GeriAhmet HAKAN Zühtü Bey’e kırılmayın Sayın Cumhurbaşkanım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zühtü Bey’e kırılmayın Sayın Cumhurbaşkanım

SAYIN Cumhurbaşkanım!

Burdur’da yaptığınız konuşmada şöyle dediniz:

- Anayasa Mahkemesi, hukuka aykırı bir şekilde önce kararı, günler sonra da gerekçeyi açıklamıştır.
-Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı, bana daha önceleri bizzat kendisi söylemiştir, “Gerekçeyi hazırlamadan asla karar açıklamayız” demiştir.
-Ama ne yazık ki şimdi bu olayı yaşayınca ben gerçekten çok üzüldüm.
-Buradan söylüyorum: Çok kırgınım.
-Niye? O makamda olana dürüstlük yaraşır da onun için.

 

*

 

Sayın Cumhurbaşkanım!
-Haklısınız. Anayasa’ya göre... Anayasa Mahkemesi verdiği iptal kararlarını, gerekçesini yayımlamadan açıklayamaz.
-Yine haklısınız. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, henüz Anayasa Mahkemesi’ye üye bile olmadan önce... Kitaplarında ve makalelerinde “Gerekçeli karar yayımlanmadan iptal kararlarının açıklanması Anayasa’ya aykırıdır” diyordu.  

 

*

 

Ama Sayın Cumhurbaşkanım!
İşin içinde şöyle bir iş var:
-“Gerekçesi yayımlanmadan karar açıklanamaz” denilen kararlar, Anayasa Mahkemesi’nin “İPTAL” kararlarıdır.
-“Gerekçesi yayımlanmadan karar açıklanamaz” ilkesi, “BİREYSEL BAŞVURU” dosyalarını kapsamamaktadır.

 

*

 

Sayın Cumhurbaşkanım!
Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verilen karar, bir “İPTAL” kararı değildir.
O karar, “BİREYSEL BAŞVURU” doğrultusunda alınmış bir karardır.
İptal kararları için geçerli olan ilke, bireysel başvuru dosyaları için geçerli olmadığından...
Ortada bir yanlış yoktur.

 

*

 

Sayın Cumhurbaşkanım!
Lütfen hukukçu danışmanlarınızla işin bu yönünü birazcık tartışın, farklı hukukçulardan bu konuda bilgi alın.
Göreceksiniz ki...
Ortada Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’a kırılmanızı gereken bir durum yok.
Ve yine göreceksiniz ki...
Anayasa Mahkemesi makamında oturan kişi, en azından bu açıdan kendisine yakışmayan bir tutum
içinde değil.

 

 

Can ve Erdem’in yerinde olsam

 

 

BAKIYORUZ en yetkili ağızlara:
-“Bir haber yaptılar diye adamları 90 küsur gün Silivri zindanında perişan ettik, artık rahat bırakalım” diyen yok.
-“Batı’ya her gittiğimizde bu konu önümüze çıkarılıyor, bırakalım artık bu işin peşini” diyen yok.
-“Anayasa Mahkemesi’nin kararını bir fırsat olarak görelim ve artık bunun üzerine gitmeyelim” diyen yok.
-“Memleketin onca derdi varken hepimiz bu iki gazeteciyi hapse tıkmak için can atıyor izlenimi veriyoruz” diyen yok.

 

*

 

Ben olsam Can ile Erdem’in yerine...
Şöyle sorarım:
“Kaç gün, kaç hafta, kaç ay, kaç yıl daha Silivri zindanında mahpus kalırsak... Sizin rahatlamanız mümkün olacak. Bir deyiverin hele”.

 

 


Dünyaca büyük bilim adamını tutuklamışlar

 

 

İZMİR Şifa Üniversitesi Rektörü tutuklandı.

 

*

 

Cemaatçiler, sosyal medyada yazıyorlar.
-Tutukladığınız bu rektör, 40 dakikalık kalp ameliyatını 9 dakikaya indiren bir bilim adamıdır.
-Dünya çapındadır. Şöyle bilimseldir, böyle bilimseldir. Falandır filandır.

 

*

 

Kusura bakma Cemaatçi kardeş!
Bu söylediklerini işiten çıkmaz.

