GeriAhmet HAKAN Sokağa çıkma yasağı hakkındaki düşüncem
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sokağa çıkma yasağı hakkındaki düşüncem

Devletin elindeki veriler, elimde değil. Süreci yöneten devlet görevlilerinden biri değilim. Bu konuda söyleyeceğim sözlerin bir dayanağı yok yani.

- Hayatın tamamen durmasının doğuracağı sonuçlara dair yapılmış bir çalışma da yok önümde... Ama mesela Almanya’nın her şeye rağmen ülkenin bütün sektörlerini durdurmadığını biliyorum.

*

- Bilim Kurulu’nun önüne gelen raporlara, bilgilere, bulgulara dair de bir bilgim yok. Bildiğim tek şey var: Bilim Kurulu’na sonsuz güveniyorum.

*

- “Evde kal” uyarılarına uyulup uyulmadığına dair net bir bilançoya da sahip değilim. Evimin penceresinden dışarı bakarak “Evde kal” uyarılarının ülke çapında nasıl bir sonuç verdiğini anlamam mümkün değil.

*

Kişisel olarak durumum budur.

*

Durumum bu olduğu için...

“Ne duruyorsunuz? Sokağa çıkma yasağı ilan etsenize! Niye hâlâ bekliyorsunuz!” diye çıkış yapmanın...

Lüzumsuzluktan öte bir anlam taşımayacağını düşünüyorum.

*

Madem süreç, dinamik biçimde yönetiliyor.

Bekliyorum.

Bugün olmaz, yarın olmaz ama belki öbür gün olur.

Ben kişisel olarak böyle yapıyorum. Bence siz de böyle yapın.

*

Sokağa çıkma yasağı konusunda söylediğim nedenlerden dolayı bir şey demiyorum, diyemiyorum ama çalışmak mecburiyetinde olan yurttaşlarımızla ilgili olarak devleti yönetenlerden tabii ki beklentilerim var.

*

“Evde kal” diyorsunuz, çalışmak mecburiyetinde kalanların durumu ne olacak?

Onların durumuna biraz daha fazla eğilmek gerekmez mi?

Ne yapacaklar, nasıl hareket edecekler, nasıl korunacaklar?

Çalışmak mecburiyetinde kalanların hem kendi sağlıkları, hem de akşam eve döndüklerinde ailelerinin sağlıkları nasıl güvence altına alınacak?

*

İşte bu konu mühim, hem de çok mühim...

Ben bu konuda devletin bir şeyler yapmasını talep ediyorum.

Bence siz de böyle yapın.


ŞU KORONA BİTTİĞİNDE YAPACAĞIM İLK 10 ŞEY

- BİR: Sokağa çıkacağım sokağa... Bütün gün eve hiç uğramadan çarşı pazar gezip dolaşacağım.

*

- İKİ: Hemen ve derhal “Dostların arasında/Güneşin sofrasında” sloganıyla bir balıkçıya koşacağım.

*

- ÜÇ: Elimi yüzüme götüreceğim... Korkusuzca, doğal bir refleks olarak, hiç pişman olmadan...

*

- DÖRT: Bayağı işlek bir yerde konuşlanmış bir kafenin caddeye bakan tarafında oturup geleni geçeni izleyeceğim saatlerce.

*

- BEŞ: Sosyalmiş, mesafeymiş... Hiç umursamadan insanlarla temas mesafemi 5 santime kadar indireceğim.

*

- ALTI: El sıkışmak özlenir mi yahu? Özledim valla! El sıkışacağım el... Hatta kafa tokuşturmaya bile varım. O derece yani.

*

- YEDİ: Hayatımda hiç yapmadım ama yapacağım. Alacağım elime bir olta... Bebek taraflarında balık tutacağım.

*

- SEKİZ: Bir süre ama uzun bir süre... Kolonyanın, dezenfektan denilen meretin yüzüne bile bakmayacağım.

*

- DOKUZ: Hemen kendime bir iş uydurup Ankara’ya gidip gelerek... Bir uçak yolculuğu yapacağım.

 *

- ON: Hiç tanımadığım birilerinin düğünlerine gizlice sızarak halay çekeceğim. Gerçekten yapacağım bunu.



SIKLAŞTIRILMAMIŞ SAFLARLA CUMA ÇOK MU GEREKLİYDİ

NAMAZ kıldıran imamlar, namaza başlamadan önce cemaate dönerler ve şöyle derler:

“Muhterem cemaat! Lütfen safları sıklaştıralım.”

Sokağa çıkma yasağı hakkındaki düşüncem

*

Bildiğim kadarıyla dini açıdan safların sıklaştırılması mühimdir, hem de çok mühim. O kadar ki... Omuzların birbirine sert biçimde sürtünmesi arzu edilir.

*

Beştepe’de kılınan cuma namazı görüntülerinde safların malum nedenden dolayı alabildiğine gevşediğini, gevşetildiğini görünce...

İçimden şöyle dedim:

*

Keşke safların sıklaştırılmadığı, cemaatin seçilmek suretiyle bulunduğu... Böyle bir cuma namazı fikri akıllara geldiğinde bir daha düşünülseydi.

*

Acaba İslam’da cuma namazı için...

“Hiçbir yerde kılınamıyorsa muhakkak bir yerde kılınmalı” diye bir hüküm mü var?

*

İşte bunu bilmiyorum.

Din tahsilim bu soruya cevap verecek kadar fazla olsaydı şimdiye çoktan Cübbeli Ahmet olmuştum.


İKİ OTEL

THE Marmara Oteli, günler önce odalarını sağlık çalışanlarına açınca...

Tıs yok.

*

Koç’un Divan Oteli, günler sonra odalarını sağlık çalışanlarına açınca...

Alkış kıyamet.

*

Başka sözüm yok. Tanık sizin.



AL SANA SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI

İNGİLTERE Başbakanı Boris Bey’in aklına şöyle parlak bir yöntem gelmişti:

*

Herkes virüse yakalanacak, bütün ülke bağışıklık kazanacak, böylece virüs işe yaramaz hale gelecekti.

Sokağa çıkma yasağı hakkındaki düşüncem

Adına “sürü bağışıklığı” denilen bu yöntemden kısa sürede vazgeçti Boris Bey.

*

Boris Bey’in virüsü kaptığını öğrenir öğrenmez...

Sürüyü bırakıp da çobana musallat olan cilveli kadere karşı acı acı tebessüm ettim.


AYRI AYRI DEĞİL BİRLİKTE

- Devletin
aldığı önlemlerle belediyelerin aldığı önlemler ayrılmamalı.

*

- Devletin Bilim Kurulu varken İstanbul Belediyesi’nin ‘bilim kurulu’ oluşturmasına gerek olmamalı.

*

- Devlet belediyelerle, belediyeler devletle eşgüdüm içinde olmalı. 

X

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku