamlardan dolayı Google firması tarafından adınıza yapılan ödemelerin ‘ticari kazanç’ hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir” şeklinde konu değerlendirilmiş. (Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığı 17.11.2020, E.50644 sayılı özelge)

İnternetten, sosyal medyadan reklam vb. gelirler edenleri Maliye, ‘ticari kazanç’ elde eden mükellef olarak tanımlıyor. Ticari kazanç elde edenler için de düzenli vergisel ödevler zorunlu hale geliyor. Defter tutmak, aylık, yıllık beyannameler vermek gibi… Tabi bu işlemler için mali müşavir desteği de gerekecek.

YUMUŞAK GEÇİŞ 

Sosyal medya aracılığıyla gelir elde etmeye başlayan vatandaşlara, vergisel yükümlülükler için yumuşak geçiş yapma imkânı tanınmalı… Devamlılık ve düzenli gelir elde etmek için belirli bir süre tanınarak bu süre sonunda beyanname verme, defter tutma gibi bürokratik işlemler zorunlu hale getirilmeli. Veya ilk faaliyet yılları için yalnızca yılda bir kez beyanname verme yükümlülüğü getirilebilir. Böylece; ticaretin başında teşvik edilen vatandaş, uzun vadede istikrarlı bir mükellef haline gelecektir. Defter tutma, aylık beyan verme gibi ağır yükümlülükler yerine hafifletilmiş yükümlülükler olduğunda; vatandaş da, Maliye de uzun vadede kazançlı çıkacaktır.

Yazının Devamını Oku