Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:

Vali Bey’in alması gereken kurslar

*

ÖFKE KONTROLÜ KURSU

“Ben valiyim. Döner ustası beni nasıl tanımaz? Kapısına koskoca vali gelmiş. Nasıl olur da hiç takmaz” diye düşünerek...

Dükkânın kapısına kilit vurdurmamayı öğrenmek için böyle bir kursa gitmesi şart. 

*

TÜRKÇE İMLA KURSU

Ayrı yazılması gereken -de’lerin ayrı yazılmasını öğrenmeli Vali Bey... Ayrıca virgüllerin ve noktaların yerleri meselesini de çözmeli.

“Yazılı açıklamaları ben yapmıyorum, ekibim yapıyor” diyorsa...

O zaman da ekibini bu kursa yollamalı.

*

KOMPOZİSYON KURSU

Öznesi, yüklemi belli cümle kurmayı öğrenmek için... Yazarak kendini iyi ifade edebilme yeteneğini kazanmak için... Cümleleri uzatarak içinden çıkılmaz hale getirmemek için... Böyle bir kursa gitmesi şart.

Bu konuda da sorumluluğu ekibine atıyorsa...

Bu kursa da ekibini yollamalı.

*

DÖNERCİLİK KURSU

Vali Bey, teftiş sırasında tezgâhta çalışan döner ustası arkadaşa, “Senin niye eldivenin yok” diye çıkışıyor. Mevzuat bu konuda ne diyor acaba? Döner ustası, eldiven takmalı mı? Bir de döner ustası, bir an bile olsa döneri çevirmeyi bırakırsa... O döner yanar mı, yanmaz mı?

Kısacası Vali Bey’in bu soruların cevabını öğrenmek için bir döner kursu görmesi de şart gibi.



ABDİ İPEKÇİ’NİN YENİ HALİ

PANDEMİ döneminin sokağa çıkma yasağından yararlanılarak çok daha erken bitirilebilirdi.

Biraz geç bitirildi.

Ama yine de bittiğinde ortaya harika bir sonuç çıktı.

Vali Bey’in alması gereken kurslar

İstanbul’un en ünlü caddelerinden biri olan Nişantaşı’ndaki Abdi İpekçi Caddesi’nden söz ediyorum.

*

Dün Abdi İpekçi’de takıldım biraz.

Sonbaharın ve yağmurun da etkisiyle gözüme öyle güzel göründü ki...

Meydana bakan bir kafede otururken “Adeta Roma azizim” deyiverdim.


BAŞARILI BİR TANITIM: NASIL BAŞLADI/ NASIL BİTTİ

İSTANBUL Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başarılı mı, değil mi?

Bu sorunun cevabını vermek için henüz erken.

Vali Bey’in alması gereken kurslar

*

Ama Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medyada başlattığı “Nasıl başladı/ Nasıl bitti” kampanyası...

Kesinlikle başarılı bir kampanya...

*

O kadar başarılı ki...

Kampanyada kullanılan yöntemi, iktidar mensupları da yoğun biçimde kullandılar, kullanıyorlar.


İKİ ŞEY SÖYLEYECEĞİM

- BİR: Ülkemizde yaşayan bir vatandaşımız, bir siyasetçimiz, bir aydınımız... Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaşta tarafsız kalabilir. Hatta ve hatta Ermenistan’ın tezlerini savunabilir. Hiçbir vatandaşımız, hiçbir siyasetçimiz, hiçbir aydınımız, bu konuda farklı düşünüyor diye... Hedef gösterilmemeli, linç edilmemeli, tehdit edilmemeli. Hele hele bu kişilerin ifade özgürlüğünün kısıtlanması, akıllardan bile geçmemeli. Tehdit edilenler, ilgili makamlar tarafından derhal etkili biçimde korunmaya alınmalı.

- İKİ: Azerbaycan-Ermenistan meselesinde farklı fikirler ileri sürenler, bazı tehditlere maruz kalıyorlar diye eleştirilmeyecekler mi? Tabii ki eleştirilecekler. Tabii ki tezlerine itiraz edilecek. Tek şart var: Bunun ölçülü, uygar ve tartışma adabına uygun bir dil ve üslupla yapılması... Ayrıca tehdit diline, linç üslubuna ve hedef gösterme yaklaşımına da asla tolerans gösterilmemeli. Bu ülkede bu tür görüşlerin rahatlıkla dile getiriliyor olması lazım. Bunun ülkemizin gücü ve zenginliği olduğunu hepimizin görmesi lazım.

HRANT DİNK ŞÖYLE DEMİŞTİ

VİDEOSU var.

Hrant Dink, Karabağ konusunda konuşuyor.

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Söylediği cümle şu:

*

“Açık ve net söylüyorum: Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi lazım.”

*

Hrant Dink gerçekten başkaydı.

Bambaşka!


YIRTIK ÇORAP

BAYAĞI janjanlı ve pahalı bir marka olan Gucci’nin bin üç yüz liraya sattığı kadın çorabını gördünüz mü?

Adamlar resmen çorabı alıp çeşitli yerlerinden çekiştirip yırtmışlar ve hiç utanmadan bunu vitrine koymuşlar.

Bu durumda soralım:

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Bazı hanımlar...

Semt pazarından pek ucuza bir çorap satın alsalar...

Çorabın sağını solunu çekiştirip yırttıktan sonra giyseler...

Ve soran sormayana da “Gucci’den aldım şekerim” diye hava atsalar...

Gucci’ye amma gol olur ha!


SCOOTER VE ‘BİN BİN’

BEN hep tek bir şirket var sanıyordum, meğer scooter olayında “Bin Bin” diye bir alternatif daha varmış.

Şöyle bir inceledim “Bin Bin” olayını...

Bunların scooter’larının...

Motor gücü daha yüksek, yokuşları daha iyi çıkıyor, daha hızlı kaçıyor falan.

Sonuç?

Sonuç şu: Rekabet, kaliteyi arttırıyor.

Vali Bey’in alması gereken kurslar

*

Bu arada “Bin Bin” ile Tuzla Belediyesi ortak bir projeye imza atarak...

Scooter’lı zabıta olayını başlatmışlar.

Harika bir fikir.

Başka belediyeler de bu yöntemi zabıtaları için deneyebilirler.

*

Son olarak scooter’larla ilgili şu üç saptamayı da yapayım:

*

- BİR: Önceleri bir zevk ve eğlence aracı olarak görülen scooter, artık tamamen ulaşım aracına dönmüş durumda.

- İKİ: Galiba bir türlü çözülemeyen İstanbul’un trafik sorununu, kısmen de olsa bu araçlar çözecekler.

- ÜÇ: Şu ana kadar kendilerine yönelik alternatiflerin önünü kesen taksiciler, scooter’lar karşısında pes edecekler.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku