"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Senin şerh yazan ellerin dert görmesin sayın hâkim

Bir kamu kuruluşunda bir müdür, bir kadın çalışana “Maşallah! Fıstık gibisin” diyor ve eliyle kadının kalçasına dokunuyor.

Konu davalık oluyor ve müdür “basit cinsel saldırı” suçundan mahkûm oluyor.

*

Dosya Yargıtay’a gidiyor.

Ve Yargıtay şu kararı veriyor:

*

“Müdür babacan bir tavırla hareket etmiştir ve mağdurenin vücuduna dokunması cinsel amaç taşımamaktadır. Cezanın bozulmasına...”

*

Ama durun bir dakika!

Olay bundan ibaret değil.

*

Yargıtay hâkimlerinden biri, çoğunluğun verdiği bu karara kapı gibi bir şerh koyuyor.

*

Yargıtay hâkimi, kaleme aldığı şerhte...

- Ast üst ilişkisine dikkat çekiyor.

- “Maşallah, fıstık gibisin” lafını gündeme getiriyor.

- Tanık ifadelerine vurgu yapıyor.

Ve en sonunda da “Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu işlendiği sabittir” diyerek noktayı koyuyor.

*

Şerh metnini okuyunca önce biraz ferahlama hissi doğdu bende.

Ardından “İyi ki böyle hâkimlerimiz var” dedim.

*

En sonunda da...

“Senin şerh yazan ellerin dert görmesin sayın hâkim” diye dua ettim.


BENİ DİNLEMİYORSUNUZ BARİ KESİCİ’Yİ DİNLEYİN

İLHAN Kesici’nin Habertürk’te yaptığı açıklamalar arasından...

- İktidar yanlıları... Fatih tablosu üzerinden İmamoğlu’nu eleştirmesini...

Senin şerh yazan ellerin dert görmesin sayın hâkim

- İktidar karşıtları ise... Sağlık Bakanı’nı başarılı bulmamasını...

Öne çıkardı.

*

Oysa İlhan Kesici’nin açıklamaları arasında asıl öne çıkarılması gereken bölümler bunlar değildi.

*

Şuydu:

*

“Sayın Cumhurbaşkanı’na 10 kere, 12 kere oy vermiş bir halk var ortada. 2002’de oy vermiş, 2004’te oy vermiş, 2007’de oy vermiş... 2010’da oy vermiş. Referandumlarda oy vermiş. Kaç kere oy vermiş yani... Şimdi halkın bu kadar oy verdiği insana, sen sert bir yaklaşım içinde bulunursan... Adam senin yüzüne bakmaz.”

*

Yani demek istiyor ki İlhan Kesici...

“Biz CHP olarak yeni bir Recep Tayyip Erdoğan politikası, dili ve üslubu geliştirmeliyiz.”

*

Kesinlikle katılıyorum. Kesinlikle doğru bir yaklaşım bu.

*

CHP’nin artık iyiden iyiye oturmuş, belirginleşmiş ve klasikleşmiş tavrı şudur:

Tayyip Erdoğan’a en ağır bir şekilde yükleniyorlar da yükleniyorlar.

*

Sonuç?

Sonuçta şu iki şey oluyor:

- BİR: Çok keskin Erdoğan muhaliflerinin yürekleri soğuyor.

- İKİ: Ama partinin oyu bir gıdım yükselmiyor.

*

Ortada defalarca test edilmiş, sonuçları görülmüş, denenmiş bir tavır var.

Denenmiş, olmamış. Denenmiş, olmamış. Denenmiş, olmamış. Denenmiş, olmamış. Denenmiş, olmamış. Denenmiş, olmamış. Olmamış da olmamış yani.

*

Ne yapılır böyle bir durumda?

“Denedik, olmadı” diyerek...

Yeni bir şey denemeye kalkışılmaz mı?

*

Kaç kere söyledim, “Yeni bir şey deneyin” diye...

Beni dinlemediler.
Bari İlhan Kesici’yi dinleseler.


BEN SİLEMİYORUM YA SİZ?

İRFAN Çiftçi’yi kaybettik.

En son Bakü’de buluşmuştuk. Müstesna bir şahsiyetti... Gelenekleri önemserdi ama moderndi, aidiyeti vardı ama eleştireldi, dertliydi ama gülmesini de bilirdi, içe kapanırdı ama dışa açılmayı da ihmal etmezdi.

Senin şerh yazan ellerin dert görmesin sayın hâkim

Velhasıl iyi bildiklerimizdendi.

Allah rahmet eylesin.

*

İrfan Çiftçi’yi genç yaşta ve ansızın kaybettiğimizi öğrenir öğrenmez...

Telefonumdaki mesajlaşmalarımıza şöyle bir baktım.

Bir iç sıkıntısı, bir hüzün, bir boşluk duygusu, bir şaşkınlık kapladı her yanımı.

*

Sonra bu yüzyılın ortaya çıkardığı bir sorunsalı kafaya taktım.

Telefonumuzda kayıtlı isimleri kaybettiğimizde ne yapacağımız sorunsalını...

Ben numarayı da ismi de mesajlaşmaları da asla silmiyorum, silemiyorum.

Silmeyince tamamen kaybetmemiş gibi olacağımı düşünüyorum galiba.

*

Çok merak ettim:

Siz ne yapıyorsunuz? Siz de benim gibi silemiyor musunuz?


EKSİK OLMAYIN SABAHAT HANIM

SABAHAT Akkiraz’dan türküler, deyişler, semahlar dinlemeyi çok severim. Daha önce de yazmıştım: Pir Sultan’dan “Tevhid”i öyle bir söyler ki... Dalar gidersiniz semalara.

*

Bu arada Sabahat Akkiraz’ın insanlığını da çok severim.

Senin şerh yazan ellerin dert görmesin sayın hâkim

*

Kimilerinin Sivas Katliamı’nı, kimilerinin de Başbağlar Katliamı’nı öne çıkarmaya çalıştığı şu süreçte... Her iki katliam karşısında aynı tavrı koymuş bir sanatçımızdır Sabahat Akkiraz...

*

Başbağlar için yazdığı son mesaj, aynen şöyle:

*

“Benim dünyamda acının dili, dini, mezhebi, rengi yoktur: Başbağlar Katliamı büyük bir acıdır. Bu katliamı yapanları lanetliyor ve asla unutmayacağımızı bir kez daha tekrarlıyorum.”

*

İyi ki varsınız. Eksik olmayın Sabahat Hanım.


TEMEL ÖZELLİKLERİYLE HİÇ SEVMEDİĞİM FİLMLER

- Birden fazla süper kahramanı barındıran filmler.

*

- Mesajı en sona “özenle” saklayan filmler.

*

- Aksiyonda ölçüyü kaçırıp sürekli vurdu kırdı ile ilerleyen filmler.

*

- “Ne anlatıyor bu?” diye insana kök söktüren filmler.

*

- Sadece deve dişi gibi oyunculara yaslanıp başka numarası olmayan filmler.

*

- Büyü, sihir, telepati falan... Bu tür şeylere yaslanan filmler. (“Hayalet” filmi hariç.)

*

- “Evde rehin alınan kişiler” temasına abanan filmler.

*

- Kısıtlı bütçeyle sel, deprem gibi büyük felaketleri anlatmaya soyunan filmler.

*

- Alkolik, sorunlu, huysuz, geçimsiz polislerin anlatıldığı filmler.

*

- Doğaüstü yaratıklar üzerinden korkutmaya çalışan filmler.

X