Geri Ahmet HAKAN "Son KHK’daki çok ama çok tehlikeli bir madde"
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Son KHK’daki çok ama çok tehlikeli bir madde"

SON çıkan Kanun Hükmünde Kararname’de çok ama çok tehlikeli bir husus var.

*

Şöyle deniliyor özetle:

*

“BİR VATANDAŞ, TERÖR EYLEMLERİNİ VE DEVAMI NİTELİĞİNDEKİ EYLEMLERİ BASTIRMAK İÇİN HAREKETE GEÇERSE... YARGILANMAZ.”

*

İktidardaki arkadaşlar!

Etmeyin, eylemeyin!

Bu getirdiğiniz hüküm, çok tehlikeli bir hüküm.

*

Her şeyden önce kötüye kullanmaya sonsuz açık!

Bu ülkede adamı vururlar, öldürürler...

Sonra da “Evet, vurdum... Evet, öldürdüm... Çünkü teröristin tekiydi...” derler ve yargı muafiyeti beklerler.

*

Arkadaşlar!

Devlet dersinin başlangıç ilkesi şudur:

“Güvenliği ve asayişi sağlama görevi, devletin tekelindedir.”

Oysa siz bu yeni KHK ile bu tekeli yıkıyorsunuz ve devleti, devlet olmaktan çıkarıyorsunuz.

*

“Terör” kavramının bu kadar muğlak, bu kadar belirsiz, bu kadar amorf bir kavram haline geldiği ve getirildiği bir ülkede...

“Terör olaylarını önleyen sivillere yargı muafiyeti” getirmek, Allah muhafaza, önü alınamayacak iç karışıklıklara, kaoslara, toplu kıyımlara, kalkışmalara yol açabilir.

Kendilerini polis, jandarma, güvenlik kuvveti yerine koyanlar, ülkeyi felakete sürükleyebilirler.

*

İktidardaki arkadaşlar!

Özellikle aranızda aklıselimini kaybetmeyenlere dostça sesleniyorum:

Lütfen şu işe bir el atın ve “Bu olmaz” deyin.

 

BU MUYDU DİLLERE DESTAN KORUMA
ŞIRNAK’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüde konuşurken...

Bir vatandaşın bütün koruma çemberini uyutarak Erdoğan’ın yanına...

Rahatça yaklaşabilmesini, hamle yapabilmesini, hatta dokunabilmesini, hatta sarılmasını gördükten sonra...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok sağlam korunduğuna, etrafında kuş uçurtulmadığına, dikkatin olağanüstü durumda olduğuna yönelik inancım yer ile yeksan olmuştur.

 

BİR YOZGATLI OLARAK AHA DA KONUŞUYORUM
YOZGAT’ta bir üniversite öğrencisine tecavüz edilmişmiş.

Sosyal medyada böyle bir balon uçurulmuş durumda.

İşte bu balona yaslanarak...

Sosyal medyanın bütün ırkçı faşistleri...

Yozgat’a ve Yozgatlılara edilmedik hakaret, küfür bırakmamış durumdalar.

*

Bir-ikisi de bana sallamış:

“Yozgat’ı savunup duruyordun. Şimdi de konuşsana Ahmet Hakan” falan diye.

*

Aha da konuşuyorum:

*

Mersin’de Özgecan vahşice öldürüldüğünde Mersinlileri mi suçladınız a be ırkçı faşistler! İzmir’de taciz yaşanınca “konuş İzmir” diye kampanya mı yaptınız a be genellemeye yatkın linç aşiretleri!

Daha gerçekleşip gerçekleşmediği belli bile olmayan iğrenç bir olaydan dolayı Yozgat’ın üzerine böyle iğrenç bir şekilde gitmek de neyin nesi?

 

Son KHK’daki çok ama çok tehlikeli bir maddeBÜLENT EMRAH PARLAK’TAN ÇOK SAĞLAM BİR ÇIKIŞ
BÜLENT Emrah Parlak, Twitter’da aynen şöyle yazdı:

“Mini etek giyiyor diye kızlara dayılananlar! Küpe takıyor diye delikanlılara 3-5 kişi dalanlar! Eşcinselleri öldürenler! Yine bir tarikat yurdunda çocuklara tecavüz edilmiş. Çok babayiğitseniz, hadi buyurun!”

Ne bir fazla ne bir eksik... Hepsi tamam... Söylemiş.

 

SULAR KESİLİNCE
CUMARTESİ gecesinden pazar öğleden sonrasına kadar musluklarından “tıs” sesinden başka bir ses gelmeyen bir vatandaşın mırıldandıkları:

*

- Eğer bu akşam da akmazsa bu sular... Evimin önüne Nurettin Sözen’in heykelini dikeceğim.

- “Bunlar İstanbul’da vatandaşın sularını kestiler” diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nu yuhalatırlarsa asla şaşırmam.

- Dur, ben şimdi Levent Kırca’nın 90’lı yıllarda yayınlanan o meşhur “İSKİ’cim” skecini bir izleyeyim, başka türlü rahatlamayacağım.

- Bir daha çık gel Saray Muhallebicisi’nden/Neredesin mavi gözlü Kadir Abim nerede?

- İlahi Mevlüt Uysal! “Bunların zamanında İstanbul’da sular akmazdı, bereketsiz bunlar bereketsiz” tezini mahvettin!

 

Son KHK’daki çok ama çok tehlikeli bir madde

UMUTLANDIRIYOR BİZİ BÖYLE FOTOĞRAFLAR
DURMUŞ Yılmaz...

Eski Merkez Bankası Başkanı...

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı.

*

Ve işte bu Durmuş Yılmaz...

Yeryüzünün en normal işini yapıyor gibi metroda!

Yeryüzünün en konforlu seyahatini yapıyor gibi binmiş metroya!

*

Sanırım artık bizi ancak böyle fotoğraflar umutlandıracak.

 

YERİZ SİZİN FERAGATİNİZİ
REZA’nın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açtığı davalar varmış.

Reza’nın avukatları, Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatlarına haber yollamışlar:

Biz bu davalardan feragat ediyoruz.”

Reza, kendisine “Sahtekâr” dediğim için beni de mahkemeye vermişti.

Ben de yargılanıyorum.

Avukatım Aslı Kazan’a sordum:

“Var mı bize de böyle bir müracaat?”

Aslı şöyle dedi:

“Yok. Feragat hukuk davasında olur. Bizdekiler ceza davası.”

*

Gerçi feragat söz konusu olabilseydi de...

Vereceğimiz cevap şu olacaktı:

“Yürüyün gidin! Biz o davalardan beraat edeceğiz beraat.”

X

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku

Onlarda iptal kültürü... Bizde linç kültürü...

Batı'da iptal kültürü diye bir şey çıkmış.

Nedir iptal kültürü?

Şöyle bir şey:

*

Herhangi bir ünlü...



Yazının Devamını Oku