 

*

 

Çünkü sen... Daha dün dünyaca ünlü bilim adamı Mehmet Haberal’ı hapse tıktırmış, adamcağız hastalanıp revire kaldırıldığında “Hapisten kaçıyor” diye tepinmiş, adamın içerideki mahrem görüşmelerini ifşa etmiş, yapmadık zulüm bırakmamış bir yapının savunucususun.
Ve yine çünkü sen... Siroz, karaciğer kanseri başlangıcı, kronik böbrek sorunu, şeker hastalığı, yemek borusunda kanamaya yol açabilen varisler ve oğlunu kaybetmesinden sonra yaşadığı ağır depresyona rağmen Prof. Fatih Hilmioğlu gibi bir bilim adamına cezaevini mezar yapmaya çalışan bir yapının savunucusun.
Ne yazık ki bu dünya bir etme bulma dünyasıdır Cemaatçi kardeş.
Ettiniz, buluyorsunuz.

 


Katilin zevkli karısı Esma

 


ESMA Esad var ya...
Hani şu Suriye katilinin karısı...
İşte bu hanım, Tayyip Erdoğan’ın eşi için “zevksiz giyiniyor” falan dişe sallamış.

 

*

 

İyi de Esma...
Sen pek zevkli giyiniyorsun da ne oluyor yahu!
Sen son tahlilde ülkesini ateşe atan, yüz binlerce kişinin katledilmesine, milyonlarca kişinin sürgünlerde perişan olmasına yol açmış bir katilin karısısın.
Bırak başkalarının zevkliliğini ya da zevksizliğini.
Dövüneceksen otur da bunun için dövün.

 

 

Suriyeli mültecilerin doğurganlığı üzerine

 


SURİYELİ mültecilerin bebek sayısında bir hayli artış olmuş.

 

*

 

Bu konuyla ilgili haber ve yorumları okurken...
Lütfen Ahmet Kaya’dan “Kum Gibi” şarkısını dinleyiniz.

 

*

 

Şarkının özellikle şu bölümünü:
“Martılar ağlardı çöplüklerde / Biz seninle gülüşürdük / Şehirlere bombalar yağardı her gece / Biz durmadan sevişirdik”.

 

 

Belgrad Ormanı’na gitmek için 7 neden

 

 


-BİR: Altınoluk’taki oksijenden bile daha fazla oksijen var.

 

*

 

-İKİ: İngiliz kırsalına meftun olanlar, buraya âşık olur âşık.

 

*

 

-ÜÇ: Öyle güzel bir tartan pisti var ki... En miskini bile iki dakikada maratoncu yapar.

 

*

 

-DÖRT: Ne kadar kalabalık olursa olsun... İzbesi vardır ve çoktur.

 

*

 

-BEŞ: Mangalcı ile mangaldan nefret edenin, aynı anda mutlu olabildiği tek yerdir.

 

*

 

-ALTI: “Yeni Derya”da kahvaltı keyfi, Cemal Süreya’ya şiir yazdırır.

 

*

 

-YEDİ: Açıyı iyi ayarlarsan selfie yapmak için “balta girmemiş orman” fonu yakalarsın.

X

Selçuk Bayraktar nasıl oluyor da kutuplaşma belasını yıkıp geçiyor

Geçenlerde Tarafsız Bölge’de konuğumuz oldu Selçuk Bayraktar. Çok izlendi, çok ilgi gördü, çok dikkat çekti program.

Alışılmışın dışına çıkan bir yönü de şu oldu: Türkiye’deki bütün dünyalara seslendi. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçti. Peki ama Selçuk Bayraktar, neden birbiriyle taban tabana zıt kutupların ortak bileşkesi haline gelebiliyor? Hangi yönleriyle Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçebiliyor? Bu sorulara benim verebildiğim cevaplar şunlar:



*

Çünkü Selçuk Bayraktar...

Neredeyse iki yüz yıldır genlerimize işlemiş olan “Biz yapamayız” algısını darmadağın ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf hem Taliban’a hem de zalimlere en güzel cevaptır

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Kadınlar sokağa çıkmalı mı, çıkmamalı mı?

- Kadınlar sosyal hayata karışmalı mı, karışmamalı mı?

- Kadınlar iş yapmalı mı, yapmamalı mı?

Türü sorulara yanıt arayan Taliban’a verilmiş en güzel cevaptır.

*

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Sergilediği şefkatle...

- Ortaya koyduğu insanlıkla...

Yazının Devamını Oku