GeriAhmet HAKAN Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

“Karadeniz’de doğalgaz bulduk” müjdesi karşısında...

- Mırın kırın edersen.

- “Ama” diye başlayan cümlelerle küçümsersen...

- Sevince ortak olmazsan...

- Yüzün düşer, moralin bozulursa...

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

- “Bu tüm Türkiye’nin kazancıdır” demezsen...

- Aksileşir, hırçınlaşır, hazımsızlaşırsan...

- Arama çalışmalarında bulunan herkese teşekkür etmezsen...

- Açık ararsan...

- “Rezerv miktarı da pek azmış canım” falan diye tutum alırsan...

- “İnşallah devamı gelir” temennisinde bulunmazsan...

- Sondaj gemilerini ülkemize kazandıranlara teşekkür etmezsen...

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

Kaybedersin.

*

Siyasi görüşün farklı olabilir, iktidardan hazzetmiyor olabilirsin, iflah olmaz bir muhalif olabilirsin, iktidara karşı siyasi mücadele içinde olabilirsin, muhalefet partilerinden birine sempati besliyor olabilirsin...

Bütün bunlara rağmen...

“Kazanan Türkiye’dir” diyerek...

Şu üç şeyi yapman gerekir:

Sevinmek, sevinmek, sevinmek.

*

Çünkü millet olmanın, yani tasada ve kıvançta ortak olmanın gereği budur.


ARAMAKLA BULUNMAZ AMA BULANLAR ARAYANLARDIR

ŞU hayatta en sevdiğim sözlerdendir.

Değişik biçimleri var ama ben en çok “Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır” şeklinde olanını seviyorum.

Çünkü basit, sade ve vurucu.

*

Ben bu sözün İbn-i Arabi’ye ait olduğunu biliyordum.

Fakat sonra gördüm ki... Mevlânâ’nın sözüdür diyenler de var. Bazıları Cüneyd-i Bağdâdî’nin, bazıları da Bâyezîd-i Bistâmî’nin sözü olduğunu söylüyor.

Şu kadarını söyleyeyim:

Bu aşırı hikmetli sözü söylemek, adı geçenlerin tümüne de pek yaraşıyor doğrusu.

*

“Doğalgaz bulundu” müjdesini açıklarken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözü hatırlatması hoşuma gitti.

Yerli ve milli deniyor ya...

Bu sözün işin içine girmesiyle üçüncü bir şık daha devreye girmiş oldu:

Yerli, milli, manevi...


BU İŞİN MİMARI: BERAT ALBAYRAK

MALİYE ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’la iki kez görüştüm.

Biri herkesin huzurunda kendisiyle yaptığımız Tarafsız Bölge programında.

Diğeri ise bundan yaklaşık iki ay önce özel bir görüşmede...

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

*

O özel görüşmede Berat Albayrak, Enerji Bakanlığı döneminde satın alınmasını sağladığı sondaj gemilerinin hikâyesini anlatmıştı.

Büyük bir heyecanla.

Büyük bir umutla.

Anlattığı hikâyenin her bölümü bir macera tadındaydı.

*

“Karadeniz’de doğalgaz bulduk” denildiği anda...

O özel görüşmemizde Berat Albayrak’ın anlattıkları geldi aklıma.

Ve hemen hükmümü verdim:

Bu işin mimarı Berat Albayrak’tır.

*

Her şey onun bu işe inanmasıyla, onun bu işe yatırım yapmasıyla, onun bu işi temel hedef olarak görmesiyle başladı.

*

İktidarıyla muhalefetiyle hepimizi sevince boğan bu önemli gelişmenin ardından...

Bu zamana kadar hakkında sürekli linç kampanyaları düzenlenen ve sürekli hedef haline getirilen Berat Albayrak’ın hakkını teslim etmemiz şart.

*

Teşekkürler Berat Albayrak! Bu işe inandığınız ve bu yolda adım attığınız için.



GÜNDEMDEKİ ÜÇ İSME DAİR

Biri ona söylemeli

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

ÇOK eskiden AK Parti içinde Bülent Arınç için “vicdanların sesi” denilirdi.

Onun aykırı çıkışlarına böyle bakılırdı.

Fakat artık kalmadı böyle bir yaklaşım.

*

Bülent Arınç’ın en büyük hatası, işte burada!

Kendisinin hâlâ “vicdanların sesi” olarak algılandığını düşünüyor.

Buna samimiyetle inanıyor.

“Aykırı” sayılabilecek çıkışlarının temel nedeni bu.

*

Keşke biri ona, artık öyle algılanmadığını anlatsa...



Mücadeleye devam

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

SAĞLIK sorunları var.

Ameliyatlar oldu.

Ama Galatasaray’ın başında kalmaya ve mücadele etmeye devam ediyor.

Hem de kıran kırana bir mücadele...

Ne söylediğinden, neyi savunduğundan bağımsız olarak söylüyorum:

Bu mücadele, Mustafa Cengiz’i hayata bağlayan bir mücadele...

Tam da bu nedenle...

Mustafa Cengiz, mücadeleden asla vazgeçmemeli...

Devam etmeli.

Üstelik görüyoruz ki...

Performansında zerre kadar bir düşüş yok.

Öyle olsa “Paraları Leyla’ya bastılar” türü parlak bir buluşa imza atmazdı.



Keşke böyle olmasaydı

Yapman gereken üç şey: Sevinmek, sevinmek, sevinmek

ÇOK parlak bir kariyere sahip. CV’si göz dolduruyor.

Alanında önemli bir uzman.

Çok uzun bir süre mantık dairesinin içinde kalarak konuşmaya gayret etti.

Fakat sosyal medya, onu da zehirledi. Bir kimliğin içine itildi ve orada sıkışıp kaldı.

Alanını daralttı. Kendisini kategorize etti. “Menfi adam” sıfatını üzerine yapıştırdı.

İyiye iyi, kötüye kötü deme pozisyonunu terk etti.

Her kesimin kulak verdiği bir isim olarak kalabilmek...

Biliyorum çok ama çok bir şey.

Ama yine de bunu başarabilirdi, başarmalıydı.


NETFLIX BU KEZ ÇİZGİYİ AŞTI

NETFLIX
konusunda...

“Zorla mı izlettiriyorlar kardeşim” diyenlerdenim.

*

Fakat artık işin içine reşit olmayan çocuklar girmiş durumda.

Bu durum da tavrım tabii ki değişir.

*

11-12 yaşındaki çocukların başrolde olduğu bir dizi çekmişler. Diziyi de “Çocuklar cinselliklerini keşfediyor” falan diye pazarlıyorlar.

*

Dünya ayağa kalkmış durumda.

Her taraftan büyük tepki var.

“Bu resmen çocuk istismarı” deniyor.

*

İşin içine “çocuk istismarı” girdiği andan itibaren...

“Zorla mı izlettiriyorlar kardeşim” argümanının yeri olmaz.

Çünkü...

Çocuğun istismarı, zorla izlettirseler de izlettirmeseler de seyirci kalınacak bir olay değildir.

X

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku