Siz ‘idam’ dedikçe Fetullah ‘oh’ diyor

- O muazzam mitingle tüm dünyaya, özellikle de 15 Temmuz’u bir türlü anlamak istemeyen Batı’ya çok güzel, çok anlamlı ve çok mühim bir mesaj vermeye çalıştınız...

Ancak araya idam meselesini sıkıştırdığınız için... Batı medyasından bazıları, o muazzam mitingi sadece “idam” üzerinden gördü. Ne yani? Oldu mu şimdi bu?

 

*

 

- Hadi diyelim ki idamı getirdiniz... Evrensel hukuk kuralını bir tarafa bırakacak ve cezayı geriye doğru işletecek misiniz? Böyle bir şey yapacak mısınız?

 

*

 

- Azıcık düşünün: İdam cezası söz konusu olsaydı, FETÖ’cülerin kumpasına maruz kalan kaç Ergenekon’cu, kaç Balyoz’cu idam edilecekti? İdam ettikleriniz, sizin “aldanmışız” demenizle geri mi gelecekti?

 

*

 

- Tam da ABD’nin Fetullah’ı iade etmemek için bahane peşinde koştuğu bir dönemde... “İdam... İdam...” diye tutturarak ABD’ye Fetullah’ı iade etmemek için mis gibi bahane verilmesinin ardında ne yatıyor olabilir? Yoksa... Yoksa... Siz aslında iadeyi istemiyor musunuz?

 

*

 

- Siz idam idam diye tutturdukça... Pensilvanya’dan “Oh... oh...” sesleri yükseliyor... İşitmiyor musunuz?

 

YENİKAPI HATİPLERİ

 

- DEVLET BAHÇELİ: Vakar içinde çıktı, vakar içinde konuştu, vakar içinde bitirdi. Biraz fazla öfkeliydi... Biraz fazla tarihin derinliklerine gitti... Biraz fazla Haçlı dedi... Ama yine de büyük alkış aldı. Hiç teklemedi. Partisinin grup konuşmalarından bile daha iyi bir konuşma yaptı. Vurguları falan yerli yerindeydi.

 

*

 

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: İşi en zor olan oydu... Ama o, müthiş bir konuşmayla zoru kolaylaştırdı. Verilmesi gereken tüm mesajları verdi. Manifestosunu ortaya koydu. Kimsenin işaret etmediği hususlara işaret etti. “Bu adam hitabeti çok iyi öğrendi” dedirtti. Derdini çok iyi anlattı. Saygı uyandırdı. “İyi ki gitmiş bu mitinge” yorumunun yapılmasına neden oldu. Konuşmasının en sonunda “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” diyerek işi bitirdi.

 

*

 

- İSMAİL KAHRAMAN: Bilgece konuştu. Sağduyuyu öne çıkardı. Konuşmasında ta Milli Türk Talebe Birliği dönemlerinden kalma bir tınıya yer verse de günün gerektirdiği birlik ve beraberlik vurgusuna fazlaca itina gösterdi. Dengeli, vakur, rol çalmaya çalışmayan bir hatipti.

 

*

 

- HULUSİ AKAR: Ses tonu mükemmel... Hitabeti muhteşem... Kitleyle iletişimi harika... Asker selamı vererek ahaliyi coşturması zekice... Orduyu darbeci hainlerden ayırma çabası sonuç alıcı... Kısacası şu soru aklımızdan hiç çıkmadı, çıkmıyor: Hulusi Paşa’nın siyasetçiliği askerliğinden daha mı iyi acaba?

 

*

 

- BİNALİ YILDIRIM: Özellikle 15 Temmuz’dan sonra pırıl pırıl parlayan Binali Yıldırım, Yenikapı konuşmasıyla zirveye çıktı. Necip Fazıl’la kendi tabanına, Nâzım Hikmet’le solculara, Ahmed Arif’le Kürtlere, “Çırpınırdı Karadeniz” ile milliyetçilere selam vermesi muazzamdı. Hitabette öyle bir zirve yaptı ki, “hitabeti zayıf” diyenleri utandırdı.

 

*

 

- RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Bir assolist edasıyla çıktı kürsüye... Hafiften kararan havanın ışığından da yararlanarak deruni bir atmosferi yakalamayı başardı. Soru-cevaplarla miting meydanını avucunun içine aldı. Cumhurun başı olarak cumhuru bir arada tutacak mesajlara özen gösterdi. Hitabetteki malum ustalığını bir kez daha sergiledi.

 

NORMALLEŞME İÇİN 10 ŞART

 

- BİR: Herkesin sonsuz güven duyacağı adil, tarafsız ve bağımsız bir yargı.

 

*

 

- İKİ: Dini yapıların, tarikatların, cemaatlerin devlet kurumlarına sızmasının her türlü gerekçesini ortadan kaldıracak bir devlet yapısının tesisi...

 

*

 

- ÜÇ: Farklılıklara sonsuz saygı gösterilecek bir toplumsal düzen...

 

*

 

- DÖRT: Özgür, tarafsız ve bağımsız bir medya...

 

*

 

- BEŞ: Düşünce ve düşünceyi ifade etme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması.

 

*

 

- ALTI: Kürt sorununu barışçıl yollardan çözmek için müzakerelere yeniden dönüş...

 

*

 

- YEDİ: FETÖ’ye karşı mücadelede “söz söyleyenler” ile “örgütün karar mekanizmalarında bulunanlar” arasında bir ayrım yapma...

 

*

 

- SEKİZ: Kendi din anlayışını toplumun tamamına dayatmaya kalkanlara karşı ödünsüz mücadele...

 

*

 

- DOKUZ: Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle kavgaya son...

 

*

 

- ON: Dış politikada başlatılan dost sayısını arttırma politikasına tam gaz devam.

 

BAYBURT

 

BAYBURT’ta bir grup, “PKK propagandası yapılıyor” falan diye bir yerlere saldırdı.

 

Çok şükür ki...

 

Bu tehlikeli tahrik denemesi, çok büyümeden bitirildi.

 

*

 

Buradan iddia ediyorum:

 

Polis görevinin başındayken kim ki kendini polis yerine koyup şiddete başvurursa...

 

O FETÖ’cü hainlerden bile daha tehlikelidir.

 

ERDOĞAN NEFRETİ AZALARAK BİTİYOR GİBİ

 

BİR kesimde var olan Erdoğan nefreti, azalarak bitiyor gibi...

 

Bu çok iyi bir gelişme.

 

Çünkü Erdoğan nefreti azalarak biterse... Erdoğan’ın her dediğinin tersini söylemeye ayarlı pozisyonlar terk edilecek. Onun yerine Erdoğan’ın doğru dediğine doğru, yanlış dediğine yanlış diyen yeni bir değerlendirme biçimi devreye girecek.

 

*

 

Ay hadi inşallah!

 

15 TEMMUZ’DAN SONRA ORDUDAKİ FETULLAHÇILAR

 

MUSTAFA Önsel, Balyoz kumpasından 18 yıl hüküm giymiş emekli albay...

Siz ‘idam’ dedikçe Fetullah ‘oh’ diyor

Yazdığı “Ağacın Kurdu” adlı kitap, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızan Fetullahçılar konusunda referans kitap kabul ediliyor.

 

*

 

Mustafa Önsel, ODAtv’ye yazdığı yazıda 15 Temmuz sonrası ordudaki Fetullahçı yapılanmanın son durumunu şöyle anlatıyor:

 

*

 

- Bu kanlı kalkışma ile FETÖ, biraz da kontrol dışı tekme attı. Şu an yaralı. Ölmediği kesin.

 

- Bundan sonra toplumsal barışı bozabilecek, “ben bittim onlar da bitsin” anlayışıyla çeşitli eylem ve suikastlara hazırlıklı olmalıyız. Toplumsal barışı bozmak ve dış müdahaleye zemin hazırlamak tek seçenekleri...

 

- Hem sivil hem de polis içinde başka formatlarla varlıklarını kısmi de olsa koruduklarını biliyoruz. Hele TSK’da! Şu an iyimser rakamla en az yüzde 70 civarında subay, astsubay ve uzman çavuş hâlâ sistemde.

 

BEN BU FOTOĞRAFI ÇOK SEVDİM

 

ZEKÂSINI, hiciv ustalığını, kendine özgü mizahını falan takdir etsem de...

 

Cübbeli’yle anlaşmam mümkün değil.

 

Siz ‘idam’ dedikçe Fetullah ‘oh’ diyor

 

Onun din anlayışını, kendi din anlayışıma yakın bulmuyorum.

 

“Yanmayan kefen” satmaya kalkışması falan...

 

Hafazanallah!

 

*

 

Ama Cübbeli’nin miting meydanında Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’la el sıkışmasından pek memnun oldum.

 

*

 

Cumhurbaşkanı’nın başörtülü eşinin elini sıkmamak için protokol adabını bile hiçe sayarak şeytan görmüş gibi kaçan Komutan’dan...

 

Cübbeli’nin uzattığı eli, zerre kadar çekinmeden ve hiç ama hiç gocunmadan sıkan Komutan’a...

 

Ne güzel!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Her oyuna yeni iskambil destesi kahvehaneleri üç günde iflasa sürükler

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi yönetenlerin salgınla mücadele edemediklerini söyledi.

 

Bu başarısızlığı da bir örnekle açıkladı.

Söylediği kelimesi kelimesine aynen şuydu:

*



Yazının Devamını Oku

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı?

Kemalizm tartışması

Eskiden bir anlamı vardı bu tartışmayı yapmanın.

Çünkü ülkeyi yönetenler, Kemalizm adı altında kafalarına göre dayatmalar yapıyorlardı.

Ama artık kalmadı böyle bir şey.

Buna rağmen ne diye Kemalizm tartışması çıkarılıyor ikide bir?

Görmüyor musunuz?

Milletin canı sıkılıyor bu köhnemiş, miadı dolmuş tartışmadan. Bu denli bayat bir tartışma, nasıl oluyor da bu kadar heyecanla yapılabiliyor?

Yoksa dert Kemalizm falan değil de dikkat çekmek mi?

*

Yazının Devamını Oku

Savcılar Cübbeli’yi ifadeye çağırmalıdır

Cübbeli Ahmet, bizim Tarafsız Bölge’de şöyle demişti:

 

“Türkiye’de 2 bin selefi derneği var. Şahıslar pompalı mompalı. İç savaşa hazırlanıyorlar. Özellikle Batman, Adıyaman taraflarında çok selefi akım var. Bu silahlanmayı durdurun. Yarın bu işin önünü alamayız. Birisi ‘Şeyhim’ diye cihat ilan edecek, öbürü ‘Mehdiyim’ diyecek. Birbirini öldürür bu Müslüman millet. Asker bunları vurmak zorunda kalacak. Mutlaka kontrol edilmesi lazım.”

*

Şimdi de Saygı Öztürk’e konuşmuş Cübbeli ve sözlerinin arkasında olduğunu söylemiş.

*

- Savcıların harekete geçmesi lazım, bir.

- Cübbeli’ye “Ver bakalım elindeki bilgileri” denmesi lazım, iki.

- Bunun burada bırakılmaması lazım,

Yazının Devamını Oku

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler falan...

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler, Ozan Güven’ler, Sermiyan Midyat’lar falan...

Hepsi aynı familyanın mensupları.

*

Nedir bu familyanın özellikleri?

Sayalım:

*

- Yaptıklarının yanlış olduğunu ifade ederken bile kuyruğu dik tutarlar.

*

- Yaptıkları düpedüz magandalıktır ama magandalıklarını bile şık bir pakete sarıp satarlar.

Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Koca’yla İzmir buluşması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan, “Diyarbakır ve Van’dan sonra şimdi de İzmir’de bölge toplantısı yapıyoruz. İzmir’deki toplantımıza katılır mısınız” mesajını alınca...

Atladım arabaya...

Yeni otoyoldan İzmir’e gittim.

*

İzmir’de Bakan Koca’yla buluşmamızın ilk adresi İzmir Valiliği oldu.

Ben valiliğe gittiğimde Bakan Koca, basın toplantısı yapıyordu.

*

Biraz izledim kendisini.

Yazının Devamını Oku

Bittin sen Halil Sezai

Sen artık hepimiz tarafından...

“İncir Reçeli” diye oynadığın filmlerle değil, yaşlı bir adama yönelik uyguladığın şiddet görüntüleriyle hatırlanacaksın Halil Sezai.

Sen artık bizim gözümüzde...

“Romantik şarkılar söyleyen, ıssızlığın ortasındaki kentli adam” olmaktan çıkıp “mağara adamının teki” durumuna düştün Halil Sezai.

*

Sen artık hepimiz için...

Sorunlarını kaba kuvvetle çözmeye çalışan, kendine hâkim olamayan, öfkesini kontrol altına alamayan magandanın en önde gidenisin Halil Sezai.

*

Sen artık şu saatten sonra...

Yazının Devamını Oku

CHP’deki tartışmayla ilgili kapı gibi beş saptama

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Atatürk” demiyormuş, “Mustafa Kemal” diyormuş.

 

Bunun üzerinden bir cayırtı koptu CHP’de. Öyle böyle değil ama...  Büyük... Çok büyük bir cayırtı.

*

CHP’de kopan bu cayırtı üzerine tam beş adet saptamam var:



Yazının Devamını Oku

Can Dündar, çakma Napolyon’a asker yazıldı

Macron’u övmüş Can Dündar.

 

“Şu üniversiteyi bitirdi”, “Şu okulda okudu”, “Felsefe tahsili yaptı”, “Şurada staj yaptı” falan diye...

Ballandırmış da ballandırmış Macron’u.

*

O Macron ki...


Yazının Devamını Oku

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

Macron, “Biz Türk halkına karşı değiliz Erdoğan’a karşıyız” demişti.

Niye böyle demişti?

Çünkü Erdoğan’ı kafasında “tavizsiz” olarak kodluyordu.



*

Ben de bunun muhalefete verilmiş enfes bir pas olduğunu yazmış, ardından da eklemiştim:

Yazının Devamını Oku

Macron’dan muhalefete gollük bir pas geldi

Macron şöyle demiş:

 

“Türkiye başka, Erdoğan başka... Biz Avrupalılar, Türk halkına değil Erdoğan’a karşı sert olmalıyız. Erdoğan hükümeti, kabul edilemez davranışlarda bulunuyor.”

*

Macron, Erdoğan’a niye karşı?



Yazının Devamını Oku

Didim’deki tecavüz iddiası yenilir yutulur iddia değil

Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay ile ilgili bir iddia yayınlandı dünkü Sabah gazetesinde.

Başkan Atabay’ın beş yıl önce bir kadına tecavüz ettiği öne sürülüyor.

*

İddia sahibi bir kadın...

“Başkan Atabay’dan iş istemeye gittim” diyor. “Atabay bana ‘Daha rahat bir ortamda konuşalım’ dedi” diyor. Kendisini bir çiftliğe götürdüklerini söylüyor. “İşin içinde belediye meclis üyeleri de var” diyor. “Bana alkol içirdiler, uyuşturucu verdiler” diyor.

*

Sonrası?

Korkunç!

Yazının Devamını Oku

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum?

“İmam hatip mezunları sapık, sahtekâr, ahlaksız olarak karşımıza çıkıyor” diyen Erol Mütercimler konusunda...

Bir imam hatip mezunu olarak benim ne diyeceğimi soranlar oldu.

Konuyla ilgili olarak diyeceklerim şunlardır:

*

Erol Mütercimler ve onun gibiler, uzaktan bakıldığında...

Her türlü genellemeyi çok ayıp sayan aşırı medeni, aşırı kültürlü insanlarmış izlenimi verirler.

*

Fakat biraz yakınlarına sokulduğunuzda...

Yazının Devamını Oku

Şeyhin sahtesi olur mu?

Olur tabii.

Niye olmasın?

*

- Hakikate erişmeyi hedeflememiş...

- Kişisel ahlakını en yüce mertebeye çıkaramamış...

- Dünyevi hırslarından arınamamış...

- Tarikatını tam bir holdinge dönüştürmüş...

- Sevmemiş ve sevdirmemiş...

- Lüks ve konfora düşkünlükten sıyrılamamış...

Yazının Devamını Oku

Bu adamı bulun: Mürit mi, kışkırtıcı mı?

12 yaşındaki kız çocuğunu alçakça istismar eden Fatih Nurullah adlı adama alenen destek veren biri çıktı Twitter’da.

 

Twitter’da kullandığı isim “Abdülkadir Erdinç”.

*

Adam resmen istismarcıya destek veriyor. Hükümeti töhmet altında bırakacak iddialar ortaya atıyor. Yapılan istismara dini kılıflar uyduruyor.

*

Bu adam eğer gerçekten müritse...

Derhal yakalanıp “Küçük bir kız çocuğunun istismarına yancılık yapmak” suçundan işleme tabi tutulmalı.

Hukukta böyle bir suç yoksa...

Yazının Devamını Oku

Heybeliada’daki o bahtsız hastane

Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi Heybeliada’daydı.

Şaşaalı günleri de oldu ama bahtı kara çıktı bu hastanenin.

Adı her geçtiğinde Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” romanındaki etkileyici hüzün gelir aklıma.

Zaten hikâyesi de romandaki gencin acıklı hikâyesine çok benzer.



*

Yazının Devamını Oku

Din istismarcısı sapıklara karşı mücadele rehberi

Kafasına sarık sarıp “Ben şeyhim” diye ortaya çıkan tiplere, her şeyden ve herkesten önce devletimiz, “Hop” demeli.

- Etrafına topladığı müritlerle kendine özgü bir ekosistem oluşturanlar, devletin ilgili kurumları tarafından acilen denetim altına alınmalı.

*

- Dini hassasiyeti olanlar, bu tür adamların melunluk yapmaları halinde ilk önce ve en büyük tepkiyi göstermeli.

*

- Alçaklık yaparken yakalanan bu tür adamların müritleri, devlet tarafından derhal bir rehabilitasyon programına tabi tutulmalı.

*

- Diyanet İşleri Başkanlığı, işi kişisel şova dökmüş abuk sabuk açıklamalar yapan bu tür adamlarla mücadele etmeli.

*

Yazının Devamını Oku

Utanmaz alçak son sığınağına sığınamadı

Eğer 20 yıl öncesinde yaşıyor olsaydık...

12 yaşındaki kız çocuğunu istismardan tutuklanan ve kendisini “şeyh” diye yutturan malum utanmaz adam, kendisine sığınacak bir sığınak oluşturabilirdi.

*

Mesela şöyle şeyler derdi:

Müslüman olduğum için beni hedefe koydular.



Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Koca’ya sordum: Salgında son durum nedir?

Hastaneler doldu taşıyor mu? Salgın kontrolden çıktı mı? Yoğun bakımlarda alarm zilleri çalıyor mu? Bazı illerde durum felaket mi? İl il, bölge bölge durum nedir? Yeni önlemler kapıda mı? Tüm bu soruları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sordum. Bakan Koca çok önemli açıklamalar yaptı... İşte söyledikleri:

İSTANBUL’DA ARTIŞ YOK

İstanbul, şu anda daha kontrollü... İstanbul’da ciddi bir artış yok.



Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da artış var, dikkatlerimiz bu iki bölgede. Ege’de artış yok.

İzmir’de

Yazının Devamını Oku

İlahi Abdullah Gül

Abdullah Gül, sosyal medyadan şu mesajı atmış:

 

“30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Bu vesileyle Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimizi şükranla anıyorum.”

*

Mesajdaki Atatürk vurgusunu görünce...

Bilmiş bir gülümsemeyle...

İçimden şöyle dedim:

Yazının Devamını Oku

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

Macron denilen şahsın ta binlerce kilometre öteden, bizi ayağımızı kendi denizlerimize sokamayacak hale getirmek için çırpındığı şu ortamda...

 

- Arkasına Avrupa Birliği’ni alan Yunanistan’ın apaçık haksız taleplerle şımarıklığının dozunu epeyce arttırdığı şu ortamda...

*



- Almanya’nın bile kendisini “Yunanistan’ı kollar gibi” yapmak zorunda hissettiği

Yazının Devamını Oku