GeriAhmet HAKAN ‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor

ŞAHSIN biri, kendisine emanet edilen köpeğe tecavüz etmiş, sonra da köpeği öldürmüş. Sonra? Adliyede serbest bırakılmış.

Millet, sosyal medyada şahsın tutuklanması için dün büyük bir kampanya yaptı.

“Tutuklansın” denildi, başka da bir şey denmedi.

*

Yerden göğe kadar hak verdiğim bir kampanyaydı bu.

Bu şahıs... Hem kendisine emanet edilen köpeğe tecavüz edip de öldürdüğü için... Hem de yaptığı bu eylemle toplum için potansiyel bir tehdit oluşturduğu için...

Tutuklanmalıydı.

Nitekim öyle de oldu. Dün akşama doğru şahıs tutuklandı.

*

Kıssadan çıkardığım hisse şudur:

Bizim yargımız, “potansiyel tehdit” oluşturan bu tür şahısları ilk etapta tutuklamıyor. İstiyor ki “Tutuklansın” diye kampanya yapılsın. Ancak böyle bir durumda tutuklamaya yanaşıyor. Yani “Tutuklansın” kampanyası, hiç de boş bir kampanya değil.

ZİYA SELÇUK’UN ANLATTIKLARINDAN NE ANLADIM?

MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, saat 21.00’den 24.00’e kadar süren Tarafsız Bölge yayınında söylediklerinden anladıklarımı yazıyorum:

‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor

Bakan Ziya Selçuk’un masasında üç seçenek var: BİR: Okulların normal biçimde açılması... İKİ: Okulların açılmayıp uzaktan eğitimin başlatılması... ÜÇ: Okulların “seyreltilmiş” modelle açılması...

*

Bakan Selçuk, pek renk vermedi ama sanırım üçüncü model, yani “seyreltilmiş model” hayata geçecek gibi. Çünkü ancak bu modelle okullardaki yığılmayı ve servis araçlarındaki doluluğu engellemek mümkün olabilir. Diğer seçeneklere en azından ben pek şans vermiyorum.

*

Bakan Selçuk, şu üç mesajın altını çok kuvvetli biçimde çizdi: BİRİNCİ MESAJ: Her durum için hazırlığımızı en ince detaylarına kadar yaptık ve her duruma hazırız. İKİNCİ MESAJ: Bizim için önce sağlık gelir, sağlık için en küçük bir risk varsa okulları açmayız. ÜÇÜNCÜ MESAJ: Belirsizlik sadece bizde yok, dünyanın her tarafında var. Okulların açılıp açılmayacağı, nasıl açılacağı dünyada tartışılan bir konu...

*

Anladığım kadarıyla olay şöyle gelişecek: 31 Ağustos’a bir hafta kala vaka sayılarına bakılacak. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’ndan görüş alınacak. Yapılan hazırlıklar değerlendirilecek. Ve en sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu’ndan bu konuda bir karar çıkacak.

İLHAN CİHANER CHP'DE SOLCU BİR HURUÇ BAŞLATTI

CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıkladı İlhan Cihaner.

*

Açıklamalarına baktım... İlhan Cihaner’in CHP için istedikleri şunlar:

CHP’nin lider odaklı olmaktan çıkmasını istiyor.

 Parti içinde demokrasi ve özgürlük istiyor.

Mücadelenin kişilerle değil partinin kurullarıyla yürütülmesini istiyor.

Liderin aldığı kararlara uyan bir parti değil, kurulların aldığı kararlara uyan bir parti istiyor.

Partinin çağdaş sol bir siyaset çizgisi izlemesini istiyor.

CHP’de ortak karar, ülkede ortak karar istiyor.

*

İlhan Cihaner’in çıkışıyla ilgili emin olmadığım iki husus var:

*

EMİN DEĞİLİM: AK Parti lider odaklı bir parti. MHP de öyle... İYİ Parti de öyle... Bizim ahali de lidere bakıyor. CHP için “Daha karizmatik bir lideri olsa başarılı olur” diyenlerin sayısı az değil. Bu açıdan “lider odaklı değil parti meclisi odaklı bir CHP” yaklaşımı, bizim milletin pek yatkın olduğu bir yaklaşım değil. Bu yaklaşım, milletin benimseyeceği bir yaklaşım haline getirilebilir mi? Dahası CHP delegeleri, böyle bir yaklaşıma kucak açar mı? Emin değilim. Hiç emin değilim.

*

EMİN DEĞİLİM: CHP, son dönemde ideolojiyi, solu tamamen bir tarafa bırakıp “yeni müttefiklerle AK Parti’yi devirme” stratejisine soyunmuş durumda. Gül, Karamollaoğlu, Davutoğlu, Akşener, Babacan... Hepsiyle temasta. Bir taraftan da HDP’yi mesafeli biçimde olsa da ittifak halkasının içinde tutmak istiyor. Böyle bir yönelim ağırlık kazanmışken İlhan Cihaner’in “Solcu olalım, özgürlükçü olalım” sözleri tabanda bir karşılık bulur mu? Emin değilim. Hiç değilim.

MUHARREM İNCE’NİN YERİNDE OLSAM

“DAVET gelirse giderim” demişti Muharrem İnce. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İnce’nin bu açıklamasının kendisine sorulması üzerine “Namazın daveti ezandır” diye karşılık verdi. Sonuçta ne oldu? Ayasofya için özel bir davet uygulamasına geçildi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da İnce’yi telefonla arayarak davet etti.

‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor

Yani Muharrem İnce’ye pek de incelikli davranılmamış oldu.

Bu nedenle Muharrem İnce’nin alınganlık göstermeye, sitem etmeye sonuna kadar hakkı var.

*

Ama ben olsam İnce’nin yerine... Yine de giderim Ayasofya’ya...

Böylece Ayasofya konusunu sadece bir partinin, bir anlayışın, bir ideolojinin konusu olmaktan çıkarıp milli bir konu haline getirmeye yönelik esaslı bir adım atmış olurum.

BOŞANMA AVUKATI NE GÖRÜR, CEZA AVUKATI NE GÖRÜR

‘MARRIAGE Story’ diye bir film var.

Salgın sürecinde izlediğim sayısız filmden biriydi ve belki de en kötüsüydü.

İzlerken sürekli esnemiş, “E bu ne şimdi” demiş, büyük bir can sıkıntısıyla daha yirminci dakikasında kapatmıştım filmi. Kapatınca da “Oh be! Dünya varmış” demiştim.

‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor

Sosyal medyadaki bir paylaşımda gördüm.

Meğer bu filmde avukatlarla ilgili şöyle bir söz geçiyormuş:

*

“Ceza avukatları, kötü insanların en iyi yanlarını görürler. Boşanma avukatları ise iyi insanların en kötü yanlarını görürler.”

*

Şahane! Gerçekten şahane bir saptama.

*

Pardon film kardeş! Ne kadar kötü olursan ol, yine de içinde iyi bir taraf varmış.

DEMODE ŞEYLER

Yüksek Askeri Şûra kararlarından geleceğin siyasetine yönelik ipuçları çıkarmak.

*

Cüzdanda en sevdiğinin fotoğrafını taşımak.

*

Yunan makamlarının hırçınlıklarını ciddiye alıp öfkelenmek.

*

Cep telefonunda sürekli melodi değiştirmek.

KIZILAY’A KURBAN BAĞIŞLAYACAĞIM ÇÜNKÜ...

KIZILAY’ın bağışlanan kurbanlarla ilgili uygulaması şöyleymiş:

‘Tutuklansın’ diye kampanya yapmak acayip işe yarıyor

Bağışlanan kurbanların etleri, bir dizi işlemden sonra kavurma konservelerine dönüştürülüyormuş.

Bir yıl boyunca özelliğinden hiçbir şey kaybetmeden saklanabiliyormuş bu kavurma konserveleri.

Böylece kurban etleri sadece birkaç günlük bayram sürecinde değil, bir yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabiliyormuş.

*

Biliyorum, Kızılay’a yönelik bazı eleştiriler var.

Fakat yine de ihtiyaç sahiplerinin bir yıl boyunca kurbandan elde edilen etlerden faydalanacak olması hoşuma gitti.

*

Ve sırf bu nedenle ben bu yıl kurbanımı Kızılay’a vereceğim.

 

X

Türkiye’de yavaş yavaş ısındırılan bir şey var

Geçen gün Cumhuriyet gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı geçti”.

*

Anket yapılmış. Yapılan ankette “Erdoğan mı, Kılıçdaroğlu mu?” diye sorulmuş. Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı, Erdoğan diyenlerin oranını geçmiş.



Haberin özeti bu.

Yazının Devamını Oku

Bayram işini beceremiyoruz

Bir rengi olmalı bayramın.

Bir coşkusu olmalı.

Bir törenselliği olmalı.

Bir yemeği olmalı, bir hediyesi olmalı.

Bir rüzgârı olmalı.

Bir sembolü olmalı, bir oyuncağı olmalı.

Bir havası olmalı sokaklara yansıyan.

Bir geleneği olmalı hafiften modernleştirilmiş.

Bir anısı olmalı “nerede o eski bayramlar” cümlesinin dışında.

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku