GeriAhmet HAKAN Türkiye en çok hangi isimlere güveniyor?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye en çok hangi isimlere güveniyor?

“GEZİCİ” adlı araştırma şirketinin yaptığı ankette, “Türkiye’nin en çok güvendiği isimler” ortaya çıktı.

Sorular açık uçlu soruldu, yani herhangi bir isim verilmedi, şık sunulmadı, sadece “en güvendiğiniz isim kimdir” dendi.

Sonuçlar şöyle:

 

*

 

1- Uğur Dündar... 2- Fatih Terim... 3- Acun Ilıcalı...
4- Kıvanç Tatlıtuğ... 5- Ahmet Hakan... 6- Yılmaz Özdil...
7- Aziz Yıldırım... 8- Cem Yılmaz... 9- Ahmet Kural...
10- İsmail Küçükkaya...
11- Orhan Gencebay...
12- Murat Boz... 13- İlber Ortaylı... 14- Ertuğrul Özkök...
15- Taha Akyol... 16- Fatih Portakal... 17- Kadir İnanır...
18- Seda Sayan...
19- Cüneyt Özdemir...
20- Şahan Gökbakar...
21- Türkan Şoray...
22- Fatih Altaylı...
23- Hülya Avşar...
24- Şirin Payzın...
25- Sıla... 26- Sibel Can... 27- Bekir Coşkun...
28- Yiğit Bulut...
29- Gülben Ergen...
30- Beyazıt Öztürk...

 

*

 

Bu listeyle ilgili söyleyeceğim 10 şey var:

 

*

 

Acun Ilıcalı ve Şahan Gökbakar’la aynı listede olmak nedeniyle sevineyim mi, sevinmeyeyim mi? Bilemedim.

 

*

 

Yıllar geçse de güvende pek bir eksilme olmuyormuş. Bakınız: Uğur Dündar... Ama durun bir dakika! Sözcü’nün iki önemli ismi listedeyken Emin Çölaşan nerede yahu?

 

*

 

Kim ne derse desin Fatih Terim ve Aziz Yıldırım bizim spor dünyamızın iki fenomeni...

 

*

 

İlber Hoca var ya İlber Hoca... O tek kişilik bir müessese... Şirin Payzın: İşiyle güven kazananlardan... Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya: Yükselen iki yıldız... Cüneyt Özdemir ve Fatih Altaylı: Azıcık geri planda olmalarına rağmen listede olmaları büyük başarı...

 

*

 

Ertuğrul Özkök ve Taha Akyol... Hürriyet’ten üç farklı ismin bu listede yer alması, Hürriyet açısından pek kıvanç verici gibi...

 

*

 

“Düğün Dernek” adlı filmlerin yıldızı Ahmet Kural’ın listenin üst sıralarında yer alması ne kadar da şaşırtıcı. Peki ya Yiğit Bulut’a ne demeli?

 

*

 

Kadir İnanır ve Türkan Şoray... Hep önde, hep ileri... Orhan Baba da öyle... Murat Boz ile Kıvanç Tatlıtuğ ise genç kuşak sanatçıların en güven duyulan isimleri olarak tescillenmiş.

 

*

 

Hülya Avşar ile Gülben Ergen... Eskiyecekler, demode olacaklar diye bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyorlar.

 

*

 

Seda Sayan ile Sibel Can’a bravo! Tabii bu iki ismin yanına yerleşmeyi başaran Sıla’ya da sonsuz tebrikler.

 

*

 

Şu artık bir gerçek: Halkımız komikleri “güvenilir” buluyor. Bakınız: Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Beyazıt Öztürk.

 

 


ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ:

 

 

“Gezici” adlı araştırma şirketinin bu araştırması, 14 Ocak 2015 ile 15 Ocak 2016 arasında yapıldı. Araştırma 38 il ve 89 ilçede 2 bin 430’u kadın, toplam 4 bin 860 denekle yüz yüze görüşme metoduyla gerçekleştirildi. Araştırmanın yapıldığı iller: Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Batman, Bolu, Bursa, Balıkesir, Bingöl, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Kayseri, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Mersin, Edirne, İstanbul, İzmir, Kütahya, Kahramanmaraş, Konya, Malatya, Mardin, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Trabzon, Van, Yalova ve Zonguldak.

 

 

Türkiye en çok hangi isimlere güveniyor

 

 

Müslüman bir mülteci neden Suudi’ye sığınmak istemez?

 


HEM Müslüman, hem Arap bir mülteci...
Neden dilini konuştuğu, aynı dine inandığı insanların bulunduğu, üstelik de gayet müreffeh bir ülke olan Suudi Arabistan’a değil de...
Yabancı düşmanlığının yükseldiği, neo-Nazi dazlakların at koşturduğu, camilerin kundaklandığı Almanya’ya sığınmak ister?

 

*

 

Hem Müslüman, hem Arap bir mülteci...
Neden Arapça konuşulan, günde beş vakit ezan okunan, üstelik gayet şık ülkeler olan Katar, Bahreyn, Dubai gibi Körfez zengini ülkelere kapağı atmak için değil de...
Minare referandumunun yapıldığı, İslamofobik dalganın kabardığı, düşünce özgürlüğü adına Peygamber karikatürlerinin yayınlandığı Danimarka, Fransa, İngiltere gibi ülkelere kapağı atmak için çırpınır?

 

*

 

Hem Müslüman, hem Arap bir mülteci...
Neden kendisine kol kanat geren, kendisine ev sahipliği yapmaktan gayet memnun olan ve kendisiyle aynı dine inanan insanların çoğunlukta olduğu Türkiye’de kalmak yerine...
Sınırların açılması söz konusu olduğu anda...
Kendisini hemen İsveç, Norveç, İsviçre gibi ülkelere atmak ister?

 

*

 

Bu sorular var ya bu sorular...
Benim asabımı çok bozuyor.
Biraz da sizin asabınız bozulsun istedim.

 

 


Bergüzar, Nükhet ve Yıldız’a bravo

 


İLK ateşi Yıldız Tilbe yaktı:
Çeşitli nedenlerden dolayı yayından kaldırılsa da Sevgililer Günü’yle kafa bulan bir reklam filmi çekti.

 

*

 

İkinci çıkış Bergüzar Korel’den geldi:
Kendisine 14 Şubat’ı soranlara “Bana sormayın. Dünyanın en saçma günü... Tüketim günü olduğu için sevmiyorum” dedi.

 

*

 

Üçüncü çıkışı Nükhet Duru yaptı:
“Başkasına hediye almaktan kimseye zarar gelmez” dedikten sonra ekledi: “Sevgililer Günü gibi özel günler bana dayatma gibi geliyor”.

 

*

 

Üçüne de sonsuz şükran.
Dilleri dert görmesin.

 

 

İki süper albüm

 


İKİ uzunçalar geldi.
Birini İzzet Öz göndermiş, diğerini
Erol Evgin.

 

*

 

İzzet Öz’ün gönderdiği ta 1973’ten bir albüm...
Cem Karaca ve Moğollar’ın “ne güzel konser oldu, hadi bunun albümünü yapalım” diyerek yaptıkları bir çalışma.
İçinde “Deniz Üstü Köpürür” var, “İhtiyar Oldum” var, “Obur Dünya” var, “El Çek Tabip” var... Aralarda da Cem Karaca ve Moğollar’ın yaptıkları mavralar var.

 

*

 

Erol Evgin’in gönderdiği ise... Hakikaten bir efsane...
Melih Kibar ve Çiğdem Talu şarkılarından oluşuyor.
Her biri milli marş olmuş şarkılarla dolu bir albüm...
“Sevdan Olmasa” var, “İşte Öyle Bir Şey” var, “Etme Eyleme” var, “Bir de Bana Sor” var, “Söyle Canım” var.

 

*

 

Her iki albüm de ilaç gibi geldi.
Teşekkürler İzzet Öz.
Teşekkürler Erol Evgin.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku