GeriAhmet HAKAN Salli âlâ Muhammed, Serok Tayyip Erdoğan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Salli âlâ Muhammed, Serok Tayyip Erdoğan

YASİN Aktay’ı eskiden beri takip ederim.

İslami kesim içinden çıkan parlak ve gelecek vaat eden bir akademisyendi.
Genç yaşta sosyoloji profesörü oldu.
İletişim’in yayınladığı bazı ansiklopedilere önemli maddeler yazdı.
“Türk Dininin Sosyolojik İmkânı” adlı bir kitap yazdı.
Birikim dergisinde “demir leblebi” yazıları yayınlanırdı.
Mesela “Pierre Bordieu ve bir Maxwell cini olarak okul” başlıklı makalesi vardı ki... Hakikaten müthişti.
Udi idi... Çok güzel şarkı söylerdi. Rindmeşrep bir arkadaşımızdı.


*


Gel zaman, git zaman... Yasin Aktay gündelik politikanın içine daldı.
AK Partili oldu.
“Genel başkan yardımcısı” oldu.
“Siirt adayı” oldu.


*


İşte bu Yasin Aktay, en son şöyle bir vakaya imza attı:
Siirt’te bir tören... Mikrofon Yasin Aktay’da....
Yasin Aktay bir türkü söylüyor.
Türküsünde Arapça ve Kürtçe sözlerle Tayyip Erdoğan’ı övüyor.
Söylediği her cümlenin ardından kadınların çoğunlukta olduğu topluluk, el çırparak “Salli âlâ Muhammed” diyor.
Önce Yasin Aktay, melodik şekilde “Serok Tayyip Erdoğan” diyor... Yani Kürtçe “Önder Tayyip Erdoğan” diyor...
Ardından kadınlar el çırparak “Salli âlâ Muhammed” diyor. Yani Hz. Peygamber için salâvat getiriyorlar, Hz. Peygamber’i selamlıyorlar.


*


Yasin Aktay’ın kısa hikâyesi şudur:
Bordieu üzerine makaleler dizmekten...
Tayyip Erdoğan’lı salâvatlar getirmeye giden bir yol.


*


Ve bu kısa hikâye, Türkiye İslamcılığının da hikâyesidir.
Süper ibretlik bir hikâye yani.

Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin


EY AK Partililer!
Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin.
Şu Yasin Aktay’ın yaptığını...


*


Mesela “Paralelciler”, Fethullah Gülen’e yapsaydı...
“Hocaefendimiz Hocaefendimiz/Salli âlâ Muhammed” diye el çırparak bir türkü tuttursalardı.
Ve bunun kaseti sizin elinize geçseydi...
Ne yapardınız?
En sekiz ay üstünde zıplamaz mıydınız?
Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin.


*


Mesela MHP’liler, Bahçeli’ye yapsaydı...
Bozkurtlar ve asenalar, “Türkmen Beyi... Türkmen Beyi... Salli âlâ Muhammed” diye el çırparak bir türkü tuttursalardı.
Ve bunun kaseti sizin elinize geçseydi...
Ne yapardınız?
Bu malzemeyi MHP’yi barajın altına indirene kadar kullanmaz mıydınız?
Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin.


*


Kemal Kılıçdaroğlu ile Selahattin Demirtaş örneğini vermeye bile gerek yok.
Bu iki ismin telaffuzunun ardından kazara “Salli âlâ Muhammed” cümlesi zikredilmiş olsa idi...
“Bunlar Peygamberimize hakaret ediyor, bunlar din düşmanı, bunlar salâvatla alay eden densizler” diye...
Ayaklanırdınız değil mi?
Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin.


*


Bırakın Kılıçdaroğlu’nu, Demirtaş’ı falan...
Milli İttifak var ya Milli İttifak.
Onlar merhum Erbakan’ın ya da merhum Yazıcıoğlu’nun ardından böyle bir şey yapsalardı...
Adamlara etmediğinizi bırakmazdınız.
Öyle değil mi?
Allah Billâh aşkına doğruyu söyleyin.

Davutoğlu kime ‘okuma özürlü’ dedi


CÜNEYT Özdemir, Başbakanlığı zamanında Tayyip Erdoğan’a “Kitap okumaya vakit bulabiliyor musunuz” diye sormuştu.
Erdoğan’ın bu soruya cevabı şöyle olmuştu:
“Okumaya vakit bulamıyorum. Arkadaşlarım kitap özetlerini getiriyor.”


*


Cüneyt, bu kez CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “Şu sıralar hangi kitabı okuyorsunuz” diye sordu.
Kemal Kılıçdaroğlu, bu soruya şöyle cevap verdi:
“Piketty’nin Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital kitabını okuyorum. Çok kalın bir kitap, tamamını değil ama çok önemli yerleri, arkadaşların işaretlediği çok önemli yerlere bakıyorum.”


*


Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun bu cevabının üzerine hemen atladı.
Meydanlarda şöyle dedi:
“Kemal Kılıçdaroğlu kitap okumuyormuş. Bu Kılıçdaroğlu okuma özürlü. Özetten kitap anlaşılır mı?”


*


Davutoğlu meydanlarda “Okuma özürlü, özetten kitap anlaşılır mı?” diye haykırmayı sürdürüyor.


*


Başbakan Davutoğlu’nun danışmanlarına sesleniyorum:
Lütfen danışmanlığınızın hakkını verin.
Davutoğlu’nu uyarın.
“Sayın Cumhurbaşkanımız da kitap özeti okuyor” deyin.
“Okuma özürlü” ifadesinin Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine alınabileceğini söyleyin.
Ve derhal Kılıçdaroğlu’nun başka bir özrünü bulun.
Yoksa... Bir gazap geliyor ki... Kimse önünde duramaz.


Altından tuvaleti Vali evine mi götürecek?


ŞİMDİ Hatay’da valilik yapan Ercan Topaca...
Kocaeli Valisi iken...
Kendisine “altın kaplamalı makam tuvaleti” yaptırmış.
İddia bu, ki kendisi dün yalanladı.


*


Yine de, bu iddiayı dile getirenleri ayıplıyorum.
Ve kendilerine şunları söylüyorum:
Vali Bey o altın kaplamalı tuvaleti, evine mi götürecek kardeşim? Nitekim götürmemiş, yeni Vali’ye bırakmış.
Devletin itibarını temsil için altın kaplamalı tuvalet yaptırmak, sizi niye rahatsız ediyor kardeşim?
Devletin genel bütçesi içinde altın kaplamalı tuvaletin fındık parası kadar bile bir anlamı yok, bunu bilmiyor musunuz?

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku