Yerlerinde olsam

CANAN KAFTANCIOĞLU: 15 Temmuz gecesi attığı demokrasi yanlısı bir tweet’ini paylaşıp, “Bakın ben böyle cici tweet’ler de attım” mesajı vermiş. YERİNDE OLSAM... Eski tweet’ler defterini unutmaya ve unutturmaya çalışırdım.

- ACUN ILICALI: Parayı bastırıp Hollanda’nın Fortuna Sittard adlı futbol takımını satın almış. YERİNDE OLSAM... Paramı böyle boş işlere harcamaz, zor günler için yastık altında saklardım.

Yerlerinde olsam

- CEMAL ENGİNYURT: En son çıktığı tartışma programında acayip iyi bir polemikçi, kendini izleten bir tartışmacı, gerginliği belli dozda yükselten ekran yüzü olmayı başarmış. YERİNDE OLSAM... Tartışma programlarına daha çok çıkardım.

Yerlerinde olsam

- ESER YENENLER: Fazla kilolarından kurtulmak istiyormuş. Bu sefer çok kararlıymış. Ödünsüz bir diyete başlamış. YERİNDE OLSAM... “En sevimli, en sempatik tarafım bu” diyerek vazgeçerdim.

Yerlerinde olsam

- NUMAN KURTULMUŞ: Muhafazakâr kesimin bir bölümünün tepkisini çeken “İstanbul Sözleşmesi” için itiraz etmişti. YERİNDE OLSAM... “Bu sözleşme ortadan kalkarsa kadına şiddet meselesi ne olacak” sorusuna etkili bir cevap geliştirirdim.

Yerlerinde olsam

- BEREN SAAT: Yine entel dantel açıklamalar yapmış konuk olduğu bir canlı yayında... YERİNDE OLSAM... Bu kadar kasmaz, “Olacağına varır” der, pek içselleştirmediğim konulara dalmazdım.

Yerlerinde olsam

- EKREM İMAMOĞLU: Dönüp dolaşıyor, Kanal İstanbul meselesini köpürtüyor. Dönüp dolaşıyor, çekişme çıkaracak mevzulara sarılıyor. YERİNDE OLSAM... “Adam İstanbul’a amma hizmet etti ha!” dedirtmek için çırpınırdım.

Yerlerinde olsam

- OZAN GÜVEN: Hâlâ üste çıkmaya çalışıyor, hâlâ burnundan kıl aldırmıyor. YERİNDE OLSAM... “Bağışlanamaz bir hata yaptım. Alkolü fazla kaçırınca öfkeme hâkim olamıyorum. Derhal tedaviye başlıyorum” diye bir açıklama yapardım.

Yerlerinde olsam

- MANSUR YAVAŞ: İyi gidiyor. İşine bakıyor. Fakat arada dayanamayıp Melih Gökçek’e laf etmeden de duramıyor. En son yine böyle yaptı. YERİNDE OLSAM... Melih Gökçek’i “unutma bahçesi”ne atardım.

Yerlerinde olsam

- CANAN KARATAY: Pandemiden önce reytingi acayip yüksekti. Her söylediği TT oluyordu. Pandemiyle birlikte bilimselliği acayip darbe yedi. YERİNDE OLSAM... Yeni bir huruç harekâtı planlamayı aklımdan bile geçirmezdim.

Yerlerinde olsam

- FAHRETTİN KOCA: Pandemi meselesinden millet acayip sıkıldı, bıktı. Uyarı falan duymak istemiyor. Ancak o, ısrarla uyarılarına devam ediyor. YERİNDE OLSAM... Bıkkınlığı düşman beller ve buna karşı yepyeni bir strateji geliştirirdim.

Yerlerinde olsam

- BURHAN KUZU: Bir ara her konuda tweet atıyor, en tartışmalı konulara dalıyor, lüzumsuz gerilimlerin güm diye ortasında kalıyordu. Ama artık kesti. YERİNDE OLSAM... Twitter orucunu sürdürürdüm.

Yerlerinde olsam


ABDULLAH GÜL’ÜN AYASOFYA TELEFONU

İŞİTTİĞİME göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayıp Ayasofya kararından dolayı tebrik etmiş Abdullah Gül...

*

Benimse kafamda tek bir soru var:

Yerlerinde olsam

*

Bu telefon...

Abdullah Gül’ün ‘millet ittifakı’ adayı olması işini...

Daha da zorlaştırır mı, yoksa kolaylaştırır mı?


BUZ GİBİ SOĞUYORUM

- 15 Temmuz’a “tiyatro” dendiğinde...

- “FETÖ’cüsün/Asıl sen FETÖ’cüsün” tartışması başladığında...

- 15 Temmuz’da yapılan muazzam direniş küçümsendiğinde...

- 15 Temmuz bağlamında bir milli birlik sağlanamadığında...

*

BUZ GİBİ SOĞUYORUM.


AH BENİM İNŞAAT İZLEME MERAKIM

İTİRAF ediyorum:

Kepçelerin bir araziye dalmasını, kamyonların toprak taşımasını, işçilerin temel atma çabalarını gördüğüm anda...

Başlıyorum izlemeye...


Yerlerinde olsam

Farkındayım yaptığımın saçmalık olduğunun... Fakat maalesef gözümü alamıyorum olan bitenden.

Ne de olsa ben de bu milletin bir parçasıyım.

*

İşte bu tuhaf milli merakın gayet farkında olan bir inşaatçımız, İzmit’te yaptığı iş merkezinin inşaatının etrafına çevirdiği paravana “ekran” benzeri bir bölüm açmış ve altına da “ŞANTİYE İZLEME ALANI” yazmış.

Oradan geçiyor olsaydım izlerdim kesin en az 15 dakika...


ADALET AĞAOĞLU İÇİN ÜÇ PERDE

BİRİNCİ PERDE

Yerlerinde olsam


Yer: The Marmara’nın kafesi

Yıllar yıllar önce... The Marmara’nın kafesi diye bir yer vardı. Hatırlayanlar hatırlar. İlk orada görmüştüm Adalet Ağaoğlu’nu... Genç bir yazarla buluşmuş, kahve içip sohbet ediyorlardı. Önlerinde dergiler, kitaplar... Adalet Hanım, nezaket içinde dinliyordu genç yazarı... İmrenerek bakmıştım bu tabloya... “Ah o sohbette ben de olsaydım” falan diye geçirmiştim içimden...

*

İKİNCİ PERDE

Yer: Başbakanlık binası

Barış umudunun doğduğu zamanlardı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “barış” için ilk adımı attığı gün... Ankara’da Başbakanlık’ta buluşma vardı. O toplantıda dilekler, temenniler, politik analizler yapılmıştı uzun uzun... Ve konuşma sırası Adalet Ağaoğlu’na gelmişti. Adalet Hanım, bir kâğıt çıkardı ve başladı Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” adlı şiirini okumaya... Havaya bir anda en samimi, en barışçıl bir atmosfer egemen oldu.

*

ÜÇÜNCÜ PERDE

Yer: Bebek Oteli’nin terası

Günler günleri kovalamıştı. Bahar gelmişti. Ve ben Adalet Ağaoğlu ile Bebek Oteli’nin terasında buluşmaya başladım. Romandan, edebiyattan, politikadan söz edilen tadına doyulmaz eşsiz sohbetler ettik. Adalet Ağaoğlu’nun günlüklerini okuyor, orada altını çizdiğim bölümleri soruyordum kendisine... Anlatıyordu. Gülerek, eğlenerek, kendisiyle dalga geçerek... Ama konu romana gelince acayip ciddileşiyordu. Şu hayatta ödün vermediği tek bir şey vardı: Roman.

*

Ruhu şâd olsun. Onu çok özleyeceğiz.


ÇOK İŞE YARAYACAK YEDİ YAŞAM İLKESİ

- BİR: Kimseye asla gözü kapalı güvenme. İlle de birilerine gözü kapalı güveneceksen kedine güven, köpeğine güven.

*

- İKİ: Her zaman doğru bildiklerini söyle... Doğru bildiklerinden hepsini söyleyemediğin zamanlarda da en azından doğru bildiklerinden bir kısmını söyle.

*

- ÜÇ: Kendini hiçbir zaman vazgeçilmez belleme... Ama vazgeçilmez olduğun zamanlarda da yaptığın işin hakkını ver.

*

- DÖRT: Her zaman her yaptığın iyiliğin ya da kötülüğün karşılığını almayabilirsin. Ama unutma ki... Bazen alırsın karşılığı.

*

- BEŞ: Doğru bildiklerinden asla taviz verme... Ama bu demek değildir ki azıcık esneme yapmayacaksın. Esne. Ama azıcık esne.

*

- ALTI: Sana “Sen çok iyi bir insansın” dendiğinde alabildiğine memnun ol. Ama yine bir kuşku payı bırakmayı da unutma.

*

- YEDİ: Zaaflarına yenik düşmemeye çalış... Ama unutma ki... Edebiyatta, sanatta, resimde ortaya çıkan bütün harika işler zaafı olan insanların elinden çıkmıştır. 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku