GeriAhmet HAKAN Sizin Torinolu Şaban’ın yanılma hakkı niye yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sizin Torinolu Şaban’ın yanılma hakkı niye yok

GALATASARAY’ın genel kurulunda konuşan bir yönetici, Hakan Şükür’e destek vermek amacıyla şöyle demiş:

“Koca hükümetin yanılma hakkı var da bizim Torinolu Şaban’ımızın yanılma hakkı niye yok?”

*

Haklı bir soruymuş gibi görünüyor. Ama değil. Neden mi? Açıklayayım:

*

“Yanılma hakkı”nın olabilmesi için sürecin şöyle işlemesi lazım:

- Yanılacaksın.

- Gerçeği gördüğün anda “Yanılmışım” diyeceksin.

- Ama sıyırmak için değil, büyük bir içtenlikle “Yanılmışım” diye haykıracaksın.Sizin Torinolu Şaban’ın yanılma hakkı niye yok

İşte ancak o zaman “yanılma hakkı”ndan söz edebiliriz.

*

Sizin Torinolu Şaban’ınızın “yanılma hakkı”ndan söz etmek için...

Sürecin böyle işlemesi gerekirdi.

*

Peki süreç böyle mi işledi?

Hayır, tabii ki hayır!

*

Torinolu Şaban, baharı bekleyen kumrular gibi bekledi Fetullah Hoca’sının galebe çalacağı günün gelmesini...

Bekledi, bekledi, bekledi...

Galibiyet bir türlü gelmeyince de “pır” diye kaçıverdi.

*

- Tankların halkın üzerinden geçtiği...

- F-16’ların ölüm kustuğu...

- Köprüde katliam yaşandığı...

O uğursuz gecenin sabahında galip gelenler Fetullahçılar olsaydı...

Sizin Torinolu Şaban zafer kazanmış bir komutan edasıyla gelecekti Türkiye’ye...

*

Ne yapacaktı Türkiye’de?

Muhtemelen Galatasaray’ın genel kurulunu toplayıp birçok ismi çeşitli bahanelerle kovacaktı Galatasaray’dan.

*

Kovarken Mehter Marşı mı çalardı, yoksa İzmir Marşı mı çalardı?

Orasını bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum.

Çünkü Torinolu Şaban’ın yolundan gittiği gizli gündemli alçaklar, çıkarları için ikisini de çalabilir ve ikisini de kendilerine yakıştırabilir.

Tıynetleri böyledir.

 

KILIÇDAR’A VURARAK OLMAZ

AK Parti içindeki kararsızları, endişelileri, bıkkınları, trol teröründen illallah edenleri falan...

Kılıçdar’a vurarak ikna edemezsiniz.

*

Milliyetçiliği bayrak yapmış kesimleri, MHP’nin küskünlerini, Meral’cileri, Sinan’cıları, Ümit’çileri falan...

Kılıçdar’a vurarak ikna edemezsiniz.

*

Ekonomik durumlardan dertli olanları, işsiz kalanları, gelecekten umutsuz olanları falan...

Kılıçdar’a vurarak ikna edemezsiniz.

*

Liberalleri, özgürlükçü solcuları, beyaz yakalıları, Avrupa değerleriyle bütünleşenleri falan...

Kılıçdar’a vurarak ikna edemezsiniz.

 

TAVSİYELER

- KEDİYLE YAŞAMAK İSTEYENLERE: Sen onun sahibi olmayacaksın, o senin sahibin olacak. İyi düşün.

*

- BODRUM’A YERLEŞMEYİ DÜŞÜNENLERE: Birinci ay süper geçer, ikinci ay da öyle... Ama üçüncü aydan itibaren sıkılma başlar. İyi düşün.

*

- UYUYAMAYANLARA: Televizyonda piyes gibi bir film bul... Kısık sesli bir şekilde aç... Yorganı kafana çekip başla dinlemeye...

 

MEHMET UÇUM’A CEVAP: SÖYLEMEK İSTEDİĞİM ŞUDUR

“YENİ sistemde cumhurbaşkanı tek adam olmaya kalkarsa ne olacak? sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan...

“Merak etmeyin, tek adam olmaya kalkan olursa milletim yakasına yapışır” diye cevap vermişti.

Ben de buna itiraz etmiştim.

