GeriAhmet HAKAN Organize dangalaklık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Organize dangalaklık

Biz her gün...

“Virüs dünyayı değiştiriyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ezberler bozulacak. Dayanışma artacak. Eski tür siyasi çekişmeler anlamsız kalacak. Yeni bir siyaset dili devreye girecek” falan derken...

İstanbul’un orta yerinden bir iddia yükseldi.

Çok tuhaf bir iddia...

*

İddia şu:

*

Güya sayıları 40-50 civarında olan bir grup “AK trol”... Örgütlenmişler, pazar günü sabahın altısında bir durakta buluşmuşlar ve gelen ilk belediye otobüsüne doluşmuşlar.

Organize dangalaklık


Amaçları şuymuş:

“Otobüsler tıklım tıklım, Ekrem İmamoğlu durumu idare edemiyor” algısı yaratmak.

*

Dün gün boyu bu iddia tartışıldı.

- Bir taraf şoförleri konuşturarak “organize kötülük” diye bas bas bağırdı.

- Öbür taraf “Görüntüleri yayınla, yalan söylüyorsun” diye bas bas bağırdı.

Her kafadan ayrı ses çıktı.

*

Eğer ortaya atılan bu iddia doğruysa...

İki şey söyleyeceğim:

*

- BİR: Virüse yakalanmayı ve virüsü bulaştırmayı göze alarak böyle bir organizasyon yapmak... “Organize kötülük” değil, tam anlamıyla “organize dangalaklıktır”. Öyle bir dangalaklıktır ki “Herkes evlerine kapanmışken pazar günü sabahın köründe nereye gidiyor bunlar?” sorusunun akıllara gelebileceğini bile hesaba katmamıştır. Öyle bir dangalaklıktır ki pazar günü sabahın köründe bu kadar insanın işine gücüne gidiyor olmasının, İmamoğlu yönetimindeki belediyeden ziyade AK Parti hükümetini zor durumda bırakacağını hesaba katmamıştır. İnanılır gibi değildir yani. Benim aklım almıyor en azından.

*

- İKİ: Organize dangalaklığın diğer tarafında ise belediyenin otobüslerden sorumlu birimi bulunmaktadır. 40-50 kişi aynı anda senin sorumlu olduğun otobüslere biniyorsa... Bu durumda otobüs şoförlerinin ne yapacağı belli değil midir? Otobüsün kenara çekilip ilgili mercilerin aranması gerekmiyor mu? Ya da başka bir şeyin yapılması? Ne yani? Herhangi bir kural belirlenmedi mi böyle durumlar için? Sınırlamalara uyulmadığında şoförün ne yapması gerektiği belli değil mi? İnsan hayatı söz konusu, insan hayatı! Organize ya da değil... Otobüslerde meydana gelebilecek herhangi bir yığılma karşısında aciz mi kalınacak?

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Hiç ama hiç merak etmeyin:

Bu virüs var ya bu virüs...

Bu türden tartışmaların tümünü söküp atacak dünyamızdan. Ezip geçecek bu tür fasaryaları... Her şey bittiğinde bu tür dangalaklıklar da bitecek.


TÜM İLİŞKİNİZİ KESİN

ŞU zor zamanlarda...

- Dostluk rüzgârları estirmeyenlerle...

- Küçük siyasi hesaplarla hareket edenlerle...

- Dayanışma bayrağını en tepeye dikmeyenlerle...

- Sürekli fitne fesat çıkaranlarla...

- İyilik hareketinin askeri olmayanlarla...

- Kışkırtıcılığı meslek edinenlerle...

- Hep birlikte mücadele çağrısı yapmayanlarla...

- Sallama bilgilerle sürekli ortalığı karıştıranlarla...

- Her daim ayrılık gayrılık üzerinden yürüyenlerle...

- Bir şeyler yapmak yerine hep bik bik ötenlerle...

TÜM İLİŞKİNİZİ KESİN.

*

Bunun ruh sağlığınıza çok çok iyi geleceğine bahse girerim.



MANSUR YAVAŞ

Organize dangalaklık


BANA daha yapıcıymış gibi geliyor. Bana daha sonuç odaklı gibi geliyor. Bana daha bir işe yaramaya çalışıyormuş gibi geliyor. Bana daha çok yüreğinde hissediyor gibi geliyor. Bana daha işin ucundan tutuyormuş gibi geliyor. Bana daha dayanışmacı gibi geliyor. Bana daha iyilik peşinde koşuyormuş gibi geliyor. Bana daha az şovcuymuş gibi geliyor.



44 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ GÜN CHP’NİN YAPTIĞI ŞEY

MEHMET Kesimoğlu, CHP aday göstermeyince Kırklareli’nde bağımsız aday olmuş ve seçimi kazanmıştı.

CHP Genel Merkezi, Kesimoğlu’nun yanında yer alan, mitinglerine katılan bütün CHP’lileri disiplin kuruluna sevk etmişti.

Organize dangalaklık

Kararlar çıkmış. İhraç edilenler var, kınama alanlar var, hiç ceza almayanlar var.

*

Ama işin en ilginç yanı şu:

Bu kararlar, ilgililere 24 Mart tarihinde postayla bildirilmiş.

24 Mart... Yani Türkiye’de virüsten 44 kişinin öldüğü, 1872 kişiye korona tanısının konduğu gün...

*

Millet can derdindeyken... Herkese “Evde kal” çağrısı yapılırken... Kimsenin gözü korona dışında bir şey görmezken...

CHP Genel Merkezi’ndekiler, Kırklareli’ne pullu zarflı postalar gönderip “İhraç edildin, ceza aldın, kınandın” falan diye karar bildirmişler.

*

Ne kararları postalanmaya hazır hale getiren... Ne postalanmasını isteyen... Ve ne de postaneye gidip postalayan...

“Yahu ne yapıyoruz biz, sırası mı şimdi bunun” dememiş.

*

Nasıl hikâye ama? İyi değil mi?


APARTMAN GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR UYARI

MARKETLERE sürekli apartman görevlilerini yollayanlar!

Vazgeçin bundan.

Apartman görevlileri de can taşıyorlar.

Kendinizi sakınıp onları ateşe atmanız hiç insani bir tutum değil.


ÖRNEK MARKET UYGULAMASI

BİZİM evin oradaki markette şöyle bir uygulama vardı: İçeriye sadece beş müşteri alıyorlardı.

Müşteri çıktıkça kapıda bekleyenlerin içeriye girmesine izin veriyorlardı.

*

Şahane bir uygulama!

Umarım bütün marketlerde bu uygulama geçerlidir.


NOT DEFTERİMDEN

Organize dangalaklık


- “Houseparty” diye bir aplikasyon var. Gireyim dedim. Hay girmez olaydım!

*

- Spordaki nefret, hiçbir nefrete benzemiyor. Fatih Terim’e yapılanlara bakınca bir kez daha anladım bunu.

Organize dangalaklık

*

- Hafta sonu yüzde 90’ın üzerinde kurallara uymuş Türkiye... Sokağa çıkma yasağı olmadan olacak bu iş galiba. Ha gayret Türkiye!

*

- Evde çalışmanın en kötü tarafı: Mesai bitmiyor!

*

- Hastalık emaresi olarak ne anlatılırsa... O emarenin kendimde ortaya çıktığını düşünüyorum. OMG!

*

- Biri Mustafa Taviloğlu’nun elinden telefonunu almalı diye düşünüyorum... Bütün enerjisini telefona yüklemiş durumda.

*

- “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsünü en iyi hangi sanatçı söylüyor acaba? 

X

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku

Danimarka çok medeni ülke şekerim

Hop şöyle cümleler yükselir sağımızdan, solumuzdan:

 

- Norveç çok medeni ülke şekerim... Başbakan’a ceza kesiliyor.

*

- Danimarka acayip modern bir ülke şekerim... Başbakanı cam siliyor.

*

- İsviçre çok uygar şekerim. Cumhurbaşkanı bisikletle işe gidiyor.

*

Hep özeniriz, hep gıpta ederiz bu ülkelere.

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku