Paylaş
Nasıldılar?
*
- Kent uzlaşısı yapmıyorlar mıydı?
- Beraber muhalefet cephesi oluşturmuyorlar mıydı?
- Dağdan gelen iktidar eleştirilerine dört elle sarılmıyorlar mıydı?
- “DEM oyları bize akıyor, yaşasın” diye sevinmiyorlar mıydı?
- Adaylarının Diyarbakır’dan aldığı oyla coşmuyorlar mıydı?
*
PKK’nın kendini feshetmesi, PKK’nın silah bırakması söz konusu iken...
Nasıllar?
*
- Şehit ailelerini hatırlıyorlar.
- Süper kararsızlık içine giriyorlar.
- Ne yapacaklarını bilemiyorlar.
- Kitlelerinden yükselen tepkilerden korkuyorlar.
- Diyarbakır’ı falan unutuveriyorlar.
*
Velhasıl acı gerçek şudur:
*
- PKK silah bırakmazken... Yapmamaları gereken ne varsa yapıyorlar.
- PKK silah bırakırken... Yapmaları gereken ne varsa yapmıyorlar.

TARİHE ŞANLA ŞEREFLE ONURLA GEÇECEKLER
PKK’nın kendini feshedip silah bırakması için hukuki bir zemin oluşturmak gerekiyor.
Gündemdeki yasa, işte bunun yasası.
*
Yasanın... Başı bu, ortası bu, sonu bu.
*
Yasaya karşı çıkanların, yasaya destek verenlere yönelik hücumları ise gerçekten ibretlik.
Bazıları hızlarını alamayıp yasayı hazırlayanları “Yargılanacak, hepsi yargılanacak” diye tehdit bile edebiliyorlar.
*
İyi de ne için yargılanacaklar yasayı hazırlayanlar?
*
- PKK’nın kendini feshetmesine imkân sağladıkları için mi yargılanacaklar?
*
- PKK’nın silah bırakmasını sağlayacak zemini oluşturdukları için mi yargılanacaklar?
*
En iddialı biçimde söylüyorum.
Yaşarsak hepimiz şunu göreceğiz:
*
- Bu yasaya destek verenler.
- Bu yasanın çıkması için çaba sarf edenler.
- Bu yasanın altına imza atanlar.
- Bu yasaya Meclis’te “evet” diyecek olanlar...
Bırakın yargılanmayı...
İlelebet şanla, şerefle, onurla anılacaklar.
*
Bu yasaya “evet” demek için kalkacak eller...
Tarihe “TERÖRÜ BİTİREN ELLER” olarak geçecek.
LİDER O KİŞİDİR Kİ
- “Aman tabanım ne der” diye paniklemez.
- Tabanını ikna eder, tabanını dönüştürür.
- Bir memleket meselesi karşısında asla kararsız kalmaz.
- Somut olgular karşısında ikircikli davranmaz.
- Her şeyi göze alarak inandığı doğruyu haykırır.
- Başta tabanı, herkesi inandığı doğruya çağırır.
- Kitlesi tarafından yönlendirilmez, kitlesini yönlendirir.
- Kafası karışmaz, “o ayrı bu ayrı” demesini bilir.
- Hesapçılık yapmaz, “kimin işine yarıyor bu” diye düşünmez.
- Eğer memleketin işine yarıyorsa gözü kapalı “evet” der.
FRANCO DİYEN KARŞISINDA ERTUĞRUL ÖZKÖK’Ü BULUR
ERTUĞRUL Özkök, savcılıkta ifadesini verdi ve elini kolunu sallayarak gitti.
Gayet de iyi oldu. Başka türlü bir şey olsaydı çok üzülürdüm.
*
Bu arada Ertuğrul Özkök’ün savcılık ifadesinden benim çıkardığım sonuç şu oldu:
*
Bundan böyle her kim “Franco” ile “Erdoğan” kelimelerini aynı bağlam içinde kullanmaya yeltenirse...
Karşısında Ertuğrul Özkök’ü bulacak.
*
Savcılık ifadesinden anladığım kadarıyla onlara şöyle çıkışacak Ertuğrul Özkök:
*
“Sen nasıl demokratik seçimlerle iktidara gelen Sayın Cumhurbaşkanımızı, eli kanlı diktatör Franco ile aynı bağlamda değerlendirmeye kalkarsın bre densiz, bre hadsiz. Hiç 13 seçim kazanmış bir lider, Franco gibi bir diktatörle mukayese edilir mi? Olacak şey mi bu? Bu nasıl şuursuzluktur?”

FİRAVUN DEĞİL MUSA
Muhammed Salah Mısırlı olduğu için... Mısır’ın sembolünün Firavun olduğunu düşünen bazı Trabzonlular, Firavun kılığına girmişler.
*
Mısır Müslüman bir ülke. Firavun, Mısır’ı temsil edemez.

Bunu da en iyi Muhammed Salah bilir.
*
İlle bir temsiliyet aranıyorsa... En uygunu Musa’dır.

ABDULHALİK ÇİMEN’DEN BİR MÜCADELENİN ÖYKÜSÜ
TURKUVAZ Medya Grubu Tematik Kanallar Genel Müdürü Abdülhalik Çimen’le hep gazetecilik faaliyetleri kapsamında bir araya geldik. Sohbetimiz, muhabbetimiz çok olmuştur. Tanıdığım kadarıyla ciddi, vakur ve titiz bir gazetecidir kendisi.
*
Abdülhalik Çimen, bir kitap yazdı.
Adı: “Türkiye’nin Fırtınalı Günlerinin Yakın Tanıklığı / BİR DAHA ASLA.”
Kitap Türkiye’nin yakın tarihini, özellikle de FETÖ ile mücadeleyi çok yalın biçimde anlatıyor.

*
Büyük çoğunluğumuz FETÖ denilen yapının gerçek yüzünü 15 Temmuz’da tanıdık, anladık, kavradık.
Oysa Abdülhalik Çimen ve arkadaşları, 15 Temmuz’dan çok daha önce bu yapıya karşı yalın kılıç mücadele verdiler.
MİT krizi, dershaneler olayı, paralel yapı gündemi, 17 / 25 Aralık girişimi, beddua meselesi falan...
Abdülhalik Çimen, işte bu zorlu süreçte verdikleri olağanüstü mücadeleyi bütün detaylarıyla ortaya sermiş.
*
Kitabı okudum, okudum, okudum.
Okudukça da “Vay be! Ne günlerdi” dedim.

Paylaş