*

Benim bu itirazıma Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan itiraz geldi.Sizin Torinolu Şaban’ın yanılma hakkı niye yok

*

Şöyle diyor Mehmet Uçum:

*

m Otoriterleşme eğilimi olursa hem Meclis ve yargı üzerinden sistem önlemi alır hem de bu halk gerekirse her türlü demokratik tepkiyi iki seçim arası dönemde gösterir.

- Halkımız kendini ifade etme özgürlüğünden asla vazgeçmeyeceğini 15 Temmuz Devrimi’nde gösterdi.

*

Mehmet Uçum’a şunları söylemek isterim:

*

- Katılıyorum: Halkımızın 15 Temmuz’da sergilediği demokrasiye sahip çıkma çabası, her türlü takdirin üzerindedir. Darbeye karşı seçilmiş meşru hükümetin yanında yer almak konusunda halkımız sınavı başarıyla geçmiştir.

- Ama unutmayalım ki... FETÖ’cü çetenin maceracı darbe girişimi ile seçilmiş cumhurbaşkanının otoriterliğe kalkışması arasında... Büyük bir mahiyet farkı var.

- Meşru cumhurbaşkanını, meşru Meclis’i, meşru hükümeti hedef alan bir alçaklığa karşı sokağa çıkmak ve demokratik tepkiyle bunu durdurmak mümkün...

- Ama sıra meşru cumhurbaşkanının otoriterleşmesine geldiğinde... İşin rengi değişiyor.

- Bir kere “Cumhurbaşkanı otoriterleşmiştir, tek adam olmuştur” hükmünü kim verecek? Bu hükmün doğruluğuna kim karar verecek? Otoriterleşen cumhurbaşkanı, böyle bir hükmün verilmesine imkân tanıyacak mı?

- Otoriterleşen cumhurbaşkanı, “Ben seçimle geldim, bana tepki göstermek darbeciliktir” diyerek emrindeki güvenlik güçlerini, demokratik tepki gösteren halkın üzerine gönderirse ne olacak? “Üç kişi bile bir araya gelemez, nokta” diye emir verirse ne olacak?

- Meclis ve yargı eliyle denetimin önemi, işte bu noktada öne çıkıyor: Meclis ve yargı eliyle yapılması gereken denetimin en küçük bir açığı bile olmamalı! Bu konu, “Nasıl olsa milletimiz yakasına yapışır” diyerek geçiştirilecek bir konu değildir.

*

Mehmet Uçum’un yazdığım diğer konularla ilgili de itirazları var.

Onlarla ilgili de sırası geldikçe düşüncelerimi yazacağım.

 

‘EVET Mİ ÇIKAR HAYIR MI’ DENDİĞİNDE NE DİYORUM?

BİR süre anlamlı bir şekilde susuyorum.

Konuşmaya başlamadan önce gerilim filminden fırlamış gibi bir eda takınıyorum.

Dikkatin tam anlamıyla söyleyeceklerime yöneldiğini fark ettiğim anda...

Sesimi kalınlaştırarak...

Fısıldayarak...

Ve biraz da kaygılıymış gibi görünerek...

Şöyle diyorum:

“Bıçak sırtı... Durum bıçak sırtı...”

*

Muhatabım evetçi ise de hayırcı ise de...

Hem kendisini yarıştan kopmamış hissediyor hem de umut ve korku arasında gidip geliyor.

*

Ben de kimseyi üzmemiş olmanın rahatlığıyla...

“Hadi bana eyvallah” diyorum.

 

KEMAL KURKUT OLAYI

DİYARBAKIR’da Nevruz alanına girişte polis kurşunuyla can veren Kemal Kurkut adlı üniversite öğrencisi genç için “Çantası vardı, canlı bomba olmasından şüphelenildi” falan deniyor.

*

Hakikati yazmak boynumuzun borcudur:

- Üstü çıplak olan Kemal Kurkut’un elinde, sırtında, yanında, yöresinde herhangi bir çanta yoktu.

- Elinde bir bıçak vardı ve biraz da taşkınlık yapmaktaydı... Bunlarsa onun öldürülerek etkisiz kılınmasının gerekçesi olamaz.

- Bu olayda sorumluluğu bulunanlar derhal yargı önünde hesap vermelidir. Çünkü adalet yoksa hiçbir şey yoktur.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku