Ahmet Hakan

Ahmet Hakan

ahmethakan@hurriyet.com.tr

Tam olarak işte bu

DÜNKÜ Atatürk yazımda şu iki kesimden söz etmiştim:

Haberin Devamı

*

- BİR: Atatürk’ün üzerinden geçinenler.

*

- İKİ: Atatürk’ü didiklemekten geçinenler.

*

Baktım, Cumhurbaşkanı Erdoğan da 10 Kasım’da düzenlenen Atatürk’ü Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada tam olarak buna işaret ediyor.

Şöyle demiş Erdoğan:

Sosyal medya ve siyasette Atatürk maskesi takarak millete düşmanlık edenlere nasıl karşıysak... Milletimizin önünde yeni bir yol açan Gazi Mustafa Kemal’e yönelik hakaretamiz ifadelere de aynı şekilde karşıyız.

*

Mesele işte budur. Tam olarak işte budur.

Tam olarak işte bu

EYVAH! ATATÜRK ÜZERİNDEN VURMAK ELDEN GİDİYOR

Sosyal medyada birbiri ardına önüme düşen Atatürk anmaları.

Cumhurbaşkanı Erdoğan anıyor. Emine Erdoğan anıyor. Numan Kurtulmuş anıyor. Hakan Fidan anıyor. Ömer Çelik anıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı anıyor. Ulaştırma Bakanı Uraloğlu anıyor.

Uzatmayayım.

Haberin Devamı

Anmayan iktidar mensubu yok neredeyse.

*

Bu arada “Okulların kapılarını kilitleyin de Atatürk’ü anmasınlar” dediği iddia edilen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de en temellendirilmiş ve samimi bir yaklaşımla Atatürk’ü anıyor.

*

TBMM’deki bayrak, 10 Kasım’da inmemiş. Bunun üzerinden Numan Kurtulmuş’a saldıranlar çıktı. Meğer kuralmış: TBMM’deki bayrak, milli egemenliği temsil ettiği için asla yarıya inmezmiş.

*

Sanırım “Atatürk üzerinden iktidara vurmanın imkanları” elden gittikçe görülüyor olacak ki...

Yalanlara, zorlamalara falan başvurmak zorunda kalıyorlar.

Tam olarak işte bu

ERDOĞAN HALKTAN KOPMUŞMUŞ

Bir grup atanamamış öğretmen, sokakta Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme fırsatı yakalamışlar.

Erdoğan’a diyorlar ki:

Ankara’da kapılar yüzümüze kapandı. Kimse bizimle görüşmedi.

Erdoğan’ın cevabı:

Yalan söylüyorsunuz. Ankara’da bizim kapımız kimseye kapanmaz.

*

Sonra?

Sonra fotoğraflar çıkıyor ortaya.

Meğer “Ankara’da kapılar yüzümüze kapandı” diyen bu kişilerin Ankara’da görüşmedikleri AK Parti ve devlet heyeti kalmamış.

*

Haberin Devamı

Bu olay üzerine “Erdoğan halktan koptu” diye yorum yapanlar var.

Erdoğan’ın halktan kopup kopmadığı tartışılır ama bu yorumu yapanların gerçeklere sadakatten koptuğu acı bir gerçek.

Tam olarak işte bu

EZME İLE SÜZME İLE

Bir mekânda ezme tatmış bizim Vedat Milor.

Yediği ezmeyle ilgili yorum yaparken şöyle bir şey demiş:

*

Bu ezmenin iyisi Suriye’de bulunur. Ama eski Suriye’de. Yeni Suriye’yi düşünmek bile istemiyorum.

*

Buradan yola çıkarak Vedat Milor’u “eski Suriye rejiminin destekçisi” ilan ettiler.

Vedat Milor ise “Yaşanan yıkımlardan o eski kültürün de darbe aldığına işaret ettim, politik bir söz söylemedim” dedi.

*

Vedat Milor, ezme ile süzme ile Suriye hakkında politik yorum yapacak kadar kıt akıllı biri değildir.

Haberin Devamı

 Tam olarak işte bu

ŞARA’NIN ENTEGRASYON HIZI

Şu olaya bakın hele:

*

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, ABD’nin CENTCOM Komutanı ile basketbol oynamış. Görüntüleri de Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani paylaşmış.

*

Ben Şara’nın dünya sistemine adapte olmasını, entegre olmasını, uyum sağlamasını falan sonsuz destekleyenlerdendim. Ancak bunu tam olarak başarabileceği konusunda da kuşkularım vardı.

*

Sonuç? Umduğumdan bile öteye geçti Şara. Dünya sisteminin meşru bir aktörü haline geldi.

CENTCOM Komutanı ile basket oynamak: Valla benim beklenti çıtamın bile bin kilometre ötesinde bir vakıa.

Tam olarak işte bu

İÇ SAVAŞ EFEMERASI   

Efemera şu demek: Gündelik hayata ait ıvır zıvır olarak nitelendirilebilecek kısa ömürlü, küçük ve geçici belgeler.

*

Haberin Devamı

Lübnan’a turistik bir gezi yapan arkadaşım Beyrut’ta harika bir iç savaş efemerasına rastlamış:

Şişe şeklinde yapılmış bir kalaşnikof tüfek.

Sağ olsun bana hediye etti bu iç savaş efemerasını. Şimdi evimin bir köşesinde.

*

Emel Örgütü, Hıristiyan Falanjistler, Dürziler, Maruniler, Nasır yanlıları, solcular, milliyetçiler falan... Hepsi birbirine girmişti Lübnan İç Savaşı’nda.

Şişe şeklinde yapılmış bu kalaşnikof tüfek, o günlerin kötü hatıralarının tümünü sırtlamış sırtına. Beni de 1970’li yılların ikinci yarısındaki siyah beyaz televizyon haberlerine götürüyor.

Tam olarak işte bu

YAN SEMAVER DÖN SEMAVER

Rus klasiklerinde semavere rastladıkça...

Türklerden aldıkları semavere ne de güzel sahip çıkıyorlar” diyordum.

Haberin Devamı

“Semaver” kelimesinin tınısı, süper Türk çağrışımı yapıyordu bende.

*

Ayrıca semaverin ilahisi de var bizde. “Yan semaver, dön semaver” diye söylenirdi bu ilahi. Çocukluğumda içine düştüğüm tarikat ortamlarında ne çok söylenmiştir bu ilahi. Rusların semaverine ilahi mi söylenirdi yani?

*

Geçen gün bir kahvaltıda buluştuğumuz bir Rus, “Hayır” dedi, “Semaver bizimdir, semaver Rusçadır”. Kendimden emin şekilde itiraz ettim.

Fakat Rus arkadaş, kanıtları sundu:

Semaver kelimesinin etimolojik kökenini gözler önüne serdi. Meğer Rusçadaki “sama” ve “varit” kelimesinin birleşmesinden oluşan “kendi kendine kaynamak” anlamına gelen bir sözcükmüş. “Samavar” deniyormuş Rusçada.. Yani semaver, bize Rusya’dan geçmiş.

*

Yenilmiştim. Ama yılmadım.

“Yan semaver, dön semaver” ilahisini bulup buluşturup açtım. Ortam acayip şenlendi.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları