Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

Akşam saatleriydi.

Telefonum çaldı.

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

Sedat Ergin, heyecanlı bir ses tonuyla şunları anlattı:

*

“Çok alakasız bir yerden öğrendim. Nur Vergin vefat etmiş. Kimsesi yokmuş. Cenazesi iki gün evde kalmış. Çilingir marifetiyle evinin kapısı açılmış. Polis iki gündür yana yakıla Nur Vergin’in bir yakınını arıyor, bulamıyormuş. Cenaze ortada kalmış.”

*

Haberi aldığım anda şoke oldum.

*

O Nur Vergin ki...

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

90’ların görüşlerine en çok başvurulan siyasetbilimcilerinin başında gelirdi.

Entelektüel formasyonuyla her zaman öncü fikirleri seslendirirdi.

“Paneller devri”nin vazgeçilmez isimlerindendi.

Laiklik tartışmalarının en önemli aktörlerindendi.

Sayısız talebe yetiştirmişti.

Akademinin en popüler, en parlak, en ilginç hocalarındandı.

*

Aldığım haber üzerine şu üç şeyi yaptım:

*

BİR: Nur Vergin’e yakın olabilecek tüm arkadaşlarımı aradım.

*

İKİ: Konuyla ilgilenebilecek yetkilileri haberdar ettim.

*

ÜÇ: Hürriyet İstihbarat’ın olayı haberleştirmesini istedim.

*

Gece yarısına doğru yeni bir haber aldım.

Mesele halledilmiş.

Nur Hanım’ın bir yeğeni varmış, o bulunmuş ve cenazenin ortada kalması sorunu hallolmuş.

*

Ve ertesi gün...

Çok ama çok şaşırdığım bir gelişme yaşandı.

*

Olay şuydu:

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nur Vergin’in cenaze törenine katılıyor ve törende ayrıca Nur Vergin’le ilgili enteresan tespitlerle dolu bir konuşma yapıyordu.

*

Anlattığım tüm bu hikâye...

Yaklaşık 12 saat içinde gerçekleşti.

*

Sahipsiz kaldığı için kaldırılamayan bir cenazeden...

Ülkenin Cumhurbaşkanı’nın katıldığı bir törenle kaldırılan cenazeye...

*

Hayatın ilginç olduğunu biliyorduk.

Meğer ölüm de ilginçmiş.

SOĞUKLA BAŞ ETMENİN EN ETKİLİ YOLU

KING Putin’in...

Eksi 20 derecede buz gibi soğuk suya girdiğini gösteren fotoğrafına bakın, bakın, bakın...

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

Artık eskisi kadar üşümediğinizi hemen fark etmeniz mümkün olacaktır.

BİRİYLE YAKINLAŞMADAN ÖNCE ŞU 10 ADIMI ATIN

ADIM BİR: “Aynen” kelimesi hakkında ne düşündüğünü sorun. “Çok sever, hep kullanırım” diyorsa kaçın.

*

ADIM İKİ: “Dünyayı beş aile yönetiyor abi” deyin... Azıcık bile duraksamadan “Aynen abi” diyorsa hemen vınlayın.

*

ADIM ÜÇ: Hafifçe eleştirin. Dayanamıyor, çıldırıyor, hemen savunmaya geçiyor, yani burnundan kıl aldırmıyorsa... Anında uzayın.

*

ADIM DÖRT: Ayrı yazılması gereken de’leri bitişik yazıyor ve bu konuya odaklanmayı lüzumsuz buluyorsa... Arkaya bile bakmayın.

*

ADIM BEŞ: Hiçbir zaman “Beni ikna ettin” demiyorsa... Asla “Olaya hiç bu açıdan bakmamıştım” demiyorsa... İlişkiyi kesin.

*

ADIM ALTI: Sinirlenince... Azıcık afili bir makam elde edince... Parayı bulunca... Tutumunu gözleyin... Çığırından çıkıyorsa... Kaç, kaç, kaç!

*

ADIM YEDİ: Hayvanlara olan yaklaşımlarında ciddi bir şefkat ve merhamet sorunu yaşıyorsa... Hiç durmayın.

*

ADIM SEKİZ: Astlarına ve kendinden güçsüz olanlara babalanırken, üstlerine ve kendinden güçlü olanlara yaltaklanıyorsa... Saniye durmayın.

*

ADIM DOKUZ: Garsonlara karşı kaba, senli benli, emir verici, azarlayıcı bir tutum alıyorsa... “Hadi bana eyvallah” deyin.

*

ADIM ON: Sürekli hesabı kilitlemek peşindeyse... Eli cebine hiç gitmiyorsa... Pintilik tek şiarıysa... Uza, uza, uza!

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

TRUMP’A VEDA

Abuk sabuk konuşuyordu ama... Küresel bir eğlenceydi bizim için.

*

Küstah ve patavatsızdı ama... Elitleri çıldırtması şahane oluyordu.

*

Cahil ve özgüvenliydi ama... Kurulu düzeni delik deşik etmesi hiç fena değildi.

*

Öngörülemezdi ama... Bizimle iyi bir ilişki kurması işimize geliyordu.

*

Biraz faşistliği vardı ama... ABD’ye çektirmesi yüreğimizi soğutuyordu.

AÇIK TEŞEKKÜR

SAYIN Sabahat Akkiraz...

Sayın Haluk Levent...

Sayın Ender Balkır...

Sayın Hüseyin Turan...

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

İbo Show’a katılarak...

Kendi mahallenizden gelebilecek “Sen nasıl iktidar destekçisi İbrahim Tatlıses’in programına katılırsın” tarzı tepkileri göze alarak...

Türkiye’nin iki ayrı kampa ayrılması fikrine çok esaslı bir darbe indirdiniz.

Dördünüze de...

Candan teşekkürler.

Ne mutlu size!

Ayrışmak kolay...

Birleşmek zordur.

Siz zor olanı başardınız.

 

X

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Diyarbakır Anneleri...

Çok önemli, çok kutlu, çok ciddi, çok yeni, çok esaslı, çok cesur bir girişimde bulundular, bulunuyorlar.

*

Dağa götürülen evlatları için yılların sessizliğini bozuyorlar.

Ve evlatlarını PKK’dan istiyorlar.

İnatla, ısrarla, sabırla, yılmayarak, usanmayarak...*

Dün bu ciddiyeti, bu saygınlığı, bu cesur girişimi bozan bir olay yaşandı.

*

Uzun zamandan beri Kılıçdaroğlu’nun aleyhinde çeşitli çıkışlar yapmasıyla tanınan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi

Yazının Devamını Oku

Etikçibaşı beni fena yakalamış

Bir etikçibaşı var.

Hadi adını da söyleyeyim: Faruk Bildirici.

*

Kendi kendine “medya ombudsmanı” diye bir unvan veren bu adamın işi gücü açık kovalamak.



Alıyor eline gazeteyi, tek kaşını kaldırıyor ve başlıyor kendince hatalar aramaya.

Yazının Devamını Oku

Parti kongrelerinde çekilen halaylar

Yasaklar nedeniyle bunalmış vatandaşı öfkelendiriyor.

İşyerlerini açamayan esnafı çileden çıkarıyor.

*

Muhalefetin eline muazzam bir koz veriyor.

*

Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını etkisiz hale getiriyor.

*

Kapanmaya yönelik öfkeyi çoğaltıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Beş maddede özet: Berat Albayrak olayı

*

MADDE BİR

BERAT ALBAYRAK DAMAT OLMASAYDI

Elimizi vicdanımıza koyup da söyleyelim: Berat Albayrak, “damat” olmasaydı... AK Parti iktidarında bugüne kadar geldiği yerlere gelemez miydi? Kimsenin adını bile bilmediği 35 yaşındaki Ali Babacan’ı “camianın yetişmiş bir genci” olarak ekonomiden sorumlu bakanlığa getiren Tayyip Erdoğan, 70’lerden beri yoldaşı olan Sadık Albayrak’ın yetişmiş oğlu Berat Albayrak’a benzer bir sorumluluğu vermez miydi?

MADDE İKİ

AVANTAJI MIYDI? DEZAVANTAJI MIYDI?

Damat olmak, Berat Albayrak’ın siyasetteki en büyük avantajı değildi. Tam tersine, en büyük dezavantajıydı. Damat olmasaydı... Bu kadar dikkat çekmeyecekti, bu denli üzerine gidilmeyecekti, bu şekilde paratoner durumuna düşmeyecekti, “yumuşak karın” muamelesi görmeyecekti, siyasal pozisyonu yerli yerine oturmuş olacaktı, daha adil bir tartışmanın konusu olacaktı, daha insaflı yaklaşımların öznesi olacaktı.

MADDE ÜÇ

Yazının Devamını Oku

Her siyasi tartışmanın değişmez argümanları

Haftada iki kez Tarafsız Bölge programını yapıyorum.

Ve haftada iki defa, onlarca kez şu argümanlara maruz kalıyorum:

*

Siz Öcalan’dan mektup getirip okuttunuz.

*

CHP, HDP ile iş tutuyor.

*

Osman Öcalan’ı TRT’ye kim çıkardı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir durun artık Sayın Bilim Kurulu üyeleri

Sayın Bilim Kurulu üyeleri...

Şu pandemi denilen belalı sürecin en başından beri...

Çok büyük hizmetler verdiniz. Önemli uyarılarda bulundunuz. Önemli kararlar aldınız. Çok önemli işler yaptınız.

*

Ama artık biraz durma zamanı Sayın Bilim Kurulu üyeleri.*

- Durun! Çünkü millet... Bazı ortamlardaki olağanüstü mesafesizlikleri gördükçe... Sizin ağzınızdan “maske-mesafe” tekerlemesini duymak bile istemiyor.

*

-

Yazının Devamını Oku

Dışlarsan PKK’ya çalışmış olursun

HDP’ye oy vermiş vatandaşlarımızı...

Kazanmaya çalışmak yerine...

- Ötelersen...

- Dışlarsan...

- İtersen...

- Mahkûm edersen...

- Yargılarsan...

- PKK’dan ayırmazsan...

- Yaftalarsan...

Yazının Devamını Oku

Yeter artık! Bitsin şu PKK denilen bela

PKK denilen örgüt, 40 yıldır gündemde.

Bu 40 yıl süresince...

Yapılmayan kalmadı.

*

- Üzerine gidildi... Aman verilmedi... Sınır ötesi operasyonlar yapıldı...

*

- Siyasi kolunun partileri kapatıldı...

*

- Askeri yöntemlere ağırlık verildi... Köyler boşaltıldı...

Yazının Devamını Oku

Özetleme kardeşim yazımı

T24 diye bir site var.

Güya ahlak abidesi... Güya tarafsız... Güya dürüst... Güya saptırma yapmıyor... Güya aşağılık işlerden uzak...

*

Peki ya gerçek? Tam tersi.

Tek farkları şu: Ahlaksızlığı birazcık daha sofistike biçimde yapıyorlar.

*

Dün uzun, upuzun bir yazı yazdım, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı Gara harekâtı konulu konuşmayı analiz eden.

*

Dedim ki:

Yazının Devamını Oku

İki tarafın fanatikleri için değil... Sessiz çoğunluk için yazılmış bir yazı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, CHP ve İYİ Parti liderlerini ziyaret edip Gara konusunda bilgilendirdiler.

Çok hoşuma gitti bu ziyaret ve bu bilgilendirme.

Muhalefet dışlanmadı diye...

Demokratik bir tutum sergilendi diye...

Yıllardır yapılmayan yapıldı diye...

Kutuplaşma belası bir nebze olsun dinecek diye...

Memnun oldum.

Fakat ne oldu?

Yazının Devamını Oku

13 şehidin katili kim?

Kimdir 13 şehidin sorumlusu?

Katil kimdir?

*

Tabii ki tetiği çeken alçaktır.

Tabii ki tetiği çeken alçağa emri veren alçaktır.

Tabii ki “vur” emri verenin bağlı olduğu örgüttür.

Tabii ki örgütün uzantılarıdır.

Tabii ki örgütün iplerini elinde tutan güçlerdir.

*

Yazının Devamını Oku

PKK ile mesafe yok! Katliamla da yok!

Her PKK katliamında...

Gözler kısılıp HDP’ye bakılıyor.

*

- “Ne diyecekler acaba?” diye...

*

- “Katliama yönelik şöyle okkalı bir kınama yapacaklar mı?” diye...

*

- “Acaba yine bir gerekçe bulacaklar mı?” diye...

*

Yazının Devamını Oku

Bir alçaklık destanı: Rehine katletmek

PKK denilen örgüt, bu zamana kadar...

- Bebek katletmiştir.

- Öğretmen katletmiştir.

- Köylü katletmiştir.

- İzne giden askerleri katletmiştir.

- İşçi katletmiştir.

- Bombayla vatandaş katletmiştir.

*

İşte en son...

Yazının Devamını Oku

Laikliğe en çok dindarlar sahip çıkmalıdır

Laiklik denilince bazı kesimlerde oluşan alerjinin tek bir nedeni var:

Yakın zamanlara kadar bu memlekette...

Laikliğin, neredeyse din düşmanlığı gibi algılanıp uygulanması...

*

Laiklik, böyle algılanıp uygulandı diye doğru dürüst uygulanmasından vazgeçilemez.

*

Çünkü doğru dürüst uygulanırsa laiklik...

- Tek bir din anlayışının topluma dayatılmasının önüne geçer.

- Dini değişik biçimlerde anlama ve yorumlama özgürlüğüne fırsat verir.

Yazının Devamını Oku

Kumpasta Zekeriya’yla maklubede Ariana’yla

Enes Kanter, gerçekten çok uyanık bir tip.

Ne zaman kiminle ne yapacağını çok iyi biliyor.

Kumpas zamanı...

Zekeriya ile vakit geçirip poz veriyor.

*

Maklube zamanı ise...

Rockefeller’ın torunu Ariana’yla poz veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Muharrem İnce’den Faik Öztrak’a ‘saray ağzı’ yanıtı

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Muharrem İnce’yi “Saray ağzıyla konuşuyor” diye eleştirmişti.

 

Öztrak’ın bu eleştirisine, çok sert bir cevap verdi Muharrem İnce.

Dedikleri şunlar:



*

Yazının Devamını Oku

Bu adamın ilahiyat dekanı olması utanç vericidir

Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç, geçen gün şöyle bir tweet attı:

“Boğaziçili misiniz, Boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem. Aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Biz abdest alır dışarı çıkmayız. Bizim zaten abdestimiz var. Bilin istedik de... Şöyle söyleyeyim. Siz hani bir ayı geçti eylem yapıyorsunuz ya. Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.”

Bu nedir Allah aşkına?

*

Boğaziçi gerilimi bitmesin diye mi yapılıyor bu tür provokasyonlar?

*

Bir ilahiyat dekanına yakışıyor mu böyle bir tehdit dili?

*

Yazının Devamını Oku

İskilipli Atıf için şu ikisini birden söylemek mümkün

Bir İskilipli Atıf Hoca tartışması başladı.

Bir taraf İskilipli’yi göklere çıkarıyor.

Bir taraf ise yerin dibine batırıyor.

*

Oysa İskilipli Atıf hakkında...


Yazının Devamını Oku

Galiba ilk kez uzaya bir Türk astronot gönderilecek

Sosyal medyada çok iyi hazırlanmış, kısa ve vurucu bir klip gördüm:

 

Türkiye Uzay Ajansı’nın hazırladığı bu klip, Atatürk’ün ünlü “İstikbal Göklerdedir” sözüyle birlikte sunuluyordu.

*

Klip şundan ibaretti:



Yazının Devamını Oku