GeriAhmet HAKAN Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Selçuk fotoğrafları çekti.

*

Çok etkileyici fotoğraflar. Yürek yemişliğin fotoğrafı gibi hepsi... Cesaret ana gibi yükselmiş kadınlar var fotoğraflarda.

*

Sonuç:

*

Erkekler pısmış. Erkekler tüyme derdinde. Erkekler razı. Tek itiraz kadınlardan geliyor. Yani ne varsa kadınlarda var.

*

Bir gün var ya bir gün...

Taliban’ı işte bu kadınlar yenecek.

SAYIN ŞİŞLİ BELEDİYESİ! BU MAHALLEDE YAŞLILAR, HASTALAR, BEBEKLER YAŞIYOR


Kadıköy Belediyesi, çok güzel bir canlandırma yaparak çevrede gürültüye sebep olanları uyarmış.

*

Yapılan canlandırmalarda...

- Bu mahallede şu kadar bebek uyumaya çalışıyor.

- Bu mahallede şu kadar kişi yaşıyor.

- Bu mahallede 65 yaş üzeri şu kadar kişi yaşıyor.

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Falan diye mesajlar verilmiş.

*

Çok güzel.

Kadıköy Belediyesi’ni kutlarım.

*

Fakat gelin görün ki bizim Şişli’de gürültünün kaynağı belediyenin ta kendisi.

*

Mim Kemal Öke Caddesi’nde oturuyorum.

Oturduğum caddede yüzlerce kişi ikamet ediyor.

Caddenin hemen paralelinde küçük bir park var.

Şişli Belediyesi, işte bu parkı konser alanına çevirmiş.

*

Desibeli yüksek mi yüksek konserler veriliyor burada.

Desibel o kadar yüksek ki...

Konser sürerken evin içinde iki kişinin birbirini duyması bile imkansızlaşıyor.

Üstelik bu konserler, gece yarılarına kadar sürüyor.

*

Sadece konser mi?

Gündüz son ses müzik yayını yapılıyor bu parkta.

Yetmezmiş gibi yine son ses voleybol maçları yayınlanıyor.

Bütün sesleri feci şekilde bastıran müzik sesinden, maç sesinden, parkta yapılan tezahürat sesinden evde oturmak mümkün değil.

*

Kadıköy Belediyesi’nden bir ricam var:

*

Şu sizin canlandırmacıları, bizim Şişli Belediyesi’nin önüne gönderebilir misiniz lütfen.

Çünkü bizim Şişli Belediyesi...

Mahallelerde kimlerin yaşadığını hepten unutmuş durumda.

ERTUĞRUL ÖZKÖK’E UYUP BİR DİZİYE BAŞLADIM


Dizinin adı: “Clickbait”.

*

Nitelikli, derinlikli bir dizi değil. Başyapıtlığın kıyısından bile geçmiyor. Bir tane bile hikmetli diyaloğa rastlamak mümkün değil. Senaryo, oyunculuklar falan öyle ahım şahım değil. Hatta bazı açılardan banal tarafları bile var.

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

*

Fakat arkadaş, öyle bir sarıyor ki...

Asla kurtulamıyorsun.

*

- “Nereye bağlanacak bu dizi?” diye diye...

- Kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor” diye diye...

- “Başka hangi sırlar ortaya çıkacak” diye diye...

Sonuna kadar izletiyor meret.

*

Sonuç:

Sekiz bölümü bir oturuşta izlemek durumunda kaldım.

Malayani bir şeye ayrılmış sekiz saat!

*

Neyse... Neyse...

En iyisi ben buna “banalitenin cazibesine kapılmak” deyip konuyu kapatayım.

KONSER, MÜZİK ŞEHİR HAYATININ VAZGEÇİLMEZİ

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki...

Bir şey söylediğimiz zaman...

Hemen olası tepkilere karşı da bir şey söylemek zorundayız.

*

O zaman söyleyelim:

*

Konser alanları arttıkça, konser ilanlarını gördükçe mutlu olanlardanım.

Konsere, müziğe alan açılması gerektiğine inanıyorum.

*

Benim itirazım:

Evlerin içine yüksek desibelle müzik yayını yapılmasına.

EKSTRA SEVİMSİZ

Ressam Komet, çatalın ucunda köfte, karpuzun içinde çocuk gibi heykellerle ilgili olarak “bunlar da bizim pop artımız” yorumunu yaptığından beri Anadolu’nun dört bir yanından gelen heykel fotoğraflarına daha bir anlayışla yaklaşır olmuştum.

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

*

Fakat Datça Belediyesi’nin ilçenin sanayi sitesinin girişine yaptırdığı “Sanayi Ağacı” adlı bu heykeli görünce bütün anlayışım tuzla buz oldu.

*

Diğer heykellerin esprili, sevimli bir tarafı vardı.

Bunda o da yok. Ekstradan sevimsiz.

BELALI TİPLER

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek


- SEREN SERENGİL: Ne çok yakın ne çok uzak. En iyisi belli bir mesafede durmak. Yoksa çok fena yapar.

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek


- DENİZ AKKAYA: Polemik uğruna mahpus yatacak kadar gözü kara. Sataşayım, bulaşayım derken bir kez düşünmek lazım. 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku